Haber Detayı

Kadın sağlık emekçileri yaşadıkları sorunları anlattı: ‘Eril tıbbın hegemonyasına karşı varoluş mücadelesi yürütüyoruz’
Türkiye cumhuriyet.com.tr
08/03/2026 04:00 (4 saat önce)

Kadın sağlık emekçileri yaşadıkları sorunları anlattı: ‘Eril tıbbın hegemonyasına karşı varoluş mücadelesi yürütüyoruz’

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü nedeniyle kadın sağlık çalışanlarının sorunlarına ilişkin konuşan kadın sendika başkanları kadın sağlıkçıların yaşadığı sorunların toplum sağlığını da etkilediğini belirtti. Adil olmayan bir iş-yaşam dengesine mahkum edildiklerini belirten kadın sağlık emekçileri, eril tıbbın hegemonyasına karşı varoluş mücadelesi yürüttüklerini ifade etti.

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kutlamanın dışında; kadınlara karşı yapılan ayrımcılık ve şiddetin, her gün sayıları artan kadın cinayetlerinin ve tüm kadın sorunlarının bir kere daha dile getirildiği bir gün olmayı sürdürüyor.

Kadınlar çalışma yaşamında da sık sık bu sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

Özellikle sağlık alanında gece gündüz demeden çalışan kadınların sağlık kurumlarında yaşadığı sıkıntılar bitmiyor.

Bu çerçevede, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü nedeniyle kadın sağlık çalışanlarının sorunlarını kadın sendika başkanlarıyla konuştuk. ‘SORUNLAR, TOPLUM SAĞLIĞINI ETKİLİYOR’ 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün; kadınların toplumsal hayattaki emeğini, mücadelesini ve dayanışmasını anımsatan önemli bir gün olduğunu söyleyen Genç Sağlık Sendikası Kadın Kolları Genel Başkanı Sevda Koca, sağlık sektörünün kadın emeğinin en yoğun hissedildiği alanlardan biri olduğunu belirtti.

Hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde, acil servislerde ve sağlık hizmetinin olduğu her noktada kadın sağlık çalışanlarının büyük bir özveriyle görev yaptığını söyleyen Koca, “Kadın sağlık çalışanları yalnızca mesleklerini icra etmekle kalmıyor; aynı zamanda anne, eş ve evlat olarak hayatın birçok sorumluluğunu da omuzlarında taşıyor.

Uzun nöbetler, yoğun çalışma temposu, zaman zaman maruz kalınan şiddet ve mesleki zorluklara rağmen sağlık hizmetinin devamlılığı için büyük bir fedakârlık gösteriyorlar.

Özellikle son yıllarda sağlık sisteminde yaşanan yoğunluk, kadın çalışanların üzerindeki yükü daha da artırmıştır.

Gece gündüz demeden çalışan, hastalarına şifa olmaya çalışan bu emekçi kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesi, güvenli bir çalışma ortamının sağlanması ve emeklerinin hak ettiği değeri görmesi büyük önem taşımaktadır.

Kadın sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlar yalnızca bir meslek grubunun sorunu değil, aynı zamanda toplum sağlığını doğrudan etkileyen bir konudur.

Daha adil, daha güvenli ve daha insani çalışma koşulları hem çalışanların hem de sağlık hizmeti alan vatandaşların yararına olacaktır.

Bu nedenle 8 Mart sadece bir kutlama günü değil; aynı zamanda kadınların emeğinin görünür olması, haklarının korunması ve eşit bir çalışma hayatı için güçlü bir çağrıdır.

Kadın sağlık çalışanlarının sesi duyuldukça, dayanışma büyüdükçe ve emek değer gördükçe sağlık sistemi de güçlenecektir.

Başta sağlık alanında görev yapan emekçi kadınlar olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, emeklerinin ve mücadelelerinin her zaman saygıyla anılması gerektiğini vurgulamak istiyorum” dedi. ‘ÇALIŞMA YAŞAMI HER GÜN ZORLAŞIYOR’ 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün, yüzyılı aşkın bir süredir kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam mücadelesinin adı olduğunu belirten Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Dr.

Derya Uğur da kadın emeğinin en yoğun olduğu alanlardan birinin sağlık ve sosyal hizmet alanı olduğunu ve bu alandaki kadın emekçilerin, yurttaşların sağlığı için büyük bir özveriyle görev yaptıklarını vurguladı.

Kadın sağlık emekçilerinin uzun ve düzensiz çalışma saatleri, yoğun iş yükü, personel yetersizliği, performans baskısı ve güvencesiz çalışma biçimlerine maruz kalarak çalışma yaşamlarının her geçen gün daha da zorlandığına dikkat çeken Uğur, “Bunun yanında sağlıkta şiddetin artması, işyerlerinde mobbing ve baskı uygulamaları, kadın emekçilerin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpranmasına neden olmaktadır.

Kadınlar yalnızca işyerinde değil, toplumsal yaşamda da çok yönlü yüklerle karşı karşıya kalmaktadır.

