Haber Detayı
İsrail’den kafa karıştıran kara operasyonu! Hedef mi değişti? ‘Enerji krizi, gıda krizine dönüşüyor’
Lübnan'ın güneyinde Hizbullah ile İsrail ordusu arasında çatışma çıktı. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusuna bağlı bir birlik, yoğun ateş desteği altında ülkenin güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı sınırdaki Aytarun beldesine doğru ilerlemeye çalıştı. Peki ne oldu da İsrail, Lübnan’a karadan ilerleme kararı aldı? Bu hamlenin arkasında hangi hedef var? İsrail'in Hizbullah’ı zayıflatmaya çalışmasına İran bir karşılık verecek mi? Uzman isimden çok kritik değerlendirmeler...
Mart 2026 itibarıyla Orta Doğu, tarihin en kırılgan dönemlerinden birini yaşıyor. 28 Şubat’ta İran dini lideri Hamaney’in öldürüldüğü operasyonun ardından Hizbullah’ın başlattığı misilleme saldırılarına İsrail de karşılık vermeye başlamıştı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordunun Hizbullah’a yönelik ‘saldırı harekâtı’ başlattığını söylemişti.İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar sürerken İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki bazı noktalara karadan ilerlediği bildirildi.
Son bir hafta içinde İsrail güçlerinin sınır hattındaki Hiyam, Adise, Kefr Kila, Kefr Şuba ve Zuhayra beldelerine sınırlı kara sızmaları gerçekleştirdiği ifade edildi.
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki bazı stratejik noktalara girmesi, bölgede yeni ve daha tehlikeli bir aşamayı temsil ediyor.Alıntı MetniPEKİ İSRAİL'İN ÖNCELİKLİ AMACI NE?Siyaset Bilimleri Uzmanı Doç.
Dr.
Faik Tanrıkulu, “İsrail-İran savaşı devam ederken Tel Aviv yönetimi, Lübnan cephesinde Hizbullah’ı zayıflatmak için önemli bir fırsat yakaladığını düşündü.
İran’ın doğrudan hedef alındığı bir ortamda Hizbullah’ın askeri kapasitesinin dağılacağı ve örgütün sahada hızlı biçimde geri çekileceği hesaplanıyordu.
Bu nedenle İsrail ordusu hem yoğun hava saldırıları düzenledi hem de Lübnan’ın güneyinde sınırlı kara ilerlemeleri başlatarak bölgede bir güvenlik kuşağı oluşturmayı hedefledi” dedi.HEDEF YENİ BİR ‘TAMPON BÖLGE’ OLABİLİRTel Aviv yönetiminin bu hamleyle Hizbullah’ı sınır hattından uzaklaştırmayı ve İsrail’in kuzeyindeki yerleşimleri koruyacak bir ‘tampon bölge’ kurmayı planladığını açıkça dile getirdiğinin altını çizen Tanrıkulu şu detayları paylaştı:-- İsrail 2000'de Güney Lübnan'dan çekilmişti.
Şimdi Hiyam, Adise, Kefr Kila gibi beldelere tekrar girmeye çalışıyor.
Bu noktalar stratejik yükseltiler ve Litani Nehri havzasını kontrol eden noktalar. ‘Geçici operasyon’ söylemi tutmazsa, İsrail fiilen yeni bir tampon bölge oluşturmaya çalışacak.-- Ancak sahadaki gelişmeler İsrail’in beklediği kadar kolay ilerlemediğini gösteriyor.
Hizbullah, İsrail birliklerinin ilerlediği bölgelerde gerilla tipi direniş yöntemleriyle karşılık verirken roket ve insansız hava araçlarıyla İsrail’in kuzeyindeki askeri hedefleri vurmaya devam etti.-- Son günlerde Hizbullah’ın yüzü aşkın füze salvosu gerçekleştirmesi İsrail’in beklemediği bir misillemeydi.
İsrail askerleri, 6 Mart 2026 Cuma günü, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki bir hazırlık bölgesinde tanklar üzerinde çalışıyor.İSRAİL İRAN'I BIRAKTI MI?Tanrıkulu bu soruyu şöyle yanıtladı:“Hayır, bırakmadı.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Tahran ve Beyrut'a eş zamanlı saldırmayı sürdürüyor.
