Haber Detayı

Yapay zekâ çağında yeni denklem: Teknoloji+ iklim+ adalet
Sürdürülebilir dünya dunya.com
12/03/2026 00:00 (3 saat önce)

Yapay zekâ çağında yeni denklem: Teknoloji+ iklim+ adalet

Dünya ekonomisi, dijital ve yeşil dönüşümün iç içe geçtiği ‘İkiz Dönüşüm’ sürecinden, sosyal adaletin de denkleme girdiği ‘Üçüz Dönüşüm’ fazına geçiyor. Dr. Ahmet Aydemir, yapay zekâyı sürdürülebilirliğin müttefiki olarak tanımlarken; dijital uçurum ve gelir adaletsizliği gibi yapısal sorunlar çözülmeden gerçek bir başarıdan söz edilemeyeceğini vurguluyor.

Başak Nur GÖKÇAMDünya Ekonomik Fo­rumu’nun (WEF) son verilerine göre, idari ve kişisel asistanlık gibi gele­neksel beyaz yaka iş kolların­da talebin hızla düşeceği ön­görülürken, analitik düşün­me ve çevresel temsilcilik gibi yetkinlikler geleceğin en kri­tik 10 becerisi arasında yer alıyor.Küresel piyasalar 2030 hedeflerine kilitlenmişken, teknolojinin sürdürülebilir­lik karnesi hem bir fırsat hem de bir risk alanı olarak karşı­mızda duruyor.

Bu kapsamda yapay zekânın geleceği tehdit edip etmediği tartışmalarıy­la ilgili konuşan İstanbul Bil­gi Üniversitesi Çevre, Ener­ji ve Sürdürülebilirlik Uygu­lama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Öğretim Üyesi Dr.

Ahmet Aydemir teknolojinin konumlandırılmasına dair, "Yapay zekâ aslında sürdürü­lebilirliğin bir parçasıdır.Bu süreç en başta ikiz dönüşüm olarak karşımıza çıktı, son­ra üçüz dönüşümle devam et­ti.

Her şey teknoloji dönüşü­münün temelinde yaşanıyor” dedi.

Teknolojinin sürdürü­lebilirlik çalışanları için iki ana destek noktası olduğunu belirten Aydemir, "Birincisi, var olan üretim süreçlerinden servis sektörüne kadar her şe­yin daha verimli hale gelme­si.

Örneğin tarımda daha az su kullanılmasıdır.

İkincisi ise yenilikçilik tarafıdır.

Yani he­nüz var olmayan yeni teknolo­jiler üretmek, yeni icatlar yap­maktır" diye konuştu.Sosyal adalet ve ‘insana yakışır iş’ vurgusuÜçüz dönüşüm kavramıyla birlikte teknolojik ve yeşil sü­rece sosyal boyutun da eklen­diğini hatırlatan Dr.

Aydemir, "Tabii ki teknoloji ve yeşil dö­nüşüm önemli ama bunu so­nuçta biz kullanacağız.

Soru­nun farkında olmak ilk adım, yetkin olmak ikinci adım­dır.

Ancak sahiplenmedikten sonra bunun bir anlamı yok” dedi.

Teknolojinin bir düş­man olarak görülmemesi ge­rektiğini savunan Aydemir, "Teknolojiyi insanların işini tehdit eden bir düşman yeri­ne, işleri iyileştiren, istihda­mı ve eğitime erişimi artıran, kaynaklarımızı verimli kılan bir araç olarak görmeliyiz” ifadelerinde bulundu.Yapay zekânın enerji ve su tüketimine yönelik eleştiri­lere de değinen Aydemir, "Ya­pay zekânın çok su ve elekt­rik harcadığı eleştirileri haklı, ancak biz yapay zekâyı tekno­lojik gelişim tarafında bir mü­cadele aracı olarak da görme­liyiz.

Bunu da teknolojiyi nötr bir araç olarak görerek başa­rabiliriz.

Tıpkı duygusal veya bilişsel zekâ gibi, yapay zekâ da nötrdür.

Onu iyilik için de kullanabilirsiniz, aksi durum­lar için de.

Burada niyet belir­leyicidir” dedi.Yeni bir eşitsizlik kapıda mı?Erişim sorunlarının insan­ları yapay zekâyı farklı amaç­larla kullanmaya ittiğini be­lirten Aydemir, Türkiye'de­ki kullanım alışkanlıklarına dair, "Türkiye’de yapay zekâ çok kullanılıyor ama en faz­la 'dertleşme arkadaşı' olarak tercih ediliyor.

Eğer insanla­rın kaliteli psikolojik danış­manlık hizmetlerine uygun fi­yatlı erişimi olsa, belki de ya­pay zekâyı bu kadar yoğun bir dertleşme aracı olarak kullan­mayacaklardı" dedi.Gelir adaletsizliğinin tekno­loji kullanımı üzerindeki et­kisine de dikkat çeken Ayde­mir, "Sürdürülebilir olmak bir zorunluluk değil, seçenek ol­malıdır.

Eğer mağazada sür­dürülebilir bir tişört 3 bin lira, normali 500 liraysa, maddi im­kanı olmayan kişi 500 liralık olanı alacaktır.

Teknoloji için de bu geçerli.

İmkanlar dahi­linde dengeli kullanım bir se­çenek haline getirilmelidir” diye konuştu.

Pandemi döne­mindeki dijital ayrışmaya atıf­ta bulunan Aydemir, "Uzaktan eğitimde bir tarafta teknolo­jiye erişimi olanlar, diğer ta­rafta evde üç çocuk tek tablet­le kalanlar vardı.

Yapay zekâ da benzer bir fark yaratabilir.

Kullananla kullanmayan ara­sındaki uçurum dezenformas­yona açık olma riskini artırır" uyarısında bulundu.Beyaz yaka otomasyonu ve karo istihdamİstihdam piyasasındaki dö­nüşümü çarpıcı bir tespitle anlatan Dr.

Ahmet Aydemir, "Normalde istihdam üçgen şeklindedir.

Girişte çok insan, tepede az insan olur.

Ancak ya­pay zekâ ile birlikte bir 'karo' yapısı görüyoruz.

Giriş seviye­si işleri yapay zekâ devraldığı için orada insan sayısı azalı­yor.

Orta seviyede ihtiyaç var ama alttan gelecek adam yok.

Bu otomasyon girişi seviyesini yok ettiği için ciddi bir sıkıntı­dır” dedi.Geleceğin dünyasını kim yönetecek?“Gelecekte bizi robotlar mı yönetecek?” sorusuna temkinli yaklaşan Aydemir, “Yakın gelecekte devletleri yapay zekânın yönetme senaryosunu henüz görmüyorum çünkü hala karizmatik liderlerden etkileniyoruz.

Ancak ‘güçlendirilmiş bireyler’ tarafından yönetilebiliriz.

Teknolojiyi ve veriyi çok iyi kullanan, teknik kapasitesi artırılmış figürler öne çıkabilir” dedi.COP31 ve Türkiye’nin stratejik rolüTürkiye’nin COP 31 adaylığı ve iklim diplomasisi üzerine konuşan Dr.

Ahmet Aydemir, “COP 31’in Türkiye’de yapılacak olması, dünya gündemine yön vermek için büyük bir fırsat.

Özellikle üçüz dönüşümle ilgili bir tanıtım ve yatırım hamlesi ciddi bir ivme kazandırabilir.

Eğer ev sahibi olarak örnek olacaksak, regülasyonlar hızla artmalıdır.

Türkiye şu an sürdürülebilirlik raporlarında 167 ülke arasında 73’üncü sırada; potansiyelimiz var ama bunu yükseltmemiz gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri