Haber Detayı

“Artık rakibimiz sadece Çin değil, Avrupa da var”
Sektör haberleri dunya.com
26/03/2026 00:00 (2 saat önce)

“Artık rakibimiz sadece Çin değil, Avrupa da var”

Büyük perakende markalarının alımlarını başta İtalya olmak üzere yurtdışına kaydırmaya başladığını söyleyen İSO Triko Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Turgay Akşahin, küresel markaların tedarik rotalarını değiştirdiği bir dönemde, Türk hazır giyim sektörünün hızlı termin avantajını kaybetmemesi gerektiğini vurguladı.

Nurdoğan A.

ERGÜNKatma değer ve kalite anlamında dünya sı­ralamasını zorlayan Türkiye triko sektörünün fi­yat rekabetinde sınıfta kaldı­ğını söyleyen İstanbul Sana­yi Odası (İSO) Triko Meslek Komitesi Başkan Yardımcı­sı Turgay Akşahin, büyük pe­rakende markalarının birer birer Türkiye’den çekilme­ye başladığını belirtti. “Tür­kiye’de üretim yaptıran bazı markalar yüzde 100 İtalya’ya kaydı.

Bazıları da Çin, Bangla­deş ve Kuzey Afrika’yı tercih etti” diyen Akşahin, “Bizim özelliğimiz kalmadı, fiyatları­mız Avrupa’nın önüne geçti” diye devam etti.Özellikle bu dönemde Türkiye’nin “hızlı termin” avantajını geri kazan­mak için harekete geçme çağ­rısı yapan Akşahin, sanayici­nin sektöre özel kur düzen­lemesi talep ettiğini belirtti.

Türkiye için sadece Uzak Do­ğu değil, Mısır, Cezayir ve Tu­nus gibi ülkelerin düşük iş­çilik maliyetleriyle ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgu­layan Akşahin, “Portekiz özel­likle çorap ve triko sanayinde Türk üreticisinin belini bü­ken bir rakip haline geldi.

Çin artık sadece ‘ucuz’ değil, aynı zamanda çok ‘kaliteli’ ve plan­lı bir üretim modeline geçti” uyarısını yaptı.“1 milyon adetten 200 bine düşen fabrika var”Azalan ihracatla birlikte üretim kapasitelerindeki dra­matik düşüşe dikkat çeken ve kendisi de bir üretici olan Akşahin, hazır giyim ve teks­til piyasasının halini şu söz­lerle özetledi: “Bir fabrikada 1 milyon adetleri gördüğümüz zamanlar oldu.

Şimdi 200- 300 binlere düştük.

Bir tesis­te ‘200 bin adedi yakalayabilir miyiz?’ diye bakıyoruz.

Mağa­za kiraları almış başını gitmiş. 1 milyon lira kira istenen yer­ler var.

Halkın alım gücü düş­müş, kredi kartları dolu.

Sana­yici üretim yapamaz hale gel­di.” Sektörde çoğu firmanın ya konkordato ilan ettiğini ya da üretimden çekildiğini anlatan Akşahin, “Örneğin iki yıl ön­ce Bitlis’te 250 makine alarak modern bir üretim tesisi ku­ran bir firmanın makineleri, bugün boşta yatıyor.

Bazıları da makinelerini satma yolunu arıyor” diye konuştu.“Euro 80 TL olmalı ki nefes alabilelim”Türkiye’de son üç yıldır uy­gulanan kur politikasının ih­racata zarar verdiğini söyle­yen Akşahin, döviz kurunun enflasyonun altında kalma­sının ihracatçıyı bitirdiğini söyledi.

Akşahin, “Şu an dolar 43, euro 52 lira civarında.

İh­racatçının nefes alması için euronun en az 80 lira olması lazım.

Bize ‘özel kur’ uygula­yın taleplerimizi bakanlıklara ilettik ama yol alamadık.

Yüz­de 3 kur desteği veriliyor ama neredeyse sabit bir kur poli­tikasının yanında bu destek de havada kalıyor.

Maliyetler her yıl yüzde 20-30 artarken kurun sabit kalması ihracatı durdurdu” diye konuştu.“Kazandığını betona yatırmayan kaybetti”Tekstil ve hazır giyim sek­törüne dönük özeleştiri de yapan Akşahin, 2005 yılında Çin’in piyasaya girişiyle yapı­lan uyarıları hatırlatarak, “O dönemde sektörden biri çıkıp ‘sakın kazandığınızı bu işe ya­tırmayın, makineleşmeyin, Türkiye’de bu iş inişe geçecek’ demişti.

O dönemde bir kısmı bu uyarıyı dinledi ve kazan­dığını inşaata, betona yatır­dı.

Asıl işine odaklananlar ise sermaye bulamadığı için bu­gün kaybeden oldu” diyerek serzenişte bulundu.“Markalaşma yerine kafamızı fasona soktuk”Türkiye’deki markalaşma sorununa da değinen Akşa­hin, üreticilerin fason üre­tim kıskacından kurtula­madığını belirtti.

Akşahin, “Markalaşmak için ayrı bir fon ayırmak gerekir.

Bizim üreticiler kafasını hep faso­na soktu, ‘aldık, ürettik, ver­dik’ mantığıyla gitti.

Sektör­de üretimi bilip markalaşan çok az örnek var.

Kimileri de kurumsallaşamadığı için marka kimliğini sürdüreme­di” tespitini paylaştı.“Gidici miyiz kalıcı mı 2026 belirleyici yıl olacak” Ekonomik maliyetler ve istihdam kaybı bu hızla devam ederse 2026 yılının bir kırılma noktası olacağını ifade eden Turgay Akşahin, şunları söyledi: “Yarın bir gün talep geri gelse bile, üretim altyapısı ve insan kaynağı dağıldığı için bu siparişlere cevap verecek bir sektör kalmayabilir.

Teşvikler ‘yamalı bohça’ gibi karmaşık ve bürokratik engellerle dolu.

Gerçek anlamda sürdürülebilir bir destek gerekiyor. ısır’a gidenler geri geliyor diyorlar ama hangi altyapıya gelecekler?

Kadro dağıldı bir kere.

Çin bugün bizim üzerimizdeki montun kralını yapıyor ve çok planlılar.

Eğer bu kan kaybı böyle devam ederse, 2026 yılında hazır giyim diye bir şey kalmayabilir.

Üretimden çıkıp bir marka bulmak ya da bu işi bırakmak artık tek seçenek gibi duruyor.”“Patronlar üretim müdürü oluyor”Bir yanda maliyet baskısıyla boğuşan hazır giyim sektöründe, nitelikli personel kaybı da devam ediyor.

Tasarımcıdan modeliste kadar yetişmiş kadroların sektörü terk ettiğini dile getiren Turgay Akşahin, “Kendi fabrikama baktığımda yaklaşık 2.5 yıldır üretim müdürlüğünü ben yapıyorum.

Nitelikli adam bulamıyoruz.

Gelenler kaliteyi ve zamanlamayı bozuyor. 3 bin metrekarelik fabrikada makine dairesinden konfeksiyona kadar her noktada bizzat nöbet tutuyorum.

Masada oturma dönemi bitti” dedi.

Fabrikalarda yönetici kadroların dağıldığını ve artık üretimin her aşamasında patronların devreye girdiğini söyleyen Akşahin, “Patronlar üretim müdürü oldu.

Çünkü üretimde çıkacak bir hatanın getireceği iadenin bedelini biz ödüyoruz” değerlendirmesini yaptı.“Kolektif çalışma kültürünü öğrenmeliyiz”Kolektif bir yapı oluşturarak farklı alanlardan üreticilerin ortak bir ihracat platformu kurabileceğini belirten Turgay Akşahin, “Triko, gömlek, ayakkabı, denim gibi farklı alanlardan 5-10 üretici kolektif bir şirket kurabilir mi diye hep düşünürüm.

Hem herkes kendi alanında üretime devam eder hem de risklere karşı güç birliği olur.

Karda da zararda da bir paylaşım olur.

Zaman içerisinde ortak sayısı artar, anonim şirkete dönüşür.

Hatta borsaya bile açılır ama önce kolektif çalışma kültürünü öğrenmemiz lazım” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri