Haber Detayı

Çin’in İran’da kurduğu savunma mimarisi
Dünya aydinlik.com.tr
01/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Çin’in İran’da kurduğu savunma mimarisi

İran, karşılaştığı yaptırımlar altında füze teknolojisi, insansız sistemler ve asimetrik savaş doktrininde özgün bir savunma ekosistemi kurdu. Ancak son dönemde, İran’ın kendi üretimi kadar Çin’in bu yapıya giderek daha derin biçimde entegre olması dikkat çekti.

İran’ın askeri kapasitesi uzun süredir yanlış okunuyor.

Yaptırımlar altında izole edilmiş bir bölgesel aktör olarak anlatılsa da Tahran özellikle füze teknolojisi, insansız sistemler ve asimetrik savaş doktrininde özgün bir savunma ekosistemi kurdu.

Ancak son dönemde yaşanan değişim İran’ın kendi üretiminden olduğu kadar Çin’in bu yapıya giderek daha derin biçimde entegre olmasından kaynaklanıyor.

Savunma analistleri, ortaya çıkan tabloyu klasik silah satışından ziyade savunma mimarisinin yeniden inşası olarak değerlendiriyor.

UYDULARLA GELEN GÖZLER Bu dönüşümün ilk halkası uzay katmanında görülüyor.

Çin’in MizarVision uydu takımyıldızı, bölgede konuşlanan ABD hava ve deniz unsurlarının hareketlerini büyük ölçüde görünür hale getirdi.

CENTCOM’un kriz anlarında sessiz güç kaydırma kabiliyeti böylece aşınmaya başladı.

Modern savaşta üstünlük çoğu zaman ilk ateşi açmak değil, ilk gören olmakla belirlenir.

Çin İran’a tam olarak bu avantajı sağlıyor.

Örneğin son günlerde internet mecralarında yayılan ABD’nin Ürdün ve Suudi Arabistan’a konuşlandırdığı savaş uçaklarının görüntüleri bizzat bu uydular tarafından sağlandı.

SİNİR SİSTEMİ KORUMADA Uydu desteğini siber güvenlik katmanı izliyor.

Çin Devlet Güvenlik Bakanlığının İran savunma ağlarını kapalı ve şifreli Çin sistemleriyle güçlendirdiği yönündeki bilgiler, askeri rekabetin artık sadece gökyüzünde değil veri altyapısında yürüdüğünü gösteriyor.

Bu destek İran’ın silahlarını değil, komuta-kontrol zincirini koruyacak yani savaşın sinir sistemini.

BAĞIMSIZ OPERASYON KABİLİYETİ Bir diğer kritik adım navigasyon alanında.

İran’ın Çin’in BeiDou-3 uydu navigasyon sistemine yönelmesi, GPS bağımlılığından stratejik kopuş anlamına geliyor.

Füze güdümü, dron koordinasyonu ve uzun menzilli operasyon kabiliyeti sayesinde ABD kontrolündeki altyapıdan bağımsızlaşmaya başlıyor.

Bu değişim uzmanlarca teknik değil jeopolitik bir eşik olarak değerlendiriliyor.

HAYALET UÇAKLARA SÜRPRİZ Sahadaki askeri dengeyi doğrudan etkileyebilecek unsur ise radar katmanında ortaya çıkıyor.

İran’ın Çin yapımı YLC-8B uzun menzilli UHF bandı anti-stealth (görünmezlik karşıtı) radarına erişmiş olması ihtimali, ABD ve İsrail hava doktrinini hedef alıyor. 500 kilometreyi aşan tespit menziline sahip bu sistem özellikle F-35 gibi düşük görünürlüklü uçakları izlemek üzere tasarlandı.

Hayalet uçakların İran hava savunmasını ilk dalgada felç etmesi varsayımı artık tartışmalı hale geliyor.

Bu radar ağı, Çin’in HQ-9B uzun menzilli hava savunma sistemiyle tamamlanıyor.

Aktif radar güdümlü bu sistem, uçaklara, seyir füzelerine ve balistik tehditlere karşı 260–300 kilometrelik kapsama alanı sağlayarak İran savunmasını çok katmanlı bir yapıya dönüştürüyor.

Bu yapı uzmanlara göre aşılması gereken birbirine bağlı savunma halkaları demek oluyor.

DONANMAYA ERİŞİM ENGELİ Denizde ise dengeyi değiştirebilecek unsur CM-302 gemisavar füzesi.

Çin’in YJ-12 “carrier killer” (uçak gemisi katili) füzesinin ihracat versiyonu olan bu sistem Mach 3–4 hızla, deniz yüzeyine yalnızca birkaç metre irtifada uçabiliyor. 250-500 kilogram harp başlığı taşıyan füzenin asıl amacı uçak gemilerini İran kıyılarına yaklaşamaz hale getirmek.

Modern caydırıcılığın artık saldırı kapasitesiyle değil erişim engelleme kabiliyetiyle ölçüldüğü sık sık dile getirilen bir veri olarak karşımıza çıkıyor.

EKOSİSTEM YENİ BİR DENGEYE Mİ İŞARET EDİYOR?

Bütün bu sistemler birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo, Çin’in İran’a tek tek silahlar vermek yerine uydu istihbaratından navigasyona, siber güvenlikten radar ağlarına ve uzun menzilli hava savunmasına kadar birbirini tamamlayan bir savunma ekosistemi kurduğu görülüyor.

Mevcut durumda Pekin’in hedefi İran’a karşı planlanacak herhangi bir askeri operasyonun hızlı, düşük riskli ve tek taraflı olma ihtimalini ortadan kaldırmak.

Çin sahaya asker göndermeden savaşın matematiğini değiştiriyor.

Ve bu değişim, Batı Asya’daki güç dengesinin Washington ile Pekin arasında şekillenebileceği olasılığını gündeme getiriyor.

İlgili Sitenin Haberleri