Haber Detayı
Çin’in sabırlı hızı!
Ekim 2025’te Trump’ın 2026’nın ilk aylarında Çin’e gideceği duyurulmuştu.
Ekim 2025’te Trump ’ın 2026’nın ilk aylarında Çin’e gideceği duyurulmuştu.
Şubatta ziyaretin 31 Mart-2 Nisan arasında gerçekleşeceği Beyaz Saray tarafından netleştirildi!
Bu tür ziyaretler apar topar olmaz.
Gerçi Trump’ta standart yok ama yine de ciddi bir altyapı vardı.
İlk duyurma süreci ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro ’yu mafyayı kıskandıracak yöntemle derdest etmesinden sonra İran’a da benzer bir muamele yapacağını düşündüğü zaman dilimine denk geliyordu.
Saraydaki hesap sahaya uymadı.
İran sadece direnmekle kalmadı, karşılık verme noktasına geldi.
Devamında Çin gezisi ertelendi!
ABD-İsrail’in geçen haziran ayında İran’a saldırı başlattığı günden bu yana krizin temelinin şuraya oturduğunu vurguluyoruz: ABD’nin ana hedefi Çin! *** Elbette İsrail’in ezeli hedefleri göz ardı edilemez ama ABD, Venezuela’dan sonra İran’daki yönetimi de indirince Çin’in dünyayı kuşatma yollarına taş koymuş olacaktı.
ABD, Çin’i bir türlü durduramıyor!
ABD, Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin büyük bir toz bulutuyla yıkılmasının ardından Çin’in “çözülebileceği” hesabı yaptı.
ABD’ye göre Çin’in üç yumuşak karnı vardı: Tibet, Moğolistan, Sincan Uygur...
Tibet’teki hareket uluslararası ses getirmeyi de başarmıştı. 1991’den sonra dünya sahnesine bağımsız bir devlet olarak çıkan Moğolistan’ın yanı sıra bir de Çin’in içindeki Moğolistan Özerk Bölgesi var.
Bu bölgenin nüfusu bağımsız Moğolistan’dan fazla.
Sincan Uygur Özerk Bölgesi Türkiye’de de gündemde.
Sonuç olarak Çin, bütünlüğünü korudu. 1990’lı yıllarda iki kez Çin’e gitmiş, gözlemlerimi Çin’in Uzun Yürüyüşü başlığıyla kitaplaştırmıştım.
Çinli yetkililer hedeflerini şöyle özetlemişti: “Sovyetler Birliği, önce demokrasi sonra ekonomi dedi, battı.
Biz önce ekonomi, adım adım demokrasi, diyoruz.
Birliğimizi korumak her şeyin üzerindedir.” Sonraki yıllarda da Çin’i izlemeye devam ettik.
Zaman zaman Çin Büyükelçiliği’nden yetkililerle konuştuk.
Çin, uzun erimli hedeflerini gerçekleştirmeye devam ediyor.
Küresel ölçekte fotoğrafın en büyüğü şu: ABD’nin dış ticaret açığı bir trilyon dolar, Çin’in dış ticaret fazlası 1 trilyon dolar!
Bu durumun ayrıca yorumcuya gereksinimi yok.
En güncel soru şu: ABD, askeri gücünü kullanarak Çin’i durdurabilir mi?
Durduramaz...
Çünkü Çin de buna karşı kendi yöntemleriyle önlem alıyor.
Örneğin İran’ın füze teknolojilerini geliştirmesinde aslan payı Çin’in.
Çin’in desteği sadece bu kadar mıdır?
Bu sorunun yanıtını öyle sanıyoruz ki en çok ABD arıyor! *** Çin gezim sırasında şöyle bir anlatımla karşılaşmıştım: Uygarlık gelini binlerce yıl önce Çin’den yola çıktı.
Kâğıdı, ipeği, günlük yaşamı kolaylaştıran pek çok buluşu Çin gerçekleştirdi.
Çin’in başlattığı uygarlık, Asya üzerinden Mezopotamya’ya, oradan Avrupa’ya, devamında Amerika kıtasına ulaştı.
Şimdi yeniden Çin’e dönüyor.
Son dönemin moda deyimi nadir toprak elementleri geleceği yönlendirmede en önemli etken olacak.
Sanayi Devrimi’nde demir-çelik ne ise bugün de iletişim devriminin altyapısı nadir toprak elementleri ve yapay zekâ teknolojileri o.
Çin’in bu alanda tartışmasız üstünlüğü var!
Ya insan “sermayesi” ?
Bir örnek verelim.
ABD’de yabancılar arasında en çok Çinli öğrenci var.
Çin yönetimi onlara, “Eğitimden sonra ABD’de kalmak isterseniz on yıl yardım edeceğim” diyor.
ABD’de iş deneyimi edindikten sonra tersini söylüyor: - Çin’e dönerseniz, her şey hazır!
Çünkü kapitalizmi öğrenmiş oluyorlar!
Çin hızlı ve sabırlı ilerliyor!