Haber Detayı
Savaşın ekonomik faturası: Türkiye için üç senaryo... Tekstilde hammadde çıkmazı... Dünyadaki durum: Milyarlarca dolar eridi
ABD ve İsrail'in, İran ile savaşının ekonomik faturası büyüyor. Tekstilde petrol bazlı hammadde fiyatlarındaki artış yüzde 60'a ulaştı. Uzmanlar savaşın Türkiye ekonomisine etkisine dair 3 senaryoyu ortaya koyarken, dünyada da madencilik ve havacılıkta milyarlarca doların eridiği belirtiliyor.
ABD ve İsrail'in İran'a açtığı savaşla başlayan enerji krizinin, küresel ekonomiyi etkilemeye devam ediyor.
Son olarak Türkiye tekstilde “üretim ve ihracat odaklı dönüşüm” planıyla Avrupa’daki üretimden daha fazla pay almayı hedeflerken Ortadoğu’da yükselen savaş yeni bir endişe yarattı.
Mevcut maliyet baskısının katlandığını söyleyen sektör temsilcileri, hammadde fiyatında yüzde 60’a varan sıçramalar olduğunu açıkladı.TEKSTİL DE ETKİLENDİ: "SÜNGER HAMMADDESİ 10 GÜNDE 2000 EURO’YA FIRLADI"İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz, İTHİB başkan yardımcısı ve yeni dönem İTHİB başkan adayı Ahmet Şişman, İTHİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Sami Aydın ile İTHİB Başkan Yardımcısı Fatih Bilici; tekstil sektöründeki güncel gelişmeler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Cumhuriyet gazetesinden Elif Özge Yalçın'ın haberine göre toplantıda, İran-İsrail-ABD hattında patlak veren savaşın sektörel beklentileri sarstığı vurgulandı.
Sektör temsilcileri, sünger hammaddesinin sadece on gün içinde bin iki yüz Avro’dan iki bin Avro’ya fırladığını belirtti.
Avrupa’daki firmalardan yana mücbir sebep gösterilerek işlemleri askıya alma riskine işaret edildi."TÜRKİYE İÇİNDE BİZİ EN ÇOK ETKİLEYEN ŞEY KURUN SABİT KALMASI"Tam faizlerin düşme trendine girmesinin beklendiği bir dönemde bu savaşın patlamasının iyileşme sürecini belirsiz bir tarihe attığını belirten Öksüz, “Türkiye içinde bizi en çok etkileyen şey; enflasyonun arttığı bir dönemde kurun sabit kalması.
Hammededeki en az yüzde 5’ten başlayan artışlar, navlun ve enerji maliyetlerindeki bu yükselişle beraber birleşince sektör iyice sıkıştı” dedi."7 GÜN 24 SAAT ÇALIŞAN ‘KARANLIK FABRİKALAR’ MODELİNE GEÇİLMESİ GEREK"Şişman ise sektörde bir dar boğaz yaşanıyor gibi görünse de umutlarını kaybetmediklerini belirterek şunları aktardı: “12 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyoruz.
Avrupa’da hâlâ 105 milyar dolarlık tekstil üretimi var.
Biz de yönümüzü bu tarafa çevirdik fakat bugünkü maliyetlerle, çok sayıda işçinin çalıştığı klasik düzenle dünyaya mal satmak sürdürülebilir görünmüyor.
Bunun yerine, 7 gün 24 saat çalışan, otomasyona dayalı ‘karanlık fabrikalar’ modeline geçilmesi gerekiyor.
Türkiye devlet desteği ve ortak üretim modelleriyle bu sürece hazırlanmalı.”SAVAŞIN EKONOMİYE ETKİSİ: 3 SENARYOABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın 3 ay içinde bitmesi durumunda bile Türkiye ekonomisinde geçici dalgalanma; enflasyonda sınırlı artış, büyümede yavaşlama şeklinde bir etki oluşturması bekleniyor.
Savaşın 12 aya uzaması durumunda, enflasyon ve cari açıkta belirgin artış, faiz indirim sürecinin durması ve ekonomide yavaşlama öngörülüyor.
Dünya gazetesinden Naki Bakır, konuya dair köşe yazısında şu tespitleri aktardı:"Savaşın uzaması özellikle Türkiye ekonomisi açısından çok katmanlı riskleri beraberinde getiriyor.
Ulusal ve küresel ekonomiye olumsuz etkilerde en kritik unsur petrol fiyatları.
Uzmanlara göre Türkiye ekonomisine etkileri yalnızca enerji fiyatlarıyla sınırlı kalmayacak; enflasyondan büyümeye, kurdan sektör dengelerine kadar geniş bir alanda hissedilecek.
Uzun sürecek savaş ihtimalinde Türkiye ekonomisi için en büyük riskin ise “stagflasyon” olacağı ifade ediliyor."DEZENFLASYON SÜRECİNİ TERSİNE ÇEVİREBİLİR"Enerji maliyetindeki yükselişin, her koşulda Türkiye ekonomisi üzerinde zincirleme olumsuz etkilerde temel belirleyici olacağını belirten uzmanlar, Türkiye’nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı yüzünden, petrol fiyatındaki her artışın doğrudan cari açık ve enflasyon ürettiğine işaret ediyor.
Ekonomik hesaplamalara göre petrol fiyatında her 10 dolarlık artış; cari açığı yaklaşık 2,5 milyar dolar büyütüyor, her yüzde 10’luk artış da enflasyonu 1 puan civarında artırıyor.
Savaşın uzaması durumunda petrolün 120 dolar ve üzerine çıkmasının, Türkiye’de halen devam eden dezenflasyon sürecini tersine çevirebileceğine kesin gözüyle bakılıyor.BAKAN ŞİMŞEK NE DEDİHazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de savaşın uzaması durumunda bunun küresel ekonomi açısından ciddi bir enflasyon, finansal koşullarda sıkılaşma ve büyümede yavaşlama riskini beraberinde getireceğini açıkladı.
Şimşek, bunun yanı sıra küresel enerji fiyatları ve tedarik zincirindeki kırılmaların uzun süren bir resesyon ve stagflasyon riski doğuracağını belirtti.EN İYİMSER SENARYOUzmanlar, Türkiye ekonomisine olası etkileri konusunda savaşın süresine bağlı olarak üç temel senaryoya dikkat çekiyor.
Bunlardan en iyimseri ise petrolün varil fiyatının yıl ortalamasında 90-100 dolar arasında kalacağına dayalı kısa süreli savaş (1–3 ay) senaryosu.
Ancak bu senaryoda bile ekonomide geçici de olsa dalgalanma ve olumsuz etkiler bekleniyor.Söz konusu senaryoda yıllık enflasyonda 1-2 puanla sınırlı artış beklenirken, büyüme üzerindeki etkinin eksi (-) 0,5 civarında olacağı öngörülüyor.
Cari açıkta yaşanacak ilave 5-10 milyar dolarlık artışın ise yönetilebilir olduğu belirtiliyor.
Kurlarda ise önce bir sıçrama yaşanacağı, sonra dengenin sağlanacağı bekleniyor.
Faiz indirim sürecinin sekteye uğrayacağı ancak tamamen durmayacağı varsayılan bu senaryoyu benimseyenler “ekonomi yara alır, ancak yön değiştirmez” görüşünde.MİNİ STAGFLASYON SENARYOSUSavaşın 12 aya uzaması ve jeopolitik risklerde artışa dayalı “dengelerde bozulma” temalı ikinci senaryoda, petrolün varil fiyatının 100-120 arasında oluşacağı, dezenflasyon sürecinin sekteye uğrayacağı ve yıllık enflasyona ilave 3-6 puan ekleneceği ve yıllık cari açıkta yaşanacak ilave 15-25 milyar dolarlık artışın finansman baskısı yaratacağı öngörülüyor.
Bu senaryo; özellikle beklenti kanalıyla olmak üzere kurlarda yukarı trendin kalıcı hale geleceği, faizlerin yüksek düzeylerde kalacağı, indirim olasılığının zayıflayacağı görüşünü içeriyor.
İç talepte daralma ve yıllık büyüme oranında 1-2 puanlık düşüş beklenilen bu senaryo, yüksek enflasyon ve düşük büyüme bileşenli “mini stagflasyon” tablosu ortaya koyuyor.
Enerji maliyetlerindeki artış üretimi pahalı hale getirirken, yüksek faiz ortamı iç talebi baskılıyor.
Bu çift yönlü etki, bir yandan enflasyonu yükseltirken aynı zamanda ekonomik aktivitenin zayıflamasına yol açıyor.KRİZ SENARYOSUBir yılı da aşacak uzun süreli bir savaş varsayımına dayalı “kırılma senaryosu”nda ise 120-150 dolar arasında bir petrol varil fiyatı öngörülüyor.
Türkiye’de yıllık enflasyon oranına ilave 7-15 puan eklenmesi ile yeniden yüksek enflasyon rejimine giriş bekleniyor.
Yıllık cari artışta beklenen 30 milyar doların üstünde artışın finansman sorunu yaşatacağı öngörülüyor.
TL’de sert değer kaybı ve dövize talepte hızlı artış olacağı, faizleri yüksek tutmak zorunda kalınacağı, hatta yeni artırımlara gidilebileceği belirtiliyor.
Bu senaryoda büyümenin sıfıra yakın ya da negatif olabileceği, genel olarak ekonomide “kriz dinamiklerinin” kendini göstereceği vurgulanıyor.SEKTÖRLERDE AYRIŞMA BEKLENİYORUzmanlara göre savaşın etkisi sektörler arasında eşit dağılmayacak.
Savaşla ortaya çıkan olumsuz koşullarda, enerji yoğun sanayi sektörlerinde maliyet artışı rekabet gücünü zayıflatacak.İnşaatta, yüksek faiz ve artan maliyetler nedeniyle talep daralması bekleniyor.
Bankacılık ilk aşamada dirençli görünse de ilerleyen süreçte kredi riskleri artabilecek.
Perakende sektöründe, halkın alım gücündeki düşüş tüketimi sınırlayacak.
Tarım ve gıda sektörlerinin görece daha dayanıklı bir görünüm sergileyebileceği, turizmin bölgesel algıya bağlı olarak hem risk hem fırsat barındırdığına işaret ediliyor.Belirsizlik ortamında altın ve döviz gibi güvenli varlıklara yönelimin ise daha da artması da bekleniyor.TÜRKİYE NEDEN DAHA KIRILGANEkonomistler Türkiye’nin bu tür dış şoklara karşı hassasiyetini, “enerjide yüksek dışa bağımlılık, cari açık veren büyüme yapısı, kur ve enflasyona duyarlı beklenti mekanizması” olmak üzere üç temel faktörle açıklıyor.
Bu yapı, dış kaynaklı bir şokun hızlı şekilde iç dengeleri bozmasına yol açıyor.
Türkiye’de büyüme modeli; tüketim odaklı, başta enerjide olmak üzere ithalata bağımlı ve enerjiye hassas özellikte olduğu için dış şok geldiğinde; üretim değil maliyetler patlıyor, refah değil fiyatlar, zenginleşme yerine yoksullaşma hissi artıyor.
Bu nedenle uzmanlar durumu sadece savaş etkisi değil, mevcut kırılgan yapının üzerine binen stres testi olarak niteliyor.DÜNYADA DURUM NE: MADENCİLİKTE SERT SATIŞ DALGASI Orta Doğu’daki savaş, emtia fiyatlarını ve enerji maliyetlerini sarsarken, iki kritik sektörde milyarlarca dolarlık değer kaybı yarattı.
Ekonomi gazetesinden Evrim Küçük'ün aktardığına göre madencilik hisseleri sert düşerken, havacılık pandemi sonrası en büyük krizine sürüklendi:"Savaşın başlamasından bu yana küresel madencilik hisselerinde kayıplar yüzde 30’a yaklaştı.
Emtia fiyatlarındaki sert oynaklık, özellikle kıymetli metaller tarafında ağır bir satış baskısı yarattı.
Altın madenciliğinin devlerinden Barrick hisseleri yüzde 26,8 gerilerken, Newmont’un piyasa değeri 143 milyar dolardan 104 milyar dolara düştü.
AngloGold Ashanti’de kayıp yüzde 37,4, Gold Fields’ta yüzde 33,6 seviyesine ulaştı.GÜMÜŞ ÜRETİCİLERİNİN HİSSELERİ ÇAKILDI Gümüş tarafında da tablo farklı değil.
Fresnillo hisseleri yüzde 31,3, Pan American Silver ise yüzde 32,1 değer kaybetti.
Bakır ve çeşitlendirilmiş madenciler nispeten daha dirençli kalsa da genel kayıplar yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşti.
Uzmanlara göre savaş, talep beklentilerini zayıflatırken arz tarafındaki belirsizlikle birlikte fiyat mekanizmasını bozuyor.
Bu durum, yatırımcıların emtia hisselerinden hızlı çıkışını tetikliyor.HAVACILIKTA PANDEMİ SONRASI EN BÜYÜK KRİZSavaşın bir diğer ağır darbesi havacılık sektöründe hissediliyor.
Uçuş iptalleri, hava sahası kapanmaları ve yakıt maliyetlerindeki sıçrama, sektörü yeniden krize sürükledi.Küresel ölçekte en büyük 20 havayolu şirketinin piyasa değeri savaşın başlamasından bu yana 53 milyar dolar eridi.Yatırımcılar ayrıca hisse senedi fiyatlarında daha fazla düşüş olacağına dair pozisyonlarını artırdılar.
Düşük maliyetli Avrupa havayolu şirketi Wizz Air, FTSE 100'deki en çok açığa satış yapılan şirket olurken, EasyJet de hedefte yer alıyor.JET YAKITI FİYATLARI İKİYE KATLANDI Jet yakıtı fiyatlarının iki katına çıkması, maliyetlerin üçte birini oluşturan en kritik kalemde baskıyı artırdı.
Sektör yöneticileri, bu maliyet artışının kaçınılmaz olarak bilet fiyatlarına yansıyacağını vurguluyor.
Financial Times’ın haberine göre, Lufthansa, yolcu başına ortalama 10 euro karla bu yükün taşınamayacağını belirtirken, EasyJet CEO’su Kenton Jarvis, “2022’deki Ukrayna işgalinden sonra da yakıt fiyatları oldukça yükselmişti, ancak bu durum daha da ileriye gitti” deyip krizin pandemiden bu yana en sert sarsıntı olduğunu ifade etti.Ayrıca hava sahası kısıtlamaları ve Körfez merkezli uçuşların aksaması, küresel yolcu talebini de aşağı çekiyor.
Analistler, çatışmanın uzaması halinde kayıpların daha da derinleşebileceği uyarısında bulunuyor.VATİKAN’DAN MADENCİLİK YATIRIMLARINA FRENVatikan, madencilik sektörüne yönelik yatırımların geri çekilmesini teşvik eden yeni bir girişim başlattı.
Yaklaşık 40 dini kuruluşun desteklediği çağrı, şirketleri çevresel ve sosyal sorumluluklarını artırmaya zorluyor.
Vatikan, 2020 yılında da Katoliklere silah ve fosil yakıt endüstrilerinden yatırımlarını çekmeleri çağrısında bulunmuştu.
Uluslararası Enerji Ajansı’na göre lityum, kobalt ve bakır talebinin 2030’a kadar 3 kat, 2040’a kadar 4 kat artması beklenirken, sektördeki bu etik baskı yatırım kararlarını da yeniden şekillendirebilir.Odatv.com