Ama öncelik sıralaması değişti: İran nükleer ve askeri altyapısına yönelik hava/füze operasyonları devam ederken, kara harekâtını Lübnan'a ayırdı.
Mantığı şu: İran'a karadan giremezsin, ama Hizbullah'ı Lübnan'da fiziksel olarak tasfiye edebilirsin.”Alıntı MetniBİR SONRAKİ ADIM: BEKAA VADİSİİsrail’in bir sonraki hedefinin Bekaa Vadisi olacağını söyleyen Doç.
Dr.
Tanrıkulu, “İsrail Hava Kuvvetleri kara harekâtına paralel olarak Beyrut'un güneyindeki Dahiye ile Bekaa Vadisi'ni de hedef aldı.
Bekaa, Hizbullah'ın silah depo ve lojistik hattının omurgası olarak biliniyor.
Kara birlikleri Litani'nin ötesine geçip Bekaa'ya uzanmayı hedefliyor” dedi ve ekledi:“İsrail şu anda kendisi açısından tarihin en geniş fırsat pencerelerinden birinin açıldığını düşünüyor.
ABD’nin desteğiyle İran’a yönelik devam eden saldırıları, kendi güvenlik stratejisini genişletmek için önemli bir avantaj olarak görüyor.” Gözden Kaçmasın İran'ın gizli silahı!
Basit ama tüm dengeleri değiştirebilir... ‘Görünmez bir tehdit oluşturuyor’ Haberi görüntüle İSRAİL’İN GÜNEYDEKİ STRATEJİK NOKTALARI SEÇMESİNİN NEDENİ“Hiyam ve Adise'nin stratejik değeri coğrafyadan geliyor.
Bu beldeler Yukarı Celile'ye doğrudan bakan yükseltiler üzerinde konuşlanıyor.
Buradan hem gözlem hem de ateş kontrolü mümkün.
İsrail onlarca yıldır bu noktaların kendisine karşı kullanılmasından şikayetçiydi” diyen Faik Tanrıkulu, İsrail’in özellikle Lübnan’ın güneyine düzenlediği kara operasyonlarının stratejik nedenlerini anlattı:-- Birincisi, Hizbullah'ın ileri mevzilerini tasfiye etmek.
Hiyam özellikle Hizbullah'ın güney komuta altyapısının önemli bir parçasıydı.
Kasım 2024 ateşkesinde İsrail buradan çekilmemişti zaten şimdi daha derine girmek istiyor.-- İkincisi, ateş hattını kuzeye taşımak.
Hizbullah'ı Litani'ye ne kadar yakın tutarsa, kuzey İsrail'e ulaşan roket/İHA menzili o kadar kısalıyor.-- Üçüncüsü ve en kritik olanı, müzakere kozu biriktirmek.
Sahada ne kadar fazla toprak ve stratejik nokta tutarsan, masada o kadar güçlü konuşuyorsun.-- Kasım 2024'te de aynı oyun oynandı.
Ordu ileri savunma diyor, muhalefet kalıcı tampon bölge istiyor, Netanyahu ise her iki seçeneği de açık tutuyor.
Bu belirsizlik kısmen taktik, kısmen de iç siyasi hesap.Alıntı MetniİSRAİL VE GEÇMİŞTE DENEDİĞİ BENZER STRATEJİLERTanrıkulu, İsrail’in aslında benzer bir stratejiyi geçmişte de denediğini söyledi, “1978’deki Litani Harekâtı sırasında İsrail ordusu, Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) Litani Nehri’nin güneyinden çıkarmak amacıyla Lübnan’a girdi.
Operasyonun ardından İsrail tamamen çekilmek yerine bölgede bir ‘güvenlik bölgesi’ oluşturdu ve kontrolü büyük ölçüde kendi desteklediği Güney Lübnan Ordusu’na bıraktı” dedi. 12 Mart 2026'da Beyrut'un güneyindeki Burj el Barajneh mahallesinde İsrail'in gece düzenlediği hava saldırılarının ardından yıkılan bir binanın enkazından dumanlar yükseliyor.HER ‘GEÇİCİ’ POZİSYON, KALICI BİR HALE DÖNÜŞÜYOR1982’de İsrail’in geniş çaplı bir operasyonla Lübnan’ı işgal ederek Beyrut’a kadar ilerlediğini ancak uzun yıllar süren çatışmalar ve artan maliyetler nedeniyle İsrail’in güney Lübnan’daki güvenlik bölgesini korumakta zorlandığını da anlatan Tanrıkulu şu bilgileri verdi:“Sonunda İsrail ordusu 2000 yılında Lübnan’dan tek taraflı olarak çekilmişti.
Kasım 2024 ateşkesinde Çekileceğiz dendi, 5 noktada kaldılar.
Şimdi 5 nokta genişliyor.
Her ‘geçici’ pozisyon fiilen yeni statükoya dönüşüyor. 1978'de de böyle başlamıştı.
Hiyam alınıyor, sindiriliyor, kalıcılaşıyor.
Sonra bir sonraki yükseltiye geçiliyor.
Hizbullah her seferinde biraz daha kuzeye itiliyor.
Buna resmi işgal denmese de sonuç işlevsel olarak aynı.”DÜNYA SAVAŞI VE ENERJİ KRİZİ KAPIDA MI?Lübnan’daki kara harekâtı İran’ın elindeki en büyük kozu yani Hizbullah’ı etkisiz hale getirme girişimi olarak yorumlanıyor.
Bu durum, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini gerçeğe dönüştürerek çatışmayı küresel bir enerji krizine ve topyekûn bir dünya savaşı riskine sürükler mi?Faik Tanrıkulu, “Hürmüz Boğazı günde yaklaşık 20 milyon varil petrolü taşıyor; bu küresel arzın yüzde 20'si demek.
Küresel LNG ticaretinin de beşte biri bu boğazdan geçiyor.
Brent ham petrolü birkaç gün içinde 70 dolardan 110 doların üzerine fırladı” dedi ve ekledi:“Analistler, kesintinin sürmesi halinde küresel enflasyona 0,8 puanlık ek yük bineceğini öngörüyor.
Sadece petrol değil, gübre ticaretinin yaklaşık üçte biri Hürmüz'den geçiyor.
New Orleans gübre fiyatları ton başına 475 dolardan 680 dolara sıçradı.
Bu, Orta Batı'daki mısır ve soya ekimi sezonuna denk geldi.
Yani enerji krizi, birkaç hafta içinde gıda krizine dönüşüyor.
Buna ‘downstream’ etkisi diyoruz, yani aşağı yönlü zincirleme.” Gözden Kaçmasın Savaşın yeni cephesi: Su tesisleri hedefte!
Milyonları etkileyebilecek saldırılar...
Haberi görüntüle KÜRESEL ENERJİ ARZINI FELÇ EDEN ÇATIŞMAEski Beyaz Saray enerji danışmanı Bob McNally, “Hürmüz'ün uzun süreli kapanması garantili bir küresel resesyondur (ekonomik durgunluk) diyor.
Bernstein ise en kötü senaryoda Brent'in 150 dolara ulaşabileceğini öngörüyor.“Piyasalar bu sinyali zaten aldı.
Güney Kore borsası 2008 finansal krizinden bu yana en sert günlük düşüşünü yaşadı, KOSPI tek günde yüzde 12 geriledi ve devre kesici devreye girdi.
Pakistan borsası ise tarihinin en büyük tek günlük çöküşünü kaydetti.
Birden fazla büyük gücün doğrudan ya da dolaylı olarak müdahil olduğu, küresel enerji arzını felç eden ve onlarca ülkenin ekonomisini etkileyen bir çatışmayı bölgesel saymak da artık mümkün değil” diyen Tanrıkulu şunları söyledi:“İran, ABD ve İsrail üslerinin yanı sıra Katar, BAE, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve Umman'daki hedeflere saldırılar düzenledi.
Japonya, Güney Kore, Hindistan petrol rezervlerini açmaya başladı.
İngiltere, Diego Garcia ve RAF Fairford üslerini ABD operasyonlarına açtı, İngiltere'nin Kıbrıs'taki üssü İran dronlarıyla vuruldu.
Bu tablo çok taraflı bir çatışmayı işaret ediyor.
Dünya Savaşı henüz değil ama ‘büyük güç savaşının eşiği’ tanımı bugün için doğru.”