Haber Detayı
Güzelliğin yeni dili inovasyon ve toplumsal etki
L’Oréal Türkiye, 40’ıncı yılını kutlarken güzellik sektöründeki dönüşümü inovasyon ve toplumsal etki ekseninde ele aldı. L’Oréal Türkiye Genel Müdürü Vanya Panayotova’nın paylaştığı veriler, Türkiye’nin küresel güzellik pazarındaki büyüme potansiyeline dikkat çekti.
FERZAN ÇAKIR Küresel ölçekte yaklaşık 290 milyar Euro büyüklüğe ulaşan güzellik sektörü, 4,2 milyar potansiyel tüketiciye hitap ediyor.
Türkiye pazarı ise son yıllarda sektörün hızlı büyüyen alanlarından biri olarak öne çıkıyor. 2025 itibarıyla Türkiye’de güzellik sektörünün büyüklüğü 217 milyar TL seviyesine ulaştı.
L’Oréal Türkiye verilerine göre şirketin Türkiye’deki faaliyetlerinin ekonomiye toplam katkısı ise 40 yılın sonunda 40 milyar TL seviyesine ulaştı.
Dijital kanallar da sektörün büyümesinde giderek daha belirleyici hale geliyor.
L’Oréal verilerine göre şirketin Türkiye pazarındaki satışlarında e-ticaretin payı yüzde 35’e ulaşmış durumda.
Bu oran yüzde 28,2 seviyesinde olan küresel ortalamanın üzerinde bulunuyor.
Güzellik tüketiminde kuşak etkisi L’Oréal Türkiye’nin paylaştığı araştırmaya göre güzellik harcamalarının önemli bir bölümü daha sınırlı bir tüketici grubunda yoğunlaşıyor.
Kadınların yüzde 54’ü toplam güzellik harcamalarının yüzde 83’ünü gerçekleştiriyor.
Önümüzdeki üç yıl içinde ise sektördeki büyümenin yüzde 45’inin Z kuşağından, yüzde 30’unun erkek tüketicilerden ve yüzde 20’sinin ileri yaş grubundan gelmesi bekleniyor.
Kategori bazında bakıldığında Türkiye’de güzellik pazarında saç bakım ürünleri yüzde 33 payla en büyük segment konumunda bulunuyor.
Cilt bakımı ve makyaj kategorileri ise onu takip ediyor.
Araştırmalar aynı zamanda kozmetik alışkanlıklarının yaş ve yaşam evresine göre farklılaştığını ortaya koyuyor.
Kadınların yüzde 60’ı güzelliğin temelinde sağlıklı bir cildin yattığını düşünüyor.
Bu eğilim retinol ve C vitamini gibi aktif içeriklere olan ilgiyi artırırken yaşlanma karşıtı ürün kullanımının son üç yılda iki katına çıkmasına da yansıyor.
Kadın liderliği şirket stratejisinin merkezinde 2025 itibarıyla L’Oréal Türkiye’de liderlik pozisyonlarının yüzde 50’si kadın yöneticiler tarafından yürütülüyor.
Bu yaklaşım şirketin küresel ölçekte toplumsal cinsiyet eşitliğini değerlendiren Equileap 2025 sıralamasında 9’uncu sırada yer almasına ve DIAL Global Index’te ilk 50 şirket arasında bulunmasına da katkı sağlıyor.
Kadınların bilim alanındaki varlığını desteklemek amacıyla yürütülen “Bilim Kadınları İçin” programı ise Türkiye’de 23 yıldır kesintisiz olarak devam ediyor.
Program kapsamında bugüne kadar 128 genç kadın bilim insanı desteklendi.
Hayvan deneylerine alternatif teknoloji Hayvan testlerini 1989'da sonlandıran ilk büyük kozmetik şirketlerinden biri olan L’Oréal, geliştirdiği Episkin teknolojisi ile ürün güvenliği testlerini laboratuvar ortamında üretilen yapay deri modelleri üzerinden gerçekleştiriyor.
Episkin teknolojisi bugün yalnızca şirket içinde kullanılan bir yöntem değil; farklı araştırma kurumları ve şirketler tarafından da kullanılabilir durumda.
Şirketin inovasyon ekosisteminde Türkiye’nin de önemli bir rolü bulunuyor.
İstanbul, L’Oréal Grup’un dünya genelinde kurduğu 7 Açık İnovasyon Merkezi’nden biri olarak faaliyet gösteriyor. 50 yaş üstü kadınlar için dijital dönüşüm programı L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu dijital dönüşümün toplumun tüm kesimleri için eşit ilerlemediğine dikkat çekiyor.
OECD verilerine göre Türkiye’de 55-64 yaş grubunun istihdam oranı yaklaşık yüzde 36 seviyesinde bulunuyor.
Ancak asıl çarpıcı olan, bu yaş grubundaki kadın ve erkekler arasındaki fırsat eşitsizliği.
OECD genelinde kadın-erkek istihdam farkı ortalama 13 puan seviyesindeyken, Türkiye’de bu fark 32 puan seviyesinde seyrediyor.
L’Oréal Türkiye bu tabloya SistersLab iş birliğiyle “50+ Tekno Kadın Guru Programı”nı hayata geçirerek yanıt veriyor.
Program, 50 yaş ve üzeri kadınların dijital becerilerini güçlendirmeyi ve teknoloji temelli üretim alanlarına erişimlerini artırmayı amaçlıyor.
Program kapsamında üretken yapay zekâ, dijital içerik üretimi, e-ticaret, no-code araçlar ve finansal okuryazarlık gibi başlıklarda eğitimler veriliyor.
L’Oréal Türkiye ayrıca kuşaklar arası öğrenmeyi teşvik etmek amacıyla tersine mentörlük modeli de uyguluyor.
Bu model kapsamında genç kadın çalışanlar ve üniversite öğrencileri ile 50 yaş üzeri kadınlar eşleştiriliyor.
Amaç yalnızca dijital becerilerin aktarılması değil, farklı kuşakların deneyim ve perspektiflerini paylaşabileceği bir öğrenme alanı oluşturmak.
Şirkete göre bu yaklaşım, teknoloji, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik başlıklarının güzellik sektörünün geleceğinde giderek daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor.