Haber Detayı

Üsküdar’ın ilk kadın belediye başkanı Dedetaş, hizmete de mücadeleye de devam ettiklerini söyledi: 'Arkamızdaki güç Atatürk'
Türkiye cumhuriyet.com.tr
10/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Üsküdar’ın ilk kadın belediye başkanı Dedetaş, hizmete de mücadeleye de devam ettiklerini söyledi: 'Arkamızdaki güç Atatürk'

Cumhuriyet’e konuşan Dedetaş, kadınlara yönelik şiddetin cezasız bırakılmasının failleri cesaretlendirdiğini söyledi. Dedetaş, 'Arkamızdaki güç Atatürk' ifadelerini kullandı.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. - Üsküdar Belediye Başkanı seçildiğinizde ilk dikkatinizi çeken ve “Bu hemen değişmeli, düzelmeli” dediğiniz ne oldu?

İlk olarak kişiselleştirilmiş bir yönetim dikkatimi çekti.

Herkesin yönetim tarzı farklı olur ama belediye kamusal bir alan ve kurumsal süreç bir kişinin iki dudağının arasında olmamalı.

Liyakatli insanlar elbette vardı ama akraba ilişkisi çok görünürdü.

Sadece başkanla aynı kütüğe kayıtlı yaklaşık 80, dönemin başkan yardımcılarıyla beraber aynı kütükte yer alan ya da akraba ilişkisinde olan ise yaklaşık 250’ye yakın kişi olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım.

İkinci olarak da üst yönetimde hiç kadın Başkan Yardımcısı yer almıyordu, belediye tarihinde de hiç olmamıştı.

Bunlar ilk anda çok dikkatimi çekti. - Üsküdar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın evinin olduğu yer.

Kazandığınızda veya sonrasında bir iletişiminiz oldu mu?

Olmadı.

Biz seçildikten sonra 2024 yılı sonlarında görüşme talebimizi ilettik ama henüz bir geri dönüş olmadı. ‘YALANDAN ÇEKİNMİYORLAR’ - “CHP yapamaz, hizmeti bilmez…” algısı oluşturulmaya çalışılıyor.

Daha önce hükümet destekli birçok uygulama belediyenin CHP’ye geçmesiyle iptal ediliyor.

Bir de tasarruf tedbirleri geldi.

Siz yaşadığınız sıkıntıları, özellikle yapamadıklarınızı neden yapamadığınızı halka anlatabiliyor musunuz?

Üsküdar ilçesi ölçeğinde anlatabiliyoruz.

Ama ölçek büyüdüğünde zorlaşıyor.

Sosyal medyada veya basında bizimle ilgili haberler çıkıyor.

Normal süreçler dahi bir karalamaya dönüşebiliyor.

Örneğin bir kredi yetkisi için başvurduk.

AK Parti’li meclis üyesi “42 yıldır bu hiç olmadı” dedi.

Ama 2008 ve 2020 yıllarında belediye meclisinde kendisinin de imzacı olduğu bir kredi/borçlanma yetkisi teklifi olduğunu gördük.

Gerçeğin bu kadar kolay ortaya çıkacağı bir yalanı söylemekten bile çekinmiyorlar.

Yerel ölçekte bunu aşabiliyoruz, çünkü insanlarla birebir temasımız var.

Ama bu yalanı Türkiye ölçeğinde tamir etmek zor olabiliyor. - Kadın kimliği üzerinden size yönelik cinsiyetçi saldırılara da maalesef tanık olduk.

Siz yönetici konumunuza rağmen böyle durumlarla karşılaşırken kadınlar çalışma ortamında ne kadar eşit ve güvende?

Güvende değiller, değiliz.

Bana yöneltilen saldırılardan baktığımda öncelikle ruhsal ve zihinsel bir güç gerektiriyor.

Sosyal medyada, dile dahi getiremeyeceğim, en hafif tabirle “kaba” paylaşımlar yapıldı.

Bir kadına o hakaretlerden daha ağır ne söylenebilir...

