Haber Detayı
En büyük banknotun dayanılmaz hafifliği!
Uluslararası siyasetin gündemi Ortadoğu’da yaşanan savaşa, iç siyasetin gündemi de siyasi davalara kilitlenmiş görünüyor.
Uluslararası siyasetin gündemi Ortadoğu’da yaşanan savaşa, iç siyasetin gündemi de siyasi davalara kilitlenmiş görünüyor.
Buna karşın ülkemizin insanının önceliği yine de ekonomik-sosyal konular oluyor.
Üstelik yakın çevremizdeki savaş koşulları, ekonomideki riskleri, olumsuzlukları ve sosyal yaşamdaki zorlukları daha da artırıyor.
Dar ve sabit gelirli yurttaşın, emeklinin, emekçinin günlük yaşam koşulları sürekli ağırlaşıyor.
Yoksulların, işsizlerin durumu ise daha da ağır.
Doğrusu onlar ayakta kalmakta bile zorlanıyorlar.
Geniş toplumsal kesimler, en büyük banknotun dayanılmaz hafifliğini, hayatın içinde ve her anında bizzat duyumsuyorlar. 200 TL’NİN ALIM GÜCÜ Ekonomide yaşanan zorlukların simgesi, her geçen gün alım gücü azalan en büyük banknotta düğümleniyor.
Şu anda piyasada en büyük banknot konumunda bulunan 200 TL ile artık manavdan ancak 1 kilo patlıcan ya da 1.5 kilo salatalık alınabiliyor.
Buna karşın iktidar ve ekonomi yönetimi, sözde durumu kabullenmemek adına bir türlü yeni banknot çıkarmıyor.
Para ile ilgili olarak piyasadaki bir başka gerçeklik, bozuk paraların neredeyse tümden kullanılmaz hale gelmesi.
Artık hiçbir anlamı kalmayan madeni parayı hemen hiç kimse taşımıyor ve kullanmıyor.
Bankamatikler bile çoğunlukla 200 TL’lik banknotların dışında kâğıt para vermiyor.
ENFLASYONUN GÖSTERGESİ Aslında piyasada yaşanan bu sıradan uygulamalar, ülkemizde enflasyonun vardığı aşamayı gözler önüne seriyor.
Paramız değer kaybediyor ve satın alma gücü hızla düşüyor.
Enflasyon ise tam tersine yüksek seyrediyor.
TÜİK’in son şubat ayı resmi enflasyon oranları aylık bazda 2.96, yıllık bazda 31.53 olurken ENAG’ın oranları ise aylık 4.01, yıllık 54.14 oldu.
Bu enflasyon oranlarıyla ülkemiz, Avrupa’nın zirvesinde yer alıyor.
Kendisinden sonra gelen Romanya’yı bile üçe katlıyor.
Dünya sıralamasında da ilk beşte yer alıyoruz.
Enflasyon yüksekliği memuru, emekliyi ve asgari ücretliyi vuruyor.
Enflasyon karşısında memurun kaybı 4 bin 228 TL oluyor.
En düşük emekli aylığının kaybı 1590 lira olurken asgari ücretlinin alım gücü iki ayda 2 bin 232 TL azalıyor.
HAYAT PAHALILIĞI Enflasyondaki olumsuzluklar satın alma gücünü azaltıyor.
Bu durum hayat pahalılığı olarak yurttaşın mutfağına, sofrasına yansıyor.
Bugünlerde yaşanan savaş da hayat pahalılığını tırmandırıyor.
Özellikle enerji alanındaki olumsuzluklar ve yaşanabilecek olası olumsuzluklar, zorluğu ve tedirginliği daha da artırıyor.
Akaryakıtta ve doğalgazda daha büyük maliyet artışlarının ve sıkıntıların yaşanabileceği öngörülüyor.
Savaşın piyasadaki birçok üründe artışlara gerekçe olabileceği düşünülüyor.
Bunun ilk işaretleri de şimdiden görülmeye başladı.
Neredeyse iğneden ipliğe hemen her üründe fiyat artışı söz konusu.
ÇARŞI-PAZAR-MUTFAK Enflasyonun ve hayat pahalılığının en çok arttığı alanların başında gıda geliyor.
Öyle ki TCMB’nin yıllık tahmini enflasyon oranları iki ayda şimdiden yarılanmış görünüyor.
Yurttaşın sepetinde en büyük yeri tutan gıda ürünlerinde ise büyük artışlar yaşanıyor.
Resmi enflasyon oranı gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık bazda 6.89, yıllık bazda 36.44’e çıkıyor.
Yurttaş için bir başka önemli gider kalemi barınma ve kira giderleri.
Orada da önemli artışlar var.
Savaş nedeniyle artacak akaryakıt fiyatlarının üretim ve nakliyedeki olası artışlara da gerekçe oluşturacağı biliniyor.
Dolayısıyla yurttaşı önümüzdeki dönemde daha büyük zorluklar bekliyor.
Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki günlerde çarşı, pazar, mutfak alev alev yanacak!
YENİ BİR EKONOMİ-POLİTİK HAT Ekonomide ve sosyal hayatta yaşananlar, içinde bulunduğumuz dönemin çözülüşünü-çöküşünü açıkça gösteriyor.
Öyle ki yönetsel sistem tel tel dökülüyor ve bunun uyarıcı alarm zilleri çalıyor.
Ülkemizin ilerici yurtsever muhalefeti, bu çözülüşün ve çöküşün ayırdına varmalıdır.
Elbette yalnızca farkındalık yetmez, ortaklaşa yeni bir seçenek de üretilmelidir.
Kamucu ve halkçı bir anlayışla hazırlanacak yeni bir ekonomi-politik anlayışla-hatla bugünkü yanlışlıkların karşısına çıkılmalıdır.
Ülkemizin yeni bir ekonomi-politik hatta ihtiyacı vardır.
Bu hat birlikte ortaklaşa inşa edilmelidir.
Cumhuriyetten, demokrasiden, barıştan yana en geniş siyasal ve toplumsal kesimler, böyle bir hatta buluşmalıdır.