Haber Detayı

1946’dan 2026’ya Mahabat dersleri Tarih sizi bağırarak uyarırken-2
Latif bolat aydinlik.com.tr
10/03/2026 00:00 (3 saat önce)

1946’dan 2026’ya Mahabat dersleri Tarih sizi bağırarak uyarırken-2

1946’dan 2026’ya Mahabat dersleri Tarih sizi bağırarak uyarırken-2

Kasım 1945’te, Sovyetlerin teşvik ve desteğiyle İran’da önce Azerbaycan Milli Hükûmeti kuruldu.

Sovyetler hemen KDP-İ’ye de silah yardımı yaptı. 22 Ocak 1946’da ise Mahabat’da Çarçıra Meydanı’nda Mahabat Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildi.

Sovyetler, gerek Azerbaycan gerekse Kürt milliyetçilerinin bağımsızlık tehditleri ile Tahran Yönetimi’ni petrol konusunda Sovyetler lehine yumuşatmaya çalışmaktaydılar.

Mahabat Cumhuriyeti’nin askeri temelini, Hereki ve Şıkak aşiretleri oluşturuyordu.

Sovyetlerin isteği üzerine, Irak’tan kaçıp Mahabat’a gelmiş olan Molla Mustafa ve Ahmed Barzani ile 1000 kadar adamı da, askeri kanada katıldı ve esas kuvvet haline geldi kısa zamanda.

Mahabat Cumhuriyeti sadece Mahabat, Bukan, Naqada ve Ushnaviya adlı kasabaları içine alan küçük bir bölgeydi.

Qazi Muhammed Cumhurbaşkanı, kuzeni Sayf Qazi Savaş Bakanı ve Zanbil’den Seyyid Hacı Baba Şeyh ise Başbakan oldu.

KOMALA’nın önderlerinin hemen hepsi yönetimde yer aldılar ama, çok açık şekilde, ağırlık ağalar ve şeyhlerin eline geçmiş oluyordu bu cumhuriyette.

Bir yıl bile yaşayamayan Mahabat’ın kurucuları İran tarafından idam edilmişti KURULDUĞU GÜN ÇÖKÜNTÜ BAŞLAR Mahabad Cumhuriyeti daha başından sorunlu bir yapıya sahipti.

Kürtlerin aşiret yapısının bir yansıması olarak, tüm aşiret liderleri birbirlerine karşı, gerek Sovyetleri, gerek İngilizleri ve hatta gerekince Tahran Yönetimi’ni oynamaktaydılar.

Daha ilk günkü cumhuriyet kutlamalarında, İngiliz taraflısı Ziro Bey Harqi, cumhuriyetin iki numarası Şeyh Abdullah Gilani ile kavga edecekti.

Daha ilk günlerde bile, bazı Kürt aşiret reisleri Tahran ile gizliden haberleşip taraf değiştirmeyi teklif edeceklerdi.

Örneğin, Dihbukri aşiret reisleri, Qazi Muhammed’in başkanlığını hazmedemeyip İranlı bölge komutanı General Humayuni ile haberleşmişlerdi.

Mahabat Cumhuriyeti’nin ordu liderlerinden biri olarak ilan edilen Hama Rashid, Bana bölgesinin başına getirilmesi şartıyla Tahran tarafına geçeceğini bildirmişti.

Mahabatlıların iç çelişkilerinin tam da zirve yaptığı günlerde, Sovyet ve İngiliz ordularının Ocak 1942’deki anlaşmalarına göre, tüm yabancı askerlerin İran topraklarından çekilmesinin zamanı geldi!

Sovyetler birkaç kere geciktirmelerine rağmen, en sonunda 26 Mart 1946’da, Andrei Gromyko tüm Sovyet askerlerinin İran topraklarını boşaltacağına dair garanti verdi.

Elbette bu söz, ancak Tahran’ın bir İran-Sovyet Petrol Şirketi kurulması konusundaki garantisi üzerine yerine getirilecekti.

Haziran ayında, Sovyetlerin kurduğu Azeri devleti varlığına son verince, bu bölgenin içinde yer alan Mahabat Kürt Cumhuriyeti “isyancı bir bölge” olarak Tahran’ın insafına bırakılmış olacaktı.

MOSKOVA’NIN İZNİYLE KURULAN MOSKOVA’DAN YIKILIR Başlangıçtaki bazı direnmelerden sonra, Sovyetlerin baskısı ile, Mahabat Cumhuriyetinin Tahran yönetimine direnişinden vazgeçilmesi emri geldi Bakü’den.

Bu arada, Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı Qazi Muhammed’in aşiretler arasındaki desteği de gün geçtikce eridi.

Çünkü, aşiretlerin ana geçim kaynağı olan tütünün, İran’ın dışına satılma imkanı olmadığı anlaşılmıştı.

Bunlara ek olarak, Cumhuriyetin zaten sınırlı olan mali kaynaklarını, Irak’tan gelen güçlü Barzanilerin 1000 kişilik aşireti ile paylaşmak zorunda kalmaları, bazı aşiretlerde rahatsızlık yaratmıştı.

Bir de, Barzanilerin Qazi Muhammed’i indirip, Cumhuriyetin başına geçmek istedikleri konusunda da söylentiler giderek artmaktaydı.

Aşiretlerarası anlaşmazlıklar sonucunda, Mamash, Mangur, Dihbukri, Kardar Shakak, Shikak, Harki aşiretleri Mahabad Cumhuriyeti’ni terkedip, Tahran ile tek yanlı olarak anlaşmalara girdiler.

Sadece Gawrik, Fayzallah Begi ve Zarza’nın bir bölümü, Qazi Muhammed ve Mahabad Cumhuriyeti’ne sadık kalmışlardı.

Bu gelişmeler üzerine, Qazi Muhammed’in kardeşi olan Sadr Qazi İran güçlerinin komutanı General Humayuni’ye Mahabad’ın teslim olacağını şahsen bildirdi.

Ve 17 Aralık’ta İran ordusu Mahabad’ı işgal ederek Mahabad Cumhuriyeti’ni yıktı.  31 Mart 1947’de ise Cumhurbaşkanı Qazi Muhammed, Başbakan Hacı Baba Şeyh ve Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Han Seyfi Qazi, Cumhuriyetin kurulduğu yer olan Çarçıra Meydanı’nda asılarak idam edildi.

Cumhuriyete katılmış olan Barzan aşireti, Nisan 1947’de Kuzey Irak’a döndü.

Irak hükümeti Şeyh Ahmed Barzani’yi yakalayarak hapsetti ve işbirlikçi suçlamasıyla Irak ordusundan dört subayı idam etti.

Molla Mustafa Barzani ise, Barzan bölgesinden kaçarak Aras Nehrine ulaştıktan sonra Sovyetler Birliği’ne iltica ederek Bakü’ye gitti.

HRANT DİNK’TEN GELEN UYARI Çöküş nedenleriyle ilgili olarak İran’li tarihçi Farideh Koohi-Kamali şunları söylemektedir: “Öncelikle Kürt toplumunun ana özelliği olan kabile bölünmüşlüğü, merkezi hükümete karşı direnişin sonucunda Kürt Cumhuriyetinin kurulmasında rol oynadığı gibi, bu cumhuriyetin yıkılmasına da sebebiyet vermiştir.

Değişik kabileler, daha doğrusu bu kabilelerin liderleri arasındaki çatışma ve çekişmeler, ulusal hareketin önünde önemli bir engel olmuştur.

Bir veya birden çok kabilenin kendi çıkarları uğruna dış güçlerle işbirliği yapması, Kürt tarihinde olağan bir haldir.

İkinci iç sebep, cumhuriyetin iyi örgütlenmiş ve politik deneyimine sahip güçlü yönetimden yoksun olması olgusudur.” Gerek emperyalizm, gerekse herhangi bir dış güce dayanarak, milli anlamda hiçbir atılım yapılamayacağı ve sonuçta halkın arada kalıp büyük fiyatlar ödeyeceği konusunu en iyi belirten rahmetli Hrant Dink olmuştu. 15 Nisan 2006’da, öldürülmesinden yaklaşık 8 ay önce,  Malatya’da yaptığı son konuşmadaki şu sözleri, Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nin de,  daha bir yılını doldurmadan yıkılmasının, tüm sosyolojik, ekonomik, politik ve askeri sebeplerini  özetlemektedir bizce: “Amerika bu.

Gelir o kendi hesabını yapar, işine bakar, iş bittiğinde de çeker gider, ondan sonra da burada tekrar insanları kendi didişmesi içerisinde bırakır.” Molla Mustafa Barzani ve İsrail ile ilişkileri MAHABAT KULAKTAKİ KÜPE Mİ?

ABD ve İsrail’in planlarına alet olma hevesi ile Avrupa’dan Türkiye’ye kadar her yerde yanıp tutuşan Kürt örgütleri ve taraftarlarının, hem Mahabat’ın hem de Suriye’de kullanılıp atılan YPG’nin tecrübelerini iyi düşünmesi gerekli bugünlerde.

Çünkü ABD ve İsrail’in emirleri üzerine attıkları her adım, kendilerini hem Kürt halkından hem de yüzyıllardır birlikte yaşadıkları halklardan uzaklaştırmaktadır.

Türk Milleti’nin en güzel deyimlerinden biri olan, “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma” durumu, tam da bu gibi örneklerden doğmuş olmalıdır.

Bu uyarımız, kırk türlü Kürt örgütüne olduğu kadar, senelerdir Amerikan parası ile “kurtuluş ordusu” rolünü oynayan, Belucistan örgütlerine de yöneliktir.

Dünyanın dört bir yanında, yoksulluk, demokrasi, mutluluk konularında “baş çelişki” bugün, Avrupa dahil tüm ülkeler ile saldırıları organize eden merkez olarak ABD arasındadır.

Bu herkesin kulaklarına küpe olarak, dünya yeni bir düzene sahip olana kadar, öylece orada durmalıdır.

İlgili Sitenin Haberleri