Çalışma hayatındaki sorumluluğun yanında bakım emeğinin büyük bölümünü de üstlenmek zorunda kalan kadınlar, adil olmayan bir iş ve yaşam dengesine mahkum edilmektedir.

Çocuk bakımına yönelik kamusal desteklerin yetersizliği, aile bütünlüğünü görmezden gelen tayin uygulamaları ve güvencesiz çalışma koşulları emekçi kadınların yaşamını daha da zorlaştırmaktadır” diye konuştu. ‘CAYDIRICI YASAL DÜZENLEMELER HAYATA GEÇİRİLMELİ’ Genel Sağlık-İş olarak taleplerini, Sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınların insanca çalışma koşullarına sahip olabilmesi için sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik caydırıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmeli, güvenli çalışma ortamları sağlanmalı, personel eksikliği giderilmeli ve liyakatsiz yöneticilerin baskı ve mobbinglerine acilen son verilmelidir. 7/24 hizmet veren kreş ve bakım evlerinin açılması, aile birliğini gözeten tayin haklarının güvence altına alınması ve kadın emekçilerin insanca yaşayabileceği ücret ve emeklilik koşullarının sağlanması acilen hayata geçirilmelidir ifadeleriyle açıklayan Uğur, “8 Mart’ın tarihsel mirası, bizlere dayanışmanın ve mücadelenin gücünü hatırlatmaktadır.

Sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınların hakları, güvenliği ve onurlu çalışma koşulları için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. ‘KADIN TEMSİLİYETİ CAM TAVANA TAKILIYOR’ 8 Mart’ın kadınların mücadele tarihinin günü olduğunu ifade eden Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey ise, “Dinci, gerici, muhafazakar sistemlerin her dönem emeğimize, bedenimize, hayatlarımıza kastettiği uzun bir mücadele tarihinden bahsediyoruz.

Sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınlar şifacılıktan bu yana eril tıbbın hegemonyasına karşı varoluş mücadelesi yürüttü, yürütmeye devam ediyor” dedi.

Sağlık sisteminin hem yönetsel hem de istihdam ve ücret politikaları ile dönüşümünü tamamladığını söyleyen Karacabey, “Hastanın müşteri, çalışanların performans baskısı ile sayıdan ibaret iş bitirmeye zorlandığı bir sağlık sistemi var artık.

Sağlık iş kolunda emekçilerin yüzde 60’dan fazlası kadınlardan oluşur.

Bu duruma rağmen başta yönetim kadroları olmak üzere karar alma ve yönetim mekanizmalarında kadın temsiliyetinin cam tavanlara takıldığını görüyoruz.

Aynı tabloyu kadınların büyük çoğunlukla var ettikleri sendikalardaki temsiliyetlerinde de görüyoruz” ifadelerini kullandı. ‘TOPLUMUN SAĞLIK HAKKI İÇİN SÖZ YÜKSELTECEĞİZ’ Kadın sağlık emekçilerinin ‘tıbbın eril baskısına’ karşı ayrıca mücadele ettiğini belirten Karacabey, “Şiddet her biçimiyle sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınların temel sorunudur.

Sosyal çalışmacı kadın emekçilerin saha çalışmalarındaki yalnızlığı onları şiddete açık hala getirmekte.

Pek kadın emekçi ölümle burun buruna gelmekte, tehditlerden dolayı kurum hatta il değiştirmek zorunda kalmaktadır.

İş yerleri mobbing ve baskının neredeyse kurumlaştığı mekanlara dönüştü.

Bu baskılar her zaman idarecilerden gelmiyor.

Kadın emekçiler iş arkadaşları erkekler tarafından psikolojik baskı, şiddete, tacize maruz kalmaktadır.

İstihdamın, ücretlendirmenin giderek parçalandığı iş kolumuzda bakım yükü altındaki kadınlar, erkek meslektaşlarına göre daha az kazanmakta, gebelik, emzirme izinleri idarecilerin keyfiyetine bırakılmaktadır.

Aile yılından aile on yılına evirilen süreçte kamuya müjdelenen yarım gün çalışma iznini kullandığı için sürgün edilen meslektaşlarımız var.

Sağlık ve sosyal hizmet politikaları ne emekçileri ne halkı memnun etmemektedir.

Yoksulluk en temel sorun olarak tüm halkı etkilerken; haber aralarında geçen yeni doğan çeteleri, ilaç ve uyuşturucu çeteleri sağlık ve sosyal hizmet politikalarının geldiği noktayı göstermektedir.

Bu açıdan 8 Mart’ta kadınların yoğun olduğu iş kolumuzda taleplerimiz sadece ekonomik, özlük haklarımız değil halkın sağlık ve sosyal hizmet hakkını da kapsamaktadır.

Baskı ve zor zamanlarında nasıl ki kadın mücadelesi sokakları aşan bir irade ortaya koyduysa, bugün de sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınlar kendilerinden başlayarak toplumun sağlık ve sosyal hizmet hakkı için aynı iradeyle sözünü yükseltecektir.

Çünkü emek bizim söz bizim.

Yaşasın 8 Mart!” değerlendirmesinde bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri