Haber Detayı

‘Tapu’ polemiği sürüyor... Özel'den Gürlek: 'Ben de dava açacağım, hodri meydan'
Siyaset odatv.com
24/03/2026 13:20 (6 saat önce)

‘Tapu’ polemiği sürüyor... Özel'den Gürlek: 'Ben de dava açacağım, hodri meydan'

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "tapu" iddiaları üzerine dava açacak olmasına yanıt vererek, "Açılmış bir dava yok ama ben dava açıyorum. O davada tapu sicil kayıtları istenecek ve kim doğru söylüyor millet görecek. Hodri meydan!" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na katıldı.

Özel, toplantıya, partiye geri dönen eski CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ve Muharrem İnce ile birlikte katıldı.

Özel, konuşmasından Emine Ülker Tarhan'a parti rozetini taktı."MAZOT 80 LİRA OLMUŞ, DUYDUM GELDİM"Kısa bir konuşma yapan Tarhan, sözlerine "Mazot 80 lira olmuş, duydum geldim!" diyerek başladı.Zamanın geçtiğini ve yaşlandıklarını ifade eden Tarhan, "Neyse ki yaşananların ağırlığı karşısında öfkelenebilme yeteneğimizi henüz kaybetmedik" dedi.

Konuşmasında cevaplarını bildikleri ama bünyelerinin kaldırmadığı bir sürü soru olduğunu belirten Tarhan, şu ifadeleri kullandı:"Savaşta ilk gerçekler ölür derler, yalan söylemişler; ilk çocuklar öldü.

Tüm bu ölümlerin yettiğine birileri karar verinceye kadar daha kaç çocuk ölecek bilmiyoruz.

Kadınların bombalarla özgürleştirilemeyeceklerini, halkın sesini çalamayacaklarını bilmiyoruz.

Bilmem kaçıncı demokratik haçlı seferinden ne zaman vazgeçeceklerini bilmiyoruz.

Her ülkeye bir başkan atayıp, o ülkeyi iyi halli mahkumlarla dolu bir büyük cezaevine dönüştürme hayallerinden ne zaman vazgeçecekler bilmiyoruz.

Hukukun üstünlüğüne, insanın özgürlüğüne ne zaman sıra gelecek bilmiyoruz.""BOYUN EĞMEYENLER TARİHİ DEĞİŞTİREBİLİRLER"Hayatın sürprizlerle dolu olduğunu ifade eden Tarhan, şöyle devam etti:"Kendini ruhani polis şefi zanneden o despotlar için bile.

Tarih bazen yıkıcıdır.

Çünkü boyun eğmeyenler tarihi değiştirebilirler.

Tarihin tekerrürüne karşı duranlara omuz atmak değil, omuz vermek gerektiğini de biliyoruz.

Çünkü er ya da geç, kurutulmuş bu toprakların yeniden yeşertilmesi gerekeceğine inanıyoruz.""HAFIZAMIZIN SİLİNMESİNE HAYIR DİYORUM"Tarhan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:"Bir bilinci yok etmenin en iyi yolu başkalarının hafızasıyla hatırlamaya zorlamakmış ve unutturmakmış.

Hafızamızın silinmesine ve unutmaya 'hayır' diyorum.

Unutmayacağız.

Çünkü bu topraklarda biz ölülerimizi sadece gömmeyiz, yaşatırız da.

Çağırdınız, geldim.

Eyvallah.

Sağ olun."Konuşmasının ardından Tarhan, salondaki milletvekilleri ve partililer tarafından ayakta alkışlandı.Daha sonra tekrar kürsüye gelen Özgür Özel "Gazi'nin partisi iktidara yürüyor.

Omuz omuza vererek, bu partinin tüm değerlerini kucaklayarak, kimseye sırt dönmeyerek hep birlikte iktidara yürüyoruz" ifadelerini kullandı."BAYRAM GİBİ KUTLANAN BAYRAMLARI ÖZLEDİK"Geride kalan Ramazan Bayramı'na değinen Özel, Manisa ve İzmir'de vatandaşlarla yaptığı bayramlaşmalarda edindiği izlenimleri aktardı.

Ekonomik sıkıntılar nedeniyle bayramda yüzlerin gülmediğini belirten Özel, "Eski alım güçleri, emekli ikramiyesiyle ev, araba alınabilen günlerden; memurlara, asgari ücretlilere ev almanın hayal olduğu günlere geldik" dedi.

Emeklilerin tarihin en acımasız yoksulluğuna terk edildiğini vurgulayan Özel, gençlerin de güvencesiz ve yoksul bir tabloyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Özel, iktidarı "Dış politikada ilkesiz, ekonomide basiretsiz, yönetimde liyakatsiz, hukukta adaletsiz" sözleriyle eleştirdi."TARIMA 2 MİLYAR, FAİZE 640 MİLYAR LİRA"Ekonomideki duruma ilişkin şubat ayı bütçe rakamlarını paylaşan Özel, tarıma ayrılan bütçe ile faiz ödemeleri arasındaki farka dikkat çekti.

Yılın ilk iki ayında bütçeden tarıma 2 milyar lira destek verilirken, faize 640 milyar lira ayrıldığını belirten Özel, "Tarıma ayırdığımız paranın 320 katını faiz ödemesine ayırıyoruz.

Ödediğimiz her 100 liralık verginin 28 lirası faize gidiyor" dedi."GIDA ENFLASYONUNDA DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜYÜZ"Türkiye'nin gıda enflasyonunda savaş ve iç savaş yaşayan İran ile Güney Sudan'ın ardından dünyada üçüncü sıraya yükseldiğini belirten Özel, Arjantin ve Burundi gibi ülkelerin dahi Türkiye'nin gerisinde kaldığını söyledi.

Çiftçinin durumunun düzeltilmemesi halinde Türkiye'nin yeni bir gıda kriziyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunan Özel, şu talepleri sıraladı:"Hürmüz Boğazı'nda yaşanan krizin akaryakıt ve gübre fiyatlarına etkisine karşı çiftçiye acilen mazot ve gübre desteği verilmeli.Ziraat Bankası ve diğer bankalardan tarım için kullanılmış tüm kredilerin faizleri silinmeli ve ana paralar yapılandırılmalı.Bu adımlar sadece çiftçiyi kurtarmak için değil, ülkenin daha büyük bir gıda krizine sürüklenmemesi için atılmalı."AKARYAKIT FİYATLARI VE "EŞEL MOBİL" SİSTEMİÜç hafta önce aynı kürsüden akaryakıt zamlarına karşı iktidarı uyardığını hatırlatan Özel, vergi kaybını göze alarak zamların ÖTV'den karşılanmasını öngören "Eşel Mobil" sistemine geçilmesi gerektiğini söylediklerini aktardı.

İktidarın bu çağrıyı önce dikkate almadığını ve benzin istasyonlarında kuyruklar oluştuğunu belirten Özel, ertesi gün kısmi bir geri adım atıldığını ifade etti.Yapılan son düzenlemeyle fiyat artışının yüzde 75'inin ÖTV'den, yüzde 25'inin ise vatandaş tarafından karşılandığını belirten Özel, "Eğer Eşel Mobil sistemine geçilmeseydi, dün 74 lira olan mazot 96 lira, bugün sabah ise 104 lira olacaktı.

Bu, kısmen de uygulansa yaptığımız önerinin ne kadar doğru ve kıymetli olduğunu ortaya koyuyor" şeklinde konuştu.Akaryakıt fiyatlarının doğrudan pompa fiyatlarına yansıtılmasının tüm sektörleri olumsuz etkileyeceğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hükümete KDV ve ÖTV üzerinden müdahale çağrısında bulundu.

Özel, Cumhurbaşkanı'nın bütçe kanunundan aldığı yetkiyle KDV'yi yüzde 1'e indirebileceğini belirterek, "Eğer KDV yüzde 1'e indirilirse, hem bugünkü pompa fiyatları yüzde 20 ucuzlayacak hem de ÖTV'den daha esnek bir müdahale alanında akaryakıt fiyatlarını belli bir süre yüzde 15-20 altında tutabileceğiz" dedi.Özel, akaryakıttaki artışın "domatesten salatalığa, ayakkabıdan hırkaya" taşınan tüm mallara zam olarak yansıyacağını ifade ederek, "Eşel Mobil" sisteminin tam olarak uygulanması ve vergi gelirlerinden bir süreliğine vazgeçilmesi gerektiğini savundu."NAS" ELEŞTİRİSİTürkiye'nin geçmişte yaşadığı enflasyon sürecine de değinen Özel, iktidarın geçmişteki düşük faiz politikasını eleştirdi.

Pandemi döneminde tüm dünyanın enflasyona karşı faiz artırımına gittiğini hatırlatan Özel, şu ifadeleri kullandı:"Bütün dünyada 'ben ekonomistim' diyen biri yoktu. 'Nas' diyerek faizi haram sayan, faizi nasıl arttıracağız diyen biri vardı.

O inat yüzünden Türkiye'de enflasyon yüzde 150'leri buldu.

TÜİK'in hesabına göre bile yüzde 80'lere ulaştı.

Zamanında yüzde 2 enflasyonu yüzde 5'e çıkarmamak için inat edenler, bugün faizi yüzde 50'lere çıkarmak zorunda kaldılar.""YARGIYA GÜVEN YÜZDE 18'E DÜŞTÜ"Ekonomik iyileşmenin temel şartının adalet ve hukuka güven olduğunu belirten Özel, ülkede yargıya güvenin yüzde 18'e düştüğünü vurguladı.

Bu durumun yabancı yatırımcıyı kaçırdığını ve yerli sanayicinin önünü görmesini engellediğini söyleyen Özel, Adalet Bakanlığı'nın bağımsız olması gerekirken siyaset ile yargı arasında bir "köprü" işlevi gördüğünü iddia etti."16 TANE TAŞINMAZIN HER BİRİNİN ID NUMARASI BURADA"Konuşmasının devamında, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile ilgili "tapu" iddialarını bir kez daha dile getirdi.

Özel, kürsüden evraklar gösterdi.Geçen hafta Ankara'daki tapuların gizlendiğini, ancak detaylı listeye ulaştıklarını belirten Özel, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu ve Kadastro yetkililerine açık bir çağrıda bulundu:"190 yıl boyunca alacağı maaşla edinilmiş mal varlığı, mülk var. 16 tane taşınmazın her birinin ID numarası burada.

Bu ID numaralarının yalan olduğunu söyleyen yok.

Bakanlıklara sesleniyorum; bu 16 ID numarasından herhangi birisinde bir eksiklik, yalanlama varsa çıkıp söyleyin."Özel, devlette liyakatin önemine vurgu yaparak, memur maaşıyla geçinmesi gereken kişilerin "başka bir gelire tenezzül etmeyecek" bir refah seviyesinde tutulması gerektiğini, ancak haksız kazanç sağlayanların da üzerine gidileceğini belirtti."16 TAPU" İDDİASIÖzel, Adalet Bakan'ı Akın Gürlek’e yönelik "16 tapu" iddialarını detaylandırdı.

Gürlek’in kabul ettiği taşınmazların değerinin bile ömrü boyunca aldığı maaşların iki katı olduğunu öne sürdü.

Gürlek'in, listedeki "Mahal" ve "Mahal Bomonti" isimli projelerde yer alan üç taşınmazı kabul ettiğini belirten Özel, bu taşınmazların ortalama değerinin 71,5 milyon lira olduğunu ifade etti.

Özel, "Ömrü boyunca aldığı maaşların içinden bir bardak su bile içmese biriktireceği paranın 2,5 katı kadar malı olduğunu kendisi söylüyor.

Biz ise itiraz ettiği diğer tapuların da doğru olduğunu iddia ediyoruz" dedi."TEMA İSTANBUL" VE 96 MİLYONLUK "SENFONİ EVLERİ" İDDİASIGürlek'in gösterdiği tapu kayıtlarında yer almayan ancak belgeleri bulunan iki ayrı projeye daha dikkat çeken Özel, şu iddiaları gündeme taşıdı:"Tema İstanbul'dan aynı tarihte 14 milyon liraya satılan 2+1 evi 9 milyon liraya aldı.

Şirket, 'İstanbul Cumhuriyet Başsavcımız Akın Gürlek diğer müşterilerimiz gibi daire satın almıştır' diye açıklama yaptı ancak bu ev gösterilen tapu kaydında yok.

Bir başka örnek; Senfoni Evleri. 96 milyon liralık satış sözleşmesi var.

İnşaat bitmediği için tapu yok ama Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Emlak Konut üzerinden resmi sözleşme var.

Bir haftadır yalanlama gelmedi."Özgür Özel'in kürsüden paylaştığı belge"KİM DOĞRU SÖYLÜYOR MİLLET GÖRECEK"Gürlek'in iddialar üzerine dava açacağı yönündeki sözlerine yanıt veren Özel, "Açılmış bir dava yok ama ben dava açıyorum.

O davada avukatlar tapu sicil kayıtlarını isteyecek ve kim doğru söylüyor millet görecek.

Hodri meydan!" ifadelerini kullandı.Özel ayrıca, Gürlek'in kabul ettiği "Mahal" projelerini yapan Türkerler İnşaat ile ilgili bir bağlantı öne sürdü.

Bu firmaya ait 2021 yılında takipsizlikle sonuçlanan bir dosyanın, Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olmasının ardından yeniden açıldığını ve firma lehine karar verildiğini belirten Özel, "Şimdi bu 27'şer milyon lira olan evlerin parasını hangi havaleyle ödedin, banka hesap hareketlerini gösterelim" çağrısında bulundu."RTÜK'TEN MAAŞ ALIYOR AMA İŞE GİTMİYOR"Özel, Gürlek'in mal varlıklarını ve para trafiğini yönettiklerini iddia ettiği dört kişinin ismini verdi.Mehmet Türkoğlu, Osman Dündar Çiftçi, Hayrettin Koç ve Selim Bozkurt isimlerini veren Özel, emekli polis Selim Bozkurt'un RTÜK'te daire başkan yardımcısı yapıldığını iddia etti.

Özel, "RTÜK'ten maaş alıyor ama işe gitmiyor.

Üzerinde çok tapu vardı, şimdi boşaltma evresinde.

RTÜK'ten 'böyle biri yoktur' diye bir açıklama duyduk mu?" diye sordu.Kendisine AKP içinden "yağmur' gibi bilgi ve belge geldiğini" ifade eden Özel, bilgileri sızdıranlara seslenerek, "Bu belgeleri bize değil, kendi genel başkanınıza götürün.

Çünkü her şeyi sizden daha iyi o biliyor.

Bize duyulsun diye söylüyorsunuz, günü gelince doğruladıklarımızı kamuoyuyla paylaşacağız" dedi."301 ÖĞRENCİ TUTUKLANDI"Özel, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde kurulduğunu iddia ettiği ve "Ak Toroslar Çetesi" olarak adlandırdığı yapının Adalet Bakanlığına taşındığını öne sürdü.

Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ve eylemlere katılan öğrencileri tutuklayan hakimin eşinin bakanlıkta personel daire başkanı yapıldığını belirtti.Söz konusu hakimin,18-19 yaşındaki 301 üniversite öğrencisini "ibreti alem olsun diye" tutukladığını belirten Özel, "Öğrenciler 90 gün boyunca, bayram dahil iddianame yazılmadan Silivri'de tutuldu.

Finallere giremediler, yıl kaybettiler.

Sonunda mahkeme, öğrencilerin beraatine ve eylemin yasaklanmasının Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verdi.

Ancak bu kararlara rağmen aynı hakim öğrencileri tutuklamaya devam etti" dedi.Cezaevine gönderilen gençlerin durumu ve yargıyı eleştiren Özel, "Buradan, buradan, buradan milletin vicdanına söylüyorum.

Bir kadın var, kocası artık bakan yardımcısı, ödüllendirildi.

Sabileri, 18 yaşında sabileri sırf bir eyleme gitti diye tutukluyor. 90 gün Silivri'de canlarına okuyor, koğuşlara koyuyor, zor koğuşlara koyuyor.

Sonunda mahkeme 'çocukların bir suçu yok' diyor.

O yine başka çocukları alıp içeri atıyor.

Bu vicdansızları, bu suç örgütünün aparatlarını, Erdoğan'ı protesto etmek dahi değil, Erdoğan'ı yenecek olan cumhurbaşkanı adayına destek olmayı suç sayan bu vicdansızları bu milletin vicdanına, kendimin de hafızasına emanet ediyorum" ifadelerini kullandı."ADALET BAKANLIĞI ADINA HAYSİYET CELLATLIĞI YAPIYORLAR"İletişim Başkanlığından Adalet Bakanlığı'na kaydırıldığı iddia edilen bir kişiye dikkat çeken Özel, kayıt dışı bir oda kurularak "kumpas" yürütüldüğünü öne sürdü:"Akın Gürlek'in yürüttüğü İstanbul'daki uyuşturucu soruşturmasında adı geçen biri.

Her ifadede adı geçen biri.

Paldır küldür içeri konulan biri.

İletişim Başkanlığı'nda güya dezenformasyondan sorumlu, yapının başında biri.

İletişim Başkanlığından 'Uyuşturucu operasyonu var' diye eli ayağı kesildi, apar topar atıldı.

Ne olmuş biliyor musunuz?

Adalet Bakanlığı'nın yanında yetkisiz, güya gayrı resmi bir oda açmışlar, gidenler anlatıyor.

Oraya bunu oturtmuşlar.

Oradan Adalet Bakanlığı adına haysiyet cellatlığı yapıyor.

Ne yapıyor biliyor musunuz?

Bir metin yazmış, 'çıkarıp okuyacağım' dedim, danışman arkadaş 'yapmayın efendim olmaz' dedi. 'Bu mecliste tutanağa sokmayın bunları' dedi.

Filanca kişinin... bakın kişi başka bir şeyle suçlanıyor.

O kişinin cep telefonu alınmış.

Cep telefonu içinden, bakın yalan olduğuna da yüzde 1 milyon eminiz ama... filanca kadına bu ayıp mesajlar atılmış bilginiz olsun diye basına servis ediliyor.

Devlete emanet bir telefon var.

Kişinin suçu yok ama olsa bile o telefon devlete emanet.

O telefon birinin eline geçiyor.

Adalet Bakanı'nın yan odasından haysiyet cellatlığı için bunlar yayılıyor ki o kişinin direnci kırılsın, eşiyle arası bozulsun...

Söz konusu kişi ismini bile gizlemeden...

Ha, basının ne kadarı bunu yapıyor?

Vallahi burada oturanların çoğu yapmıyor, Allah razı olsun.

Ama Akit var mesela, Akit gazetesi.

O, onu aldığı gibi alıp yapıştırıyor.

Aldığı gibi yapıştırıyor.

Ya da kendileri çeşitli rezil kayıtlarda Amerika'da isimleri ortaya dökülenlerin televizyonu var, gazetesi var.

Onlar mesela onun hemen hemen dörtte birine, yüzde kırkına tenezzül ediyor, hepsini yazamıyor da.

Ya böyle birisi Adalet Bakanı'yla birlikte gelmiş, o da vermiş ona 'otur oradan yaz' diyor.""BUNUN HESABINI SORMAZSAK NAMUSSUZUZ"Özel, "devletin içinden sızdırılan yalan bilgilerin kaydını tuttuklarını" belirterek şöyle devam etti:"Ve bakın elimizde tek tek var.

Yolladığı gazetecilere ulaştığı an bize geliyor.

Şimdi tek tek tespit ettiriyorum. 'Şu gün, şu tarih, şu saatte şu kişi tarafından bu yollandı, ertesi gün Akit'e basıldı.' Ya da o meşhur Amerika'daki adalardaki bilmem nerelerdeki ismi geçenlerin, ördükleri Ören, Ören... ördükleri pisliklerin içinde...

Ne Ören?

Ben bilmiyorum bunları hatırlamıyorum...

Böyle rezaleti örenlerin gazetesine basılıyor, televizyonunda konuşuluyor.

Tek tek!

Çünkü bir gün, bir gün bu yalanların, bu dezenformasyonların ve bunun Adalet Bakanlığı'ndan oraya oturtulan o şeytandan, o haysiyetsizliklere tenezzül edenin oraya oturmasına izin verenlerden bunların hesabının sorulacağı günler gelecek arkadaşlar.

Bunların hesabını sormazsak namussuzuz!

Ha, kim bu?

Bu yeğen.

Dede FETÖ'nün başında, 2018'den beri hapiste.

Yeğen.

Kim bu?

Damat.

Kayınpeder FETÖ'cü.

Ya kardeşim, bir adamın babası yanlışlıkla Bank Asya'ya para attırdı diye çocuğunu memuriyetten attınız. 'Ev sahibi para bu bankaya yatacak' dedi diye kira yatıranı memuriyetten attınız.

Kayınçosu makbule kaşıklayanı memuriyetten attınız.

Kayınbiraderi Zaman gazetesi okuyanı memuriyetten attınız.

Bunun Altaylı'nın yeğenini, kayınpederi FETÖ'cü olan adamı hep yanınızda tutmuşsunuz.

Dezenformasyon Başkanlığı'na koymuşsunuz.

Siyasetçilerin açıklamalarında resimlerin üstüne hani kırmızı çarpı koyuyorlar ya, bu namussuzun eseriydi onlar.

Bunun.

Çarpı atıyordu bizim üstümüze kırmızı.

Tarih önünde bu haysiyetsizlikleri yapanı, yaptırana tarih önünde üstüne kırmızı çarpı attırmayan namussuzdur, şerefsizdir!"KENDİSİNE YÖNELİK İDDİALARA VE KARALAMA KAMPANYALARINA YANITİktidara yakın medyada yer alan tapu sorgulama iddiaları ve kendisine yönelik haberlere ilişkin Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:"Bu utanmazlar, bu utanmazlar, diyorlar ya 'Şimdi Türkiye'de 4 kişi tapu sorgulamış'.

Tahminim bu garibanlar hepsinin de bir tarafında FETÖ bağlantısı çıkıyormuş, kendince FETÖ şampuanıyla yine elini yıkayacaklar.

O garibanlar tahminen bu işler birkaç aydır konuşulunca meraktan bakmıştır.

Hiçbirisi ne bizim kaynağımız ne bilmem ne.

AK Parti'nin içinden bulunmuş bakılmış yapılmış, sahiplenmeyiz.

Bir tanesiyle de bir bağlantı kabul etmeyiz.

Ama şu kadarını söyleyeyim.

Diyor ki ya, biri çıkmış, geçmişin muhalifi şimdi çıkmış, 'Efendim devletin içinde tapuları sorgulayan, sızdıran, muhalefete sızdıran bir yapı var'.

Ya onu düşünüyorsun da, ana muhalefetin genel başkanının kızının oturduğu evin fotoğrafını, adresini, tapusunu yayınlayana, böyle bir hedef gösterme yapana hiç bunu sormak aklından gelmiyor mu?

Nasıl haysiyetsiz biliyor musunuz bunlar? 5 yıldır, aha Numan Kurtulmuş'un orada, Sayın Kurtulmuş'un elinde. 5 yıldır Manisa'daki ev dışında İstanbul'da mütevazı bir öğrenci evine sahibiz.

Aldığımız belli, nereden ödediğimiz belli, tapusu belli.

Dedi ki, diyor ki evi yapıp... 'Efendim yıkım kararı vardı, Özgür Özel aldı yıkımdan kurtuldu, zengin oldu'.

Yıkılmış, yapılmış, 18 daire yapılmış, en son ben almışım kentsel dönüşümden.

Mal sahibinden de değil müteahhitten.

Apartmanın hepsi benimmiş gibi yazdılar olmadı.

O su yazdılar olmadı.

Öğrenildi ki, 3 santim fazlalığa yıkım kararı alındığında da biz varmışız, müteahhit tarafından düzeltilip yazıldığında da biz varmışız.

Tamamen yalan çıktı şimdi bak onu konuşan yok.

Ama iki gün haysiyetsizlik yaptılar.

Evimizin adresini, fotoğrafını yayınladılar.

Şimdi pardon bile diyen yok.

Sonra efendim, yine aynı haysiyetsiz, yine aynı haysiyetsiz; Muhittin Böcek'le Özgür Özel şu tarihte görüştü.

İçişleri Bakanlığı'nın kaydından belli Ankara'dayım.

Bütün kayıtlardan belli.

Yine sustular.

Pardon diyen yok, yine aynı haysiyetsiz.

Bugün başkasına saldırıyor, öbür gün başkasına saldırıyor.""SAYIN ERDOĞAN, AKİTLERİNİ ÇEK BURADAN"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a doğrudan çağrı yapan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:"Buradan söylüyorum.

Buradan söylüyorum.

Sayın Erdoğan, Sayın Erdoğan bu haysiyetsizlerin, bu haysiyetsizlikle üstümüze gelişlerini, İletişim Başkanlığı'ndan uyuşturucu, bilmem ne, fuhuş muhuş diye yollananların Adalet Bakanlığı'nda oturtulmasını, bu ülkenin seçilmişlerine haysiyet cellatlığı yapmasına izin verecek misin yoksa bu Akitleri buradan çekecek misin?

Akitlerini çek buradan!

Sonra beyefendi çıkıyor televizyonda, YouTube kanalında insan taklidi yapıyor. 'Efendim babam camiye gitmiş, babama senin oğlan şöyle böyle demişler'.

Ya ellerinden öpeyim babanın.

Ellerinden öpeyim.

Ama bak, babanın elinden öpülür.

Korkmayın siz.

Babanın elinden öpülür.

Bak hangi babanın...""TUTUKLULARA İMAMOĞLU'NA İFTİRA ATSINLAR DİYE BASKI KURULUYOR"Cezaevindeki tutuklulara dikkat çeken Özel, şöyle devam etti:"Bakın bu çocuğun bir babası var.

Vera'nın babası var Tayfun Kahraman.

Bu Tayfun Kahraman hasta.

Adımını atarken boşa düşüyor, düşüyor anlını yarıyor, hastanelere kalkıyor.

Bu Tayfun Kahraman Sayın Erdoğan'a mektubunu verdim ta kaç yıl önce.

Gezide kimsenin burnu kanamasın diye mücadele eden Tayfun Kahraman. 'Referandum olacak hadi evimize gidelim' diyen Tayfun Kahraman.

Ortalık karışmasın diye canını ortaya koyan Tayfun Kahraman.

Kızı kucaktaydı.

Ne anaokuluna götürebildi ne kreşe.

Kızı ilkokula gidiyor, halen daha camın ötesinden görüşüyor babasıyla.

Bu kızın bir babası var!Buğra Gökçe'nin eşi Filiz.

Elinde evlendirme cüzdanı var.

Eşiyle içeride fotoğraf çektiler.

O günden bugüne düğün fotoğrafını vermiyorlar.

Hapishanede evlendi kocasıyla, düğün fotoğrafını vermiyorlar Buğra Gökçe'yle.

Bu kadının bir kocası var!Fatih Keleş, oğlu Mustafa, 26 yaşında.

Hiçbir suçu yok.

İddianamede adı bile yok.

Babaya zulüm olsun diye oğlanı tutuyorlar.

Niye biliyor musunuz?

Oğlanın kapalı yer korkusu varmış.

Savcı soruyor 'Nasıl olacak diyor Fatih Bey, oğlan oralarda nasıl duracak?' 'Ne alaka' diyor 'benim oğlanla niye dursun' diyor.

Ertesi gün yalandan tutuklayıp içeri koydular. 40 kişilik koğuşta onur mücadelesi veriyor çocuk babasına.

İkide bir şöyle yapıyorlar; arabaya koyuyorlar İstanbul Adliyesi'ne getiriyorlar, avukat gelince 'sorgu değil ki sohbete geldin' diyorlar.

Bir değil dört savcı karşısına çıkıyorlar. 'Şu iftiraların altına imza at, Mustafa'na kavuş, evine kavuş, Ekrem'e iftira at, evladını da kurtar, kendini de kurtar' diyorlar.

Bu da baba!

Bu da baba, bu da evlat, bu da eş!Ramazan Gülten.

Gözaltına alındığı, tutuklandığı gün karısı eşi hamileydi.

Maya doğdu.

Bütün Türkiye sosyal medyada Maya'nın topuğuna baktı.

Topuğu görünüyor diye, annesi yüzünü kapamış nazara gelmesin diye.

Maya'nın babası içeride. 1 yıldır bekliyor, 1 yıldır bekliyor.

Geçen gün eşi bağırdı 'Maya baba dedi' diye bütün salon ağladı.

Bu da baba!

Bu da evlat, bu da eş!Mehmet Murat Çalık, annesi Gülümser teyze.

Şuradan evladına el sallıyor, sırtını gördü bütün Türkiye.

Vicdanlı AK Partililer gittik diyorlar, konuştuk 'Bari şu Murat Çalık'a ev hapsi ver...' 'Bana tavsiyede bulunmayın, gidin söyleyin, bir imza atıversin, evine de evladına da belediyesine de kavuşsun.' Ne imza atacakmış? 'Ben Ekrem İmamoğlu'nun rüşvet aldığını duydum, gördüm' imzası. 'Ölürüm, ölürüm iftira etmem' dedi diye ölümüne gün sayılan bir hastayla karşı karşıyayız.

Bu hastanın anası var burada, anası!

O yüzden buradan bir kez daha söylüyorum.

Bu kadar haksızlığın, bu kadar vicdansızlığın, bu kadar insafsızlığın artık bir sınırı var.

Bunları yapanların ödüllendirildiği, bunları çekenlerin halen daha içeride tutulduğu bir Türkiye'de huzur olmaz, barış olmaz, kardeşlik olmaz.

Bunun için bir an önce, bir an önce arkadaşlarımıza tutuksuz yargılama, Türkiye'ye de adaletli bir adalet bakanı istiyoruz!""BEYAZ TOROSÇULAR ADALET BAKANLIĞI'NDA DURUYOR"CHP lideri, AKP tabanına ve Cumhur İttifakı'na da seslenerek şöyle dedi:"AK Parti'ye çağrımdır.

Bu süreçte susarak beklemek suça ortaklıktır.

AK Parti'nin içindeki bütün namuslu insanları bir şekilde partilerinin yaptığı bu haksızlıklara tepki göstermeye, bu yanlışı eleştirmeye, bu işte bir parça olmamaya davet ediyorum.

Bugün Sayın Bahçeli'ye yakın bir köşe yazarının yazdığı ki ömrü boyunca bana hep kötü şeyler yazdı, bugün yazdığı yazıyı önemsiyorum.

Diyor ki, 'Akın Gürlek tüm şüpheleri ortadan kaldıracak bir açıklama yapmalıdır' Yapamaz, yapamayacak.

Ama o zaman da Cumhur İttifakı bu yükü sırtında taşımayacak.

Bu yükü sırtında taşımayacak.

Diğer yandan, diğer yandan 'Terörsüz Türkiye' isteniyor.

Şimdi yasama sürecine geçilecek.

Adalet Bakanlığına dünyalar kadar görev düşüyor."BAŞINIZI KUMUN ALTINA GÖMEREK, GÖMEREK BU YANLIŞLARDAN KİMSE KURTULAMAZ"Gürlek'in geçmişte baktığı davaları hatırlatan Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef aldı:"Kayyum kalksın diyorlar, defalardır söylüyorsunuz.

Kayyumun davasını yapan da, kayyumları atayan da, hatta geçmişte Sırrı Süreyya'ya haksızca ceza veren de, Demirtaş'ı içeride tutan da bu Akın Gürlek.

Nasıl yürüyecek bu süreç?

Ha diyorsunuz ki, bu böyledir.

Ak dedersin ak der, kara dedersin kara der.

Bu kadar emir eridir.

Ama böyle bir profille bu işin yürümesi asla ve asla mümkün değildir.

Sayın Erdoğan'a da şunu söylüyorum: Bu tapuları ilk kez benden mi duydun?

Bu tapuları ilk kez benden mi duydun?

Sayın Erdoğan çıkıp şunu söylemelidir: Özgür Özel bunları gündeme getirene kadar, hiçbir bakanım, hiçbir milletvekilim, hiçbir siyaset arkadaşım bana Akın Gürlek'in mal edinmelerinden bahsetmedi desin.

AK Parti'deki siyasetçilere şunu söylüyorum: Kapalı kapılar ardında bunlar konuşuldu.

Reis'in haberi var, Erdoğan'ın haberi var, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın haberi var.

Ne yapılıyorsa onun bilgisi dahilinde yapılıyor.

Nerede duruyorsanız, hangi mevkii koruyorsanız, bir suçun mevzilerinde duruyorsunuz.

Başınızı kumun altına gömerek, gömerek bu yanlışlardan kimse kurtulamaz.""ZAMAN BENİ HAKLI ÇIKARDI"Ekrem İmamoğlu ve İBB çalışanlarına yönelik yürütülen davaya değinen Özel, medyadaki iddiaların iddianamede yer almadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:"Şu kadar korkumuz olsa, şu kadar korkumuz olsa bir kelime eksik söyleriz.

Bu parti evlatlarına güveniyor, siyasetine güveniyor, yol yürüyüşüne güveniyor.

Ben bütün arkadaşlarımın verdiği bu mücadelenin eninde sonunda, eninde sonunda adalete kavuşacağına inanıyorum.

Bunların elinde değil.

Ama eninde sonunda kavuşacak.

Ama bir yandan, bir yandan da ayaklarına dolaştırmaya devam ediyorlar.

İşte İBB davasında...

Silivri'de görülmeye devam ediyor.

Dünya kadar yalan, iftira.

Beni dinleyen AK Partili, MHP'lilere söylüyorum: Bütün yaz boyunca dinlediğiniz televizyonlarda, bütün yaz boyunca, en çok atılan 10 yalanı düşünün. 560 milyar yolsuzluk, 1200 tane cep telefonu, valizlerle para taşınması, İmamoğlu ve arkadaşlarının gizli odada paraları çantalara doldurma görüntüleri, parkelerin altından çıkan paralar, İmamoğlu'nun lüks araçları, Gaziosmanpaşa Belediyesi'nin kasasından çıkan dolarlar ya da Ekrem İmamoğlu'nun korumasının evinden, yayla evinden çıkan eurolar...

Bunların hiçbirisi iddianamede yer almadı.

Bir tanesi bile.

Bunları yaz boyu konuşan gazetecilere sorunca, 'Öyle duymuştum' dediler.

Bize öyle iletilmişti dediler.

Büyük büyük yalanları yaz boyunca gazetecilere yazdırdılar, televizyonlarda söylettiler, şimdi hiçbirisini ispatlayamadılar, sustular, söyleyenleri mahcup ettiler.

Ha, kimi mahcup oluyor, 'ben de öyle duydum, bilsem söylemezdim' diyeni var, pişkin pişkin 'siyasette yalan da olur' diyeni var.

Ama düşünün ki şu anda Silivri'de bunların hiçbirisi konuşulmuyor.

Ve bu yüzden televizyonlar bu görüşmeleri canlı veremiyor.

Bu ülkede...

Ana muhalefet istemiş.

Devlet Bahçeli madem çok istiyorlar canlı yayın en münasibidir demiş.

Devlet Bey böyle deyince, münasip bir şeydir, gerekli düzenleme yapılır diye Erdoğan da söylemiş.

Bu kadar da büyük yolsuzluk varmış.

Peki niye iddianame çıkınca bunlar yayınlanmaktan vazgeçmiş?

Ben yayınlansın diyordum, çünkü yalan olduğunu biliyordum.

Onlar yayınlansın diyorlardı, çünkü iddianamede bunlar çıkacak sanıyorlardı.

Zaman beni haklı çıkardı, ben hala yayınlansın diyorum, artık onlar yayınlanmasın diyorlar.""GİZLİ TANIK KAÇTI, İTİRAFÇILAR SAVCI BASKISINI AÇIKLADI"Silivri'de görülen İBB davasında gizli tanık ve itirafçı ifadelerindeki çelişkilere dikkat çeken CHP lideri, şöyle dedi:"Şu anda bütün vatandaşlarımıza buradan duyururum ki, yaz boyu dinlediğiniz yalanların tamamı çöp olmuştur.

Silivri'de konuşulan da şu olmuştur: Örneğin Ekrem Başkan tutuklanırken bunları söyleyen meşe ortadan kaybolmuştur, gizli tanık.

Yerine başka bir gizli tanık koydular.

Gizli tanık, tutuklamaya sebebiyet veren gizli tanık yok iddianamede, kaçtı.

Çünkü zorlandığı yalanın başına açacağı derdi gördü, gizli tanık yok ortada şu anda.

Peki ne var?

Örneğin itirafçı olduğu söylenen, yaz boyunca gösterilen Murat Kapki vardı, Murat Kapki.

Dün çıktı, mahkemeye başvurdu.

Şöyle yazmış: 'Baskı gördüm.

Bir gün bile burada yatmazsın demelerine aldandım.

Tahliye vaadine kandım.

Savcıların yönlendirmesiyle doğru olmayan şeylere imza attım.' Bakın, bir savcının işi nedir?

Lehe, aleyhe delil toplamak.

Biri bir şey söylüyor, yazarsın.

Lehe söylüyor, onu da yazarsın.

Yollarsın mahkemeye, adalet yerini bulsun.

Bir savcı bir kişiyi 'Bir gün bile burada durmayacaksın, seni tahliye edeceğim' diyerek yalan beyana niye zorlar?

Bir başkası, Ağaç AŞ'de itirafçı olan Ümit Polat'a soruyorlar.

Savcıya yansıtmış bir mali tablo, orada çıkmış, 20 milyar lira yolsuzluk, 2024 yılında.

Bu diyor, Ümit Polat'ın verdiği ifadeler doğrultusunda oluşturuldu.

Soruyorlar sen mi verdin?

Öyle demedim.

Emin misin?

Emin değilim.

Gördün mü?

Görmedim.

Duydun mu?

Duydum.

Kimden duydun?

Unuttum.

Bu kişi, oraya onu koymuş ya...

Bir soru soruyorlar, bir soru.

Savcı bir kişinin beyanıyla 20 milyar yazmış oraya.

Soruyorlar, 2024 yılında 20 milyar.

Söyle bana diyor, Ümit Polat, Ağaç AŞ'nin 2024 toplam bütçesi ne kadardır? 5 milyar. 5 milyar toplam bütçesi olan yerde her şey oradan ödeniyor, 20 milyar yolsuzluk olur mu?

Cevap: Olmaz.

Niye öyle dedin?

Ben demedim savcı yazmış.

Bu yalana ne gerek var?

Adalet arıyorsak bu yalana, bu baskıya ne gerek var?""İMAMOĞLU ADAY OLAMASIN DİYE KUMPAS KURANLAR VAR"Tutukluluk sürelerinin bir zulme ve cezaya dönüştüğünü, amacın siyasi olduğunu savunan Özel, şunları söyledi:"Bütün kadınların önüne koyuyorlar kağıdı, evladına kavuşmak isteyen imza atsın.

Evladına kavuşmak isteyen imza atsın.

Gerçeği arayan, niye böyle bir zorlama yapsın?

Öyle bir adaletsizlik ki, davada şu anda kendisi hakkında iddianamede yazılan suçlamanın hani bir alt sınırı var, normal durursan falan, bir de üst sınırı var.

En üst sınırından, her gün mahkemede kavga çıkarsa, hakime dirense, suçu ağırlaştıracak her şeyi geçmişte yapmış şimdi de yapıyor olsa, en üst sınırdan ceza alsa şu anda içeride tutulan 12 kişi talep edilen ceza yattığı süreden daha az.

Yani, boşu boşuna zulüm olsun diye içeride tutuluyor.