Bunu sadece ben okumuyorum.

Hasta babam, annem okuyor ve üzülüyor.

Kendimden çok onların duygusal durumunu düşünüyorum.

Ben bunu bir çaresizlik olarak görmüyorum.

Bir insanın tek ifade biçimi diğerine hakaret etmekse o çok zavallı bir yerdedir zaten.

Ben buna takılmamayı başarıyorum.

Tabii bu vız gelir, tırıs gider rahatlığında olmuyor elbette.

Stresleniyorum, üzülüyorum ama asıl kaygılandığım ailemin hissettikleri oluyor. ‘KADINLARDAN BEKLENTİ BÜYÜK’ Kadınlar için iş hayatındaki iftirayı, kötü sözü geçiyorum, şiddet ve mobbingi konuşuyoruz.

Bunları yaşayanlardan her şey normalmiş gibi davranması beklenemez.

Ama kadınlardan beklenen bu.

Evde şiddet görüyor, iş yerinde mobbinge uğruyor ama bunlarla hiç uğraşmayan erkeklerle aynı performansta olması hatta çok daha fazlasını yapması gerekiyor. - Siz kadın bir yönetici olarak bunlara yönelik ne yapıyorsunuz?

Öncelikle belediyemizde cinsiyet eşitliğini sağlamak adına kadınların yönetimde söz almasını sağladık.

Bu ay itibariyle de Üsküdar Belediyesi tarihinde ilk defa Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nü kuruyoruz.

Müdürlüğümüzün kuruluşu ile beraber Avrupa Konseyi’nin standartlarını belirlediği Yerel Eşitlik Eylem Planı çalışmalarını da başlatacağız.

En azından yerel yönetimlerde bu noktada kadınlar için koruyucu mekanizmaların da geliştirilmesi için çalışıyoruz.

Psikoterapi merkezimizi açtık.

Sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı grupta yer alan, psikoterapi ihtiyacı olan, şiddet mağduru kadınlara, çocuklara ve yetişkin bireylere ücretsiz psikoterapi hizmeti sunuyoruz.

Farkındalık oluşması amacıyla seminerler düzenliyoruz.

Kadınların ve aile bireylerinin psiko-sosyal ve ekonomik destek mekanizmaları ile güçlendirilmesini ve toplumsal yaşamlarında sağlıklı iletişim ortamı sağlanarak yaşam kalitelerinin artmasını hedefliyoruz.

Bunun yanı sıra kadın konuk evimizde şiddet mağduru ya da risk altındaki kadın ve çocukların güvenli bir ortamda barınmalarını sağlamak, hukuki, psikolojik ve ekonomik destek ile güvence altına almak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Yaşını almış komşularımıza evde sağlık, evde fizyoterapi gibi hizmetler veriyoruz.

İcadiye Mahallesi’nde ve belediye binamızda göreve geldikten sonra açtığımız 2 adet kreşimiz bulunuyor.

Kadınların iş yaşamına ve sosyal hayata rahatlıkla entegre olabilmeleri için çok önemli bir hizmet kreş.

Bebek bekleyen anne adaylarımız ve 0-6 ay bebeği olan annelerimize hastane randevularında ücretsiz ve güvenli ulaşım sağlayacak olan Anne-Bebek Taksi hizmetini de hayata geçirdik.

KÜP ve ÜSMEK gibi kadın emeğine dayalı, kadın üreticilerin el emeği ürünlerini ürettiği kurslarımız sürüyor.

Özel günlerde oluşturduğumuz el emeği pazarlarıyla kadınların stant açarak ürettikleri ürünlerin satışlarından gelir elde etmelerini de önemsiyoruz.

Aynı zamanda kültür alanında da “Kadın Hikayeleri” ile kadın figürlerin deneyimlerini aktardığı önemli programlarımız oluyor. 4 DİLDE DESTEK HATTI İBB ile de iş birliklerimiz oluyor.

Şiddete maruz bırakılan ya da risk altındaki kadınların dört farklı dilde hizmet verebilen İBB Kadın Destek Hattı üstünden destek mekanizmalarına hızlı ve doğru şekilde ulaşabilmesi için biz de Üsküdar Belediyesi olarak iş birliği protokolünü imzaladık.

Ayrıca yine CHP’li belediyeler olarak kurumsal yapımızı, çalışma yaşamında şiddet ve tacizi yasaklamak üzerine oluşturulan ve 2019 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’nce (ILO) kabul edilen 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’ne (ILO 190) uyarlamak üzere çalışmalara başladık. - İstanbul’da Fatma Nur öğretmen öğrencisi tarafından öldürüldü.

Aynı ismi taşıyan Fatma Nur Çelik’in ise kızıyla birlikte cansız bedenleri bulundu ki kendisi kızının istismara uğradığı iddiasıyla şikayetçi olmuş, ölümü durumunda bunun kesinlikle intihar olmayacağını söylemişti.

Türkiye’de kadınlar neden korunamıyor?

Bizim de erkekler kadar sokakta rahat yürüyebilmemiz, bu tip olaylara maruz kalmamamızın tek çözümü adalet sisteminin doğru işlemesi.

Ceza mekanizması adaletli biçimde işletilmeli ki olaylar tekrarlanmasın.

Bunun için de toplumsal mücadele çok önemli.

Öte yandan ben bunun politik bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Çünkü aslında koruyabiliriz.

Biz bir hukuk devletiyiz, biz bir laik cumhuriyetiz.

Yani kadınları koruyacak mekanizmalarımız var.

Biz önleyici olarak yargıyı ve kolluk güçlerini görüyoruz ama aflarla, iyi hal indirimleriyle şiddet, taciz cezasız bırakıldığında içinde bu kötülüğü taşıyanlar güç buluyor. - Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesine dikkat çektiniz.

AKP iktidara geldiğinden beri gerek tarikat ve cemaatlere verilen desteklerle gerek yöneticilerin söylem ve uygulamaları nedeniyle laikliğin zarar göreceğine ilişkin hep bir endişe var.

Siz laiklik açısından bir tehlike görüyor musunuz?

Laiklikle ilgili bir tehlike olduğunu düşünmüyorum.

Atatürk’ün anlayışı ve ilkeleri içimizde, Nutuk masamızın üzerinde, başucu kitabımız.

Bugüne kadar Atatürk’ün söylediği hiçbir söz yanlış çıkmadı.

Yüz yıl öncesinden “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” dedi.

Bu çok önemli.

Benim, bizim, kadınların gücü O.

Hepimizin arkasındaki güç Atatürk. - TÜRGEV, Ensar Vakfı gibi vakıflara daha önceki dönem bedelsiz tahsis edildiğini belirtilen taşınmazı geri aldınız.

Bunun üzerine herhangi bir sıkıntı yaşadınız mı, hukuki süreç hangi aşamada?

Belediyeler diğer kamu kurumları haricinde hiçbir üçüncü kişi ya da kuruma bedelsiz şekilde taşınmaz tahsisi yapamıyor.

Göreve geldiğimizde bizde üç ayrı durum vardı.

Birincisi; belediyenin kendi mülkiyetindeki alanların bedelsiz şekilde üçüncü kişi ya da kurumlara kullandırılması.

İkincisi; Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden kiralanan alanların üçüncü kişilere bilabedel kullandırılması.

Ve üçüncü olarak; özel şahıslardan kiralanan yerlerin yine bedelsiz şekilde üçüncü kişilere kullandırılması.

Ayrım yapmaksızın önce bunları listeledik ve Sayıştay bulgularında da değinildiği üzere gerekli hukuki süreçleri başlattık.

Bir yandan tabii diyaloglar kurduk.

Kimi kurum direkt taşınmazın kullanımını bitirdi, kimisi “Toplumsal fayda yürütüyorum” diye çıkmak istemedi ve konuyu hukuki zemine taşıdı. - Ensar dava açmıştı, ne oldu?

Evet, dava açtı, kaybetti ve kullanımında olan taşınmazdan çıktı. - Halkın tepkisi nasıldı?

Çok olumlu tepkiler aldık.

Mahalleye gittiğimde “Çok şükür tabela indi” diyenler oldu.

Çünkü buralar mahallelinin alanı.

Biz de bu alanları insanlara açtık, boşalan yerlere şimdi mahalle toplantılarımızda, komşularımızdan gelen öneriler ışığında herkesin yararlanacağı “mahalle evi” gibi fonksiyonlar kazandıracağız.

Bu alanların tamamı Üsküdarlı’ya açık hale geldi ve gelecek. - Kadınlar sizden en çok ne istiyor?

Psikolojik destek ve hukuki danışmanlık konuları var.

Boşalttığımız alanlardan birine Psikolojik Danışmanlık Merkezi açtık.

Burada ücretsiz şekilde hizmet veriliyor.

Hukuki danışmanlık için adımlar atıyoruz.

İBB ile birlikte Kadına Destek ve Şiddet Hattı uygulamasını başlatacağız.

Kadınlardan sosyal destek ve iş ağırlıklı konular da çok sık geliyor.

İş taleplerini daha kurumsal ve adil şekilde yönetebilmek adına iştirakimiz ÜSPER bünyesinde Kariyer Üsküdar’ı kurduk, başvuruları buradan alıp değerlendiriyoruz.

Şu ana kadar platformumuzda 20 bini aşan bir talep var, bu rakam ülkenin ekonomik durumuna da bir ışık tutuyor.

Aynı zamanda vatandaştan gelen taleplerin artmasıyla sosyal desteklerimizi iki katına çıkarttık.

Vaatlerimizde de yer alan “emeklilere pazar alışverişi desteği”ni göreve gelir gelmez hemen başlattık.

Örneğin ilkokul ve ortaokul düzeyindeki çocuklarımıza beslenme desteği başlattık.

Bunları söylemek çok zor.

Çünkü bu muhtaçlığın göstergesi ve bu beni zorluyor. “Sosyal desteği iki katına çıkarttık” diye övünmek çok acı.

Çünkü bizim bu desteği yapmamıza ihtiyaç olmamalıydı. - Beslenme desteği hangi okullarda, nasıl işliyor?

Derin yoksulluğun olduğu öncelikli mahallelerimizi belirledik.

Şu an için dört mahallede, on okulda beslenme desteği veriyoruz ve çocuklarımıza bir öğün yemek ulaştırıyoruz. - Öğünde neler var, liseler de var mı destek kapsamında?

Sandviç, meyve suyu, kuruyemiş ve kek var.

Lise öğrencilerimiz için YKS sınav ücreti desteği başlattık.

Ücretsiz danışmanlık hizmeti alabiliyorlar, burs desteklerimiz de var.

Kütüphanelerimizde ücretsiz çorba, çay, kahve, kek hizmetlerimiz devam ediyor.

Ramazan ayı boyunca belediye binamızdaki Haluk Dursun Kütüphanemizde sabit sahur ve iftar alanımız var.

Gençler iftarını sahurlarını burada yapabiliyorlar.

Bunlarla birlikte göreve geldikten sonra yine ailelerin talebi üzerine çocuklarımıza kırtasiye ve kıyafet desteklerini de başlattık. ‘HER AY YÜZDE 40’A YAKIN KESİNTİ’ - Bir yandan rutin belediye hizmetleri, bir yandan bahsettiğiniz sosyal destekler; diğer yandan ise CHP’li belediyelerin son seçimlerdeki başarısından sonra artan mali baskılar varken belediye bütçesinde dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Gerçekten kolay bir süreç değil.

Öncelikle biz her yıl denk bütçeler hazırlıyoruz.

Bütçemizi oluştururken açıklanan enflasyon tahminlerini dikkate alıyoruz.

Ancak ülkemizde yaşanan ekonomik dalgalanmalar nedeniyle enflasyon çoğu zaman öngörülerin üzerinde gerçekleşiyor.

