Haber Detayı
Çamaşır makinesi nerede?
Siyasetin liderlere neler yaptırdığı son örnekle küresel düzeyde gündemde.
Siyasetin liderlere neler yaptırdığı son örnekle küresel düzeyde gündemde.
Trump yönetimi işe başladığında geçmiş iktidarların Ortadoğu’da yaptıklarına köklü eleştiriler yöneltmişti.
Irak örneği veriliyor, kayıpların kazançlardan daha fazla olduğu savunuluyordu.
Yurttaşlarını sokak ortasında öldüren ve Epstein dosyasıyla sıkışan Trump ve yönetimi, hata dedikleri şeyleri yapmaya başladılar.
Kendileri de Ortadoğu’ya saplandılar.
Netenyahu ’nun hastalık düzeyindeki hırslarına eşlik ettiler.
İran’da da kız çocuklarını topluca öldürdüler.
Trump yönetiminin İran saldırılarındaki stratejik hedefsizliği net olarak ortada.
KÜRTLERE YAZIK OLMASIN ABD-İsrail’in İran’a saldırılarına Türkiye boyutuyla bakmak ve kafa yormak biz yurttaşların doğal görevi.
Buradan bakınca birşey dikkat çekiyor.
İran’daki savaş, Ortadoğu’da Kürtlerin “şeytanlaştırılması” riskini taşıyor.
En azından bu yönde bir algının geliştirilmesi riski bulunuyor.
Yakın zamana kadar Suriye’de YPG, ABD desteği ile SDG olup sorunun merkezine yerleşti.
Türkiye’de terör örgütü kırk yılı aşkın süredir şiddet üretiyordu, yeni silah bırakma aşamasına geldi.
Irak’ta Kürt grupların tarihine bakılırsa benzer aşamalar yaşadıkları görülür.
İran’daki Kürtlerin tarihi de benzer.
Şimdi yine Kürt kimliği üzerinden İran’a karadan saldırı fikri, olumsuz bakışı körüklemesi açısından ciddi risk.
Hak arayışları kesinlikle anlayışla karşılanabilir.
Peki, kitlesel ve bölgesel algı ne olacak?
Kürtleri, “Bölgedeki her ülkede yönetimleri zayıflatmak için kara gücü” olarak görme arayışı ve algısı herkese zarar verir.
ABD-İsrail’in Irak üzerinden İran’a Kürt gruplarla saldırması kendi politikaları için gerekli olabilir.
Ancak bu konu her boyutuyla sorunlu.
Irak’ın yüzde 65’i Şii.
İran’a bağlı Şii gruplar biliniyor.
Bu girişim Irak’ta Kürt-Şii gerginliğini gündeme getirir.
Bölgede bu başlıkta yaşanacak her olumsuzluk doğal olarak Türkiye’yi de etkiler.
HAVA SAVUNMASI İran’daki savaş nedeniyle Türkiye’nin en yakından hissettiği bir diğer konu eksikliğini duyduğumuz hava savunma konusudur.
İsrail’in “Demir Kubbe” sinden esinlenerek “Çelik Kubbe” ismi verildi projeye… Türkiye’de Atatürk ’ten sonra havacılığa ve hava savunmasına önem verilmediği herşeyiyle ortadadır.
Riskleri önceden hissedecek bir devlet yapılanması oluşturamadık.
Son iktidar da hem bu konuyu hem de savunma sanayisini iç siyasetin bir aracı olarak görüyor.
Erdoğan , savunma sanayisinde yüzde 80 yerliliğe ulaşıldığını her fırsatta söylüyor.
Kalan yüzde 20’lik dilimin öneminin İran’a saldırılar çerçevesinde anlaşılmasını umuyoruz.
Milli Savunma Bakanı Güler , muhalefetin, S-400’lerin çalışıp çalışmadığı yönündeki sorularına, “İhtiyaç olduğunda çalışır.
Ne bu, çamaşır makinesi mi?” yanıtını vermişti.
Önceki gün İran’dan atılan bir füzeyi imha eden NATO füzesinin parçası Hatay Dörtyol’a düştü.
İncirlik’te bir Patriot bataryası konuşlu bulunan İspanya’nın Savunma Bakanı Cadena, “İzlenen yörünge, İran’ın batısından Türkiye’nin güneyindeki Adana yakınlarında bulunan İncirlik Üssü’ne doğru fırlatılmış bir füzeyle uyumludur” dedi.
O zaman soralım.
S-400’lere, çamaşır makinesinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz.
S-400’ler çalışıyor mu?
Yok çalışmıyorsa, 2,5 milyar doları bu sistemlere niye verdik?