Haber Detayı
İngiltere'den haberler: Kafalar çok karışık
İngiltere’de politik vaziyet bildiğiniz gibi değil. Kafalar çok karışık. Ekonomik durum zaten fecaat. Ekonomi bakanı Rachel Reeves 2026 için büyüme tahminini %1,6’dan %1,1 seviyesine çekti.
Daha şubat ayında bu revizyon yapılıyorsa siz bu sene büyümesini sıfır bilin.
Reeves ayrıca 2026’da işsizlik seviyesinin tepe seviyesini göreceğini ve inişe geçeceğini belirtti. (Tepe seviyesini görmekte olduğu kesin de iniş kısmı şüpheli).
Reeves bu kötü haberlerin dışında İşçi Partisi’nin ekonomik politikasını savundu.
Orta Doğu’daki kriz ve küresel belirsizlik ortamında doğru yolda olduklarını belirtti.
İran’a yapılan saldırılar devam eder ve İngiltere’nin en önemli gaz tedarikçilerinden olan Katar’dan İngiltere’ye tankerler ile LNG akışı kesilirse, zaten çok pahalı olan İngiltere’de gaz fiyatları ne seviyeye çıkar kim bilebilir?
Reeves’in ekonomik öngörüleri Pollyanna öngörüleri haline gelir.
HÜKÜMETE DESTEK DİPLERDE Ekonomiyi bir kenara park edelim ve politik vaziyete bakalım.
You Polls’un 3 Mart 2026 tarihli hükümet destek anketindeki vaziyete göre hükümete destek oranı %12 ile dip seviyede. %19 “bilmiyorum” diyor, %69 ise hükümeti desteklemiyor.
Bu vaziyetteki bir hükümetin verdiği kararların meşruiyeti de elbette tartışmalıdır.
Halktan bu derecede kopuk bir hükümetin Ukrayna ve İran’daki çatışma ortamı konusunda hiç ağzını açmaması gerekir.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırması konusu ise Başbakan Starmer’in zaten çokça olan problemlerine bir yenisini ekledi.
Starmer gayet farkında ki halk ve özellikle kendi parti tabanı İran ile savaş istemiyor.
Zaten bunca ekonomik sorun arasında Ukrayna’ya verilen parasal destekler milletin tepesini attırmış durumda şimdi bir de İran savaşına sürüklenme durumu belirdi.
BAŞBAKAN ÇARK ETTİ Starmer önce efelik yaptı ve Trump’a diklenerek İngiltere’nin ABD ve İsrail ile beraber bu saldırılara katılmayacağını ve askeri üslerini kullandırmayacağını belirtti.
Starmer hükümetinin havadan (saldırılarla) rejim değişikliğine inanmadığını belirtti ve Irak savaşında alınan dersleri hatırlattı.
Daha sonra askeri üslerin sadece savunma amaçlı kullandırılabileceğini belirterek kısmen çark etti.
Daha sonra iyice çark ederek uçaklarının ‘savunma amaçlı’ İran füze rampalarına saldıracağını belirtti.
Yani ‘savunma amaçlı İran’ı bombalayacağız’ gibi saçma sapan bir noktaya geldi.
ABD ile pazarlık masasında olan askeri üsler ise Kıbrıs’taki ve Hint Denizi’nde, İran’a çok da uzak olmayan Diego Garcia üsleri.
STARMER’A BİR TOKAT DA SARIŞIN TESİSATÇI SPENCER’DAN İşçi Partisi lideri ve Başbakan Keir Starmer bir yenilgiyi de seçim cephesinde aldı. ‘Greater Manchester’ bölgesinde, Gorton ve Denton şehrinde, 26 Şubat’ta ilgili şehri Parlamento’da temsil eden vekili yenilemek için bir ara seçim yapıldı.
Bölge 1936’dan beri İşçi Partisi’nde yani neredeyse bir asır olmuş, hiç kaybetmemişler.
Malum çalışan işçi sınıfının kalesi olan bölge.
Sonuç ne oldu dersiniz?
İşçi Partisi bırakın birinci parti olup seçimi kazanmayı, ikinci parti bile olamadı.
Seçimin net kazananı Yeşiller Partisi’nin adayı sarışın tesisatçı bayan Hannah Spencer oldu.
Tesisatçı derken yani mesleği bildiğiniz tesisatçılık olan bir hanımefendi seçimi kazandı ve Londra’ya parlamentoya şehrini temsile yolcu edildi.
Yolu açık olsun diyelim.
Londra’da parlamentoda açıkçası çok tesisatçılık işi var, detaylarına girip Ramazan ayında midenizi bulandırmayalım.
Hannah hanımın işi başından aşkın olacaktır. %41 ile birinci parti olan Yeşiller’i %29 ile Nigel Farage’in Reform partisi takip etti.
Yani İngiltere siyaseti hem sağda hem solda ciddi oranda değişmiş durumda.
SİSTEM PARTİLERİ HEZİMETE UĞRADI Sistem partilerini millet deliğe süpürüyor.
Elbette tek bir seçim muhitine bakıp tüm İngiltere için genelleme yapamayız ama bu tür ara seçimler milletin nabzını tutmak için ve politikacıların kaçan ayarını düzeltmek için iyi oluyor doğrusu.
Bütün iktidar gücünü elinde tutan İşçi Partisi, küçücük bir şehirde rezil kepaze oldu.
Aslında seçimi Reform Partisi’ne kaybetseydi ve ikinci olsaydı durum bu kadar trajik olmazdı sonuçta ‘seçmen sağa kaymış’ denir geçilirdi.
Ama seçimi rakibi olan sol partiye kaybetti yani İşçi Partisi artık soldaki birinci parti değil, artık tabanını kaybetmiş durumda.
Konunun farklı bir yönü ise halkın seçip Parlamento’ya gönderdiği vekili ayak oyunları ile partiden atmak ile ilgili çünkü önceki seçimlerde Gorton ve Denton’da seçilen İşçi Partili vekil Andrew Gwynne’i Starmer partiden sudan sebepler ile atmıştı.
Sen misin Andrew’ı partiden atan.
Bu son seçimde Andrew ‘hastayım’ dedi ve aday olmadı, vatandaş ise Yeşiller’e kayarak İşçi Partisi’ne sağlam bir tokat çaktı.
İngiltere’deki Yeşiller Partisi’nin kıta Avrupa’sındaki liberal Yeşil partilerine benzemediğini ve anti-emperyalist tutum takındığını vurgulamalıyız.
Özellikle Almanya’daki Yeşiller Partisi ile aralarında dağlar kadar fark var, sadece isimleri benziyor.
KENAN POLEO’DAN TÜRKİYE’YE ELVEDA İngiltere’nin İstanbul başkonsolosluğunu son birkaç senedir yapmakta olan Kıbrıs Türkü kökenli Britanyalı diplomat Kenan Poleo, 1 Mart itibariyle görevini halefine devretti.
Kenan bey sosyal medyadan vatandaşlarımız ile hayli yakın ve sıcak bir ilişki kurmuştu doğrusu.
Döneminde Türkiye ve İngiltere ticaretinin de önemli ölçüde arttığını vurgulayalım.
Görev süresi içinde İngiliz finans kurumlarının Türkiye’de büyük bir güneş enerjisi projesine ve raylı sistem projesine kredi verdiğini belirtelim.
Kendisi için önemli bir diğer başarı ise İngiliz Eurofighter savaş uçaklarının Türkiye’ye satışında oynadığı aktif rol oldu.
Bu hoşçakal yazısında madalyonun olumlu yanları ile yetinelim.
Kenan bey’e yeni görevinde iyi şanslar diliyoruz.
İyi bildiği Kıbrıs bölgesinde görevlendirilmesi, KKTC’nin tam bağımsızlığı için çalışması, adadaki askeri üslerin Türkiye’ye devri yönünde çalışması aslında fena olmazdı doğrusu.
Vatandaşlarımız hem Twitter’dan hem Linkedin üzerinden kendisini takip ederlerse yanlış yola sapma durumunda kendisini ikaz edebilirler.
Mesela Twitter takipçileri veda mesajındaki ‘Ekumenik Patrik’ ifadesini hızla düzelttiler.
