Haber Detayı

Çandır: Üreticimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değil
şehir ekonomigazetesi.com
25/03/2026 11:09 (6 saat önce)

Çandır: Üreticimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değil

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ‘’Üreticimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değildir. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil ve somut adımlar atılmalıdır.’’ dedi.

FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonucu hammadde temininde zorluk yaşayan dünya ekonomisinin yanında özellikle gübre, mazot ve diğer girdi fiyatlarındaki şiddetli artışların, Türkiye’nin rekabet gücünü felç etme riski taşıdığı belirtildi.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, mart ayı meclis toplantısında dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri değerlendirdi.

Ortadoğu’daki savaşın bir an önce sona ermesi ve sorunların diplomasiyle çözülmesini istediklerini söyleyen Çandır, tırmanan gerilim ve çatışmaların etkisiyle savaşın, artık yalnızca siyasi ya da askeri bir mesele olmanın ötesine geçtiğine dikkat çekti.

Çandır, şunları kaydetti: ‘’Enerji piyasalarından ticaret hatlarına, gıda sistemlerinden tarımsal üretime kadar uzanan çok boyutlu bir olumsuz etki alanına sahiptir.

Coğrafi konumumuz gereği ülkemiz de bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir.

Tarım, turizm ve ticaret kenti Antalya’mız ise şiddeti hisseden şehirlerin başında gelmektedir.

Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler, sektörümüz açısından üç temel gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur.’’ Maliyetlerin savaşın da etkisiyle daha da arttığını vurgulayan Ali Çandır, şöyle konuştu: ‘’Birincisi maliyet gerçeğidir.

Enerji fiyatlarındaki artış; mazottan gübreye kadar tüm girdileri doğrudan yükseltmektedir.

Sektörümüz ve nitelikli girdi gerektiren örtüaltı üretim yapımız nedeniyle kentimiz bu artışlardan çok fazla etkilenmektedir. 2025 verilerine göre, Antalya 181 bin tonluk kimyevi gübre tüketimiyle Türkiye’de 8. sıradayız.

Fakat birim alanda en yoğun ve nitelikli gübre kullanan illerin başında geliyoruz.

Gübre başta olmak üzere mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki şiddetli artışlar, zayıflayan rekabet gücümüzü felç etme riski taşımaktadır.

Tarım, yalnızca bir sektör değildir; gıda güvenliğidir, ekonomik dayanıklılıktır, stratejik güçtür.

Dolayısıyla tarımsal faaliyetlerle ilgili değer zincirinin mutlaka korunması ve geliştirilmesi hayati bir önem taşımaktadır.

Bu kapsamda alınacak kararlar ve uygulamalar sektörümüzün dayanıklılığını artıracaktır.’’ Tarım Bakanlığı tarafından alınan önlemlerin yerinde bulduklarını aktaran Çandır, ‘’Örneğin ürede gümrük vergisinin sıfırlanması, azotlu gübre ihracatına getirilen kısıtlamalar ve amonyum nitrat satışına izin verilmesi yerinde adımlardır.

Bunun yanında finansman imkânlarının güçlendirilmesi ve tarımın stratejik bir alan olarak ele alınması büyük önem taşımaktadır’’ dedi. "Çiftçi girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değil" Türkiye’nin enerji ve gübre dışında zirai ilaç, yem ve diğer temel tarım girdilerinin hammaddelerinde de önemli ölçüde dışa bağımlı olduğuna dikkat çeken Çandır, şöyle devam etti: ‘’Bu durum sektörümüzü kırılgan hale getirmektedir.

Yüksek maliyetler altında üretimde kalmaya çalışan üreticimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değildir.

Bu nedenle tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil ve somut adımlar atılmalıdır.

Tarımsal üretimde maliyet baskısını azaltmak için mevcut destekleme anlayışını yeniden değerlendirmek zorundayız.

İkincisi tedarik güvenliğidir.

Enerji ve lojistikte yaşanan her aksama girdilere erişimi ve mal sevkiyatını zorlaştırmaktadır.

Oysaki tarımda zaman kaybının telafisi yoktur.

Girdi zamanında gelmezse üretim aksar, verim düşer ve mal sevkiyatı zorlaşır.

Nitekim özellikle AB için geleceğin üretim ve ticaret politikası, tedarik güvenliğidir.

AB’nin tedarik zincirlerini güvenilir ortaklar üzerinden yeniden kurma amacına yönelik hazırladığı ‘Made in EU’ düzenlemesinde ülkemizin yer alması önemlidir.

Ancak diğer taraftan AB dış ticareti ve gümrük tarifelerini standartlarla belirlemeye ve sürdürülebilir üretim kriterlerine uyumu korumaya odaklanan bu temel politikanın potansiyel kadar riskler de barındırdığını unutmamalıyız.

En büyük risk, ilave maliyet artışlarıdır.

Bunu aşmamızın yolu doğru yatırım hamlelerinden geçmektedir.

Yani acilen yapmamız gereken iş ve yatırım ortamını iyileştirmektir.

Çünkü ‘Made in EU’ kapsamında olmak ülkemizin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirecektir.’’ "Türkiye’nin güçlü üretim potansiyeli var" Bölgesel ticaret akışının zayıfladığı dönemlerde Türkiye’nin, güçlü üretim kapasitesiyle mevcut ve yeni pazarlarda öne çıkan bir ülke olduğunu anımsatan ATB Başkanı Ali Çandır, şöyle devam etti: ‘’Antalya ise örtüaltı üretim ve ihracat gücüyle böyle dönemlerde önemli roller üstlenmiştir.

Ancak artan navlun maliyetleri ihracatta rekabet gücümüzü ciddi şekilde zayıflatmaktadır.

Bu alanda maliyetleri dengeleyecek ve ihracatçıyı koruyacak önlemler gecikmeden alınmalıdır.

Unutmayalım ki; maliyet yükü hafifletilmeden hiçbir potansiyel, kalıcı kazanca dönüşemez.

Son olarak, dünya ve ülkemiz turizm sektöründe de savaş kaygısı hakimdir.

Bu kaygıyı gidermek için güven algısını güçlendirecek tanıtım ve stratejiler gecikmeden devreye alınmalıdır.’’  

İlgili Sitenin Haberleri