Haber Detayı

İran’ın vatan savunması Atlantik’i çözüyor
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
11/03/2026 00:00 (1 saat önce)

İran’ın vatan savunması Atlantik’i çözüyor

İran, saldırganı gerilettikçe savaşı yayma olanaklarını sınırlar. İran’ın kararlı savunması TRÇİ ittifakının önünü açar, dolayısıyla da büyük bir savaşı önler… Saldırganların hedefinde İran’da yönetim değişikliği vardı. Genel kanı, değişikliğin saldırgan tarafta olacağı yönünde.

Donald Trump Yönetimi’ndeki ABD-İsrail ortaklığının İran’a karşı yürüttüğü emperyalist saldırı savaşı, sert bir duvara çarptı.

Bu başarıda Pers İmparatorluğu ve devamındaki İran İslam Cumhuriyeti halkının birikimi ve mücadele azmi önemli rol oynuyor.

Trump ve Netenyahu, saldırganlıkta kural tanımamaları ve zalimlikleri nedeniyle gittikçe yalnız kalıyorlar.

Tek kutuplu dünyanın sonu ve çok kutupluluğun yerleşmesi sürecinde Atlantik İttifakı bütünüyle sönme yolunda.

ABD ile Avrupa ayrışırken Batı’da Avrasya’ya yöneliş ve ABD’ye karşı tutum pekişiyor.

AB Yönetimi, taraflar arasındaki gerilimi artırmaya çalışıyor.

AB dışişleri bakanlarının pazar akşamı yaptığı bir açıklamada şöyle denildi: “İran’ın saldırıları ve bölgedeki bazı ülkelerin egemenliğinin ihlali kabul edilemez.” İran’ın acilen “rastgele askeri saldırılardan” kaçınması gerektiği vurgulandı.

Yönetimin tutumuna karşılıksa Avrupa ülkeleri giderek daha net bir biçimde ABD-İsrail saldırısına karşı tavır aldılar.

SALDIRGANLAR YENİLDİ Gelişmeleri izleyen uzmanlar Amerika-İsrail birliğinin yenildiğini ifade ediyor.

Yenilmekte olan cenahın eşkıyalığı nasıl sürdüreği sorgulanıyor.

Hedeflerinde İran’da yönetim değişikliği vardı.

Genel kanı, değişikliğin saldırgan tarafta olacağı yönünde. ‘Bir dünya savaşına mı gidiyoruz?’ sorusu gündemde.

Dünya savaşı ihtimali zayıf olmakla birlikte gelişmelerin bölgesel bir savaşa yol açması olası.

Ancak sınırlı da olsa savaşın küresel çapta etkilerinin olacağı açık.

Almanya’nın dış politika uzmanları şu görüşlerde birleşiyorlar: Federal hükümet, İran savaşına kesinlikle katılmak istemiyor.

Almanya Yönetimi, İran’a karşı Atlantik safında görünen tutumunu hızla değiştirdi.

İran’a karşı bir savaşta yer almayacağını resmi ağızlardan açıkladı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İran’a karşı ABD savaşına katılmayacağını açıklamıştı.

İspanya çok daha kararlı tavır aldı.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Alvarez Avrupa ülkelerini, ABD ve İsrail ikilisine karşı durmaya çağırdı. ‘DESTEKLEMEYE NİYETİMİZ YOK‘ Başbakan Friedrich Merz, 2 Şubat 2026 günü Trump ile görüşme öncesinde, Federal Hükümet’in İran’a karşı savaşta herhangi bir katılımına kesin bir dille karşı çıktı.

Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da bir gün önce, ABD veya İsrail’in askeri eylemlerini herhangi bir şekilde destekleme niyetlerinin ‘kesinlikle olmadığını’ bildirdi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İran’daki hedeflere saldırı için ABD jetlerinin kalkış yapması amacıyla İngiliz hava üssünü açtıktan sonra, İran Kıbrıs’taki Ağrotur üssüne füze ile saldırdı.

Alman askerleri Irak ve Ürdün’de ateş altında kaldı.

Batı Asya’da geniş kapsamlı değişimler gözlemleniyor.

ABD ve İsrail, İran’ı bağımsız bir güç unsuru olarak ortadan kaldırmayı veya Batı yanlısı bir rejim kurmayı başarırsa, ABD ve İsrail’in Basra Körfezi’ndeki hâkimiyeti yeniden sağlanmış olur.

Bu gelişmeler de AB’nin başlattığı çok yönlü ilişki ve ortaklıklara aykırı.

