Haber Detayı

Çiftçinin Borcu 1,15 Trilyon: Gıda Krizini Krediyle Çözmek Mümkün mü?
Mete yolaş gercekgundem.com
26/03/2026 06:00 (2 saat önce)

Çiftçinin Borcu 1,15 Trilyon: Gıda Krizini Krediyle Çözmek Mümkün mü?

Özgür Özel, dün CHP'nin grup toplantısında kapımıza dayanmış bir gerçeği yüksek sesle söyledi. Türkiye bir gıda kriziyle yüz yüze. Bu krizi doğa ya da kader üretmedi. AKP iktidarının yıllardır sürdürdüğü gıda politikaları üretti.

Türkiye tarlada kullandığı gübrenin yüzde 90'ını dışarıdan alıyor.

Gübre ithalatına her yıl 2,4 milyar dolar ödüyoruz.

Azotlu gübrenin yüzde 80'inden fazlası ithal.

Üre dediğimiz temel gübre hammaddesinin yüzde 44'ü İran'dan, yüzde 24'ü Mısır'dan, yüzde 13'ü Rusya'dan geliyor.

Yani toprağımıza atacağımız gübre bile başka ülkelerin insafında.

İran-ABD-İsrail çatışması kızışırsa, gübre tedariğimiz doğrudan vuruluyor.Rusya-Ukrayna Savaşı zaten tahıl, yağlı tohum ve gübre tedariğimizi bozdu.

Döviz kuru dalgalanmaları bu etkiyi katladı.

Savaşla birlikte Rusya'nın tarımsal ithalatımızdaki payı yüzde 14,9'a yükseldi.

Sonuç şu: AKP iktidarı ülkenin gıda güvenliğini birkaç ülkenin kapısına bağladı.Buğdaya bakalım. 2023-2024'te hava koşulları uygun geldi, 21 milyon ton buğday ürettik.

TMO 11 milyon tonun üzerinde buğday ve arpa satın aldı.

Ama bu buğday nerede depolanıyor?

TMO'nun kendi depoları yetmediği için özel sermayenin işlettiği lisanslı depolara kiralanıyor.

Bu depolarda saklanan buğdayın 22 bin tonu çalındı.

Çiftçinin alın teriyle ürettiği buğday, kamusal denetim boşluğundan süzülüp gitti.Gelelim 2025-2026 dönemine.

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da Ekim-Şubat arası yağışlar yüzde 50'nin altına düştü.

Buğday üretiminin 17 milyon tona gerilemesi bekleniyor.

Oysa Türkiye her yıl 19,4 milyon ton buğday tüketiyor.

Fark kapanmıyor, ithalat ihtiyacı iki katına çıkıyor.

Bunu ödeyen kim?

Sofrasındaki ekmeğin fiyatı artan yurttaş.Çiftçinin yaşadığına yakından bakalım.

Tarımsal girdi fiyatları —yani tohum, gübre, mazot, ilaç— 2023'te yüzde 41, 2024'te yüzde 47,56, 2025'te yüzde 33,15 arttı.

Ekonomi yüzde 3,6 büyürken tarım yüzde 8,8 küçüldü.

Çiftçi üretim maliyetini karşılayamıyor.

Ekim alanını daraltıyor.

Arz düşüyor.

Ama market rafındaki fiyat yine artıyor.Motorin 2010'da litrede 3 liraydı, 2025'te 53 liranın üzerine çıktı.

Bugün 70-80 lira arasında geziniyor.

Traktörüne mazot dolduramayan çiftçiden bol ve ucuz gıda beklemek, en hafif ifadeyle akıl tutulması.Gıda Krizi Kredi ve Destekle Çözülebilir mi?AKP iktidarı çiftçiye verdiği desteği de yıl yıl eritti.

Üretici desteği 2002'de yüzde 25 seviyesindeydi, 2024'te yüzde 9'a düştü. 2025'ten itibaren mazot ve gübre destekleri kaldırıldı; 17 temel ürüne verilen fark ödemeleri silindi.

Yerine ne geldi?

Dekar başına 244 lira temel destek.

Bu parayla bir dekar tarlada gübre bile alınamaz.Çiftçi zorunlu olarak kredi çekti.

Bugün çiftçilerin toplam banka borcu 1,15 trilyon lira.

Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi.Özgür Özel'in gıda krizini dile getirmesi değerli.

Ama burada bir uyarıda bulunmak istiyorum.

Kredi ve destek ödemeleri bu krizi çözmez.

Çiftçi birkaç hafta rahatlar, sonra daha büyük bir borç batağında kendini bulur.

Kriz hafiflemez, derinleşir.

Kredi ve destek odaklı politikalar yapısal hiçbir soruna dokunmaz.

Borç sarmalını büyütür, çiftçiyi bankaya mahkum eder.

Halkı pahalı gıdayla baş başa bırakır.Yapısal sorunlara bakmadan bu krizi anlamak mümkün değil.

Tarım arazileri miras yoluyla parçalanıyor ya da miras anlaşmazlığıyla atıl kalıyor.

Kırsal nüfus eriyor.

Köylerden şehirlere göç durmadı.

Tarlada kalan çiftçi yaşlanıyor, genç nesil toprağa dönmüyor.

Verimlilik düşüyor.

Kamu kurumları yapısal olarak aşınmış durumda.

Bu koşullarda kredi vermek, çatlak bir kovaya su doldurmaya benzer.Türkiye'nin bir gıda bağımsızlığı çerçevesine ihtiyacı var.

Bu sadece çiftçinin sorunu değil.

Kentteki emekçinin, annenin, emeklinin, öğrencinin, köydeki yaşlı yurttaşın da sorunu.

Herkesin sofrasında hissedilen bir acı bu.

Kooperatifler özerkleştirilmeli, bakanlık yapısı değiştirilmeli, kamu iktisadi teşebbüsleri yeniden yapılandırılmalı.

Üreticiyle tüketici arasındaki aracı zincir kısaltılmalı.

Kısa gıda tedarik zincirleri kurulmalı.

Kamusal tedarik ve sosyal koruma programları, gıda ve tarım politikasıyla bütünleştirilmeli.Kredi ve destekle krizi geçiştirmeye çalışmak, yangına su bardağıyla koşmaktır.

Sorun yapısal.

Çözüm de yapısal olmalı.

İlgili Sitenin Haberleri