Haber Detayı

Milli parkların ölüm fermanı
Cumhuriyet'in egesi cumhuriyet.com.tr
06/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Milli parkların ölüm fermanı

Türkiye’nin korunan alanlarını ticari işletmelere açan 30 maddelik teklif Meclis’te parça parça geçiyor. Ülke yüzölçümünün yüzde 1’ini oluşturan bu alanların akıl tutulması ile ranta kurban edildiğini belirten Ahmet Hüsrev Özkara, koruma statüsünün fiilen yok edileceğine dikkat çekerek “Koruma alanlarının ölüm fermanı” dedi.

AKP’nin Meclis’e sunduğu 30 maddelik ‘Milli Parklar ve Kültür Alanlarını Düzenleyen Kanun Teklifi’, Türkiye’deki 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı, 136 sulak alan, 85 yaban hayatı geliştirme sahasını tehdit ediyor.

Meclisten geçen 5. maddeye göre; milli parklarda, bedeli karşılığında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı izni ile petrol-doğalgaz iletim hattı, trafo, su ve benzeri altyapı tesisleri inşa edilebilecek.

Teklifteki 6. ve 7. maddeye göre de Milli Parklar Genel Müdürlüğünün ‘lüzum gördüğü yerlerde’ döner sermayeli işletmeler de kurabilecek.

Bu işletmeler için tahsis edilen sermaye miktarını 5 katına kadar artırmaya ise Cumhurbaşkanı yetkili olacak. “MİLLİ PARKLAR BELEDİYE PARKI DEĞİLDİR” Teklifin maddelerini tek tek inceleyerek tasarının bir akıl tutulması olduğunu ifade eden Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, “Koruma zonu dediğimiz alanlarda bilimsel amaç dışında herhangi bir faaliyet yürütülemez.

Aksi takdirde buraları korumanın bir anlamı kalmaz.

Ülkemizin sadece yüzde 1'i korunan alan statüsünde; en azından bu yüzde 1'e dokunmayın.

Teklifin 6. maddesinde yer alan ‘işletir, işlettirir’ ifadesi, özel şirketlerin bu alanlarda ticari faaliyet yürütebileceği anlamına geliyor.

Bu alanların içerisinde toplumu bilinçlendirme, bilgilendirme ziyaretçi merkezi vardır.

Milli parklar, ziyaretçi çekip para harcatılacak 'belediye parkları' değildir” dedi.

YIKILMIYOR, KİRAYA VERİLİYOR Teklifin 7. maddesindeki çelişkiye de dikkat çeken Özkara, “Teklif, korunan alan içindeki aykırı yapıların mahkeme kararına gerek olmaksızın yıkılacağını söylüyor; bu makul bir yaklaşım.

Ancak devamında yer alan ‘yıkılmadan kurumca değerlendirilebilir’ ibaresi oldukça tehlikeli.

Bu, alana zarar veren bir yapının yıkılmak yerine yasallaştırılarak kiraya verilmesinin önünü açabilir” diye konuştu. “YASANIN RUHU BOZULACAK” Teklifin 3. maddesiyle Milli Parklar Kanunu’na ‘av’ kelimesinin sokulduğunu belirten Özkara, “Teklifte ‘Av ve doğa koruma memuru’ deniyor. 2873 sayılı yasada ‘av’ kelimesi yer alamaz; orada sadece ‘doğa koruma memuru’ ifadesi bulunmalıdır.

Ülkemizdeki tüm koruma alanları risk altında.

Eğer tedbir alınmazsa korunan alanlar ciddi anlamda zarar görecek.

Bozulması, özelliklerini kaybetmesi ciddi bir restorasyon sıkıntısı yaratacak.

Yasanın ruhundaki ‘koruma-kullanma dengesi’ yerini ‘kullanma-koruma dengesizliğine’ bırakacak.

Gerçekten büyük bir yanlış, büyük bir akıl tutulması bu.

Doğa koruma alanlarını bundan sonraki süreçteki ölüm fermanıdır” ifadelerini kullandı. “AMAÇ DOĞAYI KORUMAK DEĞİL” TEMA Vakfı Danışmanı Dr.

Hikmet Öztürk ise “Kanun teklifiyle amaçlanan hususun esasen daha güçlü ve etkin bir doğa koruma düzeni kurmak olmadığı görülmektedir.

Esas hedef; kamu tüzel kişiliği kazanan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne mevcut kanunlarda yer alan yetki ve görevlerin devrini sağlamak ve görevleri ile ilişkin personel, döner sermaye, denetim ve geçiş süreci gibi idari yapıyı tanımlamaktır.

Oysa Türkiye’nin sahip olduğu yüksek biyolojik çeşitliliği etkin biçimde koruyacak, doğal varlıkları gelecek kuşaklara bozulmadan aktaracak; kullanım öncelikli değil, koruma odaklı bir doğa koruma kanununa duyulan ihtiyaç devam etmektedir.

Dünya genelinde korunan alanların yüzde 30’a çıkarmayı hedeflenirken, ülkemizde de korunan alanların artırılmasını amaçlayan; kullanımı değil, korumayı esas alan; parçalı yönetsel yapıyı gideren ve biyolojik çeşitliliğin bütüncül korunmasını sağlayacak yeni bir çerçeve kanuna ihtiyaç bulunmaktadır” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri