Haber Detayı
Iran Başkonsolosu Aydınlık’ın sorularını yanıtladı: Siyonist rejim kirli işler yapıyor
ABD ve İsrail’in bazı küçük grupları kullanarak İran’a engel olabilecekleri yönünde kendilerini avuttuğunu belirten Mohammadi, ‘Bu konu çok önemli bir konu değil çünkü İran kendi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumakta çok güçlüdür ve kesinlikle böyle gruplara izin vermez.’ dedi.
İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ahmad Mohammadi, Aydınlık’ın sorularını yanıtladı.
ABD ve İsrail’in hesaplarının tutmadığını bildiren İranlı diplomat, ülkesinin devleti ve milletiyle ayakta olduğunu söyledi.
İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in herhangi bir sığınağa sığınmak yerine ofisinde çalışmayı seçtiğini hatırlatan Mohammadi, “Halk da bunu gördü ve çok değer biçti.” dedi.
İranlı diplomat, ayrılıkçı küçük grupların başarı şansı olmadığını vurguladı.
İşte İranlı diplomatın sorularımıza yanıtları… - İran, 12 Gün Savaşı’nda ilk yanıt için 20 saat kadar beklemişti.
Son saldırıda ise 2 saat içinde çok hızlı ve kapsamlı bir yanıt geliştirdi.
Konuya ilişkin değerlendirmenizle başlayalım isterseniz… Öncelikle size ve Aydınlık Gazetesi okurları ile Ulusal Kanal izleyicilerine selamlarımı iletiyorum.
Başsağlığı dileğiniz için de teşekkür ederim.
Uluslararası olayları yaşandığı zamana göre değerlendirmemiz gerekiyor.
Nedenlerini incelememiz ve hangi parametrelerin bu sonucu doğurduğuna bakmamız gerekiyor. 12 Gün Savaşı ile şu anki savaşı karşılaştırmamı istediniz.
Biliyorsunuz ki savaş öncesi ABD’nin İran’a yönelik tehditleri gün geçtikçe artıyordu.
Amerikan rejimi bölgeye silah yığıyor, gücünü takviye ediyordu.
Bizim Silahlı Kuvvetlerimizin temel görevi, herhangi bir saldırı ihtimaline karşı hazırlıklı durmaktır.
Nitekim Dışişleri Bakanımız da müzakereler sırasında bir yandan diplomasi yürürken bir yandan da Silahlı Kuvvetlerin kendi görevlerini yapmayı sürdürdüğü açıklamıştı. ‘DEVLET SORUNSUZ İŞLİYOR’ - Savaşın birinci haftası doldu.
Biz buradan İran Devleti ve Milleti’nin ayakta olduğunu görüyoruz.
İsrailliler sığınaktayken İran’da meydanlar doluyor.
Siz şu an ki durumu nasıl görüyorsunuz?
İran İslam Cumhuriyeti’nin düşmanları, siyonist rejim ve emperyalist Amerika, bizim din liderimizin şahadeti üzerine kendilerince bir hesap yapmışlar.
Ki bu eylem tamamıyla uluslararası kurallara aykırıdır.
Böyle bir eylemde İran Milleti ve Devleti’ni çökerteceklerini zannettiler.
Ancak bilmiyorlar ki bizim devletimiz tamamen halkın gücüne dayalı bir sisteme sahiptir.
Dini liderimizin şahadetinden hemen sonra da devletimizin siyasi nizamının, kendi işleyişinin normal şekilde devam ettiğini ve hiçbir sorun yaşanmadığını gördüler.
Diğer taraftan bizim dini liderimiz herhangi bir sığınağa sığınmadı, normal halk gibi hayatını sürdürdü, kendi ofisinde çalıştı.
Halk da bunu gördü ve çok değer biçti.
Şu anda milletimiz de kendi hayatını sürdürüyor ve devletine desteğini veriyor.
Bu destek düşmanın yenilgisine kadar sürecektir. - Türkler ve İranlılar binlerce yıldır kardeş milletler.
Yüzlerce yıldır savaşmadan komşuluk yapıyoruz.
Bu süreçte Türkiye Devleti ve Milleti’nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İyi bir konuya değindiğiniz.
Çok şükür ki İran ve Türkiye devleti ve halkları arasında yüzyıllarca dostlukları var, geliş gidişler çok fazla, ortak kültür ve dil paydalarımız var.
Türkiye’de de çok İranlı var.
Öğrencilerimiz var.
İranlılar Türkiye’yi kendi ülkeleri gibi hissediyorlar.
Türk vatandaşları için de bu geçerli.
İran’a kendi evleri gibi rahatlıkla gidip gelebilirler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Sayın Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı, İran’a karşı çok pozitif bir duruş sergilediler.
Bu konuda hem kendilerine hem de Türk Milleti’ne desteklerinden dolayı çok teşekkür ederim. ‘İRANLILAR ÜLKESİNE DÖNÜP YARDIM ETMEK İSTİYOR’ - Savaşın başından itibaren Türkiye’deki İran vatandaşlarının vatanlarını savunmak için ülkelerine dönmek istediğine dair haberler çıktı.
Bu konuda size başvurular var mı?
Savaş nedeniyle bazı uçuşlar yapılamadı ve İranlı vatandaşlarımız evlerine dönemediler.
Bu konuda bizden de yardım istediler.
Bazı havayolu ve otobüs şirketleriyle görüşmeler yaptık.
İranlılar eğer ülkeleri bir yabancı ülkenin saldırısına uğradıysa her zaman ülkelerine dönmeye çabalamışlardır.
Türkiye’ye ticaret için gelen ve henüz işleri bitmemesine rağmen ülkesine, evine, dönmek isteyen vatandaşlarımız oldu.
Biz milletimizin yanında olmak istiyoruz, ülkemize yardımcı olmak istiyoruz dediler.
Bu birlik, beraberlik ve vatanseverlik İran halkına çok özel bir huydur.
Normalde bazı ülkelerde savaş olunca büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz.
Halbuki İran halkıyla ilgili bu geçerli değil.
İranlılar şevkle İran’a dönmek ve yardım etmek istemektedir. ‘İRAN BU GRUPLARA İZİN VERMEZ’ - ABD ve İsrail ayrılıkçı Kürt grupları sahaya sürmek için açıktan çağrı yaptı.
Bu konuya bakışınızı öğrenmek isteriz.
İran çeşitli etnik gruplardan oluşuyor ve bunlar bin yıllarca el ele verip kendi ülkelerini kurmuşlar ve her zaman yabancı bir saldırıya karşı ülkelerini, topraklarını korumuşlar.
Değerli Kürt vatandaşlarımız da her zaman İran İslam Cumhuriyeti’ni sevmişler ve hiçbir zaman kendi ülkelerinde bir sorun yaşanmasına müsaade etmemişler, herhangi bir güvenlik sorunu da yaratmamışlar.
Amerika ve siyonist rejim İsrail, bazı küçük grupları kullanarak İran İslam Cumhuriyeti’nin işleyişine mani olabilecekleri yönünde kendilerini avutuyorlar.
Ama bu konu çok önemli bir konu değil çünkü İran İslam Cumhuriyeti kendi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumakta çok güçlüdür ve kesinlikle böyle küçük gruplara izin vermez. - Sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkür ederiz.
Son olarak Türk Milleti’ne bir mesajınız var mı?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Milleti’ne çok teşekkür ederim.
İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı her zaman pozitif bir bakışları olmuştur.
Çok mutluyum ki kendi görevimi Türkiye’de yapıyorum.
Kendilerinin siyonist rejime bakışını da biliyoruz.
Türk Milleti de mazlum Filistin ve Gazze halkını savunuyorlar.
Bu beni çok mutlu ediyor.
Böyle bir ülkede yaşadığım için çok teşekkür ederim herkese çok saygılar selamlar sunarım. ‘SİYONİST REJİM KİRLİ İŞLER YAPIYOR’ - Bir füze meselesi yaşandı.
İran Türkiye’yi hedef almadığını ve egemenliğine saygı duyduğunu açıkladı.
Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Bu konu, en başından itibaren diplomatik mecralar tarafından takip edildi.
İki ülkenin değerli Dışişleri Bakanları birbirleriyle görüştüler.
Silahlı Kuvvetlerimiz bu konuyla ilgili bir açıklama yaparak “Türkiye toprakları kesinlikle hedef değildir.” dedi.
Açıkçası başka bilgim yok ama bu konu elbette değerlendiriliyordur, acaba füze hangi yönden ateşlenmiştir diye bakılıyordur.
Ama biliyorsunuz ki şu an hiçbir uluslararası kurala uymayan siyonist bir rejimle karşı karşıyayız.
Masum insanları katlediyorlar.
Kendi işlerine meşruiyet kazandırmak için de başka kirli işler yapıyorlar.
Dolayısıyla bu gibi hareketler de yapabilirler.
İki ülke arasındaki dostluk bağlarını zedelemek için uydurma da olabilir.