Haber Detayı

Avrupa zor durumda - Nejat Eslen
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
04/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Bu konferansta İkinci Dünya Savaşı’nda sonra ABD liderliğinde kurulan kurallara dayalı liberal dünya düzeninin bizzat ABD tarafından tasfiye edildiği ilan edildi.

Liberal dünya düzeninin avantajlarını kullanarak ekonomik çıkarlarını geliştiren, ekonomik dev haline gelen Avrupa, çok kutuplu, kuralsız dengesiz ve düzensiz yeni küresel jeopolitik ortam için hazır değil.

Daha da önemlisi, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın güvenliğinin garantörlüğünü üstlenmiş olan ABD’nin artık bu sorumluluğu sürdürmeyeceği netleşti.

Artık Avrupa’yı savunmaktan Avrupalılar sorumlu olacak.

Ancak Avrupalılar kendi yetenekleri ile kendi kıtalarını savunmaya da hazır değil.

Kanımca Avrupa’nın içinde bulunduğu zorlu koşulları en iyi anlatan Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un, konferansta yaptığı konuşmada kullandığı “Avrupa jeopolitik güç olmayı öğrenmek zorundadır.” ifadesi oldu.

AVRUPA’NIN JEOPOLİTİK VİZYONU YOK Avrupa’nın jeopolitik güç olabilmesi için öncelikle jeopolitik akıl üretebilen, statükoyu değiştirebilecek karizmatik liderlere gereksinimi vardır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da bu çapta liderler yetişmemiştir.

AB’nin yapısı ise Avrupa’yı yönlendirecek liderlerin öne çıkmasını engellemektedir.

Avrupa jeopolitik akıl üreten liderlerden yoksun olunca, Avrupa için jeopolitik vizyon geliştirmek de olanaklı olamamıştır.

AB’nin kuruluş amaçları ve yapısı, ekonomik gücün askeri güce tercih edilmesi, birlik içinde rekabet, yirmi yedi üyeli AB içindeki farklı ülkelerin farklı çıkarları, farklı tehdit algılamaları Avrupa kıtası için müşterek jeopolitik vizyon oluşturulmasını engellemiştir.

Rusya’yı yakın tehdit gören Polonya ve Baltık ülkelerini, Akdeniz’deki çıkarlarına öncelik veren Fransa’yı, göçmenleri asıl tehdit olarak tanımlayan İtalya’yı, Ukrayna cephesinden çok uzaktaki İspanya’yı aynı jeopolitik vizyon altında bütünleştirmek hiç de kolay değildir.

Ayrıca AB üyesi her ülkenin veto hakkının olması, dış politika ve güvenlik ile ilgili kararların ise oybirliği ile alınması, Avrupa’nın jeopolitik güç olması için gereken vizyonun bu çatı altında geliştirilmesine engel oluşturmaktadır.

Münih Güvenlik Konferansı’nda Macron ayrıca, “Jeopolitik güç olmanın Avrupa’nın DNA’sında olmadığını” da vurgulamıştır.

İşte bu ifadesinde Macron yanılmıştır.

Çünkü tarih içinde Avrupa, sömürgecilik DNA’sını jeopolitik güç DNA’sına dönüştürerek zenginleşmiştir.

Ancak artık tarih tersine işlemektedir.

Artık sömürülenler, sömürenleri eski sömürgelerinden kovmakta; sömürülenler göç kitleleri oluşturarak Avrupa’yı işgal etmekte, Avrupa için en ciddi güvenlik sorununa dönüşmektedir.

Avrupa güvenlik krizi içinde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra güvenliğini ABD’ye ve liderliğini ABD’nin yaptığı NATO’ya dayandırmış olan Avrupa, koşulların değişmesi nedeni ile günümüzde derin güvenlik krizi içindedir.

Yeni koşullar, Avrupa’nın güvenlikte stratejik özerklik yeteneğine ulaşmasını gerekli kılmaktadır.

Avrupa için stratejik özerklik, ABD’ye bağımlı olmadan kendi güvenlik yapısını kurmak ve güçlendirmek anlamına gelmektedir.

Yaklaşık 20 trilyon dolar gayri safi hasılası olan ve dünyanın üçüncü büyük ekonomisini oluşturan AB’nin, gayri safi hasılası sadece iki trilyon dolar olan ve Ukrayna savaşında bocalayan Rusya’yı tehdit olarak değerlendirmesi, Avrupa’nın sert güç oluşturmadan, sadece ekonomik gücü ile jeopolitik aktör olamayacağını kanıtlamaktadır Dünyanın üçüncü büyük ekonomisini oluştursa da Avrupa günümüzde, yaşlanan nüfusu, enerji maliyeti nedeni ile rekabet gücünün azalması, teknoloji geliştirme yarışında geri kalması ile sorunlu bir dönemin içindedir.

Avrupa, başta yapay zekâ, yarı iletkenler, çip teknolojisi, elektrikli araçlar, batarya teknolojisi olmak üzere özellikle dijitalleşme ve donanım üretme alanlarında ABD’nin ve Çin’in gerisinde kalmıştır.

Avrupa, kendi ordusunu kursa bile savunma sanayisi, mevcut yapısı ile hipersonik füze, hipersonik füzelere karşı savunma, gelişmiş hava savunma, uzun menzilli hassas vuruş ihtiyaçlarını karşılayamayacaktır.

AVRUPA İÇİN KARAR ZAMANI Kafası karışık Avrupa öncelikle şu soruya cevap aramalıdır: AB, sadece Avrupa kıtasının güvenliğini sağlamaktan mı sorumlu olacaktır?

Yoksa AB, küresel jeopolitik aktör mü olacaktır?

Bu iki tercih farklı yeteneklerin geliştirilmesini gerektirir.

Küresel jeopolitik güce dönüşmesi zor olsa bile Avrupa’nın kendi kıtasının güvenliğini garanti edecek özerk yapısı, müstakil ordusu, donanması ve nükleer caydırıcı yeteneği olması gerekir.

Küresel jeopolitik amaçlar için ise Avrupa’nın küresel güç mücadelesi içinde etkili olmasını sağlayacak yeteneklere gereksinimi olacaktır.

Örneğin Avrupa, kendi donanması ile küresel ticaretin yüzde doksanının gerçekleştiği deniz ticaret yollarının kritik bölgelerinde bayrak gösterebilmelidir.

Eğer AB, küresel jeopolitik aktör olmaya karar verirse, dünyanın üretim, küresel jeopolitiğin ise yeni ağırlık merkezini oluşturan Asya-Pasifik ile yakın ilişkiler içinde olmak zorundadır.

Avrupa’yı Asya-Pasifik coğrafyasına bağlayan en ekonomik ve güvenli güzergâh ise Orta Koridor’dur.

Türkiye, Orta Koridor üzerindeki eşsiz konumu ile Avrasya kıtasında hem doğuya ve hem de batıya önemli fırsatlar sunmaktadır...

NEJAT ESLEN EMEKLİ TUĞGENERAL

İlgili Sitenin Haberleri

Kim? Yazarlar cumhuriyet.com.tr
3 saat önce

Kim?