Haber Detayı

İmralı kodları: Türk-Kürt kardeşliği! Ama nasıl?
Güncel takvim.com.tr
28/02/2026 08:57 (3 saat önce)

İmralı kodları: Türk-Kürt kardeşliği! Ama nasıl?

PKK'ya 27 Şubat 2025'te yapılan silah bırakma çağrısının yıl dönümünde Abdullah Öcalan’ın "Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz" vurgusuyla "pozitif inşa" sürecine geçiş mesajı vermesi, TBMM’de kabul edilen "Terörsüz Türkiye" raporuyla birlikte yeni bir dönemin kapısını araladı. Şiddete dayalı siyasetin kapatılması ve hukuk temelli sürecin başlatılması çağrısı yapılırken, Sabah yazarı Okan Müderrisoğlu gelişmeleri “Türk-Kürt kardeşliği ama nasıl?” sorusuyla değerlendirdi. İmralı'nın ayrı devlet hedefinden vazgeçildiğini belirtse de devlet-toplum ilişkisini yeniden tanımlayan ve yerel odaklı talepler içeren yaklaşımda olduğuna dikkat çeken Müderrisoğlu, "İyisi mi biz... İmralı kodlarını ve bilinçaltını hiç unutmadan, yakın vadede ve öncelikle yapılması gereken işlere odaklanalım..." diyerek yasal düzenlemeleri işaret etti.

Terör örgütü PKK'ya 27 Şubat 2025'te 'silah bırakın' çağrısı yapan Abdullah Öcalan, çağrının yıl dönümünde yeni bir yazılı mesaj yayımladı.

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporunun kabul edilmesiyle 'Terörsüz Türkiye' sürecinin ivme kazandığı belirtilirken, mesaj Ankara Çankaya'da düzenlenen toplantıda kamuoyuna açıklandı.

POZİTİF AŞAMA MESAJI: KÜRTSÜZ TÜRK, TÜRKSÜZ KÜRT OLMAZ Öcalan'ın DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan tarafından okunan mesajında, 'Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz' ifadelerini kullanarak 'negatif aşamadan pozitif inşa sürecine geçilmesi gerektiğini' savundu.

Şiddete dayalı siyaset döneminin kapatılması ve demokratik toplum ile hukuk temelli bir sürecin başlatılması çağrısında bulundu.

Geçen bir yılda Başkan Erdoğan, Devlet Bahçeli ve diğer siyasi aktörlerin katkılarını kıymetli bulduğunu belirten Öcalan, demokratik entegrasyon, anayasal vatandaşlık ve hukuk güvencesi vurgusu yaptı.

Mesajında, barış yasalarının gerekliliğine, demokratik dönüşüme ve kadınların toplumsal rolüne dikkat çekti.

İMRALI KODLARI: TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİ AMA NASIL?

Sabah yazarı Okan Müderrisoğlu Öcalan 2.aşama mesajını ve gelişmeleri 'Türk-Kürt kardeşliği ama nasıl?' sorusuyla değerlendirdi Müderrisoğlu önümüzde İmralı'nın iki ayrı tarihli çağrıları, TBMM Komisyonu raporu ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'İmralı'nın statüsü' tartışmasını gündeme taşıyan açıklamalarıyla şekillenen kritik bir eşik bulunduğuna dikkat çekti.

Silah bırakmanın güvenlik ve istihbarat kurumlarınca teyit edilmesi, örgüt mensuplarının topluma kazandırılmasına yönelik belirli süreli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğine işaret etti.

Okan Müderrisoğlu yazısında ayrıca, İmralı'nın ayrı devlet hedefinden vazgeçtiğini belirtmesine rağmen devlet-toplum ilişkisini yeniden tanımlayan ve yerel odaklı talepler içeren yaklaşımının dikkatle analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.

İşte Müderrisoğlu'nun o yazısı: Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge idealinde yepyeni bir aşamaya geldik.

Artık elimizde birbiri ile bağlantısının kurulması gereken kritik açıklama ve modalite seti var. 1- İmralı'nın, 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı.

Ve 27 Şubat 2026'da 'Demokratik Modernite, Demokratik Toplum, Demokratik Cumhuriyet' kavramsallaştırması altında çizdiği çerçeve.