Gelirlerimiz yaklaşık olarak enflasyon oranında artarken, giderlerimiz açıklanan enflasyonun çok üzerinde yükseliyor.

Bu durum bütçeleri denkleştirmeyi her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

Bunun yanı sıra en önemli gelir kalemlerimizden biri olan İller Bankası payından her ay yaklaşık yüzde 40 oranında yapılan kesintiler ve vatandaşlarımızın vergilerini ödemekte yaşadığı zorluklar da nakit akışımızı son derece olumsuz etkiliyor.

Tüm bunlara rağmen mali disiplinimizi korumak için gerekli tüm önlemleri alıyoruz.

Tasarrufu esas alan bir yönetim anlayışı benimsedik.

İsrafı azaltırken kaynaklarımızı doğrudan vatandaşın ihtiyacına yönlendirmeye çalışıyoruz.

Rutin belediye hizmetlerinden taviz vermeden sosyal destekleri de sürdürüyoruz. - Bir de borçla devralmıştınız değil mi? “Kasada para bıraktık” deniyor ya, komik oluyor.

Kasada 150 milyon TL para vardı tamam ama 1.3 milyar TL de borç vardı.

Borçlu aldık ama bunu büyütmedik.

Çünkü belediyeler genelde borçlanarak ilerliyor.

Ancak daha önceki dönem farklı kurum ve kuruluşlarca Üsküdar’da çok fazla sayıda tesis yapılmış ve belediyeye devredilmiş.

Neredeyse 100’e yaklaşan tesis sayısı bir ilçe belediyesi için çok fazla; yönetsel anlamda belli bir hizmet standardını karşılayacak şekilde sürdürülebilir değil. - İktidardan alınan destekle mi yapılmış?

Önceki dönem bazen iktidardan destek alınmış, hatta örtülü ödenekten para gelmiş, bazen arsa, cami, yol satılmış ya da vergi borçlarına karşılık taşınmaz takasları yapılmış.

Ama bizim dönemimizde bırakın hükümet desteğini komple gelirlerimiz kesiliyor.

Yaptığımız normal işler dahi bir yanlış varmış gibi abartılarak anlatılıyor.

Gelir gider belli.

Matematik yapıp rakamları ortaya koyduğunuzda 100’e yakın tesisle birlikte gelirin gideri karşılaması mümkün değil.

İlçede satılmak üzere üretilen konutlar oluyor ya da Şile’de bir arazi var, “Üsküdar’ı satıyorlar” diye çıkıyorlar.

Bunlar zaten satılmak üzere üretilmiş ya da Milli Emlak’tan alınmış yerler ama sorun ediliyor.

Bu da zaman ve verimlilik kaybına neden oluyor. ‘BİR MUCİZE GERÇEKLEŞİYOR’ - Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de olması özellikle hizmet anlamında sizleri nasıl etkiledi?

İBB bütün gücüyle iş yapmaya devam ediyor.

Ama sadece Ekrem Başkan değil, danışmanlar, genel sekreter yardımcıları, genel müdürler, daire başkanları tutuklandı.

İş yapan, fikir üreten kadroların tamamı içeri alındı.

Burada bir aksama yaşanmaması olağan dışı olurdu.

Milyonlarca insan şehri yönetmesi için birini seçiyor.

Ama bu irade ondan koparılıyor.

Bu yetmiyormuş gibi onun kurduğu alt ekipler de içeri alınıyor.

Tüm bunlara rağmen pek çok iş hiç aksamadan, inanılmaz bir çaba ve özveriyle devam ediyor.

Gerçekten bu bir mucize.

Herkes şu an kendi vaktinden, ailesinden, enerjisinden yiyor.

Dışarıda kalan yapının tamamı böyle.

Sistem böyle sürüyor.

Şartlar hepimiz için çok ağır.

Herhangi bir yanlışımız olduğunda zaten gereği yapılmalı.

Derdimiz bu değil ama hiçbir kabahatin yokken “Bana bir şey olur mu” diye düşünülmemeli. - Bunu sık düşünüyor musunuz?

