Haber Detayı

Rapora göre vakalar bir yılda yüzde 75 oranında arttı, faillerin yüzde 95’i erkek: Türkiye şiddet sarmalında
Türkiye cumhuriyet.com.tr
25/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Rapora göre vakalar bir yılda yüzde 75 oranında arttı, faillerin yüzde 95’i erkek: Türkiye şiddet sarmalında

İstanbul Kültür Üniversitesi’nin 2025 “Türkiye Şiddet Haritası” raporuna göre vakalar bir yılda yüzde 75 artarak 2 bin 289’a yükseldi. Şiddetin kamusal alana yayıldığına dikkat çekilirken, faillerin yüzde 95’inin erkek olduğu vurgulandı.

İstanbul Kültür Üniversitesi Adalet ve Suç Psikolojisi Laboratuvarı (ASLAB) tarafından hazırlanan “Türkiye Şiddet Haritası” raporunun 2025 yılı sonuçlarına göre şiddet vakalarının toplam sayısı 2024 yılına oranla yüzde 75’lik bir artış göstererek 2 bin 289’a yükseldi.

Yaralama vakaları yüzde 61.5 ile baskın suç türü haline geldi.

Şiddetin coğrafi odağı Marmara Bölgesi’nden Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine kaydı. 2 bin 289 kişilerarası şiddet vakasının adli psikoloji ve kriminoloji perspektifiyle derinlemesine analiz edilmesi sonucunda oluşturulan rapordaki en önemli bulgular şöyle: - Şiddetin coğrafi odağı Marmara Bölgesi’nden Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine kaymış; özellikle Şanlıurfa ve Adana illerinde vaka sayıları sırasıyla yaklaşık 13 kat ve 5 kat artarak bu bölgeleri yeni kriminolojik “sıcak noktalar” haline getirmiştir. - Şiddet, “mahrem” alandan sokağa taşmış; 2024 yılında yüzde 13.2 olan yabancı fail oranı 2025 yılında yüzde 38.8’e fırlayarak toplumsal güven bağlarının zayıfladığını ve kamusal alanın güvenliği konusundaki risklerin arttığını göstermiştir. - Ateşli silah kullanımı cinayet vakalarında yüzde 62’lik bir hâkimiyet kurarak bireysel silahlanmanın şiddetin ölümcüllük dozajını dramatik şekilde artırdığını bilimsel bir kesinlikle ortaya koymuştur. ‘ERKEKLİK VE SUÇ’ - Faillerin yüzde 95.5’i erkeklerden oluşmaktadır; bu durum kriminolojideki “erkeklik ve suç” arasındaki bağın daha da kemikleştiğini ve şiddetin birincil kaynağının erkek odaklı saldırganlık şemaları olduğunu teyit etmektedir. - Kırılgan gruplar olan yaşlılar (60+ yaş) ve çocuklara (0-18 yaş) yönelik şiddette “yabancı fail” oranlarının ciddi şekilde artması, bu grupların sosyal koruma kalkanlarının ekonomik ve toplumsal stresörler karşısında zayıfladığını kanıtlamaktadır. - Şiddetin zamansal dağılımı iklimsel değişimlerle paralellik göstermiş; aşırı sıcak hava dalgalarının etkisiyle eylül ayı yüzde 10.4 ile en riskli ay olarak öne çıkmış.

ASLAB direktörü, psikoloji bölüm başkanı Doç.

Dr.

Ayhan Erbay, rapordaki en kritik bulgunun, şiddetin tanıdıklar arasındaki mahrem bir çatışma olmaktan çıkarak kamusal bir tehdide dönüşmesi olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: TOPLUMSAL GÜVEN ZAYIFLADI “Bu durum, toplumsal güvenin zayıfladığını ve bireylerin artık birbirini birer tehdit olarak algılamaya başladığı bir yabancılaşma ikliminin yerleştiğini kanıtlamaktadır.

Ateşli silahların cinayetlerdeki mutlak hâkimiyeti, şiddetin uzlaşma veya yaralama ile sonuçlanma olasılığını ortadan kaldırarak toplumsal bedeli en ağır olan ölümcül bir sonuca sabitlemektedir. 2025 yılı verileri, Türkiye’nin bir şiddet sarmalı içerisinde olduğunu ancak bu sarmalın çok boyutlu ve veri odaklı politikalarla kırılabileceğini göstermektedir.” ‘ÖZEL GÜVENLİK BÖLGESİ’ Raporda şiddetin önlenmesine yönelik önlemler şöyle sıralanıyor: - Şiddetin en yoğun kümelendiği Adana-Seyhan ve Şanlıurfa-Haliliye gibi sıcak noktalar kamu otoriteleri tarafından özel güvenlik ve sosyal hizmet bölgesi ilan edilmeli. - Mahalle bazlı riskli mekânlar olarak saptanan metruk binaların, denetimsiz alanların ve aydınlatması yetersiz sokakların, çevresel suç önleme prensipleri doğrultusunda dönüştürülmesi suçun işlenme fırsatını radikal bir biçimde azaltacaktır. - Bireysel silahlanmanın engellenmesi ve ateşli silahlara erişimin radikal bir biçimde kısıtlanması, şiddetin ölümcüllüğünü azaltacak en hayati adımdır. - Bıçak ve diğer kesicidelici aletlerin kamusal alanda taşınmasına yönelik denetimlerin, yaralama vakalarının yoğunlaştığı sıcak noktalarda rutin hale getirilmesi önerilmektedir. - Saldırgan erkek profiline yönelik özel müdahale ve rehabilitasyon merkezlerinin kurulması, şiddetin birincil kaynağına odaklanmak açısından büyük önem taşımaktadır. - Şiddete karşı izleyici konumunda olan bireylerin müdahale kapasitesini artıracak yasal koruma düzenlemeleri yapılmalı; özellikle kadın, çocuk ve yaşlılara yönelik eylemlere müdahale etmenin bir vatandaşlık sorumluluğu olarak tanımlandığı eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır.

İlgili Sitenin Haberleri