Bitir mahkemeyi, ver cezamı, tahliye olacağım, daha içeride tutuluyor. 11 kişi var, üst sınırdan ceza alsa açık cezaevine nakledilmesi lazım, Silivri'de tutamazsın.

Toplam 23 kişi, bu gece yatacaklar ya orada, bu gece yattıkları bir gece bile hak ihlali onlara.

Halen daha onları içeride tutuyorlar.

Biraz önce söyledim, tutuklu öğrencileri tutuklayanlar da hep aynı çetenin mensubu.

Burada adalet arayan yok, burada tamamen ve tamamen adaleti saptıranlar, Erdoğan'ın karşısında Ekrem İmamoğlu aday olamasın diye bu kumpası kuranlar var.""DİRENENLERİN DİRENCİNİ SÜRDÜRMELERİ EN BÜYÜK TALEBİMİZDİR"Konuşmasının sonunda Özel, gazetecilere yönelik tehditleri anlatarak direniş çağrısında bulundu:"Bugün anlattığımız tüm konuların, tüm konuların birbiriyle bir bağlantısı var.

Ekonomik krizin, İran savaşının, terörsüz Türkiye'nin, güvenlik alanındaki eksiklerin ve 19 Mart darbesinin demokrasiye adalete verdiği zararın.

Bu beş sorunun tamamının Türkiye'de çözecek, başaracak siyasi meşruiyeti olan bir iktidar yoktur.

Bunları yapacak iradesi, enerjisi, becerisi bu iktidarın yoktur.

AK Parti yönetimi milletten korkan, sandıktan kaçan, bir avuç insanın ikbali için Türkiye'yi ateşe atan bir yere savrulmuştur.

Bunun için basında, basında direnen arkadaşlara şunu söylüyorum, direndikleri de şu, varıp da bu konuyla ilgili bir mücadele verdikleri yok da...

Bu kendilerine Adalet Bakanlığından arayan kriminal, her tarafı kirli ilişkilerle dolu kişi arayıp diyor ki gazeteci arkadaşlara, tarafınızı belli edeceksiniz.

Ya bizim, ya onların tarafında olacaksınız.

Bizim dediği yalan, iftira, haysiyet cellatlığı, tarafı olacaksınız.

Ya da karşımızda olduğunuzu biliriz deyip onları tehdit ediyorlar.

Bu tehditlere rağmen yine de o haysiyetsize direnenlerin direncini sürdürmeleri en büyük talebimizdir.""O tehditlerle ya da o tehditi edenlerle birlikte iş tutanlar tarihe mesleklerini bir siyasi operasyona alet olan; adalet değil, adaletsizliğin dayatıldığı, haklıyı haksızı vicdanında bildiği halde bu baskıya karşı teslim olanların arasında yer alacaklar.

Tarih günü gelince hepimizi bir yerlerde yazacak.

Elbette kolay değil, ama bu haysiyetsizliğe, bu vicdansızlığa teslim olmanın yaptığınız meslekle, bulunduğunuz pozisyonla ve gelecekte kendinizi torunlarınıza, çocuklarınıza izah edebilecek bir pratikle asla ve asla bağlantısı yoktur.

O yüzden biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihin doğru tarafında, doğru yerinde durmaya devam edeceğiz.

Birilerinin pervasızlığı, birilerinin gözü dönmüşlüğü, birilerinin ortaya koyduğu bu vicdansız ve cesaretli değil aslında korkak; ama devletten aldığı gücü, cüppeden aldığı gücü, makamdan, mevkiden, kürsüden aldığı gücü masumlar üzerinde orantısız kullananlara karşı da asla ve asla teslim olmayacağız.

Bu süreç ne Cumhuriyet Halk Partisi'ni ne muhalefeti bir adım geri attırabilecek bir süreç değildir.

Kenetlendik, bir yıl boyunca mücadele ettik; kenetlenmeye, bir arada durmaya, bu vicdansızlığa meydan okumaya hep beraber devam edeceğiz.""ERDOĞAN, TRUMP'IN PLANININ PARÇASIDIR"Dış politikadaki gelişmelere de değinen Özel, şu ifadeleri kullandı:"Sözün sonuna gelirken biz ekonomide, demokraside, adalette güçlü bir Türkiye istiyoruz.

Dışarıdaki tehditler bizi içeride güçlü olmaya mecbur ediyor.

Amerika ve İsrail'in İran'a saldırıları sürüyor.

Amerika ve İsrail, istedikleri her ülkeye saldırabilecekleri, uluslararası hukuku çiğneyebilecekleri ve istediklerini yönettirebilecekleri kendilerince yeni bir dünya düzeni istiyorlar.

İlk günden beri bunun karşısındayız.

Bugün İran'a susarak yarın daha kötüsünün olabileceğini öngörmeyenlere sesleniyorum.

O yüzden Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarından beklentimiz değil ama bu iktidara iki tavsiyemiz var: Bir: Türkiye'yi korumak.

İki: ABD-İsrail saldırganlığına karşı gerçek dünya düzenini savunmak.

Bu yeni dünya düzeninin 'onların istediği yönetecek, onlar da Türkiye'de beni isteyecek' diyerek onlardan meşruiyet arayan yaklaşımın derhal terk edilmesi lazım.

İktidar tarafsız görünüp ABD ve İsrail'in yanında duruyor.

Gazze ve Amerika ve İsrail ile aynı masada oturmaya devam ediyor.

Öyle ki Trump'ın 'Çok beğendim, orada Filistinlilere yer yok, onları civardaki beş ülkeye süpüreceğim' dedikleri, 71 bini şu ana kadar öldürülmüş Filistinli kardeşlerimiz. 'Oraya oteller, casinolar dikeceğim' dedikleri Gazze'de Filistinlilerin toprakları. 'Orayı beğendim, önünde de hidrokarbon yatakları var, petrol var' dediği yer Gazze şeridi.

Ve burası için bir plan yapmış, o planın fotoğraflarını yayınlamış, masa kurmuş, dünyanın demokratik liderleri o masayı reddetmiş, o masaya bizimkiler gitmiş tenezzül etmiş.

Filistin yok deyince İsrail de yok demişlerdi, Trump oraya İsrail'i de son anda dahil etmiş, halen daha Gazze'yi Filistinlilerden arındırma, oraya kumarhane, otel kurma ve petrolüne Amerika'nın çökmesi masasına hizmet eden bir Erdoğan var.

Kendine ait bir planı yok, Erdoğan başkasının planının parçasıdır.""Kenan Evren dönemi hariç -Kenan Evren o dönem Amerika'nın gözüne bakar, onlara göre soluk alırdı- Türkiye'de hiçbir seçilmiş bu kadar Amerika'ya tabi olmamıştır.

