Haber Detayı
Mücteba Hamaney'den ilk mesaj: "Şehitlerin kanının intikamından vazgeçmeyeceğiz''
8 Mart'ta göreve seçilen Devrim Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney'den ilk mesaj geldi.
ABD-İsrail saldırısında Ayetullah Ali Hamaney'in şehit edilmesinden sonra İran'da dini liderliğe seçilen Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney ilk mesajını paylaştı.
Mücteba Hamaney "Allah bizi koruyacaktır, bölme girişimlerini önledik.
Tüm Müslüman ülkelere teşekkür etmek istiyorum.
ABD üslerini hedef almaya devam etmek zorundayız" diyerek herkesin başta Kudüs Günü yürüyüşleri ve törenleri olmak üzere, sahada düşman kıran bir şekilde ve etkili olarak bulunmaya dikkat etmesi gerektiğini belirtti.
Hamaney ayrıca, bu süreçte mücadele eden ülkenin cesur savaşçılarına da teşekkürlerini iletti.
Hamaney, bu konudaki kararlılıklarının altını çizerek, şehitlerin kanının intikamından hiçbir şekilde vazgeçmeyeceklerini bildirdi.
İslam Devrimi'nin Yüce Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamenei’nin İlk Mesajı Bismillahirrahmanirrahim "Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını ya da benzerini getiririz." (Bakara, 106) Selam olsun sana ey Allah’ın davetçisi ve O’nun ayetlerinin rabbanisi; selam olsun sana ey Allah’ın kapısı ve O’nun dininin muhafızı; selam olsun sana ey Allah’ın halifesi ve O’nun hakkının yardımcısı; selam olsun sana ey Allah’ın hücceti ve O’nun iradesinin delili; selam olsun sana ey beklenen önder; selamların en kapsamlısıyla sana selam olsun; selam olsun sana ey mevlam, Zamanın Sahibi (İmam Zaman -a.f.-).
Sözlerimin başında, yüce İslam Devrimi'nin aziz ve bilge lideri şehit Hamenei’nin can yakan şehadeti münasebetiyle mevlamız İmam Zaman’a (a.f.) taziyelerimi sunuyor; o yüce zattan, büyük İran milleti, dünya Müslümanları, İslam ve devrim hizmetkarları, fedakarlar, İslami hareketin şehitlerinin yakınları, özellikle son savaşın şehitleri ve bizzat kendi hakir şahsım için hayır duaları talep ediyorum.
Sözlerimin ikinci kısmı büyük İran milletinedir.
Öncelikle, saygıdeğer Uzmanlar Meclisi’nin (Meclis-i Huregan) kararı konusundaki konumumu kısaca ifade etmeliyim.
Bu hizmetkarınız Seyyid Mücteba Hüseyni Hamenei, sizler gibi ben de sonucu İslam Cumhuriyeti televizyonundan öğrendim.
Benim için, iki büyük önder; Büyük Humeyni ve Şehit Hamenei’nin oturduğu yere oturmak zor bir iştir.
Zira bu makam, Allah yolunda 60 yılı aşkın mücadelenin ardından, her türlü zevk ve rahatlıktan vazgeçerek sadece günümüz dünyasında değil, tarih boyunca bu ülkeyi yönetenler arasında seçkin bir çehreye ve parlayan bir cevhere dönüşmüş bir zatın makamıdır.
Hem hayatı hem de ölüm biçimi, Hakk’a dayanmaktan kaynaklanan bir ihtişam ve izzetle yoğrulmuştu.
Onun şehadetinden sonra mübarek naaşını ziyaret etme şerefine nail oldum; gördüğüm şey bir metanet dağıydı ve duyduğuma göre sağ elinin yumruğunu sıkmıştı.
Onun şahsiyetinin farklı yönleri hakkında, bu konuda bilgili olanlar uzun uzun konuşmalıdır.
Bu mecalde bu kadarıyla yetiniyor, detayları başka münasip zamanlara bırakıyorum.
Böyle bir kimseden sonra liderlik koltuğuna oturmanın zorluğunun sebebi budur; bu boşluğu doldurmak ancak Cenab-ı Hakk’ın yardımı ve siz halkın desteğiyle mümkündür.
Devamında, sözlerimin aslıyla doğrudan ilgili bir noktayı vurgulamam gerekiyor.
O nokta şudur ki; şehit liderin ve ondan önceki büyük selefinin sanatlarından biri, halkı her alana dahil etmek, onlara sürekli basiret ve bilinç kazandırmak ve pratikte onların gücüne dayanmaktı.
Onlar, halkın ve cumhuriyetin gerçek anlamını bu şekilde fiiliyata döktüler ve buna tüm kalpleriyle inanıyorlardı.
Bunun açık etkisi, ülkenin lidersiz ve başkomutansız kaldığı bu birkaç günde görüldü.
Büyük İran milletinin son olaydaki basireti ve zekası, gösterdiği sebat, cesaret ve huzur; dostu hayran bıraktı, düşmanı ise hayrete düşürdü.
Ülkeyi yöneten ve onun otoritesini garanti altına alan siz halktınız.
Bu yazının başında zikrettiğim ayet, şu anlama gelir: Allah’ın ayetlerinden hiçbir ayet yoktur ki, ya süresi dolduğunda veya unutulduğunda, Cenab-ı Hak tarafından yerine daha iyisi veya benzeri verilmesin.
Bu ayet-i kerimeyi kullanmamın sebebi, bu kulun şehit lider seviyesinde olması veya ondan üstün görülmesini istemem değildir; aksine bu ayeti zikretmemin amacı, siz aziz milletin yerinde ve güçlü rolüne dikkat çekmektir.
Eğer o büyük nimet bizden alındıysa, yerine bir kez daha İran milletinin Ammarvari (Ammar bin Yasir gibi) duruşu bu nizamın hizmetine verilmiştir.
Şunu bilin ki; sizin gücünüz sahnede görünmezse, ne liderliğin ne de gerçek şanları halka hizmet etmek olan çeşitli kurumların gerekli verimliliği olmayacaktır.
Bu anlamın daha iyi gerçekleşmesi için, öncelikle Yüce Allah’ı hatırlamak, O’na tevekkül etmek ve masumların (a.s.) nurlarına tevessül etmek gerekir; zira bu, en büyük iksir ve her türlü açmazı çözecek, düşmana karşı kesin zaferi garanti edecek bir "kırmızı kükürt" (en kıymetli hazine) gibidir.
Bu, sizin sahip olduğunuz ancak düşmanlarınızın mahrum olduğu büyük bir avantajdır.
İkinci olarak, genellikle darlık zamanlarında özel bir görünüm kazanan milletin fertleri ve kesimleri arasındaki birliğe hiçbir zarar gelmemelidir.
Bu, ihtilaf noktalarını görmezden gelerek elde edilecektir.
Üçüncü olarak; sahada etkin varlığın korunması gerekir.
Gerek savaşın bu günlerinde ve gecelerinde sergilediğiniz şekilde, gerekse sosyal, siyasi, eğitsel, kültürel ve hatta güvenlik alanlarında etkili roller üstlenerek.
Önemli olan, toplumsal birliğe zarar vermeden doğru rolün iyi kavranması ve mümkün olduğunca hayata geçirilmesidir.
Liderliğin ve bazı diğer yetkililerin görevlerinden biri, bu rollerin bazılarını toplumun bireylerine veya kesimlerine hatırlatmaktır.
Bu bağlamda, düşmanı sindirme unsurunun herkesçe dikkate alınması gereken 1447 yılı Kudüs Günü merasimlerine katılımın önemini hatırlatıyorum.
Dördüncü olarak; birbirinize yardım etmekten ve destek olmaktan geri durmayın.
Hamdolsun, İranlıların çoğunun değişmez karakteri bundan başka olmamıştır; halkın bazı kesimlerinin diğerlerinden daha zor geçtiği bu özel günlerde, bu durumun daha fazla tezahür etmesi beklenmektedir.
Bu vesileyle hizmet kurumlarından, milletin o aziz bireylerine ve yardımsever halk yapılarına her türlü yardım ve destekte bulunmaktan kaçınmamalarını istiyorum.
Eğer bu hususlara riayet edilirse, siz aziz milletin azamet ve şevket günlerine ulaşma yolu düzleşecektir.
Bunun en yakın örneği, Allah’ın izniyle, mevcut savaşta düşmana karşı kazanılacak zafer olabilir.
Metnimin üçüncü bölümü; milletimizin ve vatanımızın, küresel istikbar cephesinin liderleri tarafından mazlumca saldırıya uğradığı şartlarda, ezici darbeleriyle düşmanın yolunu tıkayan ve onları aziz vatanımıza egemen olma ve muhtemelen parçalama hayalinden çıkaran cesur savaşçılarımıza samimi teşekkürlerimdir.
Aziz savaşçı kardeşlerim!
Halk kitlelerinin talebi, etkili ve pişman edici savunmanın devam etmesidir.
Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nı kapatma kozunun da kesinlikle kullanılmaya devam edilmesi gerekmektedir.
Düşmanın çok az deneyiminin olduğu ve orada son derece savunmasız kalacağı başka cephelerin açılması konusunda çalışmalar yapılmıştır; savaş durumunun devam etmesi ve maslahatların gözetilmesi kaydıyla bunların aktif hale getirilmesi gerçekleşecektir.
Ayrıca direniş cephesinin savaşçılarına da samimi teşekkürlerimi sunuyorum.
Biz, direniş cephesi ülkelerini en iyi dostlarımız olarak görüyoruz ve direniş meselesi ile direniş cephesi, İslam İnkılabı değerlerinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Hiç şüphesiz, bu cephenin unsurlarının birbirleriyle dayanışması, Siyonist fitnesinden kurtuluş yolunu kısaltacaktır; nitekim gördük ki cesur ve mümin Yemen, mazlum Gazze halkını savunmaktan geri durmadı; fedakar Hizbullah, tüm engellere rağmen İslam Cumhuriyeti’nin yardımına koştu ve Irak direnişi de yiğitçe aynı yolu izledi.
Dördüncü bölümde; sözüm, bu birkaç günde bir şekilde zarar görenleredir.
İster bir azizinin veya azizlerinin şehadet acısını yaşayanlar, ister yaralananlar, ister evi, ocağı veya iş yeri zarar görenler olsun.
Bu kısımda, öncelikle yüce şehitlerin yakınlarına derin taziyelerimi bildiriyorum.
Bu, o büyük insanlarla paylaştığım ortak tecrübeye dayanmaktadır; kaybının acısı genel bir hal alan babamın dışında; kendisinden ümitler beslediğim aziz ve vefalı eşimi, kendini anne babasına hizmet etmeye adayan ve sonunda mükafatını alan fedakar kız kardeşimi, onun küçük çocuğunu, bilge ve şerefli bir insan olan diğer kız kardeşimin eşini şehitler kervanına uğurladım.
Ancak musibetlere sabretmeyi mümkün ve hatta kolay kılan şey, sabredenler için vaat edilen yüce ve kesin ilahi mükafata odaklanmaktır.
Bu nedenle sabırlı olmalı; Cenab-ı Hakk’ın lütfuna ve yardımına ümit ve güven beslemeliyiz.
İkinci olarak; herkese, şehitlerinizin kanının intikamını almaktan vazgeçmeyeceğimizin güvencesini veriyorum.
Düşündüğümüz intikam, sadece İslam Devrimi'nin yüce liderinin şehadeti ile ilgili değildir; düşman tarafından şehit edilen milletin her bir ferdi, intikam dosyası için bağımsız bir konudur.
Elbette bu intikamın sınırlı bir kısmı şimdiye kadar somutlaşmıştır ancak tam kapsamına ulaşılana kadar bu dosya diğer dosyaların üzerinde olmaya devam edecektir; özellikle çocuklarımızın kanı konusunda daha hassas olacağız.
Bu nedenle düşmanın, Minab'daki Şecere-i Tayyibe Okulu'nda kasten işlediği cinayet ve benzeri bazı vakalar, bu soruşturmada özel bir konuma sahiptir.
Üçüncü olarak; bu saldırılarda gazi olanlar, mutlaka uygun tıbbi hizmetleri ücretsiz olarak almalı ve diğer bazı avantajlardan yararlanmalıdır.
Dördüncü olarak; mevcut durumun elverdiği ölçüde, şahsi mülklere ve varlıklara verilen maddi zararların tazmini için yeterli, tanımlanmış adımlar atılmalı ve uygulanmalıdır.
Son iki husus, saygıdeğer yetkililer için uygulanması zorunlu bir görev hükmündedir; bunu uygulamalı ve raporunu bana sunmalıdırlar.
Hatırlatmam gereken bir husus şudur ki; her halükarda düşmandan tazminat alacağız.
Eğer reddederlerse, tespit ettiğimiz miktarda mallarına el koyacağız; eğer bu da mümkün olmazsa, aynı miktarda mal varlıklarını yok edeceğiz.
Beşinci Bölüm: Sözlerim, bölgedeki bazı ülkelerin liderlerine ve etkili kademelerine yöneliktir. 15 ülkeyle kara veya deniz komşuluğumuz var ve her zaman hepsiyle sıcak ve yapıcı ilişkiler kurma arzusunda olduk ve olmaya da devam ediyoruz.
Ancak düşman, yıllar öncesinden bölge üzerindeki hakimiyetini sağlamak için bu ülkelerin bazılarında kademeli olarak askeri ve mali üsler kurmuştur.
Son saldırıda, bazı askeri üsler kullanıldı; doğal olarak biz de açıkça uyardığımız üzere, o ülkelere herhangi bir saldırıda bulunmadan sadece o üsleri hedef aldık.
Bundan sonra da mecburen bu işe devam edeceğiz; gerçi biz hâlâ kendimiz ile o komşularımız arasındaki dostluğun gerekliliğine inanıyoruz.
Bu ülkeler, aziz vatanımıza tecavüz edenlerle ve halkımızın katilleriyle olan durumlarını netleştirmelidir.
O üsleri bir an önce kapatmalarını tavsiye ediyorum; çünkü herhalde bugüne kadar ABD tarafından ileri sürülen güvenlik ve barış vaadinin koca bir yalandan ibaret olduğunu anlamışlardır.
Bu tutum, onların küfür cephesiyle iş birliği yapmaktan ve onun aşağılayıcı tavrından genellikle rahatsız olan kendi halklarıyla daha fazla bütünleşmelerini sağlayacak, varlıklarını ve güçlerini artıracaktır.
Tekrar ediyorum; İslam Cumhuriyeti nizamı, bölgede herhangi bir tahakküm ve sömürgecilik kurmak istemeksizin, tüm komşularla birlik ve sıcak, samimi karşılıklı ilişkiler için tam bir hazırlığa sahiptir.
Altıncı Bölüm: Sözüm şehit liderimizedir.
Liderim!
Gidişinizle herkesin kalbine ağır bir acı bıraktınız.
Siz her zaman bu akıbete müştaktınız ve nihayet Cenab-ı Hak, bunu Ramazan ayının onuncu gününün sabahında Kur'an-ı Kerim okuduğunuz sırada size lütfetti.
Pek çok mazlumiyeti metanetle ve hilm ile göğüslediniz, kaşınızı bile çatmadınız.
Birçoğu sizin gerçek değerinizi anlamadı; belki de aradaki perdelerin ve engellerin kalkıp bazı yönlerinizin açığa çıkması için uzun zaman geçmesi gerekecek.
Nurlu makamların, sıddıkların, şehitlerin ve evliyaların yanında size bahşedilen o yüce makam hürmetine, bu milletin ve direniş cephesindeki tüm milletlerin ilerlemesini düşünmeye ve bunun için şefaatçi olmaya devam edeceğinizi ümit ediyoruz; tıpkı dünya hayatınızda olduğu gibi.
Sizinle ahitleşiyoruz ki; hak cephesinin ana sancağı olan bu bayrağı yükseltmek ve sizin mukaddes amaçlarınıza ulaşmak için tüm varlığımızla çaba göstereceğiz.
Yedinci Bölüm: Beni destekleyen başta taklit mercileri olmak üzere tüm değerli şahsiyetlere, kültürel, siyasi ve sosyal kesimlere, sisteme olan biatlarını yenilemek için görkemli toplantılarda hazır bulunan halkın tüm fertlerine ve ayrıca güzel tedbirleri ve eylemleri nedeniyle üç erkin yetkililerine ve Geçici Liderlik Konseyi’ne teşekkür ediyorum.
Ümit ediyorum ki, bu feyizli saatlerde ve günlerde yüce Allah’ın özel lütufları, İran milletinin ve hatta tüm Müslümanların ve dünyanın mustazaflarının üzerine olsun.
Ve nihayet, mevlamız İmam Zaman’dan (a.f.), Kadir gecelerinin ve Ramazan ayının kalan günlerinde, Cenab-ı Hakk’ın dergahından milletimiz için düşmana karşı kesin zaferi, ayrıca izzet, genişlik ve afiyet; ahirete intikal edenler için ise yüksek makamlar ve uhrevi afiyet talep etmelerini niyaz ediyorum.
Vesselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühü ve tahiyyatühü Seyyid Mücteba Hüseyni Hamenei