Hepimiz düşünüyoruz.

Sadece benim düşünmem değil, bütün buradaki çalışma arkadaşlarım düşünüyor.

Çünkü orantısız bir güçle karşı karşıyayız.

Adaletin terazisi doğru tartmazsa hiçbirimizin bir şansı yok.

Siyasi bir süreç olduğunu biliyoruz, işlerimizi titizlikle yapmaya devam ediyoruz ama normal bir dönemde değiliz. - İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası başladı, ne öngörüyorsunuz?

Teknik olarak bakarsak beraat etmeleri gerektiğini düşünüyorum, çünkü tutkulu yargılanmalarını gerektiren dosya içeriği göremedik.

Kaldı ki bu dava toplumda hukuki değil, siyasi motivasyonlu bir süreç olarak görülüyor ve bu nedenle kamuoyu nezdinde inandırıcılığı yok.

Seçmen iradesine yönelik müdahalelerin ardından yargının bağımsızlığı konusunda da ciddi soru işaretleri oluştu.

Davayı ve süreci kaygıyla takip ediyoruz.

Beklentimiz, hiçbir siyasi baskı olmadan, tutuksuz yargılama esas alınarak ve evrensel hukuk normlarına uygun şekilde sürecin yürütülmesidir. ‘HİZMET ALMA HAKKI GÖLGELENİYOR’ İstanbul gibi büyük bir kentin belediye başkanlarının tutuklu ve siyasi davalarla gündeme gelmesi, 16 milyon İstanbullunun iradesini ve hizmet alma hakkını da gölgeliyor.

Biz hukukun üstünlüğünü ve demokratik iradeyi savunmaya devam edeceğiz.

Duruşmalar sanıkların, avukatların, izleyicilerin, basın mensuplarının sığamayacağı bir salonda başlıyor.

Yol arkadaşlarımız bu dava için kilometrelerce uzaktan Silivri’ye getirilecekler.

Umarım uzun süren bir yargılama süreci olmadan süreç hızla ilerler, arkadaşlarımız da bir an önce ailelerine ve sevenlerine kavuşur. ‘ÜSKÜDAR’DA EN İYİSİNİ YAPMAYA ODAKLIYIM’ - Meslek odanızda ilk kadın başkan, Üsküdar’da ilk kadın belediye başkanı oldunuz.

İstanbul için de sıkça yakıştırılıyorsunuz, sizin İstanbul’un ilk kadın belediye başkanı olma hedefiniz var mı?

Benim hayatım hedeflerle şekillenmedi.

Okulumu isteyerek kazandım, ilk tercihimdi.

Sonra çalışma hayatı başladı.

Yaptığım işi hep çok sevdim.

Aldığım sorumluluklarda kendi çapımda en iyisini yapmaya gayret ettim.

Mesleğimle ilgilenirken odaya kayıt oldum.

Bunun tabii politik bir tarafı da vardı.

Gönüllü ve toplumsal konularda çalışma noktasında eğilimliyim.

Odada çalışmak bunun benim için ne kadar uygun olduğu konusunu test etme fırsatı verdi.

Sonuçlarından mutlu oldum, faydalı olabileceğimi gördüm.

İBB’de çalışmak için teklif geldiğinde çok mutlu oldum. 2019’da “Haliç Tersanesi Kapanmasın” diye mücadele ettiğimiz oda zamanlarından “Haliç Tersanesi için karar verir misin?”e gelen bir süreç benim için mucize gibiydi ama dediğim gibi bu bir hedef değildi. “Kendini beş yıl sonra nerede görüyorsun” sorusu bende çalışmıyor. “Yaptığım, aldığım sorumlulukta bir fayda üretiyor muyum?” diye bakarım.

Önemli olan bir sorumluluk aldığınızda onu yerine getirebilmek.

Üsküdar’a aday olmak, kazanmak çok heyecanlı ama asıl olan “Acaba doğru bitirebilecek miyim?”.

Çünkü binlerce insana dokunuyorsunuz.

Buraya gelmenin heyecanından ziyade bu sorumluluğu yerine getirebilecek miyim kaygısını taşıyor olmak lazım.

Büyükşehir meselesi de öyle.

İleri vade planlar yapmaktansa, şu an Üsküdar’da en iyisini yapmaya odaklıyım.

Şu an öncelikli gündemimiz hukukun, adaletin herkesi eşit tartması.

Bu olmazsa ne İstanbul’da ne Türkiye’de ne de dünyada hiçbirimiz huzurlu olamayız. ‘SAVAŞ VE ŞİDDET KADININ DÜNYASINDA YOK’ - Yanıbaşımızda savaş başladı.

İran rejiminin özellikle kadınlar açısından savunulacak tek bir tarafı yok ama diğer yandan egemen bir devlete saldırı söz konusu.

Bir İspanyol parlamenter “İran'ın bombalanması ve yaptırımlar kadınlara özgürlük getirmez, Trump'a petrol getirir” dedi.

Katılır mısınız?

Biz kadınlar her zaman hayatı kuran ve uzlaşmacı taraftayız.

Hayat, vermekle ilgilidir.

Kadın hem fiziksel hem de zihinsel bir değişim geçirerek dünyaya bir canlı getiriyor.

Bu zamanda acılar yaşıyor hatta yaşamını yitirenler oluyor.

Bu nedenle kadın acının ne olduğunu, bir canı dünyaya getirmenin kıymetini daha çok biliyor.

Bu nedenle de hayatı kurmaya ve korumaya çalışıyor.

Savaşın da tabi ki en mağduru her zaman kadınlar ve çocuklar oluyor.

Savaş ya da şiddet kadının dünyasında yok. ‘Orman kanunu tehlikesi’ Konuşmayı dinledim.

Aynı zamanda ciddi bir emperyalizm eleştirisi var.

Uluslararası yasalar her devlet için geçerlidir.

Bir ülke çıkıp “Ben bunu tanımıyorum” derse yarın ondan daha güçlüsü aklına estiği biçimde davranır.

O zaman her ikisinin de savunulacak bir yanı kalmaz.

Bu çok hassas bir denge.

Benim gözlemlediğim en tehlikeli şey orman kanunlarına geçiş.

İnsanlık, Magna Carta’yla, bağımsızlık bildirgeleriyle, uluslararası kabul gören insan haklarıyla çok acılar çekmesinin ardından orman kanunlarından, güçlünün güçsüzü ezdiği dünyadan bugünlere geldi.

Medeni dünyanın gerisinde ciddi tecrübe ve acı var.

Tekrar aynı yere dönüyor olmamız insanlık için büyük bir kayıp.

Ama kapitalizm böyle bir şey.

Kaynakları tükendiğinde çıkış yolunu savaşta buluyor.

Hem kendi ülkemizde hem de dünya ölçeğinde uluslararası yasalar belirleyici olmalı.

İnsanlık bu sistemi kurdu.

Geri adım attığımız anda birçoğumuzun yaşama şansı kalmaz.

Hepimizin rahat ve huzurlu yaşayabilmesi buna bağlı.

PORTRE Eskişehir’de doğdu.

İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden, gemi inşa yüksek mühendisi ünvanı ile mezun oldu. 10 yıl ulusal ve uluslararası firmalarda yapısal analiz, yapısal tasarım mühendisi, plan onay mühendisi olarak çalıştı. 2014 – 2016 yılları arasında TMMOB Gemi Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttü. 2019’da İBB İştirak Şirketi olan İstanbul Şehir Hatları A.Ş’ye Genel Müdür olarak atandı. 2023’te Uluslararası Toplu Taşımacılar Birliği (UITP) Su Yolu Komitesi başkanı oldu. 2024 Yerel Seçimlerinde Üsküdar Belediye Başkanı seçildi.

FOTOĞRAFLAR: VEDAT ARIK

İlgili Sitenin Haberleri