Haber Detayı
Ağır silahlar devrediliyor! Kürt tugayına veto
Suriye’de 29 Ocak’ta varılan anlaşma ile birlikte, PKK/YPG’nin askeri varlığına yönelik fiilî tasfiye süreci başladı. Ağır silahlar Suriye Ordusu’na devredilirken, örgüte bağlı bazı tugaylar lağvedildi, bazı birlikler ise Suriye Ordusu’nun tümenlerine entegre edildi.
Suriye’de 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın sahaya yansımaları hız kazandı.
Anlaşma kapsamında, terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye uzantısı olan SDG’nin askeri varlığına yönelik fiilî tasfiye süreci başlatıldı.
Ağır ve orta ölçekli silahların Suriye Ordusu’na teslimiyle birlikte, örgüt bünyesindeki bazı tugaylar lağvedildi, bazı birlikler ise doğrudan Suriye Ordusu’nun tümenlerine entegre edildi.
Suriye basını ve yerel kaynaklar, silah tesliminin aşamalı biçimde yürütüldüğünü, sürecin kamuoyuna yansıtılmaması için kapalı şekilde ilerletildiğini aktardı.
Teslim sürecinin Haseke ve Ayn el-Arap (Kobani) başta olmak üzere kuzeydoğu hattında uygulamaya konulduğu bildirildi.
AĞIR SİLAHLAR DEVREDİLDİ Anlaşma doğrultusunda, SDG envanterinde bulunan ağır ve orta silahların Suriye Savunma Bakanlığına devri başlatıldı.
Suriye basınında yer alan bilgilere göre, silahların önemli bir kısmı Şam Yönetimi’ne teslim edildi.
Sürecin tamamlanmasına yönelik teknik işlemlerin sürdüğü kaydedildi.
Silah teslimiyle eş zamanlı olarak, örgüt içindeki askeri yapılanmada değişikliğe gidildi.
SDG bünyesinde faaliyet gösteren bazı tugaylar lağvedildi.
Haseke Valiliği sınırları içinde bulunan üç tugayın, Suriye Ordusu’nun 60.
Tümeni’ne dahil edildiği bildirildi. 60.
Tümen’in bölgede konuşlanmaya başladığı aktarıldı.
Halep Valiliği’ne bağlı Ayn el-Arap Tugayı’nın ise Suriye Ordusu’nun 72.
Tümeni’ne katılmasının planlandığı ifade edildi.
Her bir tugayın bin ila bin 500 milisten oluştuğu bilgisi paylaşıldı. ‘KÜRT TUGAYI’ PLANI İPTAL Anlaşma kapsamında dikkat çeken başlıklardan biri, yalnızca SDG unsurlarından oluşturulması öngörülen dört ayrı “Kürt Tugayı” planının iptal edilmesi oldu.
Yerel kaynaklar, bu projenin sahada uygulanmayacağını bildirdi.
Bunun yerine, Haseke merkezli yeni tugayların kurulmasının planlandığı aktarıldı.
Söz konusu tugaylarda Kürt ve Arap unsurlar ile mevcut Suriye Ordusu personelinin birlikte yer almasının hedeflendiği belirtildi.
Yeni yapılanmanın doğrudan Suriye Savunma Bakanlığına bağlı olacağı bilgisi paylaşıldı.
Şam Yönetimi’nin, YPG’nin kadın yapılanması olan YPJ mensuplarının ordu bünyesine alınması yönündeki talebi ise kabul etmediği bildirildi.
Bu başlık, entegrasyon sürecindeki temel kırılma noktalarından biri olarak öne çıktı.
AYN EL ARAB BOŞALTILIYOR Yerel kaynaklar ve sahadan paylaşılan görüntülere göre, varılan anlaşma gereği Ayn el Arab (Kobani)’da bulunan YPG militanları kentten çıkarılmaya başlandı.
İlk etapta bu unsurların Haseke yönüne sevk edildiği aktarıldı.
Sevkin, güvenlik gerekçesiyle kontrollü biçimde yürütüldüğü, süreçte Suriye güvenlik birimlerinin koordinasyonu sağladığı ifade edildi.
Kobani çevresindeki bazı kırsal alanlarda ise askeri hareketliliğin azaldığı bildirildi.
