Haber Detayı
‘Savaş gelmiş neyime’
'Savaş yıllardır yanı başımızda. Rusya karşısında Ukrayna'yı; ABD'si, Avrupa Birliği'yle bütün Batı devletleri arkaladığı halde lehlerine hiçbir sonuç alamadı. Aynı Batı devletleri İsrail'in Gazze'ye kan kusturmasından vampirce zevk alıyor...' Bu sözler İsmet Özel'in 'Bayram gelmiş neyime?' sözüne...
'Savaş yıllardır yanı başımızda.
Rusya karşısında Ukrayna'yı; ABD'si, Avrupa Birliği'yle bütün Batı devletleri arkaladığı halde lehlerine hiçbir sonuç alamadı.
Aynı Batı devletleri İsrail'in Gazze'ye kan kusturmasından vampirce zevk alıyor...' Bu sözler İsmet Özel'in 'Bayram gelmiş neyime?' sözüne atıfla 'İstiklal Marşı Derneği' sitesinde derç ettiği 'Savaş gelmiş neyime?' serlevhalı makalesinden.
Yaşayan en büyük şairimiz mezkûr serlevhayı tercih etmekle okurları 'düşüncede derinleşmeğe sürüklemek...' niyetinde olduğunu belirtiyor.
Makaleyi dikkatle okuduğunuzda niyetinin bihakkın gerçekleştiğine tanık oluyorsunuz zaten.
Benim niyetim çok basit: Okur makulesini bir nebze de olsa rahatsız etmek.
Yani, 'Ay şekerim, kapat şu kanalı!
Ruhum daralıyor, görmeye dayanamıyorum, valla tansiyonum çıktı, moralim bozuluyor!..' diyenlerin hepten keyfini kaçırmak. *** Gazze'de her sokak başı bir toplu mezara dönüşmüş, her enkazın altından bir çocuk çığlığı yükseliyor.
Lübnan'da mahalleler dümdüz ediliyor, Arz-ı Mev'ud uğruna koca şehirler sistematik bir şekilde haritadan siliniyor.
İran'da ise bombalarla paramparça edilen ilkokul kız çocuklarının defter ve kalemleri kan gölüne karışıyor...
Gelgelelim... 'Ilıklar familyası' kendi konforlu fanusundaki 'moral katsayısını' korumanın derdine düşmüş; ekran kaydırıyor, kanal kapatıyor.
Bu bir tür 'estetik körlük' ayini desek yeridir.
Görmeyince yok sayabileceğini sanan, devekuşundan hallice bir küçük burjuva kurnazlığı.
Soykırımcı Siyonistler 'Sıra sizde' diye parmak sallıyor, ılıklar familyası 'Ay moralim bozuluyor, negatif enerji yüklenemem' diyerek gözlerini kapatıyor.
Savaş sanki okyanus ötesinde veya başka bir galakside. *** Onlar 'Bize ne Araplardan...' diyerek matine-suare vicdanlarını körelttiler, bunlar mezhepçilik yaparak.
Bu tipoloji için bayram gelmiş, seyran gelmiş, savaş gelmiş fark etmez; yeter ki keyfi bozulmasın.
Zulmü izlememek sizi iyi bir insan yapmaz, sadece daha konforlu bir kör yapar.
Yarın o 'görmek istemediğin' ekranlarda kendi evinin enkazını izlemek zorunda kaldığında, 'Ay birileri kanalı değiştirsin!' diye bağıracak vaktin kalmayacak.
Görmek istememenin en kestirme yolu da kendine meşgale bulmaktır. 'Kolonya sürmek abdesti bozar mı?' diye en ince muamelat sorularıyla dindarlık gösterisine soyunmaktır mesela.
Bu inceliklere, Mescid-i Haram imamlarından Şeyh Yasir Al-Dosari geçenlerde 'Kaşların etrafındaki kıllar alınmaz...' fetvasıyla bir yenisini ekledi.
Yanı başında insanlık hallaç pamuğu gibi atılırken, Gazzeliler açlıktan öldürülürken, çocuklar iki buçuk yıl boyunca soykırımdan geçirilirken, İran ve Lübnan ABD-İsrail'in vahşi saldırılarına maruz kalırken, Mescid-i Aksa'da ibadet yasaklanırken...
İşbu kaş kıllarımızı özgürlüğüne kavuşturma fetvası, 'Savaş gelmiş neyime' mesabesinde değil mi?