Haber Detayı
Ulusal Kanal’ın kanadına rüzgâr olacak! Anadolu’nun, Türk Milleti’nin sesi olacak
Ulusal Kanal’ın kanadına rüzgâr olacak! Anadolu’nun, Türk Milleti’nin sesi olacak
Aydınlık…Ulusal Kanal ve para… Şöyle bir geri gittim. 1968…69…70… O zamanlar Aydınlık çıkıyor.
İşçi -Köylü gazetesi… Gençler gidip kanımızı satmıştık.
Başımız döndü.
Tatlı yemeniz lazım, demişlerdi.
Sıhhiye’de hâlâ duruyor.
Yeşil Nalın.
Bir tabağı birkaç kişi bölüştük, baklava yedik.
Yola devam!
O gündür bugündür koşar dururuz.
Kanımız canımız budur!
Kurşun döküm levhalardan… rotatiflerden… gerçekten uzaya çıktık.
Türksat’a para yetiştireceğiz diye çırpınıp duruyoruz. “Kapatırız haaa!” denmeyi hiç hak etmiyoruz.
Eski Cağaloğlu yokuşundaki matbaacıya… kağıtçıya sorun.
Hiç borç bırakmış mıyız… Senetsiz sepetsiz… Amerikancı darbelerden sonra bile cezaevlerinden çıkıp geri döndüğümüzde getirip vermişiz.
Yaşayan tanıkları var.
Hâlâ söylerler.
Cezaevinde de boş durmadık ki… Örgüler ördük oyuncaklar yaptık… ekmek içlerini tutkalla karıştırıp havalandırmalarda güneşte kurutup seramikler yaptık sattık … alilerimizin yatırdığı paraları dişimizden artırdık biriktirdik… hem ihtiyacı olan arkadaşlarımızın ailelerine destek olduk… hem de çıkınca borçlarımızı ödedik… evlerimizi çeyizlerimizi yüzüklerimizi bağışladık o adı güzel Yelken Matbaası’nı satın aldık.
Aydınlık basın tarihinde bir ad… bir gazetecilik çizgisi yarattı.
Onun için Ulusal Kanal’ın temeli sağlamdır.
Rüzgârı boldur.
ESAS BORCUMUZ MİLLETİMİZEDİR Esas borcumuz milletimizedir.
Hep ucu ucuna, hep kıtı kıtına olduğu için bazen tercihler yapmak zorunda kalıyoruz.
Biraz birikmesinin nedeni ondandır.
Elbirliği talebimiz de ondandır.
İzleyicilerimiz ve okurlarımızın ne kadar duyarlı olduğunu biliyoruz.
HER ZAMANKİNDEN ÇOK İHTİYAÇ VAR Bugün Türkiye’nin her zamankinden çok Aydınlık’a ve Ulusal Kanal’a ihtiyacı var.
Yalnızca Türkiye’nin mi… ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizminin yalanlarına karşı mücadele edenlerin… Emperyalizmin hedefindeki bölgemizin, Yükselen Asya’nın!
O zaman Gürkan Demir’in sesi İran’dan daha çok ve yüksek çıkmalı.
Gider sıralaması mecbur ona göre yapılıyor.
Ulusal Kanal’ın sesinin kısılması kimin işine yarar!
Bu savaşı kim kazanacak? ‘ANADOLU’ AJANSI BU SORUYA YANIT VERMEK İÇİN KURULMADI MI TIPKI BUGÜN ‘TÜRK’SAT GİBİ Anadolu Ajansı da vaktiyle Millî Mücadele döneminde bu sorunun yanıtını vermek için kurulmadı mı… Adı onun için konmadı mı… Tıpkı bugün “Türk”sat gibi… biz yaparız denmedi mi… 6 Nisan 1920.
Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Ankara’da yapılan ilk işlerden biri.
Devrimin liderlerinin dişten tırnaktan artırdıklarıyla… Büyük Millet Meclisi’nin açılışından 17 gün önce.
Mustafa Kemal Paşa’nın Ziraat Mektebi’ndeki karargâhında küçücük bir odada gerçek haberleri bütün Türkiye’ye ve de dünya âleme duyurmaya başlamıştı.
Bilgilendirdi.
Zafere kadar adım adım...
İşgal altındaki İstanbul basını… aman ne yalanlar… işgalci ülkelerin basını aman ne yalanlar… Mumlarını değil, nefeslerini söndürdü, heveslerini kursaklarına tıktı… Cumhuriyet’in ilanını, o büyük başarıyı bütün dünyaya duyurdu.
BİR GELENEKTİR Bir gelenektir.
Onun için Anadolu Ajansı F-35’lerin kanadına takılamaz.
Öyle haberler yapamaz.
Yaparsa eleştiririz.
Haktır!
Emperyalizmin değirmenine su taşıyanlara hep birlikte kızılacak.
Ulusal Kanal’ın kanadına rüzgâr olacak.
Anadolu’nun, Türk Milleti’nin sesi daha gür olacak.
ABD’ye kendi kurumlarından uyarı!
Bu iş artık bitti ForeIgn Affairs’ten ABD’ye uyarı: -Tahran, savaş alanını genişleterek ve savaşı uzatarak, mücadeleyi askeri yetenekler savaşından siyasi dayanıklılık savaşına dönüştürüyor. -Vietnam’da Amerika Birleşik Devletleri hiçbir muharebeyi kaybetmedi, ancak yine de bir savaşı kaybetti. -Bu gerçekler göz önüne alındığında, Amerika Birleşik Devletleri için en akıllıca seçim, daha sonra kayıpları artırma riskine girmektense şimdi sınırlı bir kaybı kabul etmek olabilir.
ABD yalanı bu kez çok erken ortaya çıkıyor!
Hesabı da sorulmalı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının 10. gününde düzenlediği basın toplantısında konuşan Trump, ABD’nin 28 Şubat’ta İran’da Minab’daki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na düzenlenen, 175 küçük çocuğun hayatını kaybettiği acımasız saldırıyı açıklamada zorlandı.
Video kayıtları saldırının, gemilerden, denizaltılardan veya karadaki fırlatma rampalarından 1000 mil uzaklıktaki hedeflere fırlatılabilen Amerikan yapımı Tomahawk füzesiyle yapıldığını gösteriyor.
Israrla sorulan iki soruya da verdiği yanıtlarda Tomahawk füzesinin İran da dahil olmak üzere başka bir ülke tarafından ateşlenmiş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
BEN GÖRMEDİM BİLMİYORUM HÂKİM BEY Trump: “Şey, görmedim ve şunu söyleyebilirim ki, en güçlü silahlardan biri olan Tomahawk füzesi... diğer ülkeler tarafından da satılıyor ve kullanılıyor.
Bunu biliyorsunuz.
Ve ister İran olsun ister başka bir ülke, Tomahawk füzelerinin de bir kısmı var.
Daha fazlasına sahip olmayı istiyorlar.
Ama ister İran olsun ister başka bir ülke, Tomahawk füzesinin -Tomahawk çok genel bir füze -diğer ülkelere satılması gerçeği ortada.
Ama bu şu anda araştırılıyor.” BEN YAPMADIM İRAN YAPTI Muhabir: “Sayın Başkan, az önce İran’ın bir şekilde Tomahawk füzesi ele geçirdiğini ve savaşın ilk gününde kendi ilkokulunu bombaladığını öne sürdünüz.
Ama bunu söyleyen hükümetinizdeki tek kişi sizsiniz.
Savunma Bakanınız bile cumartesi günü uçağınızda sizin arkanızdan sorulduğunda bunu söylemedi.
Neden bunu söyleyen tek kişi sizsiniz?” Trump: “Çünkü bu konuda yeterince bilgim yok.
Bana söylenenlere göre soruşturma altında olan bir konu, ancak bildiğiniz gibi Tomahawk füzeleri başkaları tarafından da kullanılıyor.
Birçok başka ülke de Tomahawk füzelerine sahip; bizden satın alıyorlar.” Tomahawk seyir füzeleri, ABD Ordusu ve uluslararası ortakları tarafından kullanılmak üzere ABD merkezli Raytheon şirketi tarafından üretiliyor.
Bu füzeleri kullanan ülkeler yalnızca Japonya, Birleşik Krallık, Avustralya ve Hollanda.
Onlar da zaten orada yoklar.
İran’ın ise farklı türde birçok füzesi olmasına karşın hiç Tomahawk füzesi yok.
CUMHURİYETÇİ MİLLETVEKİLLERİ DE SORUŞTURULSUN İSTİYOR ABD’de yalan söylemeye alışık.
Ama artık eskisi gibi ben yaptım oldu dönemi geçti.
Cumhuriyetçi milletvekilleri de endişelerini dile getirdi.
Senatör Kevin Cramer, ABD’nin “bu işin aslını mutlaka ortaya çıkarması gerektiğini ve eğer kimin hatası olduğunu biliyorsak bunu kabul edip, gelecekte bu tür hataları ortadan kaldırmak için elimizden gelen her şeyi yapması gerektiğini” söyledi.
Resmi olarak, olay hâlâ Pentagon soruşturması altında bulunuyor; Savunma Bakanı Pete Hegseth, 7 Mart’ta Air Force One’da saldırıyla ilgili sorulan bir soruya verdiği cevapta bunu belirtti.
Beyaz Saray ise yazılı başvurulan sorulara bir yanıt vermiyor.
Kuşkusuz bu yanına kâr kalmayacaktır.
Bu kez daha erken hesap sorulmalı.
ABD ve Atlantik ekonomisi çöküşe sürükleniyor!
Türkiye ne yapacak ABD’nin “Ekonomik çöküş mü yoksa deniz gücünün çöküşü mü?” açmazı içinde olduğu vurgulanıyor.
İran’la çatışma şiddetlenirken dünyanın enerji damarları “doğrusal olmayan” bir noktaya kadar daralıyor; Hürmüz Boğazı’nın kapalı kaldığı her gün ekonomik sarsıntı katlanarak artıyor.
Bu çıkmazda, Trump Yönetimi petrol krizini çeşitli cephelerden çözmeye çalışıyor: Hürmüz’den petrol tankerlerinin akışını yeniden başlatmak için karmaşık bir askeri operasyon düzenlemeye çalışırken, piyasalarda harekete geçerek fiyatları düşürmenin yollarını arıyor.
Ayrıca, benzin fiyatlarındaki olası düşüşün kısa süreli olacağına dair kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor.
Bir halkla ilişkiler kampanyası başlattı.
İşi gerçekten zor.
Pentagon ve Beyaz Saray’da durum giderek daha vahim bir hal alıyor.
Uluslararası petrol göstergesi olan Brent petrolün varil fiyatı 100 doları aştı.
Küresel piyasaya petrol akışının azalması üretimi neredeyse durma noktasına getirdi ve depolama kısıtlamaları nedeniyle büyük üreticiler üretimi tamamen durdurabilir.
Kuveyt, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri, depolama tankları dolunca petrol kuyularını kapatıyor.
Bu kuyular bir kez devre dışı bırakıldığında, tekrar açılamayacakları için yaratacağı arz etkisini de ayrıca hesaplamak gerekir.
IMF’DEN SERT UYARI IMF Başkanı Georgieva ekonomiye ilişkin sert eleştirilerde bulundu ve büyük tehlikeye karşı uyardı.
Basın, IMF Başkanının Bloombeg’teki söyleşisini “şok edici görüş” diye verdi. -Yükselen petrol fiyatları, ekonomik büyümeyi önemli ölçüde etkileyebilir ve özellikle ABD için enflasyon kontrolü konusunda ciddi soruları gündeme getirebilir.
ABD için de durumu tersine çevirebilir. -Sürekli bir enerji şokunun, büyük bir etkiye sahip olması için mutlaka felaket boyutunda olması gerekmiyor. -Bu durum, enflasyonun yüksek seviyelerde seyretmesine neden olurken aynı zamanda büyümeyi de baskılayacak. 200 DOLAR OLABİLİR İran, komşu ülkeler Trump’ı dizginlemezse petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara ulaşabileceği konusunda uyardı. “Eğer petrolün varil fiyatının 200 doların üzerinde olmasına katlanabiliyorsanız, bu oyunu oynamaya devam edin!” diyor.
Çin geçen yıl önlemini almış, 140 gün gidecek stoku var.
Peki, Türkiye?
Türkiye enerjide dışa bağımlı bir ülke.
Nasıl dayanacak.
Çok söyledik.
TRÇİ ittifakı bunun için önemli.
Bizim kader ve enerji dostlarımız!
Böyle bir birliktelik ancak ABD’yi ta baştan durdurabilirdi.
Göze alamazdı.
NATO, bombalarını tepemize, Millet Meclisi’ne daha yeni yağdırmadı mı… Biz temizlenmeye çalışırken bir de Malatya’nın topraklarını yenileriyle kirletmek niye!!
Kimi kime karşı savunacaklar.
Dost kim… düşman kim… Dostumuza karşı düşmanla birlikte olunur mu… Türkiye bir an önce hesabını doğru yapmalı.
İstemediği bir enkazın altında kalmamalı!