Ki 'İmralı dili' diyebileceğimiz, ayrıca çözülmesi gereken kripto mesaj niteliğindeki anlatımların hayli tartışma başlıkları açacağına da kuşku yok. 2- TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun, ekleri ve itiraz şerhleri yanında mutlak çoğunluk iradesiyle kabul ettiği rapor.

Bu bağlamda, bölücü terör örgütünün feshedilmesinin yanında silah bırakılmasının güvenlik ve istihbarat kurumlarınca takibi, teyidi ve ölçülebilir kriterlerle netleştirilmesi.

Örgüt mensuplarının tek tek sicillerinin değerlendirilmesi, yani topluma kazandırılma esaslarını içeren belirli süreli yasal düzenlemenin gerekliliği. 3- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, 'Türkiye Modeli' olarak adlandırdığı sürecin yönetiminde İmralı'nın statüsünün ne olacağı meselesi!

Sn.

Bahçeli'nin anlatımıyla, 'PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu vardır ve bunun çözümünün nasıl olacağı samimiyetle tartışılmalıdır!' Devlet Bey'e göre, 'Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK'nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır.' Bu durumda, 'Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?' Türkiye, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'deki gelişmelerden sonra şimdi İran'a taşınmakta olan 'ayrılıkçı Kürt jeopolitiği ve azmettirici devletler grubu' ile karşı karşıya olduğumuzu yine ve yeniden görüyoruz.

Kanımca Sn.

Bahçeli'de Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge iradesinin canlı tutulması için yaptığı kritik açıklamalarla bir nevi 'yazılım güncelleme' sorumluluğunu üstleniyor.

Eş anlı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini ve anayasanın değiştirilemez hükümlerini de gözeterek 'sürecin kaynak kodlarını' elinde tutuyor.

Bir diğer ifade ile...

Şu statü tartışmasında Devlet Bey, 'Öcalan'ın sadece cezaevindeki hukuki statüsü değil, nihai çözüm sürecinde hangi rolü oynayacağı, nasıl muhatap alınacağı ve yasal çerçevenin ne olacağı' hususlarına odaklanıyor.

Öte yandan...

İmralı'nın son bir yıla yayılan mesaj serilerinde, birbirini tamamlayan unsurlar bulunduğu gibi etnik temelli siyaseti teminat altına almaya dönük kapalı devre kurgular da yer alıyor. 27 Şubat 2025'deki beyanında, 'Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır' diyen Öcalan portresini, 27 Şubat 2026'taki, 'Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz' tespitiyle birlikte düşünmek ve pozitif bakış açısını korumak mümkün.

Buna karşın, İmralı terminolojisini sadeleştirdiğimizde...

Devleti, toplumu yöneten değil; toplumun koordinasyon aracı olarak konumlandıran reçeteler, Devletin kurumsal yapısına karşı; çoğulculuk adı altında yerel öncelikli talepler, Temsilî demokrasi yerine katılımcı/ mahalli meclis tipi oluşumlar, Ulus devletin asli ve kurucu kimliğini zayıflatan taleplerle mücadele etme gereği de çok açık.

Ki bu hususların, Öcalan'ın hem fabrika ayarlarına dönüşünü simgelediği hem de Irak ve Suriye'deki Kürtlerin liderliği iddiasını da yansıttığı da bir gerçek.

Evet, bugün için İmralı, ayrı devlet hedefinden vazgeçtiğini söylerken mevcut devlet yapısının kendi aklınca dönüşümünü savunmakta.

Bunu da 'demokratikleşme!' söyleminin içine yerleştirmekte.

İyisi mi biz...

İmralı kodlarını ve bilinçaltını hiç unutmadan, yakın vadede ve öncelikle yapılması gereken işlere odaklanalım.

Şarta bağlı eve dönüş ve toplum kazandırma, durumu uygun olanlara siyaset kanallarının açılması, hasta, engelli ve yaşlı hükümlülerin infaz şartlarının esnetilmesi, kayyum uygulamasının yeniden düzenlenmesi gibi...

Zira, İmralı ve takipçilerinin sonda söyleyeceklerini başta söylediklerine, siyaset yoluyla ulaşmalarının çok zor olduğunu bildikleri taleplerini önden yüklemeli şekilde realize etmek istedikleri apaçık ortada.'

İlgili Sitenin Haberleri