Haber Detayı

ABD ve İsrail’in ‘mızrak ucu’ olmak mı mızrağın ucunda olmak mı
Yazarlar hurriyet.com.tr
09/03/2026 06:10 (3 saat önce)

ABD ve İsrail’in ‘mızrak ucu’ olmak mı mızrağın ucunda olmak mı

DAHA bir hafta önce, “ABD ve İsrail saldırınca muhalifler ayaklandığında İran bölünür, biz statü sahibi oluruz” diye ellerini ovuşturan 5 bölücü silahlı Kürt örgütü, şimdi avcunu yalıyor.

ABD ve İsrail’e güvenerek statü sahibi olacağını zannedenler; hatta ABD bütçesinden yıllık 300 milyon dolara yakın para alan, Suriye’de işgal ettiği bölgelerde yıllık 1-1.5 milyar dolar kazanan, yüzde 33’ünü işgal ettiği Suriye’de 2015’tan beri de sözde özerklik ilan eden PKK/PYD/SDG terör örgütünün başına gelenlerden hiç ders almamışlar gibi boş bir hayalin peşine gittiler.BATI TELEVİZYONLARINDAKİ HARİTALARBir anda ABD ve Avrupa televizyon kanallarında yayınlanan; Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de Kürtlerin de yaşadığı bölgeleri gösteren haritalar yine bazılarının gözlerini kararttı ve gerçeği göremez oldular.Toplasan sayıları 1.500-2.000 kişi olan İran’daki bölücü örgütler, “fırsat bu fırsat” deyip “ayrı bir devlet”, olmazsa “federasyon”, o da olmazsa “özerklik” ama mutlaka bir statü sahibi olacaklarını zannettiler.Bölücü örgüt mensupları dışında Suriye’de olduğu gibi İran’da da Kürtlerin neredeyse tamamı ABD ve İsrail’in maşası olmaktan uzak durdu.Ama şu bir gerçek ki gerek ABD, gerek İsrail, gerek Fransa ve İngiltere olmak üzere Avrupalı ülkeler, bölücü Kürt grupları maşa olarak kullanmaktan hiç vazgeçmeyecekler.Oysa Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer tüm etnik gruplar bu bölgede binlerce yıldır beraber yaşıyor.

Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de böyle oldu.

Ve bugün İran, Irak ve Suriye’de toplamda sayıları milyonlarca ifade edilen Türkler de yaşıyor.

Ama ne bu ülkelerde yaşayan Türkler ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu ülkelerde bölücülük peşinde koştu mu?

Elbette hayır...Ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu ülkelerdeki Türkleri bölmek için kullandı, ne de bu ülkelerde yaşayan Türkler böyle bir çabanın içinde yer aldı.

Çünkü Türkler için yaşadığı yer, uğruna canını vermeye hazır olduğu vatandır; adı İran’dır, Irak’tır, Suriye’dir, Türkiye’dir.

Türkler için ayağını bastığı toprak vatanı, adı farklı olsa da devleti çatısıdır.

Devleti ve milleti ile bağımsızlıktan vazgeçmez ama asla devletin içinde bölücülük yapmazlar.

Ayrı değil birlikte yaşamayı tercih eder, vatan bilinciyle Türkler yaşadığı ülke topraklarını savunurlar.

O yüzden kimsenin maşası olmazlar.Ama ABD ve İsrail ile Fransa, İngiltere gibi emperyalist ülkeler yaşadığımız bölge ile ne zaman bir plan yapsalar kimi kullanacaklarını iyi bilirler.

Tarih bunun ibretlik örnekleriyle dolu.ABD VE İSRAİL MAŞALARI Bu kez de farklı olmadı; ABD ve İsrail, Suriye’den sonra rejim değişikliği ve bölme planları için bölücü Kürtleri kullanmaya kalktı.

Kimi 300 kişilik, kimi 1000 kişilik bölücü örgütleri CIA ve Mossad ayaklandırmak için kolları sıvadı.

İran’da istediği rejim değişikliğini kendi askerini kullanarak da olsa başaramayacağını bilen ABD ve İsrail, küçük azınlık da olsa bölücü Kürt örgütlerini kullanmaya kalktı.

Geçen hafta bu tartışmayla geçti ve Trump önceki gün tartışmaya son noktayı koydu.28 Şubat günü, ilk saldırının ardından Trump İran halkına “Ayaklanın” derken; Netanyahu ilk iki günde üç kez İran’da yaşayan Kürtlere, Beluçlara, Farslara, Azerilere, Ahvazlara ve tüm etnik gruplara “Bu bir fırsat ayaklanın” çağrısı yaptı.ABD Başkanı Trump geçen hafta, Irak’taki Barzani ve Talabani ile İran’daki Mustafa Hicri’yi arayarak Irak’tan İran’a silahlı güç sevk etmelerini istedi.Washington Post gazetesinin haberine göre Trump, İran’a karşı savaşta ‘Kürtleri taraf seçmesi konusunda uyardı’ ve ‘ya Amerika ve İsrail’in yanındasınız ya da İran’ın yanında’ şeklinde tehdit etti.

Trump görüşmede İran’daki ayaklanma çabalarına yardım edeceğini söylerken, İran’ın batısındaki bazı bölgeleri ele geçirmeleri için ABD’nin ‘kapsamlı hava desteği’ teklif etti.TRUMP: SALDIRIRLARSA HARİKA OLURTrump kapalı kapılar ardında yaptığı bu girişimi 5 Şubat günü Reuters ajansı ile yaptığı görüşmede açıkça ilan etti.

İran’a karşı bir saldırı başlatmaları durumunda Kürt güçlerini destekleyeceği söylerken, “Eğer bunu yapmak istiyorlarsa bence bu harika olur” dedi.Zaten sayıları çok yetersiz, hafif silahları da az olan bölücü örgütler, bir kez daha “mayın eşeği” olarak kullanılacaklarını gördüler.

Irak’taki Barzani ve Talabani de İran’a silahlı güç göndermeyeceklerini açıkladı.TALABANİ’DEN “MIZRAK UCU” BENZETMESİÖzellikle Bafel Talabani’nin yaptığı şu açıklama ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısına neden katılamayacaklarını açıkça ortaya koydu: “Rejim 45 yıldır bu savaşa hazırlanıyor ve sert bir direnç gösterecektir.

Kürtlerin bu savaşta ‘mızrak ucu’ olarak kullanılması büyük bir hata olur.

Bu hem İran halkını milliyetçi duygularla rejime kenetler hem de Türkiye’nin meşru endişeleri doğar.

İran içindeki silahlı Kürtlere gelince...

Unsurlar var ve pek çok siyasi organizasyon var.

Fakat en etkili savaşçı güçlerin çoğu aslında İran’ın dışında, buradaki sınırlardalar.

Türkiye’nin bu durumun yaşanmasıyla ilgili meşru endişeleri olacaktır.

Kürt birliklerinin İran’a geçmesi halinde Türk müdahalesiyle karşılaşacaksınız.”Talabani de Barzani de İran’ın güçlü bir devlet olduğunun farkında.

Devrim Muhafızları ve buna bağlı sivillerin içinde yer aldığı “Besici” kuvveti olduğunu biliyor.

Irak içindeki İran yanlısı 150 bin civarındaki milis gücün olduğunu ve İran’a saldırmaları halinde ülke içinde hedef olacağını biliyor.

Ayrıca ABD ve İsrail’in kendilerine “mızrak ucu” olarak, yani ölüme gönderilen “mayın eşeği” rolü verdiğini de biliyor.

Asıl önemlisi Türkiye’nin tıpkı Suriye’de olduğu gibi bölücü terör yapılanmasının sınırında yer tutmasına izin vermeyeceğini ve Irak’tan İran’a geçmeleri halinde Türkiye’nin müdahale edeceğini biliyor.

Yani sadece Irak’taki Barzani ve Talabani bölgelerinin değil, Suriye’de SDG’nin entegrasyon süreciyle elde ettiği küçük de olsa kazanımları kaybedeceğini ve bunlar olurken ABD ve İsrail’in arkalarında durmayacağını görüyorlar.Nitekim Trump, “Bu harika olur” dediği İranlı bölücü silahlı Kürt grupların İran’a girmesiyle ilgili soruya şu yanıtı verdi: “Evet, bunu devre dışı bıraktım.

Kürtlerin içeri girmesini istemiyorum.

Kürtlerin zarar görmesini ya da öldürülmesini görmek istemiyorum.

Aramızda iyi bir ilişki var; içeri girmeye istekliler ama onlara içeri girmelerini istemediğimi söyledim.

Savaş şu an Kürtler dahil olmadan da yeterince karışık bir durumda” sözleri bakış açısını ortaya koyuyor.ABD ve İsrail’in bölücü Kürtlere biçtiği rol açık, “mızrak ucu” olmak ama bir de mızrağın ucunda olmak var.

Yani pirinç hayaliyle yolu çıkıp eldeki bulgurdan da olabilirler, dökülecek kan cabası.Aslında görünen şu; Bölücülük için örgüt kuranlar devlet olacağını zannediyor, oysa ABD ve İsrail maşalığı yaparak ancak örgüt sahibi olursun, devlet kuramazsın.

İlgili Sitenin Haberleri