Haber Detayı
Yapay zekâ günah keçisi mi?
Yapay zekânın küresel iklim krizinin ana faili olduğu yönündeki yaygın kanı, Waterloo Üniversitesi’nin yeni verileriyle sarsılıyor. Toplam emisyon üzerindeki etkisi sadece bir ‘İzlanda’ kadar olan bu teknoloji, asıl darbeyi küreye değil, veri merkezlerinin kalbindeki yerel ekonomilere vuruyor. Fosil yakıta yüzde 83 bağımlı sistemde, yerel kirlilik iki katına çıkabilir.
Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comTeknoloji dünyasında son yılların en büyük korkusu, yapay zekânın (AI) bitmek bilmeyen enerji iştahının iklim hedeflerini rayından çıkaracağı yönündeydi.
Ancak Waterloo Üniversitesi ve Georgia Teknoloji Enstitüsü’nden gelen son veriler, bu korkunun makro ölçekte bir yanılsama olduğunu kanıtladı.
Araştırmacılar, ABD ekonomisinden elde edilen devasa veri setlerini analiz ettiklerinde, yapay zekânın yaygınlaşma hızına rağmen toplam emisyonlar üzerinde neredeyse hiç etkisi olmadığını saptadı.Ekonomik perspektiften bakıldığında, yapay zekânın neden olduğu enerji artışı, yaklaşık 380 bin nüfuslu İzlanda’nın toplam tüketimiyle kıyaslanabilir düzeyde.
Dünya genelindeki milyarlarca tonluk karbon salımı düşünüldüğünde, bu miktar okyanusta bir damla gibi kalıyor.
Peki, neden her yerde ‘Yapay zekâ dünyayı ısıtıyor’ başlıklarını görüyoruz?
Dr.
Juan Moreno-Cruz’a göre bunun sebebi, verilerin genelden özele doğru doğru okunmaması.
Yani yapay zekâ küresel bir canavar değil, yerel bir sarsıntı yaratıyor.Sıfır toplamlı yanılgı ABD Enerji Bilgi İdaresi’nden alınan veriler, bugün dev ekonomilerin hâlâ yüzde 83 oranında petrol, kömür ve doğalgaza bağımlı olduğunu gösteriyor.
Bu fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan sera gazı bulutu içinde yapay zekânın payı, sanılanın aksine çok daha marjinal.
Haberler genellikle yapay zekânın tükettiği ‘watt’ miktarına odaklanırken, bu teknolojinin diğer sektörlerde yarattığı ‘verimlilik artışını’ ve dolayısıyla tasarruf edilen karbonu göz ardı ediyor.Araştırma, yapay zekânın sadece enerji tüketen bir birim olmadığını, aksine ekonominin diğer kollarında karbonu dizginleyecek ‘yeşil bir araç’ haline gelebileceğini savunuyor.
Ancak bu iyimser tablonun altında, veri merkezlerinin komşusu olan şehirleri bekleyen çok somut bir tehlike yatıyor.Veri merkezlerinin gölgesindeki kentler Haberin en çarpıcı ve alarm verici kısmı ise ‘yerel emisyon patlaması’.
Yapay zekânın enerji kullanımı homojen bir şekilde dağılmıyor.
Enerji, veri merkezlerinin bulunduğu bölgelerdeki santrallerden çekiliyor.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Dr.
Moreno-Cruz, “Yerel perspektiften bakıldığında bu büyük bir sorun.
Çünkü bazı bölgelerde elektrik üretimi ve buna bağlı emisyon miktarı yapay zekâ yüzünden iki katına çıkabilir” uyarısında bulundu.Bu, şu anlama geliyor: Küresel ısınma istatistiklerinde yapay zekânın etkisi fark edilmeyecek kadar küçük olsa da, sunucu çiftliklerine ev sahipliği yapan bir eyalet veya şehirde hava kalitesi hızla bozulabilir.
Yerel ekonomiler, teknoloji devlerinin yarattığı bu ‘kirli mirası’ temizlemek zorunda kalabilir.Çözümün parçası: Algoritmalar Araştırmanın sürdürülebilir ekonomi tarafında ise bir umut ışığı var.
Araştırmacılar, yapay zekâyı bir ‘iklim düşmanı’ olarak görüp ondan kaçmak yerine, mevcut teknolojileri iyileştirmek için bir kaldıraç olarak kullanmayı öneriyor.Buna göre yapay zekâ; enerji şebekelerini optimize ederek, tarımda su israfını önleyerek veya binaların karbon yoğunluğunu düşürerek kendi tükettiğinden çok daha fazlasını kurtarma potansiyeline sahip.
Dr.
Anthony Harding ve ekibi, şimdi bu analizi diğer ülkelere yayarak yapay zekânın ‘yeşil pasaportunu’ tüm dünyaya tanıtmayı hedefliyor.Watt’ların ekonomisiYapay zekâ modellerini eğitmek için harcanan enerji, genellikle tek seferlik ve yoğun bir süreç olarak görülür.
Ancak bu süreçte tüketilen elektrik, ABD şebekesinin genel yükü içinde yüzde 1’in altında bir karbon salımına neden oluyor.
Asıl ekonomik maliyet, bu enerjinin iletim hatlarında yarattığı stres ve veri merkezlerinin soğutulması için harcanan milyarlarca galon suyun bölgesel maliyetinde saklı.Sektörel yer değiştirmeAraştırma, yapay zekânın iş gücü ve roller üzerindeki etkisini de çevre ekonomisi bağlamında değerlendiriyor.
Birçok ofis tabanlı işin yapay zekâya devredilmesi, ulaşım ve fiziksel ofis alanı ihtiyacını azaltarak dolaylı bir ‘karbon kazancı’ sağlıyor.
Yani yapay zekâ sunucuları ısınırken, yollardaki araç trafiği ve binaların iklimlendirme yükü hafifliyor