Haber Detayı
Yer altındaki dev uyanış: 500 bin terk edilmiş maden pile dönüşüyor
Bir zamanlar fosil yakıt çıkarılan derin maden tünelleri, artık rüzgar ve güneş enerjisini depolayan devasa pillere dönüşüyor. Bilim insanları, terk edilmiş binlerce ocağı hidroelektrik tesisine çevirecek yeni bir yöntemin kapılarını araladı.
Amerika genelinde sayıları yüz binleri bulan terk edilmiş maden ocakları, endüstri tarihinin tozlu raflarına kaldırılmış birer hatıra gibi görünse de aslında büyük bir potansiyee sahip.
Bir zamanlar fosil yakıtlarla dünyayı kirleten bu derin çukurlar, şimdi rüzgar ve güneş gibi temiz enerji kaynaklarından elde edilen gücü depolamak için kullanılabilir.
Eski kömür madenlerini devasa su bazlı pillere dönüştürme fikri, yenilenebilir enerjinin en büyük sorunu olan "doğa her zaman elektrik üretmez" gerçeğine karşı yer çekimini silah olarak kullanıyor.Sistemin çalışma prensibi aslında oldukça basit ve etkili bir fizik kuralına dayanıyor. "Pompaj depolamalı hidroelektrik" adı verilen bu yöntemde, güneşin bol olduğu veya rüzgarın sert estiği saatlerde üretilen fazla elektrik, suyu maden içindeki yüksek seviyelere pompalamak için kullanılıyor.
Böylece elektrik, "potansiyel enerji" olarak depolanmış oluyor.
Hava karardığında veya rüzgar dindiğinde, yani enerjiye en çok ihtiyaç duyulduğunda, yukarıdaki su serbest bırakılıyor.
Aşağı doğru hızla akan su, türbinleri döndürerek depolanan enerjiyi tekrar elektriğe dönüştürüyor.Bu fikir yeni olmasa da terk edilmiş madenlerin yapısal durumu ve içindeki kimyasallar şimdiye kadar büyük bir engel oluşturuyordu.
Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı araştırmacıları, hangi madenin bu iş için uygun olduğunu belirleyebilen yeni modelleme araçları geliştirdi.
Madenlerde kalan minerallerin türbinlerde korozyona yani paslanmaya yol açıp açmayacağı veya eski tünellerin yüksek su basıncına dayanıp dayanamayacağı artık önceden kestirilebiliyor.
Bu teknoloji sayesinde, her madenin bir enerji deposuna dönüşüp dönüşemeyeceği riskler oluşmadan analiz edilebiliyor.Lityum iyon pillerin aksine, bu devasa su sistemleri bekledikçe enerji kaybetmiyor.
Su yukarıda durduğu sürece enerji orada saklı kalıyor.
Ayrıca devasa barajlar inşa etmek yerine mevcut yer altı boşluklarını kullanmak, hem doğayı koruyor hem de coğrafi engelleri aşıyor.
Kısacası bir zamanlar iklim krizinin tetikleyicisi olan maden ocakları, tarihin garip bir cilvesi olarak günümüzde yeşil enerji dönüşümünün en büyük destekçisi olmaya aday.