Haber Detayı
Mayının gölgesi yetti
Trump’ın ‘Savaş çok yakında bitecek.’ sözlerinin ardından düşen petrol fiyatları, İran’ın Hürmüz Boğazı’na mayın döşediği iddiasıyla yeniden fırladı.
ABD’nin İran’a yönelik başlattığı “Epic Fury” operasyonu üçüncü haftasına girerken, küresel petrol ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı tam bir belirsizlik ve bilgi bozma savaşına sahne oluyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan Donanması’nın tankerlere refakat etmeye hazır olduğunu ilan ederken, ABD Donanması’ndan sızan bilgiler ve sahadaki askeri değerlendirmeler, böyle bir refakat görevinin “imkansız” olduğunu gösteriyor.
ENERJİ BAKANI’NIN SİLİNEN PAYLAŞIMI Salı günü öğle saatlerinde Washington’da yaşanan bir sosyal medya krizi, yönetim içindeki koordinasyonsuzluğu gözler önüne serdi.
Enerji Bakanı Chris Wright, yerel saatle 13:02’de yaptığı paylaşımda, ABD Donanması’nın bir petrol tankerine Hürmüz Boğazı’ndan başarıyla eşlik ettiğini duyurdu ve Trump Yönetimi’ni “küresel enerji istikrarını koruduğu” için övdü.
Ancak bu paylaşım yaklaşık yarım saat sonra hiçbir açıklama yapılmadan silindi.
Kısa süre sonra Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt, iddiayı kesin bir dille yalanlayarak, “Donanmanın şu anda herhangi bir gemiye eskortluk yapmadığını teyit edebilirim.” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise bu durumu “piyasaları manipüle etmek için tasarlanmış sahte haber” olarak niteledi ve dünyayı “tarihin en büyük enerji açığının” beklediği konusunda uyardı.
DONANMA İLE BEYAZ SARAY ARASINDA ‘REFAKAT’ ÇATLAĞI Başkan Trump, Mar-a-Lago’da düzenlediği basın toplantısında “Zamanı geldiğinde Donanma tankerlere refakat edecektir.” diyerek kararlılık mesajı verse de Pentagon cephesinden gelen sinyaller çok daha temkinli.
Denizcilik sektörü kaynaklarından edinilen bilgilere göre, sektör temsilcileri her gün Donanma’dan refakat talebinde bulunuyor ancak her seferinde “risk çok yüksek” yanıtını alıyor.
Donanma yetkilileri, İran’ın elindeki ucuz intihar İHA’ları, sürat tekneleri ve deniz mayınları nedeniyle bir veya iki savaş gemisinin bile bu “sürü saldırıları” karşısında yetersiz kalabileceğini belirtiyor.
Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ise ordunun henüz bir refakat operasyonu başlatmadığını, sadece “seçenekleri değerlendirdiğini” söyleyerek Trump’ın vaatlerinin sahada karşılığı olmadığını teyit etti.
DENİZ MAYINI İDDİASI Hürmüz’deki deniz trafiği, savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana durma noktasında.
Yaklaşık 900 Hürmüz’de sıkışmış durumda bekliyor.
Trump, salı günü yaptığı açıklamada, İran’ı mayın döşememesi konusunda uyardığını ve son birkaç saat içinde 10 adet İran mayın döşeme botunun imha edildiğini söyledi.
Trump, ABD Kalkınma Finans Kurumu aracılığıyla gemilere “çok makul fiyatlarla” siyasi risk sigortası ve garantiler sunulacağını da bildirdi.
NE AVRUPA NE ABD YAPABİLİR Ancak Avrupa Orta Doğu ve Kuzey Afrika Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Adel Bakawan’a göre ne Fransa, ne Amerika Birleşik Devletleri ne uluslararası bir koalisyon ne de herhangi bir ülke Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlayabilecek durumda değil.
Uzmanlar, tam güvenliğin ancak İran’ın geniş sahil şeridinin tamamen kontrol altına alınmasıyla mümkün olabileceğini, bunun için de bir kara harekatının zorunlu olduğunu vurguluyor.
KIYI TEMİZLİĞİ OLMADAN MAYIN TEMİZLENEMEZ İran’ın Hürmüz Boğazı’na mayın döşediği bir senaryoda ABD/NATO cephesinin neler yapabileceği tartışılıyor.
Öncelikle mayınla kirletilmiş bir sahada geçişi sağlayabilmek için 20-30 mil genişliğinde koridor oluşturulması gerekiyor.
Bu temizliğin yapılabilmesi içinse kıyıdaki ateş baskının durdurulması şart.
Mayın tarama gemileri savunmasızlar ve İran’ın Hürmüz dağlarında gizli çok sayıda kıyı bataryası bulunuyor.
Pek çok uzman, kıyı temizliğinin bir kara harekâtını gerektirdiğini, bunun da 50-100 bin civarında kayıp anlamına gelebileceğini belirtiyor.
Ayrıca İran’ın mayınları tabana zincirli olmadığı için açılan koridorun yeniden ve yeniden sürüklenen mayınlarla kirlenme ihtimali var.
Bu da görevi son derece zor hale getiriyor.
ABD’NİN MCM’Sİ KALMADI Diğer yandan ABD’li uzmanlar, uzun zamandır mayın karşı tedbir (MKT) kapasitesinin eksikliğinden yakınıyor.
Yaklaşık 35 yıldır Bahreyn’deki 5.
Filo’da dört adet Avenger sınıfı mayın karşı tedbir gemisi bulunuyordu.
Geçen yıl ise bu gemilerin emekli edilmesine karar verildi ve hizmet dışına çıkarılmak üzere Philadelphia’ya gönderildiler.
Şu an ABD envanterinde klasik mayın karşı tedbir (MCM) gemisi bulunmuyor.
İşleri Umman açıklarında bulunan mayın karşı tedbir modüllü üç adet LCS’ye kalmış durumda.
Müttefiklerin sağlayabileceği desteğin de 8-10 gemiyi geçmeyeceği belirtiliyor.
EKONOMİK VE SİYASİ FATURA AĞIRLAŞIYOR Hürmüz’deki bu kilitlenme, ABD iç siyasetinde ve küresel piyasalarda “enflasyonist bir tsunami” yaratmaya başladı.
AAA verilerine göre ABD’de benzin fiyatları son bir haftada 43 sent artarak galon başına 3,54 dolara yükseldi.
Bu, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 17’lik bir artış anlamına geliyor.
Kamuoyu anketleri, Trump’ın en büyük siyasi krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Reuters-Ipsos anketine göre Amerikalıların yüzde 60’ı bu savaşa karşı çıkıyor.
Bu oran, ABD’nin yakın tarihteki askeri müdahaleleri arasındaki en düşük destek seviyesi olarak kaydedildi.
İki gemi vuruldu İran Devrim Muhafızları (DMO) İsrail’e ait Liberya bayrağı taşıyan “Expres Room” adlı geminin vurulduğunu açıkladı.
DMO açıklamasında geminin uyarıları dikkate almadığı belirtti.
DMO aynı şekilde “Mayuree Naree” adlı konteyner gemisin de uyarı ve ikazlara rağmen boğazdan geçmeye çalıştığını ardından hedef alındığını açıkladı.
DMO, “Hürmüz Boğazı, şüphesiz ve anlık bir ihmal olmaksızın, Devrim Muhafızları’nın cesur deniz kuvvetlerinin akıllı yönetimi altındadır.
Amerikalı saldırganlar ve ortaklarının geçiş hakkı yoktur.” uyarısında bulundu.
Parlayan ülke Türkiye Mayın temizleme konusunda bölgede parlayan ülke Türkiye.
NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2)’de uzun yıllardır görev alan Türk Donanması, Karadeniz’deki mayınları temizleme konusunda da ne kadar yetenekli olduğunu gösterdi.
Nitekim Mayın Filosu, Çanakkale’den bu yana Türk Donanması’nın hayati bir güç çarpanı.
Uzmanlara göre Hürmüz’deki olası bir ortak görev gücü için Türkiye’nin kapısının çalınması olası.
Ancak emekli Türk askerler, kesinlikle böyle bir göreve katılmamamız konusunda uyarıyor.
MKT faaliyetlerinde zayiat oranının yüzde 50’leri bulabildiği belirtiliyor.
Nitekim bugüne kadar mayına çarparak hizmet dışı kalan 10 ABD savaş gemisinden 5’inin de mayın tarama gemisi olduğu görülüyor.
Faaliyetin zorluğunu ise Eski NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Komutanı ABD’li Amiral James Stavridis, şöyle anlatıyor: nABD Ordusu, İran Deniz Kuvvetlerinin kapasitesini zayıflatmak için yoğun çaba sarf ediyor.
Ancak bu, göründüğü kadar yıkıcı olmayabilir: İran, hala yüzlerce, hatta binlerce küçük ve “hızlı hareket eden” sürat teknesine sahip.
Ve boğaz kıyılarındaki balistik füzelerin çoğu hala aktif durumda. -İran, 40 yıl önce Saddam Hüseyin’in Irak’ına karşı mayın kullanmıştı.
On yıllardır Hürmüz Boğazı’nı kapatma operasyonu planlıyor ve muhtemelen 5 binden fazla mayına sahip.
Tek bir isabet, ince gövdeli bir tankeri ciddi şekilde yaralayabilir. - İranlılar, mayınları küçük tekneler, dizel denizaltılar ve hatta Körfez’de yaygın olarak kullanılan dhow gibi sivil gemilerle gizlice yerleştirebilir. - ABD’nin Körfez’de yaklaşık üç ila altı mayın tarama gemisi var ve müttefiklerimiz ile ortaklarımız -Suudi Arabistan ve Büyük Britanya dahil- yaklaşık aynı sayıda gemi sağlayabilirler. - Mayın tarama filosu savunmasızdır ve ancak İran’ın deniz tehdidi tamamen etkisiz hale getirildikten sonra kullanılabilir.
Ve inanın bana, en iyi koşullarda bile mayın tarama çok yavaş bir iştir.
Bu alanda en iyisi olan ABD gemilerinin, birkaç yüz mayından oluşan bir mayın tarlasını temizlemek için haftalarca uğraştığını gördüm. - Mayınları bulmak için kullanılan teknoloji (sonar ve manyetik sensörler) hantaldır ve denizin durumuna bağlı olarak güvenilir olmayabilir.
Sürüklenen mayınlar, mayın tarama gemileri için özellikle tehlikeli hale gelir. - Mayın tarama gemileri ilk olarak bir kanal açmaya çalışır, ancak İranlıların çoğunlukla yüzen mayınlar (deniz tabanına sabitlenmemiş) kullandığını varsayarsak, gemiler kanalı neredeyse sürekli olarak temizlemek zorunda kalır.