Haber Detayı
AYM Başkanı ve Yerine Getirilmeyen Kararlar
Anayasa Mahkemesi yasaların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi görevine sahip en üst derece yargı organıdır.
Anayasa Mahkemesi yasaların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi görevine sahip en üst derece yargı organıdır.
Ayrıca “insan hakları” bağlamında “hak ihlalleri” davalarına da bakmaya yetkili yargı organıdır.
Anayasa Mahkemesi kararları “hukuki normlar hiyerarşisi”nde en üst düzeydedir.
Bu durum anayasamızın 146, 148, 149, 152, 153. maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
Bu üstün durum nedeniyle Anayasa Mahkemesi başkanları basın toplantısı yapmazlar.
Anayasa Mahkemesi başkanı ve Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri kararlarıyla konuşur.
Bu durum Anayasa Mahkemesi’nin kurulduğu 1961 yılından bu yana 65 yıldır temel ilke olarak uygulanmıştır.
Ancak Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya geçen hafta Ankara’da Vilayetler Evi’nde verdiği iftar yemeğinde gazetecilerle buluştu.
AYM başkanlarının basınla buluşup sohbet ettiklerini, sorulara yanıt olarak istatistiki bilgiler verdiklerini hatırlamıyoruz.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya, mahkeme kararları hakkında bilgi verdi. 2025 yılında 64 bini aşan bireysel başvuru yapıldığını, aynı dönemde 71 bini aşan başvurunun karara bağlandığını bildirdi.
AYM’de derdest başvuru dava sayısının 92 bine ulaştığını, mahkemenin “adil yargı” ve “mülkiyet hakkı” ihlallerini de titizlikle incelediğini belirtti.
Bu rakamsal bilgileri verdikten sonra başkan, AYM kararlarının yüzde 99.7’sinin de uygulandığı noktasına vurgu yaptı.
AYM Başkanı Özkaya, böylece yüzde 0.3 oranında kararın uygulanmadığını da açıkça belirtmiş oluyor.
AYM başkanı ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması yönünde herhangi bir yetkileri olmadığını da belirtti.
Uygulanmayan kararların en tipik olanı Hatay’dan milletvekili seçilen Can Atalay kararıdır.
AYM Atalay’ın cezasının devre sonuna bırakılması gerektiğine karar verdi.
Ancak gerek yerel mahkeme gerekse Yargıtay 3.
Ceza Dairesi, AYM’nin Can Atalay’la ilgili kararını ciddiye almadı, uygulamadı.
Üstelik, Yargıtay 3.
Ceza Dairesi, Can Atalay kararını veren AYM üyeleri için suç duyurusunda bulundu.
Sayın Başkan Özkaya kuşkusuz işgal ettiği AYM Başkanlığı makamının önemi ve ciddiyeti nedeniyle “bu Anayasa Mahkemesi kararını uygulamayan”, yetmezmiş gibi, ayrıca bu kararı veren AYM üyeleri için “suç duyurusu” ile ilgili kararı veren mahkemeler hakkında “hiçbir yorum yapmadığını” ve “yapmayacağını” da belirtti.
Anayasa Mahkemesi başkanına bu kez, “Bu konuda yargısal kararınız nedir” sorusu soruldu.
Başkan Özkaya, “Can Atalay konusundaki kararın altında imzam var” dedi.
Anayasa Mahkemesi başkanı “Ben karara imza attım”, anayasanın 153. maddesi; “Bu karara tüm yargı organları ve tüm kuruluşların uyması gerekir” diyor.
Fakat “karara uyulmaması” konusunda bir şey söylemek istemiyor, politik sürece girmek istemiyor.
Evrensel demokrasinin işlediği hukuk devletinin uygulandığı herhangi bir Batı demokrasisinde böylesi bir çelişki yaşanabilir mi?
Yaşanırsa bağımsız yargı organları buna nasıl bir tavır koyarlar?
Böylesi bir durumda bir Batı Avrupa ülkesinin Anayasa Mahkemesi başkanı açıkça bir tavır koyar.
Yapılan işin anayasaya aykırı olduğunu, AYM kararlarının eleştirilebileceğini ancak AYM kararlarına özellikle yargının ve tüm kurumların uyması gerektiğini bildirir.
Buna karşın yanlışlık düzelmezse onurlu bir davranış sergileyerek hukukun üstünlüğünü vurgulamak için başkanlıktan istifa eder.
Evet başkanlık makamını kaybeder ama tarihe, anayasaya bağlı saygılı ve onurlu bir hukukçu, bir anayasa başkanı olarak geçer.