Almanya’nın ekonomik çıkarları ve diğer zorunluklar nedeniyle, ABD’ye karşı İran tarafında durması olağan.

Yükselen milliyetçi parti ve akımların etkisi de bu gelişmeyi hızlandıran bir etken. “Almanya için Alternatif (AfP)”  partisi ve Sahra Wagenknecht Birliği (BSW) program olarak Avrasya’ya yöneldi, Rusya ve Çin yanlısı tutum alıyorlar.

İran’a saldırı savaşına karşılar.

Almanya’nın doğu eyaletlerinde görüldüğü gibi milliyetçi-muhafazakâr yakınlaşması da dikkate değer bir olgu.

ALMAN ASKERLERİ KATILMIYOR İran’a saldırı başladığında Alman askerleri de İran misillemelerinden etkilendi.

Misillemeler, Erbil Uluslararası Havalimanı’ndaki askeri üsse ve Ürdün’ün başkenti Amman’ın 100 kilometre doğusundaki Al Azraq kentinde bulunan Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne yöneldi.

Her ikisi de özellikle ABD askerleri tarafından kullanıldığı için Tahran’ın hedefi haline geldi.

Bu üslerde Alman askerleri de konuşlanmış durumdaydı.

Kuzey Irak’ta asker eğitmeni olarak, Al Azraq’ta ise DEAŞ’a karşı görev kapsamında 500 asker bulunuyordu.

Erbil’deki kuvvet sayısı zaten azaltılmış ve Al Azraq’ta da mümkün olduğunca düşürülmesi planlanıyor.

Bölgede konuşlu Alman askerlerinin İran savaşına karıştığını Almanya Hükümeti kesin bir dille reddetti.

Savaşın başlamasının hemen ardından Almanya, Fransa ve İngiltere’nin ortak bir açıklama yapması zaten bir huzursuzluk yaratmıştı.

Açıklamada, “Bölgedeki kendi çıkarlarımızı ve müttefiklerimizin çıkarlarını savunmak için gerekli tüm önlemleri alacağız.” deniyordu.

Bu, gerekirse, İran’ın füze ve insansız hava aracı fırlatma yeteneğini kaynağında yok etmek için ölçülü askeri savunma önlemlerinin sağlanmasını da kapsayabilirdi.

Böylece İran roket üslerine yapılan saldırılar, sözde savunma amaçlı operasyonlar olarak ilan edilirdi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, pazar akşamı yaptığı açıklamada açıkça bunu söyledi.

Bunun üzerine İran derhal tepki gösterdi ve Kıbrıs’taki İngiliz askeri üssü Ağrotur’u vurdu. ‘PARÇASI OLMAYACAĞIZ‘ Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ABD’nin saldırılar için kullanabileceği herhangi bir Alman üssü bulunmadığını söyledi.

Berlin Yönetimi’nin İran’a karşı herhangi bir askeri eylemi desteklemeyi ya da bu eylemlere katılmayı ‘kesinlikle düşünmediğini’ söyledi.

Alman askerleri yalnızca olası doğrudan saldırılara karşı kendilerini savunacaklar.

Sosyal Demokrat Parti Meclis Grubu’nun dış politika sözcüsü Adis Ahmetovic de şöyle dedi: “Almanya, 2003 yılında Irak Savaşı’nda olduğu gibi bu savaşın bir parçası olmayacak.” Bu arada, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş sonucunda Batı Asya’da geniş çaplı çalkantılar olabileceği görülüyor: İran geleneksel olarak İsrail’in bir rakibi olarak görülür ve uzun süre Suudi Arabistan ile açık bir rekabet içinde.

Ayrıca ülke, şimdi BRICS ittifakında Rusya ve Çin ile işbirliği içinde.

Eğer ABD ve İsrail, İran’ı bağımsız bir güç unsuru olmaktan çıkarabilir veya hükümetini Batı yanlısı bir rejimle değiştirebilirse, o zaman ABD ile İsrail’in Basra Körfezi’ndeki kesin üstünlüğü önünde engel kalmaz.

Rusya ve Çin orada siyasi olarak zayıf düşer.

TÜRKİYE’YE DÜŞEN GÖREV Saldırganı okşayarak durdurma olanağı yok!

Bu tutumlar onu daha çok cesaretlendirir.

Türkiye, Batı Asya’da objektif olarak bulunduğu güçlü ve öncü konumuna uygun davranmalıdır.

Bağımsızlık ve Üretim Devrimi sürecindeki Türkiye, savaşları önlemeye uygun bir konumdadır.

İlgili Sitenin Haberleri