Haber Detayı
ABD’nin zaferi gerçekçi değil
Rus uzman Matveev’e göre ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askerî hamleleri bölgedeki gerilimi tırmandırıyor ancak Washington’un İran’da kesin bir askeri sonuç elde etmesi zor görünüyor. Matveev, İran krizinin başka çatışmaları da tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Rusya Federasyonu Hükûmeti’ne bağlı Finans Üniversitesinde görev yapan Rus uzman İgor Matveev, Aydınlık’a konuştu.
İran çevresinde yaşanan gelişmelerin uluslararası sistem açısından ciddi riskler barındırdığını söyleyen Rus uzman, Washington’un İran’da kesin bir askeri sonuç elde etmesinin son derece zor olduğunu vurguladı.
Matveev, şunları söyledi: “Mevcut durumun karmaşıklığı ve Orta Doğu’da ve çevresinde var olan çelişkiler dikkate alındığında, geleceği, hatta bu yılın geri kalanını bile öngörmek oldukça zordur.
Bu nedenle ortaya çıkan tablo çok iyimser görünmemektedir.
Bana göre ABD’nin İran’a karşı bir kara harekâtı yoluyla kesin bir askeri zafer elde etmesi gerçekçi değildir.
Aynı şekilde İran’ı işgal ederek mevcut yönetimi değiştirmek ve 1979 İslam Devrimi’nden önceki Şah yönetimine benzer biçimde ABD ve İsrail’e yakın bir rejim kurmak da mümkün görünmemektedir. “Burada ciddi bir stratejik çelişki ortaya çıkmaktadır: İran’daki mevcut yönetimi değiştirmek kara harekâtı olmadan mümkün değildir; ancak kara harekâtıyla da bunun başarılması son derece zordur. “Bununla birlikte ABD ve özellikle İsrail, kendi hayati çıkarlarını güvence altına almak için çabalarını sürdürmeye devam edecektir.
Bu bağlamda sıkça dile getirilen ‘Yeni Orta Doğu’ projesi de önem taşımaktadır.
Bu kavram 1993 yılında Şimon Peres tarafından ortaya atılmış ve Batı’nın bu yeni Orta Doğu düzeninde başat ortak konumda olmasını öngören bir yaklaşımı ifade etmektedir. “Bu sürecin gidişatı büyük ölçüde İran’ın tutumuna bağlı olacaktır.
Zira İran, Batı’ya, özellikle ABD ve İsrail’e karşı sert bir pozisyon almaya ve direnmeye devam etmektedir.” ‘KRİZ YENİ GERİLİMLER DOĞURABİLİR’ Matveev’e göre İran çevresinde yaşanan gelişmeler yalnızca bölgesel bir kriz olarak kalmayabilir.
Rus uzman, farklı çatışma alanlarının giderek birbirine bağlandığını ve bunun yeni gerilimler doğurabileceğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Günümüzde farklı çatışmaların birbirleri üzerindeki etkisinin ve karşılıklı bağımlılığının giderek arttığını dikkate aldığımızda, İran ve çevresindeki gelişmelerin daha geniş çaplı çatışmalara ve yeni karşılıklı etkileşimlere yol açabileceğini söyleyebiliriz.
Örneğin Zelenskiy’in son açıklamaları göz önüne alındığında, Ukraynalıların İran yapımı insansız hava araçlarıyla mücadele etmek amacıyla bölgeye askeri personel göndermesi ihtimali gündeme gelebilir.
Bu durum, Orta Doğu’daki gelişmeler ile Ukrayna krizi arasındaki bağlantının daha da derinleştiği şeklinde yorumlanabilir.
Bunun yanında İran’dan sonra Amerikalıların, kendi sınıflandırmalarına göre dünyanın farklı bölgelerinde bulunan diğer sözde ‘haydut devletlere’ karşı da benzer yöntemlere başvurması mümkündür.
Yani askeri yöntemler ve askeri baskı yoluyla hedeflerine ulaşmaya çalışabilirler.” ‘RUSYA ARABULUCU OLABİLİR’ Matveev’e göre Moskova’nın bu süreçteki rolü askeri değil diplomatik kanallar üzerinden şekilleniyor.
Rusya’nın hem İran hem de bölgedeki diğer aktörlerle temaslarını sürdürdüğünü belirten Matveev, şunları söyledi: “Rusya’nın rolüne gelince, bunun zaten çeşitli telefon görüşmeleri ve diplomatik temaslarla ortaya konulduğunu vurgulamak isterim.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye Arap devletlerinin liderleri arasında bir dizi görüşme yapılmıştır.
Ayrıca Putin ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında da bir telefon görüşmesi gerçekleşmiştir.
Bu görüşmeler, stratejik işbirliği anlaşmasına dayanan iki dost ülke arasındaki düzenli iletişimi yansıtmaktadır.
Dolayısıyla Rusya’nın rolü her şeyden önce diplomatik olacaktır.
Bu rol, çatışmanın tarafları arasında koordinasyon sağlanmasını ve aynı zamanda İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırıları sonucu ortaya çıkan can kayıpları ve sivil zararlar gibi gelişmelerin ele alınmasını da kapsayabilir. “Benim görüşüme göre Rusya, Amerikalılar ile İranlılar arasında bir uzlaşma sağlanmasında olumlu bir rol oynayabilir.
Elbette bunun kesin olduğunu söylemek zor; bunu bir uzman değerlendirmesi olarak ifade ediyorum.
Ancak Başkan Trump ile Putin arasında doğrudan kişisel diyaloğun varlığı da dikkate alınmalıdır.
Görünüşe göre bu diyalog, Orta Doğu’daki gelişmeler dâhil olmak üzere geniş bir uluslararası meseleler yelpazesini kapsamaktadır.
Bu durum da Rusya’nın Orta Doğu’daki mevcut sorunların çözümünde askeri yöntemlerden ziyade diplomatik çözümleri desteklediğini göstermektedir.
Buna ABD’nin desteklediği İsrail ile İran arasındaki sert çatışma da dâhildir.” TEK KUTUPTAN ÇOK KUTUPLU DÜNYAYA Matveev, İran çevresinde yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgesel bir gerilim olmadığını, uluslararası sistem açısından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir süreç olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle bitirdi: “Rusya’da biz, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen son askeri operasyonun İran ve çevresinde yarattığı gelişmeleri uluslararası ilişkiler sistemi açısından tehlikeli bir meydan okuma olarak değerlendiriyoruz.
Bu gelişmeler, uluslararası sistemin tek kutuplu yapıdan henüz tam olarak şekillenmemiş çok kutuplu bir dünyaya geçmeye çalıştığı bir dönemde ortaya çıkıyor. “Öte yandan İran, 31 Mart 2023’te Rusya Federasyonu’nda kabul edilen dış politika konsepti çerçevesinde Moskova için önemli bir yere sahip.
Bu nedenle iki ülke arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasının yıldönümü de dikkate alınarak İran ile ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem veriliyor.
Rusya ile İran arasındaki ilişkilerin ekonomi, insani alanlar ve diğer birçok sahada geliştirilmesine özen gösteriliyor.
Buna olası askeri-teknik işbirliği de dâhil.
Bununla birlikte söz konusu anlaşma başlangıçta Moskova ile Tahran arasında bir askeri ittifak olarak tanımlanmamıştı.
Özetle söylemek gerekirse, İran ve çevresinde yaşanan bu tehlikeli gelişmeler Moskova ile Tahran arasında stratejik ortaklık anlaşmasına dayanan işbirliği perspektifi açısından ciddi bir meydan okuma oluşturuyor.” İgor Matveev kimdir?
Aydınlık’a konuşan Rusya Federasyonu Hükûmetine bağlı Finans Üniversitesinde görev yapan Rus uzman İgor Matveev, Orta Doğu, BRICS ve uluslararası ilişkiler alanlarında çalışmaktadır.
Matveev, Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (MGIMO)’nde tarih doktorası yaptı.
Diplomatik geçmişi de bulunan Matveev, aynı zamanda Finans Üniversitesinde “Doğu Ülkelerinin Ekonomisi ve İş Dünyası” eğitim programının başkanlığını yürütüyor.