Haber Detayı
Savunmada ‘ısınan dünya’ paslanmazda talebi artırıyor
Paslanmaz çelikte üretimin stratejik öneminin ortaya çıktığını belirten PASİD Başkanı Arslan Küçükemre, “Yaşanan savaşlar üretim gücü olmayan ülkelerin ne kendini koruyacak ne de güçlü bir şekilde ayakta kalacak imkânı olmayacağını net olarak gösterdi” dedi.
Nurdoğan A.
ERGÜNEk vergi ve anti-damping tartışmaları gölgesinde 2025 yılını geride bırakan ve geçtiğimiz yıl yüzde 16 ihracat artışı sağlayan Türkiye paslanmaz çelik sektörü, AB ve komşu ülkelerden gelen taleple ihracatta yüzde 20 artış bekliyor. 140 bin tonluk ihracatın yanında iç tüketimin de 700 bin ton olduğu sektörde, özel sektörden bir firma yerli üretim için düğmeye bastı.Bölgede yaşanan sıcak savaşla birlikte başta savunma sanayi olmak üzere paslanmaz çeliğin sanayi için stratejik bir hammadde olduğunu söyleyen Paslanmaz Sanayici ve İş İnsanları Derneği (PASİD) Yönetim Kurulu Başkanı Arslan Küçükemre, başta Avrupa olmak çevre ülkelerden talep artışına dikkat çekti. “Savaş bize bir kez daha gösterdi ki bu stratejik hammaddede üretici olmak kaçınılmaz” diyen Küçükemre, Türkiye’nin paslanmaz çelik üretiminde bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahip olduğuna vurgu yaparak, çevre ülkelerde paslanmaz çelik üretim tesisi bulunmadığını da hatırlattı.“Bu sıcak ortamda olası bir ambargo ile çatal bile üretmezsiniz” diyen Küçükemre, Türkiye’de 1 milyon tonluk bir kapasite projeksiyonuyla 600 bin tonluk bir üretim tesisi kurulması gerektiğini söyledi.
Küçükemre, “Bu üretim ile iç piyasanın ihtiyacı karşılanabilir. 1.2 milyar dolar seviyelerinde bir yatırımla bu yapılabilir.
Paslanmaz çelikte yapılacak bu yatırımın geri dönüşü de 8 yılda olur.
Böylece Türkiye çok önemli bir üretim tesisi kazanır” dedi.“TOGG modelli bir üretim sistemi olabilir”Türkiye’de entegre şekilde bir üretim tesisi bulunmadığını söyleyen Küçükemre, özel sektörden bir yatırımcının önce üretim, sonra da ergitme tesisi kurmak için harekete geçtiğini kaydetti.
Türkiye’de TOGG ile otomotiv sektöründe uygulanan iş birliği modeline benzer şekilde ortak yatırımın değerlendirilebileceğini de belirten Küçükemre, “Kamu tarafına bu konuyu aktardık.
İç piyasada tüketimin 1 milyon ton seviyesine ulaşması halinde yatırım için önemli bir eşik oluşabileceği ifade ediliyor.
Bu noktada sektörümüz içinde de girişimleri olan firmalar bulunuyor” diye konuştu.Türkiye’de paslanmaz çelik üretiminin hayata geçirilmesi için sektörün tüm paydaşlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Küçükemre, bu süreçte sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, sanayi ve ticaret odaları ile birlikte çalışacaklarını söyledi.
Küçükemre, “Bundan sonraki görevimiz Türkiye’de paslanmaz çelik üretimi konusunda farkındalık oluşturmak.
Basın, akademi ve iş dünyasıyla birlikte kamuoyunu bilgilendirmeli ve bu ürünün Türkiye’de üretilmesi için gerekli adımları atmalıyız” ifadelerini kullandı.İhracatta yüzde 20’lik artış bekleniyorTürkiye paslanmaz çelik sektörünün güncel verilerini de paylaşan Arslan Küçükemre, paslanmaz çelikte ihracatın miktar bazında 140 bin tona ulaştığını, bunun da yaklaşık 750 milyon dolar değerinde olduğunu açıkladı.
İşlenmiş mamuller de dahil edildiğinde sektörün ihracat hacminin 6 milyar dolar seviyesine ulaştığını aktaran Küçükemre, bu yıl ihracatta yaklaşık yüzde 20’lik bir artış öngördüklerini kaydetti.Paslanmaz çeliğin küresel çelik üretimindeki payının giderek arttığını belirten Küçükemre, “Bugün dünya çelik üretimi içinde paslanmaz çeliğin payı yüzde 3 seviyesine çıktı.
Paslanmaz çelik geleceğin metali olarak görülüyor.
İnşaatlarda dahi paslanmaz çelik kullanılmaya başlandı.
Geri dönüşüm oranları arttıkça hem maliyetlerin düşeceğini hem de kullanım alanlarının daha da genişleyeceğini öngörüyoruz” dedi.Uluslararası iş birlikleri artırılıyorDernek olarak son dönemde yürüttükleri çalışmalara değinen PASİD Başkanı Arslan Küçükemre, uluslararası pazarlara açılma hedefi doğrultusunda gerçekleştirilen Mısır iş heyeti ziyaretinde üyelerin yeni iş bağlantıları kurma fırsatı yakaladığını söyledi.
Yurt içinde ise sektörün karşı karşıya kaldığı anti-damping süreçleri, maliyet artışları ve ithalat baskısı gibi konularda üyelerle birlikte hareket ettiklerini belirten Küçükemre, kamu kurumlarıyla temaslarını sürdürerek sektörün beklentilerini dile getirmeye devam edeceklerini kaydetti.