Haber Detayı

Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkiler? Uzmanlar olası senaryoları anlattı
Gündem cnbce.com
05/03/2026 09:31 (2 saat önce)

Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkiler? Uzmanlar olası senaryoları anlattı

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekatı tüm dünya ekonomileri için büyük bir risk oldu. Özellikle enerji ithalatçısı olan ülkeler, petrol fiyatlarındaki artışlardan olumsuz etkilenecek. Peki savaşın Türkiye ekonomisine etkileri ne olur? Uzmanlar Cnbce.com'a değerlendirdi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekatı sonrası Ortadoğu’da artan gerilim, enerji piyasaları üzerinden Türkiye ekonomisi için yeni riskleri gündeme getirdi.

Uzmanlara göre petrol fiyatlarında her 10 dolarlık artış Türkiye’de enflasyonu yaklaşık 1 puan yükseltirken cari açığı da milyarlarca dolar artırabilir.

CNBC-e.com’a konuşan ekonomistler, savaşın süresine bağlı olarak Türkiye ekonomisinde farklı senaryoların ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor."Enerji faturası kabarır, kur baskısı artar" ABD ve İsrail'in İran'a askeri harekat düzenlemesinin ekonomiye olası etkilerini değerlendiren İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye'nin net enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için petrol fiyatlarının sert yükseldiği bir ortamda ilk etkinin akaryakıt fiyatlarında görüleceğine işaret etti ve şöyle devam etti: "Ardından da taşımacılık maliyetleri artar; üretim ve gıda üretim ve gıda fiyatları zincirleme biçimde yükselir.

Enerji faturası kabardıkça daha fazla dövize ihtiyaç duyulur.

Bu durum kur üzerinde baskı yaratır." Küresel riskten kaçış başladığında gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışının hızlanacağını, Türkiye'nin de bu grupta yer aldığına dikkat çeken Eğilmez, yabancı yatırımcıların dolar talebini artıracağını, dolayısıyla da kurun yükseleceğini ifade etti.Ekonomi için olası senaryolar neler?Petrol fiyatlarındaki artışın makroekonomik etkisini hesaplayan Eğilmez, petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık artışın, mevcut varsayımlar altında, cari açığı en az 2,5 milyar dolar, enflasyonu da yaklaşık 1 puan yükselteceğini söyledi.

Eğilmez, kurda ve diğer enerji fiyatlarında eş zamanlı artış yaşanması hâlinde bu etkinin cari açıkta 5 milyar dolara, enflasyonda 1,2 puana kadar çıkabileceğinin altını çizdi.

Petrolün 100 dolara yükselmesi durumunda ise cari açığın 9 milyar dolar, enflasyonun ise 3–3,5 puan artma riskinin ortaya çıkacağını belirten Eğilmez, "Bu durum, para politikasının manevra alanını daraltır, faizlerin düşürülmesi beklentisini rafa kaldırabilir.

Bu aşamada Merkez Bankası rezervlerinin yüksekliği önemli bir tampon sağlayacaktır" dedi.“Enflasyonda yüzde 16 hedef ulaşılabilir değil”Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Yazarı Alaattin Aktaş ise 2026’nın ilk ayında yüzde 5’e yaklaşan enflasyon sonrası Merkez Bankası yılın ilk enflasyon raporunda yüzde 16’yı sabit tutmakla birlikte tahmin aralığını yüzde 13-19’dan yüzde 15-21’e revize ederek kendine bir alan yaratmaya çalıştığını hatırlattı.

Orta Doğu’da başlayan savaşın bu alanı tamamen yok ettiğine işaret eden Aktaş, savaşın ilk etkisiyle ham petrol fiyatlarında yaşanan tırmanış ve bunun doğal sonucu olarak akaryakıta geleceği hesaplanan zammın, eşel mobil uygulaması devreye alınarak şimdilik engellediğini belirtti. “Maliye’de bunun bütçeye getireceği yük üzerinde kapsamlı bir çalışma yapıldı.

Ama şimdilik kaydını düşmek gerekir, petrol fiyatlarının daha da tırmanması ve üç haneli düzeye çıkması halinde bütçe dengesini gözetecek olan iktidar eşel mobille bu zammı erteleme olanağını bir kez daha bulamayabilir” değerlendirmesinde bulundu.“Cari açık sorunu oluşmaz”Savaşın cari açık, kur istikrarı ve büyümeye olası etkilerini de değerlendiren Aktaş, cari açığın çok aşırı artması gibi bir sorunun ortaya çıkmayacağını, şehir efsanesine dönüşen ‘ya cari açığı finanse edemezsek” durumunun söz konusu olmadığının altını çizdi.

Aktaş sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü önce açık verilip sonra finansman sağlanmaz, önce finansman sağlanır, sonra açık verilir.

Dolayısıyla finansman yoksa cari açık da yoktur.

Yurt dışından finansman sağlanmasında sorun olabilir, bu normaldir.

Türkiye belli nedenlerle ithalatını çok artırmak durumunda kalırsa (enerji faturasının çok büyümesi gibi) o durumda Merkez Bankası rezervleri kullanılarak bu finansman sağlanır.

O durumda cari açık doğal olarak büyük ama öyle çok büyük bir sorun oluşmaz.” Ayrıca enerji faturasının büyümesinden dolayı ithalatın çok artacağını, bunun da cari dengeyi sarsacağı beklentisinin gerçekçi olmadığını vurgulayan Aktaş, “Enerji ithalatına dayalı bir cari açık artış beklentisi biraz toptancı bir yaklaşım” dedi.“100 dolar üstü petrol en kötü senaryo”Savaştan olumlu etkilenecek sektörlerin de olacağını, bu sektörlerin ihracata katkı sağlayacağını, dolayısıyla da dış ticaret açığı kaynaklı bir cari açık artışı olmayacağını ifade eden Aktaş, “Cari denge tabii ki yalnızca dış ticaretten ibaret değil.

Dikkat edilmesi gereken en önemli sektörler turizm ve taşımacılık olacaktır.

Turizmde Körfez ülkelerinden ve Mısır’dan Türkiye’ye bir kayma olabilir ve bu da lehte bir durum yaratabilir” dedi.“Savaşın süresi ekonomik gidişatı belirleyecek”Savaşın Türkiye ekonomisine ilk ve en önemli etkinin ne olabileceğini Merkez Bankası’nın attığı ilk adımla gösterdiğini söyledi.

Aktaş, “Merkez Bankası haftalık repo ihalelerine bir süreliğine son vermek ve bir anlamda faizi dolaylı yoldan artırmak suretiyle bu yıl yavaşlayarak da olsa süreceği beklenen faiz indiriminin şimdilik askıya alındığını duyurmuş oldu.

Merkez Bankası tabii ki 12 Mart kararını şimdiden açıklamadı ama herhalde haftaya perşembe bir faiz indirimi bekleyen de kalmadı.

Hatta 12 Mart’taki PPK toplantısında yeniden haftalık repo ihalelerinin açıldığını ancak faizin yükseltildiğini görebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

Merkez Bankası’nın aldığı bu kararın, reel sektörün krediye kolay erişme ve ucuz kredi bulma yönündeki umutlarına sekteye uğrattığına işaret eden Aktaş, reel sektörün bundan sonraki süreçte çok daha zorlu bir sınav vermek durumunda kalacağını belirtti. “Reel sektörün yaşayacağı zorluk tabii ki ekonominin bütününü etkileyecek, bundan belli ölçülerde büyüme de nasibini alacaktır” diyen Aktaş, ancak faizin ne kadar süreyle yüksek uygulanacağı, reel sektörün bundan ne kadar etkileneceği konusunda tahmin yürütmenin zor olduğunu, her şey savaşın seyrine, boyutuna ve süresine bağlı olduğunun altını çizdi.“Enflasyon hedefinde sapma olabilir”İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Zeynep Ökten, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin Türkiye ekonomisine olası etkilerini değerlendirdi.

Özellikle petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon hedefinde sapmalara neden olabileceğine dikkat çekti. “Yılın ilk iki ayında açıklanan yüksek enflasyon verileri, Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmini revizesinin iyimser bulunmasına yol açmışken; enerji fiyatlarındaki yükseliş maliyet yanlı enflasyon ile dezenflasyon sürecinin zorlanmasına yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Savaşın süresinin, petrol arzı ile LNG arzının kısıtlanması sonucu enerji fiyatlarının ne miktarda artacağı enflasyon üzerindeki baskıyı belirleyeceğine işaret eden Ökten, “TCMB’nin revize ettiği enflasyon tahmin aralığı olan 15-21 ise petrol fiyatı 60 Dolar/varil olarak alınmış olduğunu unutmayalım” dedi.“Merkez Bankası 12 Mart’ta faizi indirmeyebilir”Türkiye ekonomisinin kırılganlığının daha çok kur istikrarı üzerinde görülebileceğine işaret eden Ökten, Merkez Bankası rezervleri nispeten toparlanmış olsa da hem özel kesimin kısa vadeli borç yükü hem de enerji maliyetlerinin cari açıkta yaratacağı olumsuz etki nedeniyle kur üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti.

Ökten, "Kurdaki artış ise enflasyon üzerinde olumsuz etki yaratabilir.

Turizm ve ihracatın da olumsuz etkilenebileceği durumda kur riski artacaktır" dedi.

Merkez Bankası'nın 12 Martta büyük ihtimalle faiz indirimine gitmeyeceğini, riskin azalması ve petrol fiyatlarının 60/70 dolar bandında kalması durumunda bir sonraki toplantıda TCMB'nin faiz indirimine gidebileceğini belirten Ökten, sözlerine şöyle devam etti: "Orta kötümser senaryoda ise yani gerilimin devam edeceği ve petrol fiyatlarının 80/100 Dolar bandına çıkması durumunda maliyet yanlı enflasyonun artması sebebiyle TCMB faiz indirimlerini durdurur ve CDS primleri yükselişi, kur baskısı artışı yaşanabilir.

En kötümser senaryo ise yani 100 dolar üstü petrol fiyatı TCMB'nin faiz artımına gitmesine sebep olabilir."“Petroldeki yükseliş enflasyon hedeflerini zorlayabilir”İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Erhan Aslanoğlu, petrol fiyatlarındaki artışın enflasyona etkisine dikkat çekti.

Aslanoğlu, petrol fiyatlarında her 10 dolarlık artışın, Türkiye’nin cari açığını yaklaşık 4 milyar dolar artıracağını, enflasyona da 1 ile 1,5 puan arasında yukarı yönlü etki yaptığını belirtti.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimali ve petrol fiyatlarının 100 ila 150 dolar bandına yükselmesi senaryosunun, enflasyon açısından ciddi bir sapma anlamına geleceğini vurgulayan Aslanoğlu, Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık enflasyon hedefinin petrolün 60 dolar ve altı varsayımıyla hesaplandığını hatırlattı.

Petrolün 100 dolar ya da 120 dolar seviyesine çıkması durumunda enflasyonda minimum 7-8 puanlık ek bir baskı oluşabileceğini belirten Aslanoğlu, mevcut enflasyonun zaten yüzde 25’lere yöneldiği bir ortamda bu tür bir artışın çok daha olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Aslanoğlu, petrol fiyatlarının yıl boyunca yüksek seyretmesinin Türkiye açısından büyük bir risk anlamına geldiğini belirtti. “Petrolde bir-iki aylık yukarı yönlü hareket bile enflasyonda ciddi bir sapmaya yol açabilir ve Merkez Bankası’nı daha sert bir para politikası duruşuna zorlayabilir.

Yüzde 25 seviyesindeki enflasyonun, yalnızca bir-iki aylık petrol artışıyla dahi yüzde 30’lara gitmesi mümkün” değerlendirmesinde bulundu.“En kırılgan alan enflasyon”Türkiye ekonomisinde en büyük kırılganlığın enflasyon cephesinde olduğunu işaret eden Aslanoğlu, “Cari denge ve kur istikrarı açısından Merkez Bankası’nın rezervleri şu anda bu alanı yönetmek için en azından kısa vadede yeterli görünüyor.

Bu nedenle kısa vadede cari açık ya da kur tarafında büyük bir kırılganlık beklemiyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak savaşın uzaması halinde orta vadede ekonominin daha fazla zorlanabileceğini vurgulayan Aslanoğlu, küresel ekonomide yaşanabilecek yavaşlama ve tedarik zinciri sorunlarının büyüme üzerinde ilave risk oluşturabileceğini kaydetti.

Aslanoğlu, “Böyle bir tabloda iç talebi canlandırmaya yönelik adımlar atılması enflasyon riskini daha da artırır.

Dolayısıyla hem dış koşullar hem de iç politika tercihleri enflasyonun seyrinde belirleyici olacak” ifadelerini kullandı.“Savaş uzarsa turizm sektörü de olumsuz etkilenir”Son yaşanan gelişmelerin enflasyon, cari denge ve turizm kanalıyla Türkiye ekonomisini etkileyebileceğini belirten Aslanoğlu, “Özellikle savaşın devam etmesi halinde yaz sezonu dahi risk altına girebilir” dedi.

Savaşın 5 haftadan daha uzun sürmesi durumunda turizm sektörünün de olumsuz etkileneceğine dikkat çeken Aslanoğlu, kısa süreli bir gerilimin ise daha yönetilebilir sonuçlar doğuracağına işaret etti. “Bir–bir buçuk aylık bir süreç enflasyon ve dış açık üzerinde olumsuz etki yaratır ancak bu alanlar daha kolay yönetilebilir.

Ancak daha uzun sürecek bir çatışma ortamı, hem fiyat istikrarı hem de dış denge açısından zor bir tablo ortaya çıkarabilir” dedi.

Aslanoğlu, temel senaryosunun savaşın çok uzun sürmeyeceği yönünde olduğunu belirtti.

İran’da yeni rejimin netleşmesinin ardından diplomatik zeminde yeniden bir anlaşma sürecine girilmesi ve bir ilerleme sağlanması olasılığının daha güçlü olduğunu ifade etti.“Savaş Türkiye ekonomisinde şok etkisi yarattı”Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Başekonomisti Dr.

Burcu Ünüvar, 2025 yılında gelişmekte olan ülkelere yönelik güçlü sermaye akımlarından Türkiye’nin sınırlı ölçüde faydalanabildiğini, ancak yatırımcıların 2026 yılına görece iyimser bir başlangıç yaptığını söyledi.

Ünüvar, iktisatçıların enflasyona ilişkin temkinli uyarılarının piyasalarda tam karşılık bulmadığını, buna karşın devam etmesi beklenen faiz indirimlerinin yatırım planlarında öne çıktığını ifade etti.

Ocak ayında açıklanan yüksek enflasyon verisinin ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini sınırlamasının piyasa açısından bir uyarı niteliği taşıdığını belirten Ünüvar, Şubat ayında yayımlanan Enflasyon Raporu sonrasında ise Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam edebileceği yönünde genel bir beklenti oluştuğunu dile getirdi.

Ünüvar, bu süreçte piyasanın temkinli fakat iyimser bir görünümle ilerlemeye çalıştığını kaydetti.

İran merkezli jeopolitik gerginliklerin ortaya çıkardığı yeni fiyatlamaların ise Türkiye’nin yatırım hikâyesi açısından bir şok etkisi yarattığını ifade eden Ünüvar, TSKB Ekonomik Araştırmalar ekibinin farklı petrol fiyatı senaryolarının Türkiye ekonomisi üzerindeki olası etkilerini hesapladığını aktardı.Petroldeki artış enflasyona nasıl yansır?Ünüvar, çalışmada petrol fiyatının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son Enflasyon Raporu’nda yer alan 60,9 dolarlık petrol fiyatı varsayımına göre enflasyon ve cari açık üzerinde oluşturabileceği ilave etkinin analiz edildiğini söyledi.

Tabloda yer alan hesaplamaların doğrudan etkiyi gösterdiğini belirten Ünüvar, cari açık tarafında etkinin yalnızca petrol fiyatları üzerinden hesaplandığını, enflasyon tarafında ise petrol fiyatının yanı sıra akaryakıt ve ulaştırma maliyetlerindeki yansımaların da dikkate alındığını ifade etti.

Ünüvar, nihai etkinin ise daha dinamik olabileceğine dikkat çekti.“Merkez Bankası ‘pas’ geçebilir”Dr.

Burcu Ünüvar, piyasanın daha önce yıl sonunda enflasyonun yüzde 25’in altında kalmasını, politika faizinin ise yüzde 30’un altına gerilemesini beklediğini söyledi.

Ünüvar, son gelişmelerle birlikte beklentilerde bozulma ihtimalinin gündeme geldiğini belirterek, enflasyon tahminlerinin yüzde 27 seviyelerine yükseldiğinin görülebileceğini ifade etti.Faiz tarafında ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası için yakın dönemde “pas geçme” beklentisinin ortaya çıkabileceğini dile getiren Ünüvar, yıl sonu politika faizi tahminlerinin de yüzde 30 bandına yakınsayabileceğini kaydetti.

Büyüme üzerindeki etkinin daha karmaşık bir görünüm sunduğunu belirten Ünüvar, arz yönlü etkinin aşağı yönlü baskı yaratabileceğini ancak özellikle Avrupa Birliği pazarında karşılaşılan Çin rekabetinin daha önemli bir sorun olmaya devam ettiğini söyledi.

Ünüvar ayrıca, arz yönlü şokların enflasyon üzerindeki yukarı yönlü etkisini sınırlamak için alınabilecek önlemlerin bütçe üzerinde etkileri olabileceğine işaret etti.

Bu durumun hem hisse senetleri hem de tahvil-bono piyasasında yatırım stratejilerini etkileyebileceğini ifade etti.

İlgili Sitenin Haberleri