Haber Detayı

İklim krizine karşı en güçlü çıkış: Yenilenebilir enerji
Sürdürülebilirlik cumhuriyet.com.tr
25/03/2026 04:00 (3 saat önce)

İklim krizine karşı en güçlü çıkış: Yenilenebilir enerji

Kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 75’inden fazlasını ve karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyor. İklim krizinin merkezindeki bu tablo karşısında yenilenebilir enerji, en güçlü dönüşüm alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

E nerji tercihlerimiz, iklim krizinin hızını, kentlerde soluduğumuz havayı, yediğimiz gıdayı, ülkelerin dışa bağımlılığını, ekonomilerin kırılganlığını ve daha birçok yaşamsal konuyu doğrudan etkiliyor.

Kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar hâlâ küresel enerji sisteminin merkezinde yer alsa da bu model hem gezegen hem de toplumlar için ağır bir bedel üretiyor.

Buna karşılık yenilenebilir enerji, yalnızca daha temiz bir seçenek değil; aynı zamanda daha dayanıklı, daha sağlıklı ve giderek daha ekonomik bir gelecek vaadi sunuyor.

GlobalData’nın Yenilenebilir Enerji: Stratejik İstihbarat raporuna göre, 2025 yılında küresel yenilenebilir enerji kapasitesi yeni bir zirveye ulaşırken Asya-Pasifik bölgesi 699.5 GW’lik rüzgâr kurulu gücü ve 1.550 GW’lik güneş PV kapasitesiyle başı çekti; bu büyümede Çin belirleyici oldu.

Aynı rapora göre küresel yenilenebilir enerji kapasitesi 2031 yılına kadar iki katından fazla artarak 8.4 TW’ye ulaşacak.

Bunun yaklaşık 6 TW’sini fotovoltaik enerji oluşturacak; bu da 2025’teki 4.1 TW düzeyine kıyasla yıllık bileşik yüzde 13’lük bir büyümeye işaret ediyor.

Bu tablo, yenilenebilir enerjinin artık belirli ülkelerin çevre politikası olmaktan çıktığını, küresel ölçekte yeni enerji düzeninin ana omurgasına dönüştüğünü gösteriyor.

Avrupa’daki tablo da bu dönüşümün kalıcı hale geldiğini gösteriyor.

Eurostat verilerine göre 2025 yılında AB’de üretilen elektriğin yüzde 47.3’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edildi.

Bu oran, 2024’teki yüzde 47.2 seviyesine göre hafif bir artışa işaret ediyor.

AB’de yenilenebilir elektriğin başlıca kaynağı yüzde 37.5 ile rüzgâr enerjisi olurken güneş enerjisi yüzde 27.5 ile ikinci, hidroelektrik ise yüzde 25.9 ile üçüncü sırada yer alıyor. 2024 ile karşılaştırıldığında güneş enerjisi, 2025’te yüzde 24.6’lık artışla en hızlı büyüyen kaynak oldu.

İNSAN VE GEZEGEN REFAHI Birleşmiş Milletler yenilenebilir enerjinin sağlıklı ve yaşanabilir bir gezegen için neden gerekli olduğunu beş adımda açıklıyor. 1- Yenilenebilir enerji kaynakları her yerde bulunuyor.

Dünya nüfusunun yüzde 80’i fosil yakıt ithalatçısı ülkelerde yaşıyor.

Bu, yaklaşık 6 milyar insanın diğer ülkelerden gelen fosil yakıtlara bağımlı olduğu ve bu durumun onları jeopolitik şoklara ve krizlere karşı savunmasız hale getirdiği anlamına geliyor. 2- Yenilenebilir enerji daha ucuzdur.

Yenilenebilir enerji aslında bugün dünyanın çoğu bölgesinde en ucuz güç seçeneğidir.

Güneş enerjisinden elde edilen elektriğin maliyeti 2010 ile 2020 arasında yüzde 85 düştü.

Kara ve deniz rüzgâr enerjisinin maliyetleri ise bu yıllar arasında sırasıyla yüzde 56 ve yüzde 48 düştü.

Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen ucuz elektrik, 2030 yılına kadar dünyanın toplam elektrik arzının yüzde 65’ini karşılayabilir. 2050 yılına kadar elektrik sektörünün yüzde 90’ını karbondan arındırabilir, karbon emisyonlarını büyük ölçüde azaltabilir ve iklim değişikliği ile mücadeleye destek olabilir. 3- Yenilenebilir enerji daha sağlıklıdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, küresel ölçekte insanların yaklaşık yüzde 99’u sağlıklarını tehdit eden hava kalitesi sınırlarını aşan hava soluyor ve her yıl dünya genelinde 13 milyondan fazla ölüm, hava kirliliği de dahil olmak üzere önlenebilir çevresel nedenlerden kaynaklanıyor.

Rüzgâr ve güneş gibi temiz enerji kaynaklarına geçiş, yalnızca iklim değişikliğiyle değil aynı zamanda hava kirliliği ve sağlık sorunlarıyla da mücadeleye yardımcı olur. 4- Yenilenebilir enerji istihdam yaratır.

Yenilenebilir enerjiye yapılan her bir yatırım, fosil yakıt endüstrisindekinden üç kat daha fazla iş yaratıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı net sıfır emisyona geçişin enerji sektöründeki işlerde genel bir artışa yol açacağını tahmin ediyor; 2030’a kadar fosil yakıt üretiminde yaklaşık 5 milyon iş kaybedilecek, yenilenebilir enerji sektörü tahmini 14 milyon yeni iş yaratacak ve bu da 9 milyonluk net bir iş kazanımıyla sonuçlanacak. 5- Yenilenebilir enerji ekonomik açıdan mantıklıdır. 2022 yılında fosil yakıt sektörüne sübvansiyon sağlamak için yaklaşık 7 trilyon dolar harcandı; buna açık sübvansiyonlar, vergi indirimleri ve fosil yakıtların maliyetine dahil edilmeyen sağlık ve çevre zararları da dahil.

Buna karşılık, 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmamızı sağlayacak teknoloji ve altyapı yatırımları da dahil olmak üzere, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerjiye yılda yaklaşık 4.5 trilyon dolar yatırım yapılması gerekiyor.

Unutmadan yenilenebilir enerji kirliliğin ve iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için 2030 yılına kadar küresel ölçekte yılda 4.2 trilyon dolara kadar tasarruf sağlayabilir.

YENİLENEBİLİR ARTIYOR, KÖMÜR HÂLÂ SÜRÜYOR Türkiye’de de yenilenebilir enerji dönüşümü daha görünür hale geliyor.

Ember’in Türkiye Elektrik Görünümü 2025 raporuna göre, 2024 itibarıyla rüzgâr ve güneşten elektrik üretimi 62 TWh ile yerli kömürün 47 TWh’lik üretimini kalıcı olarak geride bıraktı.

Güneş enerjisi aynı yıl yüzde 39’luk artışla elektrik üretimindeki payını yüzde 7.5’e çıkarırken rüzgârın payı yüzde 10.7 oldu.

Böylece rüzgâr ve güneşin toplam payı yüzde 18’i aşarak Türkiye’nin enerji dönüşümünde yeni bir eşiğe işaret etti.

Ancak kömür hâlâ elektrik sisteminde önemli bir yer tutuyor.

Bu nedenle yenilenebilir enerjideki artışın, kömürden çıkışı hızlandıran ve şebeke ile depolama yatırımlarını güçlendiren politikalarla desteklenmesi gerekiyor.

İlgili Sitenin Haberleri