Kendisine gönderilen diğer mesajlardan örnekler sunalım: ‘Abi lütfen sonraki hayatında akşam yemeklerini atla’. ‘Saç ekimi yaptırmadan mı gidiyorsun?’. ‘Abi nereye daha karpuz kesecektik?’ İşin şaka tarafını bir kenara bırakırsak, İngiltere’nin Türkiye’ye gönderdiği diplomatların bölgeyi çok iyi bilen, iyi eğitim almış, hazırlık yapmış ve görev bölgesindeki halk ile iyi ilişki kurabilen profiller olduğuna dikkat çekelim.
AFERİN GENÇLER!
İDİL VE ARDA’DAN YAPAY ZEKA DEPREM CİHAZI 20 yaşındaki Arda Kancal (Dyson Mühendislik Okulu) ve İdil İğde (Imperial College London) isimli gençler, D-View ismini verdikleri otonom bir dron geliştirdiler.
Yapay zeka yazılımı destekli dron, deprem yıkıntıları altında kalanların tam yerlerini tespit etmekte kullanılmak üzere tasarlanmış.
Alette düşük maliyetli jeofon (ing: geophone) sensörleri kullanılmış.
Gençler arkadaşlarını depremde kaybettiklerinden Imperial Science kurumunun ‘Bir Fark Yaratmak’ isimli yarışmasına katılmışlar.
Yarışmanın konsepti düşük maliyetli bileşenler kullanarak gerçek hayat sorunları ile ilgili fark yaratıcı ürünler tasarlamak.
Türkiye’de de belki benzer kapsamda yarışmaların mühendislik öğrencileri için düzenlenmesi, nitelikli rehberlik ve yeterli proje bütçesi tahsisi ile bu tür faydalı tasarımları hayata geçirmek mümkün olabilir.
Arda ve İdil’i tebrikederiz.
ÇOK SANSÜRDEN DAHA ÇOK SANSÜRE DOĞRU Maalesef İngiltere’de özgür düşünce ve ifade özgürlüğü tepelerine karlar yağıyor.
Anlaşıldığı üzere hükümetin ilgili organları elektronik yazılım ve donanımlara arka kapılar açma konusunda pek hevesliler.
Son yayınların gösterdiği duruma göre, sadece kendi vatandaşlarını değil, ilgili sistemleri kullanan tüm insanların iletişimini gözetleme konusunda meraklılar.
Bu konuda İşçi Partisi’nin Apple’dan iCloud platformu için arka kapı talep etmesi konusu yaygın olarak medyaya yansımış durumda.
Hükümet sadece İngiliz vatandaşlarının Apple Bulut servislerinde tutulan resim, video ve verilerine ulaşma talebi ile yetinmiyor tüm dünya Apple kullanıcılarının bu verilerine ulaşma talebinde bulunmuş.
İfade hürriyeti konusunda da durum benzer şekilde endişe verici.
Prof.
Richard Werner’in 2 Mart tarihli X paylaşımına göre AB ve İngiltere, internette dijital kimlik kontrollerini artırmaktalar, özgür interneti kapatmaktalar.
Werner, İngiltere’de 3000’den fazla kişinin sosyal medyada kullandıkları ifadelerden dolayı tutuklandığını belirtiyor.
Deneyimli siyasetçi, youtuber ve politik parti lideri George Galloway ise mesaj ve videolarında, Moskova dönüşü Gatwick havalimanında saatler boyunca Polis tarafından alıkonulmasına, cep telefonuna el konulması durumuna isyan ediyor.
Umalım da İsrail ve ABD’nin Batı Asya’da yaptığı hukuksuz saldırılar sonucunda İngiltere hükümeti daha da otokratik yollara doğru kaymasın.
İngiltere’de bu saçmalıkların sonlanması için acilen bir genel seçime ihtiyaç var doğrusu.
SANCHEZ SAĞLAM DURUYOR: VASSAL OLMAYACAĞIZ!
Başbakan Pedro Sanchez tarafından yönetilen İspanyol hükümeti doğrusu tutarlı şekilde ABD ve İsrail’in Batı Asya’daki saldırganlığının karşısında kaya gibi dimdik duruyor.
