Haber Detayı

Yahudi'nin Yahudi'den başka dostu yoktur
Mehmet yuva aydinlik.com.tr
21/03/2026 11:14 (3 saat önce)

Yahudi'nin Yahudi'den başka dostu yoktur

Yahudi'nin Yahudi'den başka dostu yoktur

Daha önce genelde Araplar özelde Arap Yahudilerde ecdat sözü olan şu tekerlemeyi duymuş muydunuz; “Ben ve Kardeşim kuzenlerimize karşı, ben ve kuzenlerim yabancıya karşı.” Filhakika bu deyi Âlemin takriben tüm şubelerinde vardır.

Kuranda geçen Şa’b-Şu’ub dallanmak, şubeleşmek, farklılaşmak, boylara ayrışmak demektir.

Bu Kuran tabirini hatalı ama yaygın olarak halk, ırk, topluluk olarak kullanılmaktadır.

Velhasıl bu kadim deyim aile, kabile, aşiret, millet, sivil-askeri örgüt, parti, şirket yaşamında özel durumlar hâsıl olduğunda” zuhur eder.

Peki, yabancı (dış düşman) olmadığında ne olur?

Kuzenler rakip ve hasım konumunda olur.

Kuzenler olmadığında da husumet ve çatışma kardeşler arasında vuku bulur.

Küçük-azınlık topluluklarında bu durum daha belirgindir.

Farklı boyutlarıyla ‘Azınlık Psikolojisi’ üzerine yayımlanmış sosyolojik ve tıbbi akademik çalışmaları inceledim.

Ayrıca tecrübeyle sabittir ki bendeniz bu durumu şahsen yaşadım.

Konu hakkında uzmanlardan derlediğimiz ortak kanaat ne diyor okuyalım; “Azınlık psikolojisi, toplum içinde sayıca az olan, başat olmayan veya ayrımcılığa maruz kalan grupların deneyimlediği stres, ötekileştirilme, uyum sağlama çabası ve kimlik savaşı gibi psikolojik süreçlerdir.” Dışlanma korkusu, savunma mekanizmaları ve çoğunlukla çatışma veya etkileşim halindeki davranış kalıplarını içerir.

Azınlık Psikolojisinin temel özellikleri arasında, cinsel kimlik veya diğer farklılıklar nedeniyle hiyerarşide aşağıda kalan grupların maruz kaldığı kronik stres fazladır.

Azınlık grupları, çoğunluk tarafından "farklı" olarak algılandıklarında ayrışmayı pekiştirici davranışlar sergileyebilir, bu da ötekileştirilme ve yalnızlık duygusunu artırır.

Bireyin hem kendi grubuyla bağını korumaya çalışması hem de çoğunluk kültürüne uyum sağlama mücadelesinde “Sosyal Kimlik Savaşı” güçlenir.

Azınlık grubu, tutarlı ve kararlı bir tutum sergilediğinde, çoğunluğun inançlarını veya davranışlarını değiştirme potansiyeli sahibi olabilir.

Aksi takdirde; Kendi grubuna bağlılık artarken, dış dünyaya karşı güvensizlik gelişebilir.

Kültürü özümseme içgüdüsü ile çoğunluğa benzeme çabası ya da tam tersi, katı bir şekilde kendi kimliğine sığınma durumu oluşur.

Özellikle baskı altındaki bireylerde kendini yetersiz hissetme durumu ortaya çıkar.

Kıssadan hisse;  Azınlık psikolojisi sadece sayısal bir azlık değil, güç ilişkilerinde pasif kalmanın getirdiği ötekileştirilme deneyimi ve buna verilen psikolojik tepkiler bütünüdür.

Azınlık Stresi, ötekileştirme ve yalnızlık, sosyal kimlik ve kendini kabul ettirme savaşı, savunma refleksleri, aşağılık kompleksi ve asimilasyon deneyimliyi her bir azınlık grubunda farklı sonuçlar ve tepkiler doğurur.

Üstünlük Kompleksi Psikolojisinde “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur.

Bir Türk Dünyaya bedeldir”, "Almanya Almanlarındır.

Bir Alman Dünyaya Bedeldir" Almanya tekelci kapitalizmin siyasi rejimi olan faşist Nazi-Hitler rejimin söylem ve eylemiydi.

Halen bugün tüm ülkelerde maziye özlem duyan aşırı sağcı gruplar ve radikal dini-darlar ve popülist partilerin taraftarları var. "Yabancılar dışarı" (Ausländer raus) ifadesiyle birlikte kullanılır ve ülkede yaşayan göçmenlere, özellikle Müslümanlara ve mültecilere yönelik dışlayıcı bir tutumu temsil eder.

Üstünlük Kompleksi Psikolojisinin temel özellikleri: Başarılarını abartır ve özel olduğuna inanır.

Kendini haklı çıkarmak için çevresindekileri aşağılama eğilimi gösterir.

Eleştirileri kişisel saldırı olarak algılar ve öfkeyle karşılık verir.

Şişkin egonun altında savunmasız, yaralı ve düşük benlik saygısına sahip bir "ben" yatar.

Başkalarının duygularını anlama ve önemseme(empati) konusunda eksiklik yaşarlar.

Uzun vadede bireyin çevresiyle ilişkilerini bozar ve yalnızlaşmasına yol açabilir.

Üstünlük Kompleksi psikolojisinde en bariz tecrübeleri Avrupalılarda gördük; “Tanrı Portekiz veya İspanyol’dur.

Katolik Değilsen Cennete Giremezsin.” “Tanrı İngiliz’dir.

İngilizler Allah’ın seçkin topluluğudur.

Protestan değilsen ahireti garantileyemezsin.

Tanrı İngilizleri tüm ırkların üstünde ve onlara hükmetsin diye yarattı.”  Doğu toplumlarında ise, “Müslüman sadece Müslümanın kardeşidir.

Yabancıları, Yahudileri, Hristiyanları, bir müddet sonra Haşhaş-İleri, Şiileri, Alevileri, Dürzileri, İsmailleri, Zerdüştleri, bir müddet sonra sofileri (sufileri), Ehli Sünnet geçinen şunu bunu, bir müddet sonra Kürtleri, Arapları, Türkleri, İranlıları, bir müddet sonra Avrupalıları, Amerikalıları, Japonları, Çinlileri, Hintlileri dost edinmeyiniz” söylemleri  yaygındı ve halen öyledir.

Azınlık ya da üstünlük kompleksi psikolojisinden mustarip olanlar mundar-murdan (sağlıksız, hastalıklı, zararlı) bir hal alır.

Azınlık ve üstünlük kompleksi psikolojisine en bariz örneklerden birisi de Siyonist Yahudileridir.

Bu kompleks bugün Netanyahu,  Trump ve avenesinde çok bariz görülmektedir.

Alem Yahudilere Düşmandır ve Yahudileri kıskanmaktadır.

Zira onlar Tanrının seçkin topluğudur.

Çok zulüm gördük.

Çok ötekileştirildik.

Bundan sonra acılar yaşamayacağız.

Bize acı yaşatmak isteyenleri inlerinde boğacağız.

Bize düşman olanları beşikteki bebekleriyle birlikte yok edeceğiz.

Kudretli olmak için; Yahudi’nin Yahudi’den başka dostu yoktur.

Rabbin vaadi ve birliğimiz sayesinde tüm Aleme hükümdar oluruz.” Nil’den Fırat’a bu topraklar bize verildi.

Burada sadece Yahudi’nin hegemonyası ve üstünlüğü olur.

Kalanlar Yahudilere hizmet etmek için bağışlanır.

İster yaşadıkları travmalar, tehcirler olsun, ister maruz kaldıkları katliam, dışlanma, zulüm ve baskılar olsun, ister kemiklerine kadar işlemiş üstünlük psikolojisi olsun, ister Tanrı (Rab) ile yapılan ahit(sözleşme) mitolojisine veya dini itikadına istinaden kendilerini Allah’ın seçkin ve üstün tayin ettiği Yakup-Oğullarının (İsrail Oğullarının) zürriyetinden veya temsilcileri sıfatıyla en kutsal soy ve Rab adına tüm Âlem ve İnsanlar (daha doğrusu insan kıllığında hayvanları) üzerinde hakimiyet kurma ve Dünya lezzetleri, zenginlikleri ve servetlerinin kendi denetimlerinde ve kendilerine hizmet etsin diye yaratıldıklarına inanma akidesi olsun, “Alem ve ahiret Yahudilerin suyu hürmetine vardır.

Yahudi’nin Yahudi’den başka dostu ve güvendiği olmamalıdır.

Yahudi dışındaki herkes sadece kullanımlık araçtır” propagandası revaçtadır.

Hâlbuki Sevgi ve İnsan merkezli kutsal metin, kitap ve Rabbin üstünlük için bir temel şartı vardır; Takva sahibi olmak.

Hucuret 13.

Ayette, Ey insanlar!

Tanışasınız diye şüphesiz ki sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve sizi şubelere (boylara) ve kavimlere ayırdık.

Allah katında en değerli olanınız en takva sahibi olanızdır” demektedir.

Kıssadan hisse en ahlaklı, en dürüst, en adaletli ve en insaflı olanınızdır demektedir.

Hiçbir grubu, topluluğu, kavmi, ümmeti başkalarına üstün kılmamıştır.

Üstün olmak şartını takvaya (ibadet ve ifaya yani ilahi kurallara en uygun yaşayana) bağlamıştır.

Hz.

Muhammed ilk ezanın okunmasını azat edilmiş fakir ve eski köle Bilal Habeşi’ye bahşettiğinde Arapların zengin eşraf takımı şok olunca Nebi hak sözünü söylemiştir; “Arap ile yabancı arasında fark yoktur fark takvadadır.” O halde mesele dini veya mezhebi değildir.

Mesele ekonomi-politikadır; Musevilerin, Mesihilerin, Muhammedilerin, Hinduların, Budistlerin ve bilumum inançların, kıssadan hisse İnsan olanın dostu ve kardeşi İnsan olandır.

Bu İnsanın da düşmanı bellidir; Tekelci Kapitalizm (Emperyalizm) ve siyasi üst kimliği olan rejimleri ve işbirlikçileridir.

Her lahzanız Bayram tadında olsun.

Hayatınızı bayram edeni dost, zehir edeni ise süpürün.

Not: Bir sonraki yazımızda İsrail casusluk faaliyetlerinde neden “başarılı” konusunu mercek altına alacağız.

İlgili Sitenin Haberleri