Haber Detayı

Ticaret savaşlarının gölgesinde Afrika ve ekonomik dönüşümü
Dünya# dunya.com
28/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Ticaret savaşlarının gölgesinde Afrika ve ekonomik dönüşümü

Geçtiğimiz yıl Afrika için hem bir sınav hem de bir dönüm noktası niteliğindeydi. Trump yönetiminin küresel ticaret düzenini altüst eden gümrük vergileri, çeyrek asırlık AGOA anlaşmasının fiilen bitişi ve Çin ile Batı arasında derinleşen jeopolitik yarış kıtayı tarihinin en karmaşık ticari koşullarıyla yüzleştirse de dirençli ekonomik performansıyla farklı bir hikâye ortaya çıkardı.

Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAKTicari savaşlar ve değişken küresel jeopolitik gelişme­lere rağmen, 2025 yılında Afrika ekonomilerinin dayanıklı­lık testinden geçer not aldığı kanı­sındayım.

Ticari ve politik baskı­lar daha küçük ve kırılgan ekono­miler üzerinde ağır hissedilse de kıta, uluslararası tedarik zincirle­riyle uyumlu biçimde piyasalarla bağını sürdürmeyi başardı.

Kuzey Afrika, 2025 yılında bir puan ar­tışla yüzde 4,3 büyüdü.Bölge ül­kelerinin ödemeler dengesindeki iyileşme ve istikrarlı kur dengeleri iç talebi büyüttü.

ABD gümrük ta­rifelerinin etkisi, ihracatın büyük ölçüde muaf tutulan hammadde­lerden kaynaklı olmasından dola­yı sınırlı kaldı.

Diğer yandan Avru­pa Birliği'ne ihracat artmaya de­vam etti.

Mısır başta olmak üzere artan doğrudan yabancı yatırım­larla bölge önümüzdeki dönemde de istikrarlı bir ekonomik büyüme sergileyebilir.Sahra Altı Afrika (SAA) bölge­si de diğer tarafta 2025 yılında tahminlerin üzerinde bir perfor­mans ile yüzde 4 büyüdü.

Bu tab­loda yüksek performans gösteren ülkeler için başlıca itici güç, yavaş­layan enflasyon ve beklentilerin üzerinde seyreden emtia fiyatları oldu.

Özellikle altın, değerli metal­ler ve kahve pek çok ülkenin kamu gelirlerini olumlu yönde besledi.

Bununla birlikte bölge ekonomile­rinin performansının dengesiz gö­rünümü devam etmekte.

SAA eko­nomilerinin yaklaşık yarısı büyü­me hızını artırırken geri kalanlar ivme kaybetti.

Doğu Afrika; önce­ki yıla oranla yavaşlasa da Etiyop­ya, Ruanda ve Tanzanya'nın güçlü performansının katkısıyla yüzde 5,9 büyüdü.

Batı Afrika’da; Sene­gal, Kotdivuar ve Nijer ön plana çıktı.

Diğer ana ekonomik bloklar­dan Nijerya ve resesyon eğişinde­ki Güney Afrika da önceki seneye göre vites arttırdılar.Temel riskler, ABD ve ÇinÖzellikle II.

Trump dönemiyle kesintiye uğrayan küresel resmi kalkınma yardımları birçok eko­nominin gelirlerine darbe vur­du.

Yüksek kamu borcu ve artan borçlanma maliyetleri kıta için ciddi sorun olmaya devam ediyor.

Ekonomik büyümenin artan iv­mesi kişi başı gelirlere ve altyapı yatırımlarına kısıtlı şekilde yan­sımakta.

Yoksulluk ve istihdam sorunlarının çözülmesi için gelir dağılım mekanizmalarının top­lum geneline yayılması gerekiyor.

Ciddi asayiş sorunlarına sebebi­yet veren bu konu kıtanın en ciddi problemi.Bu noktada ABD’ye ilave pa­rantez açmakta fayda var.

Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası (AGOA) geçtiğimiz haftalarda 2026 sonu­na kadar uzatıldı.

Çeyrek asırlık bir anlaşma olarak SAA ülkeleri­ne 1800'den fazla ürün kategori­sinde ABD pazarına gümrüksüz erişim hakkı tanıyordu.

AGOA kaldıraç etkisiyle Kenya, Lesoto, Madagaskar, Etiyopya ve Eswa­tini gibi ülkelerde tekstil, ta­rım ve hafif imalat sektörlerinde yüz binlerce istihdam sağlandı.

Ekimde kadük duruma düştük­ten sonra bu sektörler etkilense de uzatılmasıyla kısa vadede cid­di bir tesiri olmayacak.

Ham pet­rol, altın, platin ve değerli taşlar gibi Afrika'nın başlıca ihracat ka­lemleri ise yeni ABD tarifelerinin kapsamı dışında tutuluyor.Bir yandan ABD tarife duvarla­rı örerken ve kalkınma yardımla­rı gibi politika araçlarını kısıtlar­ken, Çin de tam tersi bir doğrul­tuda 2025'te 33 Afrika ülkesi için tüm gümrük tarifelerini sıfırladı.Kıtanın en büyük iş ortağı Çin ile ticaretin 2033'e kadar 173 mil­yar dolar büyümesi öngörülse de bu dengesiz ticari ilişki ciddi so­runlar doğurabilir.

Afrika işlenmiş mal ithal ederken, hammadde ih­raç ediyor.

Bu tablo kıtanın; yeter­siz sanayi kapasitesi, aşırı düşük katma değerli üretimi ve yetersiz istihdamı gibi kronik yapısal so­runlarını besleyecektir.

Örneğin 2018-19 ABD-Çin ticaret savaş­larında, Nijerya'ya Çin'den gelen düşük maliyetli tekstil ithalatı yıl­lık bazda yüzde 18 artış kaydetti.

Bu durum onlarca yerel imalat­hanenin kapısına kilit vurması­na sebebiyet vermişti.

Bu nokta­da Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesine (AfCFTA) yönelik ge­liştirilecek politika araçları ve alt­yapı yatırımları, kıtaya farklı bir hikâye yazdırabilir.Afcfta: Kıtanın ilacıKüresel ticari düzendeki sarsın­tılar, Afrika'nın 2021'de hayata ge­çirdiği kıta çapındaki serbest tica­ret anlaşması AfCFTA'ya olan il­giyi artırdı.

BM Afrika Ekonomik Komisyonu'nun 2025 Raporu'na göre AfCFTA tam uygulamaya gi­rerse 2035'e kadar ihracatı 560 milyar dolar arttırıp, kıtanın geli­rini 450 milyar dolar yükseltebilir.

Anlaşma, 54 ülkede 1,4 milyar ki­şiyi kapsayan dünyanın en büyük serbest ticaret alanı olma niteliğini taşıyor.

Siyasi desteğin ülkeler ara­sı yeknesaklığı sağlanmalı.

Kıta içi ticaret hâlâ toplam Afrika dış tica­retinin yüzde 15'inin altında sey­rediyor.

Bu oran Avrupa'da yüzde 60'ın üzerinde.

Lojistik altyapı ve gümrük standartlarındaki farklı­lıklar, anlaşmanın önündeki başlı­ca engeller.

Yıllardır Afrika ile ça­lışan ve uzmanlığına güvendiğim Saadet Gülmez’e göre; ABD'nin ti­cari politikaları ve Batı'nın 'Küre­sel Güney' ile ilişkilerini yeniden tanımlamaya çalışması, AfCF­TA'nın ivmelenmesi için bir fırsat penceresi olabilir.

Dışsal baskılar, uzun süredir ertelenen iç reform­lar için katalizör işlevi görebilir.Afrika, önümüzdeki yıllarda modern tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar belirleyici bir ko­za sahip.

Önümüzdeki on yıl için­de kıtanın dünya nüfusundaki pa­yının yüzde 21'e ulaşması bekle­niyor.

Bu oran, 1950'de yüzde 9 seviyesindeydi.

Dünyanın geri kalanı hızla yaşlanırken Afrika, iş­gücünün vazgeçilmez bir kayna­ğına dönüşecek.

Küresel iş gücü­ne 2030’dan sonra katılan her iki gençten biri Afrikalı olacak.

Bu fır­sat iyi değerlendirilmezse çok cid­di sorunlar da doğurabilir.Kıta şu anda küresel ticaretin yüzde 3'ünü, küresel doğrudan yabancı yatırımların ise yalnızca yüzde 4'ünü oluşturmakta.

Tab­loyu değiştirmek için genç nüfus, bakir kaynaklar, kıtasal ticari en­tegrasyon potansiyeli, rekor şehir­leşme hızı gibi önemli fırsatlar var.

Hem kıtasal hem de uluslararası doğru politika tercihleri, bu tablo­yu olumlu yönde değiştirebilir.

Al­ternatif finansman olanaklarının arttırılması, küresel çapta patinaj çeken birçok sektöre yeni fırsatlar doğurabilir.Türkiye ve AfrikaAfrika çalışırken Türkiye’den bahsetmemek haksızlık olur.

Tür­kiye’nin ekonomik ölçeğine kı­yasla kıtada ciddi bir ağırlığı var.

Hem yumuşak güç bağlamında Tİ­KA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı ve sivil inisiyatifleriyle hem de kıtayı kapsayan uçuş ağı, diplo­matik temsilcilikleri ve ticari mis­yonlarıyla ciddi bir manevra alanı­na sahip.

Özellikle son yıllarda bu unsurlara eklediği askeri iş birlik­leriyle konumu daha niş bir boyu­ta çevirmeye başladı.

Türkiye’nin bu ivmeyi uzun vadede sürdürme­si için büyük güçlerin siyasi yükle­rinden uzak, ekonomik açıdan so­mut ve güvenilir bir alternatif olma konumunu koruması mühim.Afrika ülkelerinin değişken po­litik yapıları karşısında Türki­ye'nin benimsediği "yarı-tarafsız" duruş şimdiye kadar kayda değer bir dirençle karşılaşmamış olsa da büyük güç rekabeti Afrika'da yo­ğunlaştıkça ve taraf seçme baskısı arttıkça bu dengenin sürdürülme­si güçleşebilir.

İlgili Sitenin Haberleri