Haber Detayı

Fitne siyaseti: Türkiye, Azerbaycan ve İran arasında nefret tohumu eken plan
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
06/03/2026 22:16 (8 saat önce)

Fitne siyaseti: Türkiye, Azerbaycan ve İran arasında nefret tohumu eken plan

Savaş ortamında bölge halklarının duygularını kışkırtan, sosyal medyada öfke ve nefret dalgası oluşturan söylemlere dikkatle yaklaşılması gerekmektedir. Çünkü tarih, bu tür atmosferlerin çoğu zaman dış aktörlerin planlarının bir parçası olduğunu defalarca göstermiştir

Bölgemiz tarih boyunca dış müdahalelerin ve büyük güçlerin hesaplarının sahnesi olmuştur.

Ancak bugün yaşanan gelişmeler, eski bir stratejinin yeniden devreye sokulduğunu gösteriyor: Komşu halkları birbirine düşürmek ve bölgeyi içeriden zayıflatmak.

Uzun yıllardır ABD ve İsrail’in Orta Doğu ve Güney Kafkasya’da izlediği politikaların temelinde tam da bu yaklaşım yatmaktadır.

Doğrudan savaşın maliyetli olduğu durumlarda, toplumlar arasında güvensizlik üretmek, etnik ve siyasi fay hatlarını harekete geçirmek ve kamuoylarını birbirine karşı kışkırtmak, bu stratejinin en etkili araçları olarak kullanılmaktadır.

Bugün dikkatle bakıldığında, İran, Türkiye ve Azerbaycan arasında psikolojik bir cephe oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir.

Oysa bu üç ülke yalnızca komşu devletler değildir; tarih, kültür ve ekonomik ilişkiler açısından birbirine bağlı üç önemli bölgesel aktördür.

Bu nedenle aralarındaki bir gerilim yalnızca ikili ilişkileri değil, tüm bölgesel dengeleri etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

ETNİK FAY HATLARINI HAREKETE GEÇİRME GİRİŞİMİ Son dönemde bölgedeki bazı gelişmeler, etnik kartların yeniden sahaya sürülmek istendiğini düşündürmektedir.

İran’da Kürtler, Türkler ve diğer topluluklar yüzyıllardır aynı coğrafyada yaşamaktadır.

Ancak dış müdahalelerin en tehlikeli yönlerinden biri, bu çeşitliliği bir çatışma aracına dönüştürmeye çalışmasıdır.

Bölgesel gerilimlerin etnik kimlikler üzerinden büyütülmesi, yalnızca bir ülkenin iç meselesi olarak kalmaz.

Böyle bir süreç kısa sürede sınırları aşar ve komşu ülkelerin kamuoylarını da etkileyen bir krize dönüşebilir.

Bu nedenle bölge halklarının duygularını kışkırtan, sosyal medyada öfke ve nefret dalgası oluşturan söylemlere dikkatle yaklaşılması gerekmektedir.

Çünkü tarih, bu tür atmosferlerin çoğu zaman dış aktörlerin planlarının bir parçası olduğunu defalarca göstermiştir.

MEDYA VE PSİKOLOJİK SAVAŞ Modern çağda savaş yalnızca cephede yürütülmez.

Medya, sosyal ağlar ve bilgi akışı artık siyasi mücadelelerin en önemli alanlarından biri haline gelmiştir.

Kamuoyunda öfke ve korku oluşturmak, toplumları birbirine karşı konumlandırmak ve gerçekliği çarpıtan anlatılar üretmek, psikolojik savaşın temel yöntemleri arasında yer almaktadır.

Bugün Türkiye ve Azerbaycan kamuoyunun da bu tür manipülasyonlara karşı dikkatli olması gerekmektedir.

Çünkü bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen güçler için en büyük başarı, komşu halkların birbirine düşman hale gelmesidir.

BÖLGENİN GERÇEK ÇIKIŞI: İŞBİRLİĞİ Oysa bölgenin gerçek ihtiyacı çatışma değil, işbirliğidir.

Türkiye, Azerbaycan ve İran arasındaki ekonomik, kültürel ve stratejik ilişkiler yalnızca bu ülkelerin değil, tüm bölgenin istikrarı açısından büyük önem taşımaktadır.

Bölge halklarının birbirine karşı kışkırtılması, yalnızca dış aktörlerin işine yarar.

Çünkü parçalanmış ve birbirine güvenmeyen bir bölge, dış müdahalelere her zaman daha açık hale gelir.

FİTNE SİYASETİNE DİKKAT Fitne zamanlarında en büyük sorumluluk toplumların sağduyusundadır.

Türkiye, Azerbaycan ve İran halkları tarih boyunca birçok zorlu dönemi birlikte aşmıştır.

Bugün de aynı bilinçle hareket edilmesi, bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemek isteyen planların boşa çıkarılması açısından hayati önem taşımaktadır.

Unutulmamalıdır ki nefretin ve kışkırtmanın kazananı olmaz.

Ancak akıl, diyalog ve bölgesel dayanışma, dış müdahalelere karşı en güçlü cevaptır.

Çünkü bu coğrafyada kalıcı olan şey çatışma değil, halkların ortak kaderidir. *İran’da Radyo Goftogu’nun siyasi uzmanı ve araştırmacısı.

İlgili Sitenin Haberleri