Haber Detayı

Capgras Sendromu: En yakınınız aslında bir “kopya” olabilir mi?
Güncel chip.com.tr
01/03/2026 18:00 (2 saat önce)

Capgras Sendromu: En yakınınız aslında bir “kopya” olabilir mi?

Kendi evinde bir yabancı gibi hissetmekten daha kötüsü, evdekilerin gerçek olmadığını düşünmektir. Tıp dünyasının en gizemli rahatsızlıklarından biri olan Capgras Sendromu, sevdiklerimizin birer dublörle değiştirildiğine dair sarsıcı bir inanç yaratıyor.

Korku filmi senaryolarını aratmayan, insanın en temel güven duygusunu kökünden sarsan bir durum hayal edin: En yakınınızdaki insanlar, yüzleri ve sesleri hiç değişmemiş olsa da size tamamen yabancı geliyor.

Onların gerçek sevdikleriniz değil, birer sahtekar tarafından yerlerine yerleştirilmiş "dublörler" olduğuna inanıyorsunuz...Psikiyatri dünyasında "Capgras Sendromu" olarak bilinen bu rahatsızlık, on yıllardır bilim dünyasını ve gerilim yazarlarını meşgul ediyor.

İlk kez 1923 yılında Fransız psikiyatristler Joseph Capgras ve Jean Reboul-Lachaux tarafından tanımlanan bu durum, ismini de kaşifinden alıyor.

Hastaneye yatırılan ilk vaka olan "Bayan M."; kocası, kızı, hatta doktorları dahil çevresindeki herkesin binlerce kez benzerleriyle değiştirildiğini iddia ediyordu.

Fransız doktorlar bu durumu başlangıçta "sosie" yani "çift" illüzyonu olarak adlandırdı.

O günden bu yana bilim dünyası, beynin tanıdıklık hissiyle görsel algı arasındaki bu garip kopukluğu anlamak için büyük yol kat etti.Capgras Sendromu denilince akla genellikle aile üyelerinin reddedilmesi gelse de modern araştırmalar bu sınırın çok daha geniş olduğunu gösteriyor.

Uzmanlar, bu sanrının sadece insanlarla sınırlı kalmadığını; evcil hayvanların, hatta cansız nesnelerin bile hedef haline gelebildiğini belirtiyor.

Örneğin, literatürde Parkinson ilacı kullanımı sonrası bahçesindeki bitkilerin ve köpeklerinin tıpatıp aynı kopyalarıyla değiştirildiğine inanan bir kadının öyküsü var.

Bir başka vakada ise beyin hasarı alan yaşlı bir adam, kedisinin bir "dublör" olduğuna ikna oldu.Bu durumun bazen eşyalara sıçraması ise meselenin boyutunu daha da ilginç hale getiriyor.

Ayakkabılarının veya mutfak gereçlerinin kalitesiz versiyonlarıyla değiştirildiğini düşünen ya da en sevdiği kitabın metinlerinin gizlice manipüle edildiğine inanan hastalar bulunuyor.

Bazı kişiler ise görsel olarak her şey normal görünse de, telefonda konuştukları yakınının sesinin "farklı" geldiğini iddia ederek kuşkuya düşüyor.

Bu deneyim, insanın kendi gözlerine ve duyularına olan güvenini yitirmesine neden olarak büyük bir kaygı halini beraberinde getiriyor.Beynin derinliklerinde neler oluyor?Bilim insanları Capgras Sendromu'nun tek bir sebebi olmadığını söylüyor, bu da teşhisi zorlaştıran etkenlerin başında geliyor.

Bazı vakalarda şizofreni gibi psikiyatrik bozukluklar temel neden olarak öne çıkarken, bazılarında ise Parkinson veya demans gibi hastalıklar bu sanrıları tetikliyor.

Ayrıca, trafik kazası gibi ciddi kafa travmaları sonrası beynin sağ yarım küresinde meydana gelen hasarların da bu algı bozukluğuna yol açtığı kabul gören bir gerçek.Geçmişte bu durumun "yüz körlüğü" ile bağlantılı olduğu düşünülse de araştırmalar bu tezi çürüttü.

Yüz körlüğü yaşayanlar duygusal bir tepki verirken sadece ismi hatırlamakta zorlanıyor.

Capgras hastaları ise karşısındakini tanıyor ama ona karşı hissetmesi gereken sıcak "tanıdıklık" duygusunu tamamen kaybediyor.Neyse ki tıp dünyasından gelen haberler tamamen karanlık değil.

Uzmanlar, altta yatan neden ne olursa olsun, uygun tedavilerle hastaların büyük bir kısmının bu dehşet verici sanrılardan kurtulabildiğini ve gerçeklik algısını yeniden kazanabildiğini vurguluyor.

İlgili Sitenin Haberleri