Müslüman kanı dökülen bir coğrafyada bu kadar sessiz kalmamıştır.

Trump ne diyorsa onu yapan, Trump'ın öfkesinden korkan, Trump'a tabi olan, Trump'tan Türkiye için bir iktidar, bir meşruiyet dilenen bir yapıyla karşı karşıyayız.

Açık konuşalım, Irak Savaşı artık uzak bir mesele değil; etkileri ekonomimize, güvenliğimize geldi.

Taraf değiliz, olmamalıyız ama etkileniyoruz ve çok daha zor bir sürecin içine doğru sürükleniyoruz.

En kötüsüne hazır olmak lazım.

İhtiyacımız tarafsız görünüp Amerika ve İsrail'e destek çıkmak, teslim olmak değil; tehditlere hazırlıklı, dirençli bir tarafsızlık pozisyonudur.

Edilgen tarafsızlıktan dirençli, etken bir tarafsızlık pozisyonuna doğru ilerlemeliyiz; güvenlikte, ekonomide, enerjide ve diplomaside buna hazır olmalı, bunun üzerinde çalışmalıyız.

Özellikle örneğin Cibuti'ye giden petrol tankerlerinin engellenmesi, elektrik üretiminin engellenmesi, çocukların, küvezdeki bebeklerin, hastaların ölüme terk edilmesi bile Amerika için göze alabileceği bir vahşet olabilirken; buna bile hayır diyemeyen, bunu bile kınayamayan, bunun karşısında bir pozisyon tarif etmeyen bir Cumhuriyet hükümeti bugüne kadar olmadı, bundan sonra da olmamalıdır."S-400'LER, F-35'LER VE HAVA SAVUNMA SİSTEMİ ELEŞTİRİSİÖzel, daha sonra iktidarın savunma sanayii politikalarını şu sözlerle hedef aldı:"Güçlü bir ordumuz var ancak çok da eksikleri var.

Türkiye'ye üç farklı balistik füze atıldı, hedef alındı.

Hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar.

Bu üç füze; Birincisi kaza ve hata olabilir.

İkincisi tahammül edilemeyecek bir tesadüftür.

Ama üçüncüsü diplomaside 'verdiğim mesajı alıyor musun?' dur.

Bu mesajı İran mı yolluyor yoksa bu mesajı başka birileri 'hava savunman yok, bana muhtaçsın' mı diyor, bu enine boyuna değerlendirilmelidir.

Tek hava savunma sistemi S-400'ler hangarda.

S-400'leri Rusya'dan kalkıp Mürted üssüne inerken canlı yayında verenlere, S-400'ü eleştirene vatan haini diyenlere bugün bir dönüp 'O gün ne diyordunuz, bugün ne yapıyorsunuz bir bakın' demek lazım.

S-400 o gün için alındığında Türkiye'yi F-16 modernizasyonundan, F-35 projesinden atılmasına, CAATSA yaptırımlarına muhatap etmiştir.

O kadar bedel ödenen S-400'lerin bugün Türkiye'yi savunmak için dahi kurulamadığı görülmelidir.

Yıllardır söylediğimiz entegre Çelik Kubbe daha 2024 yılında çalışmalarına başlandı.

Hava savunma kabiliyeti ile donanmış bir muhrip diye 20 yıldır söyleniyor.

Bakın adı zaman zaman Yeni Nesil Fırkateyn deniyor, TF-2000. 2000 yılından Türk Fırkateyni; 24 yıl boyunca durdu, durdu, durdu, şimdi daha yeni yeni ilgili çalışmalar başladı.

Şimdi olsa Kıbrıs'ın önüne çekilecekti, Mersin'in önüne çekilecekti.

Bunları söyleyenleri dinlemeyenler, sadece kendi bildiklerini yapanlar, Türkiye'nin hava saldırısı ya da savunmasını sadece İHA ve SİHA'lardaki gelişmelerle kısıtlayıp bunu yeterliymiş gibi gösterenler; önemsiz diyen yok ama bugün Türkiye'yi aciz, çaresiz bir pozisyona oturtmuşlardır.

Tepemizde dronlar geldi Anadolu'ya düştü, F-16 kaldırıp saatlerce takip edip dron düşürdük.

Bugün Kıbrıs'ı korumak için F-16 yollama dışında bir seçeneğimiz yok.

Bunları söyleyince Erdoğan diyor ki 'selden kütük kapmayın' Yahu selden kütük kapan yok ama bu kütükler niye sele kapıldı?

Onu sormak suç mu?

Bizim kütükler niye sele kapıldı?

Yoksa Türkiye'nin elindeki hava savunma sisteminin en güçlü olması gerektiğini en çok anlatanlara şimdi dönüp 'Hiç onları söylememiş gibi susun kardeşim, bir şey söylemeyin' diyorlar.""Cumhuriyet Halk Partisi de bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin doğru bir güvenlik hattı için, doğru bir savunma hattı için kurduğu söze katkı sağlayanlara da yıllarca kulak tıkayanlara söylüyoruz: Biz bu ülkenin sorunlarını çözmeye talibiz.

Biz ülkeyi barıştırmaya, kucaklaştırmaya talibiz.

Terörsüz ve demokratik bir Türkiye'yi yönetmeye talibiz.

Darbeci anlayışı bu topraklardan söküp atmaya talibiz.

Ekonomik krizi bitirmeye talibiz.

Bölgesinde Türkiye'yi yeniden saygın, sözü dinlenir bir ülke yapmaya; Batı ittifakının bir parçasıyken Rusya'yla da iyi komşuluk ilişkileri kurabilecek diplomatik beceriyi tekrar hayata geçirmeye talibiz.

Ne Türk dünyasının, ne Balkanlar'ın, ne Ortadoğu'nun uzağındayız; her biriyle gönül gönüleyiz.

En sıkı bağları kurmanın ve bunları doğru bir şekilde yönetmenin de erbabıyız.

Yıllar önce gelenler, Irak'taki yapılacak operasyonun karşılığında tezkere sözü verenler, onun karşılığında Amerikan desteğiyle Türkiye'de iktidar sözü alanlar, bugün Türkiye'de meşruiyetlerini kaybetmiş, Amerikan desteğiyle, BOP eşbaşkanlığı deyimiyle, Türkiye'de olmayan meşruiyeti Trump'tan dilenmekte; karşılığında Türkiye'nin tüm çıkarlarını terk etmektedirler.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, nadir toprak elementlerine söz vermeden, pahalı LNG'ye muhtaç kalmadan, yarısını Airbus alıyorsa yarısını Avrupa'da üretilen uçaklardan almanın sözünü verebilerek, tüm dengeleri kurarak, kimseye teslim olmadan bu ülkeyi dimdik ayakta yönetmeye talibiz."Detaylar geliyor...

İlgili Sitenin Haberleri