Haber Detayı
İran'a saldırı artık yatırım olarak pazarlanıyor... Şahin Senatör Graham: Bir ton para kazanacağız
Savaşın faturası Amerikan kamuoyunu sarsınca Washington’dan yeni bir söylem geliştirdi. Hazine Bakanı'nın başlattığı, Graham'ın arşa çıkardığı bu söylem, İran’a saldırıyı kârlı bir iş gibi sunuyor. Gerçekler ise küresel bir kabusa işaret ediyor.
ABD ile İsrail'in İran'a karşı açtığı savaşta maliyetler astronomik boyutlara ulaşınca Amerikalı siyasetçiler kamuoyunu kandırmak için yeni yollar deniyor.
ABD'nin yok olan üsleri, paramparça olan pahalı ekipmanları, Hürmüz Boğazı'nın kapanması, petrol rafinerilerinin vurulması ve gaz sahalarının hizmet dışı kalması, Amerikan vergi mükellefleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Washington'ın yeni algı aracı ise savaşın bir “yatırım” olduğu iddiası. 'PETROL REZERVLERİNİN ÜÇTE BİRİ BİZİM OLACAK'ABD Kongresi'nin en şahin isimlerinden Senatör Lindsey Graham, Pazar günü Fox News’a verdiği mülakatta, İran hükümetinin devrilmesi durumunda Amerika'nın dünya petrol rezervlerinin yaklaşık üçte birini kontrol edeceğini ve "rekor kârlar" elde edeceğini iddia etti.
Graham’in açıklamalarından önce küresel petrol fiyatları varil başına 100 doları aşmıştı.
Pazartesi sabahı ise 114 doları gördü.
Doğal gaz fiyatları ise Avrupa'da savaştan önceki haftaya göre iki kat yükseldi. 'TONLA PARA KAZANACAĞIZ' Başkan Donald Trump’ın artan enerji maliyetlerini "ödenmesi gereken çok küçük bir bedel" olarak nitelendirmesine destek veren Graham, saldırı maliyetlerini "şimdiye kadar harcanan en iyi para" olarak tanımladı.
Operasyonun nihai amacının Tahran’da "dost" bir hükümet kurmak olduğunu belirten Graham şu ifadeleri kullandı: "Bu rejim düştüğünde yeni bir Orta Doğu’ya sahip olacağız ve bir ton para kazanacağız.
Artık kimse Hürmüz Boğazı'nı tehdit edemeyecek.
Venezuela ve İran, dünya petrol rezervlerinin yüzde 31’ine sahip.
Bu rezervlerin kontrolü için bir ortaklık kuracağız.
Bu durum Çin’in kabusu, bizim içinse harika bir yatırımdır." HARK ADASI PLANI VE KÜRESEL KÂBUS Washington ve Tel Aviv kulislerinden sızan iddialara göre operasyonun bir sonraki aşamasında, İran’ın ham petrol ihracatının yüzde 90’ından fazlasının gerçekleştiği stratejik Hark Adası’nın işgal edilmesi ya da tamamen hizmet dışı bırakılması planlanıyor.
İran’ın can damarı olan Hark Adası’nın hedef alınması, Tahran’ın savaş bütçesini sıfırlama ve rejimi ekonomik olarak diz çöktürme stratejisinin merkezinde yer alıyor.
Senatör Graham’ın "dünya petrol rezervlerinin üçte birini kontrol edeceğiz" sözleri, aslında Hark Adası ve çevresindeki devasa enerji altyapısına el koyma niyetini açıkça ortaya koyuyor.
Ancak askeri uzmanlar uyarıyor: Hark Adası’na yönelik bir saldırı veya işgal girişimi, petrol fiyatlarını mevcut 114 dolar seviyesinden dünya ekonomisini felç edecek 150-200 dolar bandına taşıyabilecek küresel bir şok dalgası yaratabilir.
HAZİNE BAKANI: YENİ BİR ALTIN ÇAĞ Graham’in bu sözde "jeopolitik yatırım" analizine ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de 7 Mart’taki açıklamalarıyla ekonomik bir zemin hazırlamaya çalıştı.
Bessent, İran ve Venezuela’daki enerji sektörlerinin Amerikan sermayesine açılmasının ABD ekonomisi için "yeni bir altın çağ" başlatacağını savundu.
Bakan Bessent, bu bölgelerdeki enerji arzının kontrol edilmesinin yalnızca enflasyonu düşürmekle kalmayacağını, aynı zamanda doların küresel rezerv para birimi statüsünü "yüzyıllık bir garantiye" kavuşturacağını öne sürdü.
GERÇEKLER: SİSTEMİN İFLASI İran'ın düzenlediği misilleme saldırıları sonucunda ABD'nin Batı Asya'da on yıllardır inşa ettiği ve toplam değeri yüz milyarlarca doları bulan askeri altyapı ağır hasar gördü.
Uydu görüntüleri, yapımı yıllar süren güçlendirilmiş hangarların, her biri servet değerindeki radar sistemlerinin, THAAD ve Patriot gibi hava savunma sistemlerinin ve stratejik pistlerin kullanılamaz hâle geldiğini gösteriyor.
Pentagon yetkilileri, imha edilen bu ileri teknoloji sistemlerin yerine yenilerinin konulmasının on yılı bulabileceği konusunda uyarıyor.
İran ise saldırılara İsrail ve ABD üsleri ile varlıklarını hedef alarak, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak ve sevkiyat rotasındaki tankerleri vurarak karşılık veriyor.
Bu gelişmelerin dünya enerji arzının önemli bir bölümünü üstlenen Körfez rejimlerinde yarattığı kriz, küresel bir ekonomik felce doğru ilerliyor.