Haber Detayı
Merkez Bankası ‘kalıcı’ etkide sıkılaşacak
Savaşın ilk günü aldığı önlemlerle fonlama ve piyasa faizini 3 puan yukarıya çeken Merkez Bankası Para Politikası Kurulu mart toplantısını beklenildiği üzere pas geçti. Politika faizini yüzde 37’de sabit bırakan Merkez Bankası, aldığı önlemlerin etkisini izleyeceğinin ve enflasyonda ‘kalıcı’ bozulma durumunda para politikasını sıkılaştıracağının mesajını verdi.
ŞEBNEM TURHAN Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) yılın ikinci toplantısında beklentilere paralel yüzde 37 politika faizinde değişikliğe gitmedi.
Ayrıca gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını da yüzde 35,5’te sabit tuttu.
PPK toplantısı öncesinde ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının başlamasının hemen ardından yüzde 37 politika faizinden piyasayı fonladığı repo ihalelerine ara veren ve likidite yönetimine yönelik adımlar atan Merkez Bankası piyasa ve fonlama faizini 3 puan artışla yüzde 40’e çekmişti.
Uzmanlar belirsizliğin çok yoğun olduğu bu dönemde Merkez Bankası’nın hamlelerinin etkisini görmek için PPK’da yeni bir adım atmadığını vurgularken ancak enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda faiz artışı hamlesinin gelebileceğine yönelik mesaj da verdiğini dile getirdi.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 5 toplantının ardından ilk kez pas geçti.
Temmuz 2025 toplantısından Ocak 2026 toplantısı dahil politika faizi 5 toplantıda politika faizini 900 baz puan indirerek yüzde 46’dan yüzde 37’ye çekti.
Bu 5 toplantının ardından ise başlayan savaş, artan jeopolitik belirsizlikler ve enerji fiyatlarındaki yükseliş ile yarattığı etkiler nedeniyle Merkez Bankası PPK mart ayı toplantısında pas geçti.
PPK kararı öncesinde negatif bölgede hareket eden bankacılık endeksi karar sonrası yüzde 1’in üzerinde yükseldi.
Önlemler alındı, takipteyim PPK metninde önceki toplantılara göre enflasyon paragrafı tamamen değişti ve yurtiçi gelişmeler, dezenflasyon görünümüne ilişkin ifadeler tamamen çıktı.
Sadece jeopolitik gelişmeler ile enerji fiyatlarının enflasyona ilişkin etkilerine dikkat çekildi.
PPK metninde şubat ayında enflasyon ana eğiliminin yataya yakın seyrettiği belirtildi.
Jeopolitik gelişmeler neticesinde belirsizlikler artarken küresel risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarında yükselişin gözlemlendiği kaydedilen PPK metninde söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici kararlar ve eşgüdüm dahilinde mali tedbirler alındığı hatırlatıldı.
Merkez Bankası böylece PPK metninde savaşın başlamasıyla devreye aldığı önlemlere dikkat çekerken aslında bu hamlelerinin yarattığı etkiden de memnun olduğu sinyalini verdi.
PPK metninde “Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir” denildi.
Bu ifade de Merkez Bankası’nın önlemlerinin etkisini izleyeceğine işaret etti.
Belirgin’in yanına kalıcı eklendi Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği yer alan PPK metninde kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflere uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği yinelendi.
Para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığı tekrarlanan PPK metninde tek değişiklik “Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” ifadesine önceki metinlerden farklı olarak ‘kalıcı’ kelimesi eklendi.
Uzmanlar böylece Merkez Bankası’nın faiz artışını da gündemine aldığını ancak faiz artışı için koyduğu eşiğin oldukça yüksek olduğu yorumunu yaptı.
PPK metninde önceki toplantılarda olduğu gibi kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği, likidite koşullarının yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği yer aldı.
Uzmanlar TCMB'nin kararını 'ihtiyatlı' olarak yorumladı 2 hafta önce şahin oldu ■ TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof.
Dr.
Fatih Özatay: Merkez Bankası’nın son 20-25 yıldır önemli bir kriz yönetim tecrübesi var.
Ve bu tecrübeyi de zamanı geldiğinde doğru şekilde kullanıyor.
PPK toplantısı öncesinde de attığı hamlelerle fonlama ve piyasa faizini yüzde 40’a çekti.
Bu aldığı karar çok doğru bir karardı.
Dövize talep artıyor ve sürekli döviz satarak bunu karşılayamazsınız hem döviz sattı hem faizi artırdı.
Savaş nereye gidecek, dövize talep nasıl değişecek bilmiyoruz.
Bugün doğru adımla faizi sabit bıraktı.
Bir sonraki toplantı 22 Nisan’da zor bir dönem ama Merkez Bankası’nın tecrübesi var.
Merkez Bankası şahinliğini savaş ilk başladığı an gösterdi, zaten bu adımla politika faizi 3 puan arttı.
Bunun üzerine bir şey yapsa çok şahin olurdu.
Şu anda izleyeceğim diyor Merkez Bankası.
Çok fazla belirsizlik var, ne kadar döviz talebi olacak, ne kadar devam edecek önemli, çok fazla döviz satmaya devam ederse o zaman faiz artışı beklemek gerekir.
Faiz düşüş zaten 2 hafta önce rafa kalktı.
Sıkılıkta yukarı yönlü yanlılığını korudu ■ Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.
Dr.
Hakan Kara: Merkez Bankası sürpriz yapmadı.
Küresel gelişmelerin kalıcı olduğundan emin olmadan kalıcı faiz artırımı yapılması makul olmazdı.
Sıkılık yönünde yukarı yönlü yanlılığını da koruyarak temkinli bir söylem kullandı.
Metinden anlaşıldığı kadarı ile küresel gelişmelerin enflasyona dair oluşturduğu riskleri iki yönlü olarak değerlendiriyor.
Enerji fiyatları yukarı yönlü etki ederken, iç ve dış talepteki olası yavaşlama tersine etki yapacak.
Önümüzdeki dönemde para politikaları hangisinin baskın olacağına bağlı olarak şekillenecek.
Tetikte bekleyen ihtiyat ■ TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Atılım Murat: Şubat ayı verilerinde enflasyonun ana eğiliminde gözlenen yatay seyir Merkez’in elini biraz rahatlatsa da ufukta beliren kara bulutlar temkinli duruşun sürdürülmesini zorunlu kılıyor.
Hürmüz Boğazı kapalı kaldıkça, enerji ve gıda fiyatları üzerinden bir maliyet enflasyonu gelecektir.
TCMB böyle bir ekonomik iklimde faiz silahının yeterli olmayacağının farkında.
Piyasalar için mesaj açıktır.
Enflasyon görünümünde bir bozulma yaşanırsa, sıkılaşma düğmesine basılacak.
Sadece faiz artışı değil, makro ihtiyati yeni tedbirler de gelecek.
Reel sektörün umutları 2027’ye kalmış olabilir.
Faizi %40’ta kalmaya devam edecek ■ QNB Baş Ekonomisti Erkin Işık: Beklendiği gibi faizi değiştirmedi.
Son günlerde döviz satışının yavaşlaması ve mart enflasyonunun önceki aylara göre gerileme beklentisi, daha belirgin bir parasal sıkılaştırmaya şimdilik ihtiyaç olmayacağını düşündürüyor.
Son dönemdeki gelişmelerle “belirgin ve kalıcı” bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağını söylemesi, faiz artırımı için eşiğin oldukça yüksek olduğunu düşündürüyor.
Ancak TL likidite koşullarını sıkı tutarak bankalalarası piyasadaki faizi yüzde 40 seviyesinde tutmaya devam edecektir.
Bunu nisan ayına kadar indirme fırsatı bulamazsa, önümüzdeki PPK’da da faiz indirimi gündemde olmayacaktır.
İki yöne de karar almaya açık ve hazır ■ Nurol Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı Dr.
Altuğ Özaslan: TCMB, her şeyi sabit bıraktı.
Belirsizlik ve kaosun hakim olduğu bir paradigma için renksiz bir PPK metni diyebilirim.
Önceki metin faiz indirimi süreci retoriği içerirken bu metinde adımların büyüklüğü yerine para politikası kararları tabirinin geçmesi artık tek yön aşağı değil, her iki yöne de hazır ve açığız demek oluyor.
Kısmen şahin bir mesaj olarak okuyabiliriz.
Jeopolitik gelişmelerin belirgin ve kalıcı bozulma yaratma ihtimalini dikkate aldıklarını ve şubat ayındaki yatay trendin bu sebeple bozulduğunu ima etmeleri de yılsonu için beklentinin bir sonraki Enflasyon Raporu’nda bana yukarı revize edileceğini düşündürüyor.
Özetle, TCMB bekle, izle ve gerektiğinde müdahale et moduna geçmiş vaziyette.
Ben haftalık politika faizinde artışı mevcut durumda gerekli görmüyorum, ihtiyaç halinde bandın üst tarafının açılması ile gecelik repo faizinin yukarı çekilmesi daha uygun olur.
Mevcut paradigmanın devamı halinde küresel ve kısmen yerel stagflasyon masada olacağı için konu TCMB’nin değil ekonomi yönetiminin konusu olacaktır.
Bundan sonra hazirana kadar faiz indirimi beklemiyorum, şartlar jeopolitik riskler kaynaklı daha da negatif olursa ana senaryom olan haziran normalleşme döneminin ötelenmesi gerekir.
Ve öncelikle fonlama gecelikten haftalığa döner, sonraki PPK’da faiz indirimi olur.
Bugüne kadar hiçbir zaman bu iki hamlenin aynı toplantıda gerçekleşmediğini unutmamak gerekiyor.
Bekle-gör politikasına geçti ■ EMCAP Advisory Yönetici Ortağı Dr.
İnanç Sözer: Merkez Bankası beklentilere paralel olarak politika faizini ve faiz koridorunu değiştirmeyerek, bekle-gör politikasına geçti.
İran savaşıyla başlayan süreçte kısa vadeli enflasyonist risklere karşı, son dönemde alınan para ve maliye politikaları adımlarıyla, TL’nin olası yüklü değer kaybının önüne geçilmiş olması uç riskleri bertaraf ediyor.
Yabancı sermaye çıkışlarına ve dövize olan talebe rağmen, ekonomi yönetimi geride kalan iki ayı fevkalade etkin ve yerinde önlemlerle bertaraf etmiş görünüyor.
Ayın geri kalanında bölgedeki gelişmelerde tansiyonun düşmesini beklediğimizden, küresel koşullarda enflasyon kaygılarının kısa soluklu kalacağını ve mart enflasyon rakamlarında çekirdek enflasyondaki iyileşmelere bakıldığında TCMB’nin bugünkü bekle-gör politikalarının daha takdirle karşılanacağını düşünüyorum.
Küresel belirsizlikler ve yüksek volatilite TCMB’nin 22 Nisan’daki toplantısına ilişkin öngörü yapmayı zorlaştırsa da, yılın geri kalanında politika faizini artırmaya ihtiyaç kalmadan gecikmeli ve sınırlı dahi olsa faizlerdeki indirimin süreceğini ve yılsonunda yüzde 30’a gerileyeceğini öngörüyorum.