Haber Detayı

Babacan: Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor
Gündem ekonomim.com
15/03/2026 19:33 (3 saat önce)

Babacan: Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye ekonomisindeki sermaye çıkışına dikkat çekerek "Eskiden Türkiye yatırım çeken bir ülkeydi. Sermaye bu ülkeye gelirdi. Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor. Ülkemizden harıl harıl sermaye çıkışı yaşanıyor." ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Manisa Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (MANSİAD) düzenlediği iftar programına katıldı.

Babacan; iş dünyası temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda davetlinin de hazır bulunduğu iftar programında yaptığı konuşmada, önceki gün vefat eden Prof.

Dr.

İlber Ortaylı ile geçen yıl hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ve Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ı anarak ve 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı.

Manisa’nın Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Babacan, kentin sanayi ve tarımdaki potansiyeline dikkati çekti.

Özellikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin yüzlerce fabrikaya ev sahipliği yaptığını ve on binlerce kişiye istihdam sağladığını ifade eden Babacan, mevcut ekonomik koşulların sanayiciyi zorladığını dile getirerek,"Yüksek faizle boğuşan sanayici yatırım yapamıyor.

Artan maliyetler ve bastırılan döviz kuru ile baş etmeye çalışan firmalar rekabet gücünü kaybediyor.

Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor" ifadelerini kullandı.

Reel sektörün tamamen göz ardı edildiği bir dönemden geçildiğini savunan Babacan, başkanlık sisteminin ilk 5 yılı olan 2018’den 2023’e kadarki dönemde ekonomide akıl tutulması yaşandığını, 2023’den bu yana ise yeni ekonomi yönetiminin sadece faizi vergiyi artırıp "maaşları aşağı bastırdığını" aktardı. "Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor" Emekli, öğrenci, asgari ücretli gibi çoğu kesimin çok zor durumda kaldığını vurgulayan Babacan, şunları söyledi: "Çünkü hayat pahalı, mutfakta yangın var, geçim zor.

Rakamlar da bunu söylüyor.

OECD verilerine gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Türkiye.

Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonu ortalama yüzde 41.

Bizde ise yüzde 710.

Aradaki fark, kötü yönetimin farkı… Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması aylık 31 bin liranın üzerinde tutuyor.

Daha kira yok, elektrik yok, doğal gaz yok, okul yok, sağlık yok, ilaç yok.

Bir başka acı gerçek daha var: Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk riski altında yaşıyor.

Yani her üç çocuktan biri hayata ne yazık ki adil olmayan şartlarda başlıyor.

Okula aç gidiyor veya öğün atlamak zorunda kalıyor. 15-34 yaş arası nüfus 24 milyon. 6,5 milyon genç ne işte ne de eğitimde.

Yine 2025’te finans hesabı açığı 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış.

Eskiden Türkiye yatırım çeken bir ülkeydi.

Sermaye bu ülkeye gelirdi.

Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor.

Ülkemizden harıl harıl sermaye çıkışı yaşanıyor." "Ağızlarıyla kuş tutsalar ekonomi düzelmez" Babacan, iş dünyasının başka ülkelere gitmesinin ve sermaye çıkışının temel sebebinin "güven" olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti: "Bizim yatırımcımız, bizim iş insanımız başka ülkelerde fabrika kuruyor.

Başka ülkelerde üretim yapıyor.

Başka ülkelerin insanlarına iş veriyor.

Peki niye?

Çünkü güven yok.

Ekonomik dengeler altüst oldu… Hukuka güven zedelendi… Adalet duygusu sarsıldı… İnanın, pek çok iş insanıyla konuşuyoruz, hepsinde aynı endişe var. ‘Acaba bir gün sabahın altısında benim de kapım çalınır mı?

Acaba bir gün benim de mal varlığıma bir gerekçeyle el konulur mu?

Acaba bir gün işlerim devam ederken şirketlerim apar topar TMSF’ye devredilir mi?’ Böyle bir korku iklimi varsa, orada yatırım olmaz arkadaşlar.

Böyle bir savruk düzen varsa, sermaye risk almaz.

Böyle bir ülkede ağzınızla kuş tutsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz. "Sıkıntı büyük ama çözüm zor değil" Sıkıntı büyük, ancak problemleri çözmek hiç de zor değil.

Adalet, liyakat, istişare ile kurumları 1 ayda ayağa kaldıracağız.

Kural bazlı yönetim anlayışını tüm kamuda hâkim kılacağız. 6 ayda ekonomik iklimi tamamen değiştireceğiz.

Ve en geç 2 yılda enflasyonu yeniden tek haneye indireceğiz.

Yaptık, yine yaparız.

Daha iyisini yaparız evelallah.

Kimsenin şüphesi olmasın.

Milletimiz her zorluğu aşacak güce sahiptir çünkü bu milletin mayasında inan, azim, umut vardır.

Bizim hedefimiz; her bir vatandaşın onuruyla yaşadığı, gençlerin hayallerini gerçekleştirebildiği; kadınların, çocukların, emekçilerin, emeklilerin güven içinde olduğu bir Türkiye’dir." "Çiftçi üretimden vazgeçiyor" Babacan, konuşmasında tarım sektöründeki sorunlara da değindi.

Manisa’nın üzüm, zeytin ve diğer tarım ürünleriyle Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu belirten Babacan, artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi zorladığına işaret ederek, "Gübre pahalı, tohum pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı.

Üretim maliyetleri sürekli artıyor ama çiftçinin sattığı ürün aynı hızda değer kazanmıyor.

Bu nedenle bazı çiftçiler üretimden vazgeçiyor, gençler köyde kalmak istemiyor" dedi.

Manisa’nın yalnızca üretim yapan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren bir şehir olabileceğini belirten Babacan, üniversiteler, araştırma merkezleri ve girişimcilik ekosisteminin birlikte çalışmasının önemine değindi.

Babacan, "Genç mühendislerin ve girişimcilerin yeni fikirler geliştirdiği, dünyaya teknoloji ihraç eden bir Manisa mümkün.

Doğru planlama ve güven veren bir ekonomi yönetimiyle Manisa’nın yıldızı daha güçlü parlayacaktır" ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri