Haber Detayı

Erakçi: Hürmüz Boğazı sadece ABD ve İsrail gemilerine kapalı
Dünya aydinlik.com.tr
14/03/2026 22:32 (3 saat önce)

Erakçi: Hürmüz Boğazı sadece ABD ve İsrail gemilerine kapalı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin Hark Adası’na yönelik saldırısı sonrası yaptığı açıklamada İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırılara misilleme yapılacağını söyledi. Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılmadığını, ABD ve İsrail’e ait gemiler için geçişin engellendiğini belirtti.

MS NOW kanalına konuşan İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Erakçi, ABD ile tırmanan gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki durum, Körfez ülkeleriyle yaşanan kriz ve savaş öncesi müzakerelere ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Erakçi, ABD’nin İran’ın petrol ve enerji altyapısını hedef alması halinde bölgedeki Amerikan çıkarlarının vurulacağını açık biçimde dile getirdi.

Erakçi'nin röportajından öne çıkanlar: 'KESİNLİKLE MİSİLLEME YAPILACAK' Sunucu: Sohbetimize dün gece yayımlanan bir haberle başlamak istiyorum; Amerika Birleşik Devletleri’nin Hark Adası’na yönelik bir askeri saldırı gerçekleştirdiği haberi.

ABD Başkanı şunları söyledi: "İnsani nedenlerle ve düşünceli bir yaklaşımla, bu adadaki tüm petrol altyapısını yok etmeme kararı aldım.

Bununla birlikte, eğer İran veya başka bir taraf, gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan serbest ve güvenli geçişini aksatacak herhangi bir eylemde bulunursa, bu kararımı derhal gözden geçireceğim." Öncelikle size sormama izin verin; Hark Adası’nda neler yaşandı ve İran’ın bu saldırılara tepkisi nedir?

Abbas Erakçi: Sanırım silahlı kuvvetlerimiz daha önce, petrol ve enerji altyapımızın hedef alınması durumunda kesinlikle misilleme yapacaklarını net bir şekilde ifade ettiler.

Bölgedeki, bir Amerikan şirketine ait olan veya Amerikan şirketlerinin hissesi bulunan her türlü enerji altyapısını hedef alacaklardır.

Dolayısıyla yanıt oldukça nettir.

Dün gece Hark Adası ve Ebu Musa Adası’nı, "HIMARS" olarak bilinen ve kısa menzilli bir roket sistemi olan yüksek hareketli topçu roket sistemiyle hedef aldılar.

Bu saldırılar komşularımızın topraklarından gerçekleştirildi.

Artık bize karşı bu tür roketleri fırlatmak için komşu ülkelerin topraklarını kullandıkları tamamen açıklığa kavuşmuştur ve bu durum kesinlikle kabul edilemez.

Sunucu: Hangi komşular?

Abbas Erakçi: Dün geceki saldırılar güçlerimiz tarafından izlendi ve şimdi bu roketlerin Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) ve bu ülkedeki iki noktadan fırlatıldığı belirlendi; biri Resü'l-Hayme'de, diğeri ise Dubai şehrine çok yakın bir yerden.

Bize karşı roket fırlatmak için nüfusun yoğun olduğu bölgelerin kullanılması oldukça tehlikelidir.

Biz kesinlikle yanıt vereceğiz, ancak hiçbir yerleşim alanının hedef alınmaması için çok temkinli olmaya çalışacağız. 'HÜRMÜZ ABD VE İSRAİL GEMİLERİNE KAPALI' Sunucu: İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişlere izin vermeye hazır olduğuna dair bir işaret var mı?

Bu savaş devam ettiği sürece Hürmüz Boğazı kapalı mı kalacak?

Abbas Erakçi: Aslında Hürmüz Boğazı açıktır.

Sadece düşmanlarımıza, yani bize saldıranlara ve onların müttefiklerine ait olan tankerlere ve gemilere kapatılmıştır.

Diğerleri geçmekte özgürdür; ancak birçoğu güvenlik endişeleri nedeniyle geçmemeyi tercih ediyor ve bu durumun bizimle bir ilgisi yok.

Aynı zamanda birçok tanker ve gemi hâlâ Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye devam ediyor.

Bu nedenle boğazın kapatılmadığını; sadece Amerikan ve İsrail gemi ve tankerlerine kapalı olduğunu, diğerlerine ise açık olduğunu söyleyebilirim. 'KALABALIKLAR ARASINDA, SOKAKLARDAYIZ' Sunucu: İran'ın yeni bir lider seçtiğini biliyoruz: Mücteba Hamaney.

Dün bir bildiri yayımlamış olsa da henüz kamuoyu önüne çıkmadı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, İran Yüce Lideri’nin yaralandığını ve muhtemelen fiziksel bir hasar aldığını iddia eden açıklamalarını kesinlikle duymuşsunuzdur.

Yüce Lider Mücteba Hamaney’in durumu nasıldır?

Abbas Erakçi: Bu türden pek çok iddia ortaya attılar.

Dün tüm İranlı yetkililerin sığınaklarda olduğunu söylüyorlardı.

Ancak aynı anlarda tüm dünya; Cumhurbaşkanımızın, Meclis Başkanımızın, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreterimizin ve diğer yetkililerin halkın arasında, sokaklarda ve gösteri yapan kalabalıkların içinde olduğunu gördü.

Dolayısıyla bu tür iddialar çokça dile getiriliyor.

Sanırım yakında yeni Lider için herhangi bir sorun olmadığını görecekler.

Dün mesajını yayımladı ve görevlerini yerine getirecektir.

Anayasa uyarınca görevlerini icra etmektedir ve buna devam edecektir.

Kanaatimce, sistemimizin toplumda ne kadar derin köklere sahip olduğu artık herkes için netleşmiş olmalıdır.

İran İslam Cumhuriyeti, bir bireye veya belirli bir gruba bağlı olan bir sistem değildir.

Bu, tamamen kurumsallaşmış bir siyasi yapıdır.

Yönetim mekanizmaları ve devlet kurumları görevlerini yerine getirmekte ve her şey yerli yerinde durmaktadır.

Bu nedenle, şahısların başına bir şey gelmesiyle sistemde bir aksama yaşanacağına dair bir umuda kapılmamalılar.

Yüce Liderimizin suikasta uğrayıp şehit edilmesinden sonra da gördüğünüz gibi, hiçbir sarsıntı yaşanmadı; her şey kendi düzeninde kaldı ve hâlâ her şey kontrol altındadır. 'RUSYA VE ÇİN STRATEJİK ORTAKLARIMIZDIR' Sunucu: İran'ın bakış açısıyla savaş stratejisi hakkında soru sormak istiyorum.

Rusya ve Çin'in, bölgedeki ABD mevzilerini ve tesislerini vurması için İran'a hedefleme istihbaratı sağladığına dair raporlar yayımlandı.

Rusya veya Çin'in İran'a askeri ve istihbari destek sağladığını teyit mi edersiniz yoksa yalanlar mısınız?

Abbas Erakçi: Rusya ve Çin bizim stratejik ortaklarımızdır.

Geçmişte onlarla yakın iş birliğimiz vardı ve bu iş birliği, askeri alan dahil olmak üzere halen devam etmektedir.

Detaylarına girmeyeceğim ancak bu iki ülkeyle siyasi, ekonomik ve hatta askeri alanlarda iyi bir iş birliğimiz olduğunu söyleyebilirim.

Ancak savaştaki stratejimizle ilgili olarak şunu bir kez daha vurgulamalıyım: Bu savaş bizim savaşımız değildir; bize dayatılmış bir savaştır.

Bu savaşı biz başlatmadık.

Bu, bize karşı yapılmış saldırgan, haksız, yasa dışı ve hiçbir kışkırtma olmaksızın gerçekleştirilmiş bir eylemdi.

Biz sadece kendimizi savunuyoruz ve bu savaşın gelecekte tekrarlanmayacak şekilde sona ermesi için, ne kadar süre ve ne ölçüde gerekiyorsa kendimizi savunmaya devam edeceğiz. 'BU SAVAŞI BAŞLATAN ABD VE İSRAİL'DİR' Sunucu: Muhtemelen gördüğünüz üzere, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu hafta İran'ın Arap komşularına yönelik saldırılarını kınayan bir kararı kabul etti.

Bu karar tasarısının yaklaşık 130 destekçisi vardı ki bu oldukça dikkat çekici bir rakam.

Sizi desteklediklerini söylediğiniz yakın müttefikleriniz, yani Rusya ve Çin, bu kararı veto etmediler; çekimser kalarak kararın geçmesine izin verdiler.

Sizce uluslararası toplum, İran'ın bu savaştaki Arap komşularına yönelik tutumu konusunda net bir tavır alıp bunu kınamış mıdır?

Abbas Erakçi: Bana göre Güvenlik Konseyi, kararlarındaki ve kararnamelerindeki adalet eksikliğinden muzdariptir.

Güvenlik Konseyi’nin, meşru müdafaa hakkını kullandığı için bizi kınayıp, bu saldırganlığı başlatan Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’i kınamaması nasıl mümkün olabilir?

Eğer adil ve etkili bir karar çıkarmak istiyorlarsa, her olayın tüm boyutlarını göz önünde bulundurmalıdırlar.

Biz saldırı altındayız.

Bu savaşı başlatan ABD ve İsrail’dir; kınanması gereken biz değil, onlardır.

Bizim yaptığımız şey sadece meşru müdafaadır.

İşte bu yüzden birçok ülke Güvenlik Konseyi'nin rolü konusunda hayal kırıklığına uğramış durumda; hatta bizzat ABD bile böyle hissediyor ve barış için ayrı yollar izlemeye karar vermiş görünüyor.

Bu, Güvenlik Konseyi'nin artık Amerika için bile eski itibarına sahip olmadığı anlamına geliyor.

Neden?

Çünkü Konsey, gerçeklere ve adalete göre değil, genellikle siyasi mülahazalara ve bazı ülkelerin çıkarlarına göre oy kullanıyor. 'OKULA SALDIRDILAR, TÜM DÜNYA BİLİYOR' Sunucu: Yine de İran'ın Körfez ülkelerindeki sivil hedefleri vurduğunu kabul ediyorsunuz, değil mi?

Zira bölgedeki yetkililerle konuştum ve isabet alan hedeflerin birçoğu tamamen sivil binalardı.

İran, o ülkelerin saldırılara dahil olmadıklarını beyan etmelerine rağmen neden Körfez ülkelerindeki sivil binaları, havalimanlarını ve ticari limanları hedef alıyor?

Abbas Erakçi: Bize yönelik saldırıların maalesef söz konusu ülkelerin topraklarından, yani Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerinden ve askeri tesislerinden yapıldığı çok açıktır.

Bu durum oldukça üzücüdür.

Bizim meşru müdafaa kapsamında yaptığımız şey; maalesef komşularımızın topraklarında bulunan Amerikan üslerini, tesislerini, varlıklarını ve çıkarlarını hedef almaktır.

Örneğin, iki gün önce Amerika Birleşik Devletleri bankalarımızdan birini hedef aldı.

Onlar şehirlerimizi ve sivil hedefleri vuruyorlar.

Minab’da bir okula saldırdılar; bu durum tüm dünya tarafından bilinmektedir.

Bazı hastaneler de saldırıların hedefi oldu.

İki gün önce de bir İran bankasına ait bir binayı vurdular.Bu nedenle biz de aynı şekilde karşılık vermeye karar verdik ve çevre şehirlerdeki Amerikan bankası "Citibank"a ait bir binayı hedef aldık.

Aslında yaptığımız şey, herkesçe bilinen "göze göz" (kısas) ilkesidir. 'ANLAŞMAYA VARMAYA ÇOK YAKLAŞMIŞTIK' Sunucu: Savaş başlamadan önceki müzakereler hakkında çok hızlı bir soru sormama izin verin.

Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın iyi niyetli müzakereciler olduklarına ve İran'ın tutumunu Beyaz Saray'a doğru bir şekilde aktardıklarına inanıyor musunuz?

Müzakereler sırasında onlara bağırdığınız ve İran'ın on bir adet nükleer silah yapmaya yetecek kadar uranyum zenginleştirdiği yönünde tehditlerde bulunduğunuza dair raporlar yayımlandı.

Savaş öncesindeki o son günlerdeki müzakerelerin gerçeğini sizden duymak istiyorum.

Abbas Erakçi: Kendi başkanlarına ne aktardıklarını bilmiyorum.

Benim bildiğim şey; 26 Şubat'ta Cenevre'de bir araya geldiğimizde iyi bir ilerleme kaydetmeyi başardığımızdır.

Arabulucu rolündeki Umman Dışişleri Bakanı'nın da belirttiği gibi, bu ilerleme kayda değerdi.

Kendisi tweetini paylaşmadan önce metni her iki heyete de okudu ve her iki heyet de o gün elde ettiğimiz sonucu, yani "kayda değer ilerleme" ifadesini doğru bir tanımlama olarak onayladı.

Cenevre'de o gün ulaştığımız nokta buydu.

Ancak karşı tarafın aktardığı sözlere gelince; neden böyle şeyler söylediklerini anlayabiliyorum.

Haklı çıkarılamaz bir saldırı eylemini meşru göstermek istiyorlar, bu yüzden bahane arıyorlar.

Ben asla bomba yapma niyetimiz olduğunu söylemedim.

Söylediğim şey; elimizde 440 kilogram %60 oranında zenginleştirilmiş malzeme olduğuydu ve bu durum kesinlikle gizli değildi; Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) raporlarında da yer almaktadır.

Eğer bu malzeme daha fazla zenginleştirilirse, bizzat sizin uzmanlarınızın iddiasına göre, yaklaşık on bomba yapımı için yeterli olabileceğini söyledim.

Ardından, bu malzemeyi teslim etmeye, seyreltmeye ve zenginlik seviyesini düşürmeye hazır olduğumuzu vurguladım.

Bunu söylemekteki amacım, verdiğimiz tavizin gerçekten büyük bir taviz olduğunu belirtmekti.

Ancak onlar bu sözleri nasıl yorumladılar, bilmiyorum.

Belki bilgi eksikliğinden, belki de dediğim gibi, hiçbir şekilde haklı çıkarılamayacak bir saldırı eylemini meşru göstermek istediklerinden dolayı böyle yaptılar.

Umarım 26 Şubat'ta Cenevre'de gerçekte neler yaşandığı yakında halk için açıklığa kavuşur.

Bir anlaşmaya varmaya çok yaklaşmıştık. 'İŞGALCİ GÜÇLERİ TOPRAKLARINDAN ÇIKARMALILAR' Iran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran,'ın komşu kardeşlerinden işgalci yabancı güçleri topraklarından çıkarmalarını istediğini aktardı.

Erakçi şu ifadeleri kullandı: "Amerika'nın yıllardır propagandasını yaptığı güvenlik şemsiyesinin artık deliklerle dolu olduğu ortaya çıkmıştır; bu şemsiye sadece caydırıcı olmamakla kalmamış, aynı zamanda fiilen gerginlik ve krizlere zemin hazırlamıştır.

Amerika Birleşik Devletleri şimdi Hürmüz Boğazı'nı güvenli tutmak için başkalarından, hatta Çin'den bile yardım istemek zorunda kalmıştır.

İran, komşu kardeşlerinden işgalci yabancı güçleri topraklarından çıkarmalarını istiyor; özellikle de bu güçlerin tek derdi ve önceliği İsrail'i savunmak olduğu için."

İlgili Sitenin Haberleri