Haber Detayı

İHD'den 8 Mart Açıklaması: "Kadına Yönelik Şiddet, Çeşitli Uygulamalarla Adeta Meşrulaştırılmaktadır"
Güncel haberler.com
06/03/2026 14:03 (21 saat önce)

İHD'den 8 Mart Açıklaması: "Kadına Yönelik Şiddet, Çeşitli Uygulamalarla Adeta Meşrulaştırılmaktadır"

İnsan Hakları Derneği, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Malatya'da kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, kadına yönelik şiddetin sistematik ve yaygın şekilde devam ettiği vurgulanarak, İstanbul Sözleşmesi'nin önemine dikkat çekildi.

Haber: Mehmet Duran ÖZKAN / kamera: Erdal AKBUĞA(MALATYA)- İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde yurt genelinde düzenlediği eş zamanlı eylem kapsamında Malatya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde, "Neredeyse her güne yeni bir kadın cinayeti haberiyle başlıyoruz.

Buna karşın Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten siyasal irade toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu tamamen gündemden çıkarmış durumdadır.

Kadına yönelik şiddet, çeşitli uygulamalarla adeta meşrulaştırılmaktadır.

Biz kadınlar güvende değiliz.

Yaşam güvencemiz yoktur" açıklaması yapıldı.İnsan Hakları Derneği (İHD), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde kadına yönelik şiddete dikkat çekmek için ülke genelinde eş zamanlı açıklama yaptı.

Malatya'da Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasını Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şube Başkanı Cansu Can okudu.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Kadına yönelik şiddet sistematik ve yaygın biçimde uygulanıyor" "8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde insan hakları savunucusu kadınlar olarak, İnsan Hakları Derneği'nin bulunduğu tüm şubelerde ortak bir eylem gerçekleştirerek kamuoyuna ve siyasal iradeye bir uyarı açıklaması yapmak istedik.

Bu açıklamanın, kadına yönelik şiddet konusundaki taleplerimizin değerlendirilmesi için güçlü bir çağrı olarak kabul edilmesini istiyoruz."Bilindiği üzere coğrafyamızda erkek egemen, militer ve feodal değer yargıları olağanüstü derecede içselleştirilmiş durumdadır.

Bu anlayışın sonucu olarak kadına yönelik şiddet sistematik ve yaygın biçimde uygulanmaktadır.

Neredeyse her güne yeni bir kadın cinayeti haberiyle başlıyoruz.

Hatta geçtiğimiz hafta 1 gün içinde 6 kadının katledildiğine tanıklık ettik.

Buna karşın Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten siyasal irade toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu tamamen gündemden çıkarmış durumdadır.

Kadına yönelik şiddet, çeşitli uygulamalarla adeta meşrulaştırılmaktadır.

Biz kadınlar güvende değiliz.

Yaşam güvencemiz yoktur." "İstanbul sözleşmesi en kapsamlı uluslararası metindir" Kadına yönelik şiddetle mücadelede en kapsamlı uluslararası metnin İstanbul Sözleşmesi olduğu vurgulanan açıklamada, şöyle dendi:"Bu sözleşme, bizim coğrafyamızda verilen kadın mücadelesinin bir sonucu olarak hazırlanmıştır.

Diyarbakır'da annesi eşi tarafından öldürülen, kendisi de ağır yaralanan Nahide Opuz'un başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'yi kadına yönelik şiddet konusunda gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle mahküm etmiştir.

Bu kararın ardından Avrupa Konseyi, üye devletlere kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin kapsamlı bir sözleşme hazırlanması çağrısında bulunmuştur.

İstanbul Sözleşmesi bu süreçte hazırlanmıştır."Sözleşme 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açılmış, ilk imzacısı Türkiye Cumhuriyeti devleti olmuştur.

Sözleşme, imzacı devletlere kadına yönelik şiddetin; erkeklerin kadınlar üzerinde tahakküm kurmasına, ayrımcılığa ve tarihsel eşitsiz güç ilişkilerine dayandığını kabul etme ve buna karşı kapsamlı politikalar geliştirme yükümlülüğü getirmiştir." "2025 yılında 294 kadın öldürüldü" Açıklamada kadın cinayetlerine ilişkin veriler de paylaşılarak şu ifadelere yer verildi:"2025 yılında 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.

Katillerin kimliklerine bakıldığında en büyük oranı kadınların evli oldukları erkekler oluşturmaktadır.

İkinci sırada eski partnerler, üçüncü sırada ise akrabalar yer almaktadır.

Bu tablo açıkça göstermektedir ki erkek egemen ve feodal aile yapısı kadınları öldürmektedir. 2025 yılının 'Aile Yılı' ilan edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının adeta yasaklanması, kadınların en çok şiddete maruz kaldığı alanın aile içi olduğunu görmezden gelmektir."

İlgili Sitenin Haberleri