Haber Detayı
Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı
Sıcak savaşla birlikte dünya tedarik zinciri de Hürmüz darboğazına girdi. Sadece enerji piyasalarını değil temel tarım ürünlerinin sevkini de etkileyen kriz nedeniyle gıda fiyatlarında dünya çapında yükseliş bekleniyor. Özellikle Körfez’e bağımlı Avrupa ülkelerinde alarm zilleri çalıyor.
DÜNYA petrol ticaretinin beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli kısmının Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill CEO’su Murat Tarakçıoğlu, bölgede yaşanan gerilimin sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sistemini de temelinden sarstığını ifade etti.
Modern tarımın enerji ve gübreye mutlak bağımlı olduğunu ve Körfez ülkelerinin dünyanın küresel azot ihtiyacının yüzde 25’ini karşıladığını belirten Tarakçıoğlu, pirinç, buğday ve arpa gibi temel tarım ürünlerinin sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bunun birçok ülkeyi etkilediğini söyledi.
Tarakçıoğlu, birçok ülkeyi etkileyen bu durumun Körfez ülkelerine bağımlı olmayan Türkiye’yi ise etkilemediğini ifade etti.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, 28 Şubat’ta İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan ve İran’ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail anakarasını balistik füzelerle hedef almasıyla hızla bölgesel bir askerî çatışmaya dönüşen savaşla birlikte Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel gıda tedarik zincirinin en kritik noktalarından birini tehdit ediyor.
Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılması sadece enerji değil, tarım ürünleri ve gübre ticaretini de felç etme potansiyeli taşıyor.
Gözden Kaçmasın ABD, yeni nesil teknolojilerini sahaya sürüyor: Hürmüz'e hakimiyet savaşı Haberi görüntüle ENERJİ VE GÜBRE HÜRMÜZ’DEN GEÇİYORBölgedeki krizin dünya ekonomisine yansımalarını Hürriyet’e değerlendiren, dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill Gıda Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Tarakçıoğlu, “Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği ve sıvılaştırılmış doğal gazın önemli kısmının taşındığı bir deniz koridoru.
ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşanan gerilim, sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sisteminin temelini sarsıyor.
Çünkü modern tarım, enerji ve gübreye mutlak bağımlı ve bu iki girdi de Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor” dedi.GÜBRE TALEBİNİN EN YÜKSEK OLDUĞU DÖNEMTarakçıoğlu’nun aktardığına göre, enerji kadar, hatta daha kritik olan başka bir sorun daha var.
O da gübre.
Çünkü, Hürmüz Boğazı’ndan dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin üçte birinden fazlası geçiyor.
Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3.9 milyon ton gübre sevkıyatı gerçekleşiyor.
Bu miktarın 1.5 ila 1.8 milyon tonunu sülfür, 1.2 ila 1.5 milyon tonunu ise üre (azot gübresi) oluşturuyor.
Katar, Suudi Arabistan ve İran, dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında yer alıyor.
Bu üç ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25’ini karşılıyor.
Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda, küresel sülfür arzının yüzde 44’ü, üre arzının ise yüzde 30’u daralabilir.
Sorun, zamanlaması itibarıyla de kritik.
Çiftçilerin ekim sezonuna girdiği bahar ayları gübre talebinin de en yüksek olduğu dönem.
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, tam bu dönemde gübre arzını kesintiye uğratmış durumda.
Mısır gibi temel tarım ürünlerinde gübre arzının kısıtlanması küresel gıda tedarik zincirinin tamamına yayılabilir.DÜNYA GENELİNDE ENFLASYONU TETİKLERBölgesel krizlerin tedarik zincirlerinde belirsizlik yarattığını belirten Tarakçıoğlu, bu tür dönemlerde, tedarik zincirlerinin esnekliğini artırarak hizmet sürekliliğini korumaya odaklandıklarını söyledi.
Cargill gibi küresel gıda şirketlerinin bu tür krizleri yönetmek için kapsamlı bir strateji izlediğini belirten Tarakçıoğlu, savaşın bölgedeki olası ekonomik yansımalarını da şöyle değerlendirdi: “Savaşın etkisini çok net şekilde söyleyebilirim.
Öncelikle petrolü etkiler.
Körfez bölgesinden petrol akışı azaldığında fiyatlar yükselir.
Petrol fiyatlarının artması demek, nakliye maliyetlerinin artması demek.
Aynı zamanda petrokimya sektöründe üretilen ürünlerin fiyatları yükselir, fabrikaların maliyetleri artar ve doğalgaz fiyatları da yukarı gider.
Bunların tamamı dünya genelinde enflasyonu doğrudan tetikleyen unsurlar olur.
Petrole bağımlı ülkelerde ciddi krizler yaşanabilir.
Özellikle petrol ithal eden Asya ülkeleri bu durumdan çok daha fazla etkilenir.
Eğer Körfez’den petrol çıkışı durursa, bu ülkelerde ciddi sıkıntılar ortaya çıkabilir.
Hatta bazı ülkelerde benzin kuyruklarının başladığına dair haberler görüyoruz.TÜRKİYE, KÖRFEZ’E BAĞIMLI ÜLKE DEĞİLTürkiye açısından ise tablo biraz farklı.
Türkiye Körfez’e tamamen bağımlı bir ülke değil.
Azerbaycan’dan gelen Bakü–Tiflis–Ceyhan hattı, Rusya’dan gelen hatlar ve Kuzey Irak’tan sağlanan tedarik var.
Ayrıca Libya ve Cezayir’den de petrol geliyor.
Bu nedenle Türkiye’nin enerji tedarikinde Körfez’e bağımlılığı sınırlı.
Biz Akdeniz ülkesiyiz ve tedarikimizi daha çok bu hatlar üzerinden sağlıyoruz.
Malezya gibi uzak bölgelerden gelen bazı ürünler Kızıldeniz üzerinden veya Afrika’nın etrafından taşındığı için maliyet ve süre artabilir, ancak Türkiye’nin genel gıda arzında ciddi bir sıkıntı beklenmez.
Akdeniz’de bir savaş olmadığı sürece Türkiye’nin gıda güvenliği açısından büyük bir risk görünmüyor.Ancak Avrupa için aynı şeyi söylemek zor.
Avrupa bu süreçten daha fazla etkilenebilir.
Gözden Kaçmasın Cevdet Yılmaz’a dair saptamalar Haberi görüntüle GIDA FİYATLARI ARTAR MIGıda fiyatlarında artış olup olmayacağının savaşın süresine bağlı olduğunu söyleyen Murat Tarakçıoğlu’na göre, savaşın birkaç hafta içinde sonlanması durumunda gıda fiyatlarında bir artış görülmeyebilir.
Bununla birlikte gıda tedarik zincirinin enerji yoğun yapısı, risk faktörünü artıracağı görüşünde.
Tarakçıoğlu, “Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi” adında yeni bir mekanizma öneriyor.
Bu mekanizma, askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine, gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek ve İstanbul merkezli bir platform biçiminde işletilebilecek.