Haber Detayı

Savaşın sürmesi İran’ı molla rejimine mahkûm eder
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
12/03/2026 04:00 (2 saat önce)

Savaşın sürmesi İran’ı molla rejimine mahkûm eder

İran’ı yöneten demir eldivenli molla rejiminin, Humeyni devrimini garanti altına almak ve artık geri döndürülemez bir karaktere büründürmek için kurdukları askeri, ekonomik, siyasi ve toplumsal karakterli İslam Devrim Muhafızları’nın, İran’da mahallelere kadar inen çok köklü bir örgütlenmeye sahip olduğunu okuyoruz.

İran’ı yöneten demir eldivenli molla rejiminin, Humeyni devrimini garanti altına almak ve artık geri döndürülemez bir karaktere büründürmek için kurdukları askeri, ekonomik, siyasi ve toplumsal karakterli İslam Devrim Muhafızları’nın, İran’da mahallelere kadar inen çok köklü bir örgütlenmeye sahip olduğunu okuyoruz.

Molla yönetiminin İran ordusuna güvenmedikleri için ( “Onların kanlarında şahın kanı dolaşıyor” , Humeyni) bu silahlı gücü kurduklarını da okuyoruz!

Gücünün 120-180 bin arası olduğu ileri sürülüyor.

Dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü de bunlara bağlı ve kendi istihbarat teşkilatı ve Basic milis gücünü de denetliyorlar.

Bu örgütün İran ekonomisinin de en az yüzde 25 ile yüzde 50’si arasındaki bölümünü kontrol ettiği ve otoyollar bile inşa ettiği, İran’ın ihtiyacı olan yasaklı mal ve hizmetlerin bile kaçakçılığını yaptığı belirtiliyor.

BİR ASKERİ REJİM Savaş başladıktan sonra bu örgütün mahallelere kadar tüm kentlere konuşlandırıldığı, hem muhtemel iç isyana veya protestolara müdahale ettiği hem de ABD ve İsrail işgaline karşı önemli direniş noktaları inşa ettiği, yeraltı askeri yığınaklara sahip olduğu da belirtiliyor. “Merkezi bir plana bağlı kalmakla birlikte, bölgesel komutanların füze veya insansız hava aracı fırlatma gibi kararlarda özerkliğe sahip” olduğu, bu özerk yapının, İran’ın işgali durumunda kendi savunma kararlarını almalarını kolaylaştırma amacını taşıdığı belirtilmekte.

Molla rejimi, sivil görünümlü ama dayandığı Devrim Muhafızları (DM) nedeniyle askeri bir rejimdir ve DM’nin bu rejimin “omurgasını” oluşturduğu açık bir bilgidir.

Doğrudan “yüce lider” e bağlıdır.

Dahası, ülkenin silahlanması ve füze sistemlerinin kurulmasında da aktif görev üstlendiği belirtiliyor.

Yani başlı başına rejimin baş koruyucusudur.

İKTİDAR OTOMATİK YENİLENİYOR Molla rejimini diğer normal parlamenter sistemlerden ayıran, anayasal olarak iktidarını kendiliğinden otomatik olarak yeniden ve yeniden üretme yeteneğine sahip olmasıdır.

Yüce lider, eğer iş göremez veya ölürse yeni yüce lideri seçecek 88 seçilmiş molladan oluşan bir kurula sahiptir.

Bu kurula seçilmek isteyenler de elemeden geçirilir, bir sürü başvuru reddedilir.

Şimdi Hamaney’in oğlu seçildi, ona bir şey olursa hemen yerine yenisi seçilir, yani yüce liderin sürekliliği böylece sağlanır.

O nedenle Hameney’in öldürülmesi bir boşluk yaratmaz.

Siyonistler ve Amerikalılar lideri öldürmekle amaçlarına ulaşabilecekleri ve yönetimin çözüleceği ve çökeceği konusunda ham hayallerle uğraştılar başlarda.

Ama bugün Beyaz Saray’a İran’da yönetimin (ve rejimin tabii ki) çökme olasılığının çok az olduğu veya hiç olmadığı konusunda raporlar verildiğini öğreniyoruz.

Kara operasyonlarıyla İran’ın işgal edilerek rejimin çökertilmesi görüşü gündeme getiriliyor.

Ama İran’ın her köşesinin askeri direniş cepheleriyle donanmış olduğu ve kara operasyonlarının Amerikan halkına asla kabul ettirilemeyecek kadar büyük kayıplarla sonuçlanacağı düşüncesi, bunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığını gözlerine sokuyor.

GERÇEĞİN BAŞKA BİR YÖNÜ Bombardıman ağırlaşarak sürerse sonuçta rejim yıkılmayacak ama İran halkının molla yönetimine neredeyse ebedi olarak mahkûm olacağı görüşü.

NYT yazarı Thomas Friedman , artık siyasetin devreye girmesi gerektiğini söyleyerek “ABD ve İsrail, askeri hedeflerinin çoğuna ulaştıklarını ve İran da aynı şeyi yaptığı sürece saldırılarını durdurmaya hazır olduklarını ilan ederlerse ertesi günlerde ‘Tahran’daki iktidar elitleri arasında büyük bir tartışma’ ve iç çekişme yaşanacak.

Halkın, tüccarların ve rejimdeki reformcuların birçok sesi, İran’ın sertlik yanlılarına kesinlikle şöyle diyecektir: Bize getirdiğiniz felakete bakın.

Eğer bu İran için büyük bir zaferse yenilgi nasıl bir şeydir?

Tasarruflarımızı, ekonomimizi, çevremizi, ordumuzun büyük bir kısmını ve tüm komşularımızın dostluğunu kaybettik.

Geleceğimiz ne olacak?” İran’a bu fırsatı verelim diyor.

TÜRKİYE’YE İRAN FÜZESİ?

Bir görüş : İran füzesini “UZAYDA” vurmak için Akdeniz’den atılan füzenin SM-3 olduğu Gaziantep’e düşen parçalarından biliniyor.

SM-3 atmosfer içinde VURUŞ YAPAMIYOR.

Neden?

Çünkü HARP BAŞLIĞI UZAYDA çalışan bir modül.

Mini roket motorlu bir başlık (Kill Vehicle).

Bu durumda vurulan İran Füzesi TÜRK hava sahasında vurulmadı, Türkiye’nin üzerindeki >100km irtifada UZAY BOŞLUĞUNDA vuruldu.

Türkiye’nin üzerinden her gün yabancı ülkelere ait uyduların dolaştığı uzay boşluğunda İran füzesi vuruldu.

Balistik füzenin düşeceği yer (hedefi) “Güney Kıbrıs Rum Kesimi veya Girit olabilir”. (https://x.com/KAANTF_23/ status/2030997571682848957)

İlgili Sitenin Haberleri