İspanya, ABD’ye Rota ve Moron’da ortak işletilen askeri üslerin kullanımı konusunda kırmızı kart gösterdi ve yakıt tankeri gibi bazı ABD uçakları bu üsleri terk etmek zorunda kaldılar.
İspanya hükûmeti ABD-İsrail’in İran saldırılarını ‘savunulamaz’, ‘tehlikeli’ ve ‘hukuk dışı’ olarak tanımladılar.
Milyonlarca insanın hayatı ile Rus ruleti oynamak ve küresel bir felaketi tetikleme riskine dikkat çektiler.
Trump’tan ise derhal İspanya’ya ağır ticaret yaptırımları ve hatta tümden ticareti durdurma tehdidi geldi.
Bu durumda dahi İspanyol hükümeti geri adım atmadı.
Türkiye’nin malum İspanya ile ilişkileri gayet iyi seviyede ve daha da iyi seviyeye doğru yol alıyoruz.
İspanya, yerli Hürjet uçaklarımızı Türkiye’den satın alacak.
Bu uçaklar normalde Amerikan motorları ile teslim edilecekti fakat son gelişmelerden sonra bu konuyu bir daha düşünmek gerekebilir.
Madrid hükümeti ile tüm ekonomik, sosyal, askeri ilişkileri hızla en üst seviyeye çıkartmak için ortam çok uygun.
Avrupa’da tatil yapmayı düşünen vatandaşlarımızın ise bu ortamda, bahar ve yaz aylarındaki seçenekleri İspanya olmalı.
Schengen vize başvurularını da İspanya üzerinden yapmakta fayda olacaktır.
Hatta nasıl ki Yunanistan ile yapıldı ve Schengen anlaşması delindi, benzer şekilde Schengen harici belki İspanya ile ikili özel bir vize anlaşması imzalanabilir.
Türkiye’nin AB içindeki karar mekanizmalarında İspanya’yı güçlendirici pozisyon alması ve Batı Asya’da barışın sağlanması için İspanya ile beraber girişimlerde bulunulması doğru yönde adımlar olabilir.
TALON PROJESİ: GEMİLERE ACİL DRON KORUMASI LAZIM Anlaşılan savaş gemilerinin dronlara karşı savunma konusu Kraliyet Donanması’nda fazlaca uykuları kaçıran bir konu olmuş olsa gerek ki acil bir ihale düzenlendi.
Tedarik projesinin ismi TALON.
Bu program ile Kraliyet Donanması savaş gemilerine hızla dron koruma sistemleri tedariğini amaçlıyor.
Normal tedarik projelerinden çok daha hızlı tedarik ve uygulama isteniyor.
Aranan beceriler dronların tespiti, takibi, tanımlanması ve imhasını içeriyor.
Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre TALON projesi sadece olgun ürünler ile ilgileniyor ( daha geliştirme aşamasında olan tam hazır hale gelmemiş ürünleri dışlıyor) ve diğer savaş sistemleri ile ya sıfır veya çok az entegrasyon gerektiren çözümler peşinde.
İstenen savunma sisteminin en az 100 km², tercihen ve zaman içinde 2500 km² alan savunması yapabilmesi isteniyor.
Ayrıca sistemin bir saldırıda aynı anda en az 25 hedefi takip ve imha edebilmesi ve zaman içinde sayının 100’e çıkması isteniyor.
Savaş sürecinde operatörü de meşgul etmesi istenmiyor yani büyük ölçüde yapay zekâ ile otonom olması isteniyor.
Son olarak sistemin sıfır veya çok az modifikasyon ile farklı platformlarda kullanılabilmesi isteniyor.
İşin Türkçesi, bir konteyner içinde kendi sensörleri ve lancerleri olan sistem istiyorlar, öyle ki konteyneri savaş gemisinin güvertesine koyacaksın, konteynerdeki sistemler bağımsız olarak gemiyi dronlara karşı savunacak.
Öyle diğer savaş sistemleri ve gemideki sensörler ile aylarca sürecek yazılım entegrasyonu projeleri istemiyorlar, belli ki ihtiyaç ACİİİİİLLL.