PKK/SDG YENİ DIŞ DESTEK ARIYOR Sahadaki askeri düzenlemelere karşın, siyasi başlıklarda sürecin tamamlanmadığı görülüyor.
Brüksel’de Avrupa Parlamentosu binasında düzenlenen “Türkiye ve Kürtler Diyalogda” başlıklı toplantıya, PKK/YPG elebaşlarından İlham Ahmed ve Rohilat Afrin katılmıştı.
Ahmed bu toplantı sonrası Rudaw’a verdiği geniş röportajda, entegrasyon sürecinde bazı maddelerin uygulanmaya başladığını, ancak temel dosyaların hâlâ açık olduğunu kaydetti.
Ahmed, askeri güçlerin ve iç güvenlik unsurlarının entegrasyonuna ilişkin bazı adımların sahada hayata geçtiğini, buna karşın “Kürtlerin Şam’daki temsili, parlamento meselesi ve anayasa sürecinin henüz netleşmediğini” ifade etti.
Ahmed anlaşmanın önemli başlıklarından biri olan esir takası konusunda da ilerleme sağlanamadığını, her iki tarafın elinde yüzlerce tutuklu bulunduğunu, ancak kapsamlı bir takasın henüz olmadığını belirtti.
Petrol sahaları, sınırlar ve havalimanlarının yönetimi konusuna da değinen Ahmed, Haseke vilayeti için bir denge arayışı olduğunu söyledi. “Kaynaklar türüne göre değerlendirilecek.
Örneğin petrol merkezidir.
Sınırlar merkezidir ancak bölge halkının o gücün içinde yer almasını söyledik.
Havalimanında da bölge halkı çalışan olarak görev yapacak ama yönetim merkezi olacak.” dedi.
Şam Süveyda’da temkinli ama kararlı Suriye’nin güneyinde de yeniden hareketlenmeler yaşanıyor.
İsrail destekli Hikmet el-Hicri öncülüğündeki Dürzi milisler son haftalarda Süveyda’nın kent merkezinde İsrail bayraklı eylemler yaparak ‘özerklik’ çağrıları yapıyordu.
Süreci bir süredir izleyen Suriye Hükûmeti, ayrılıkçı Dürzi grup ile esir takası yapma adımı attı.
Suriye Kızılayı ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi eşliğinde yapılan takasta, hükûmet 61 kişiyi serbest bıraktı.
Hicri’ye bağlı gruplar ise 25 kişiyi salıverdi.
Takas, Süveyda’nın kuzeyindeki Almutanah kontrol noktasında güvenlik önlemleri altında tamamlandı.
Bölgede ikinci bir takasın daha gündemde olduğu bildirildi. “Ulusal Muhafızlar” olarak anılan bir grupla, Süveyda’dan 61 tutukluya karşılık Suriye Ordusu ve güvenlik güçlerinden 30 personelin serbest bırakılmasını içeren bir takasın kısa süre içinde başlaması bekleniyor.
ABD Suriye Özel Elçisi Tom Barrack, son takası istikrar yolunda önemli bir adım olarak değerlendirdi ve Washington’un sürecin Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile koordinasyon içinde yürütülmesine katkı sunduğunu açıkladı.
ÖNCELİK DİPLOMASİ İsrail’in güney Suriye’ye ilişkin pozisyonunu koruduğu görülürken, Süveyda dosyasında askeri önlemlere öncelik verilmiyor.
Şam Yönetimi, güneyde adımlarını kademeli biçimde atıyor.
Diplomatik temaslar ve arabuluculuk kanalları açık tutuluyor.
Şam yönetimi güney hattında askeri değil, çok katmanlı bir yol izliyor.
Esir takasları ve yerel temaslar sürerken, devlet otoritesinin yeniden tesisi hedefi gündemde tutuluyor.
Suriye’de hükûmete yakın bazı yerel haber sitelerine göre bölgede diplomasinin durduğu yerde Şam Suriye’nin kuzeyine olduğu gibi güneyine de silahlı operasyon için hazırlık yapıyor.
ABD’den Şam’a ‘Çin’ baskısı ABD’nin Suriye’ye yönelik temaslarında iletişim altyapısı başlığı öne çıktı.
Reuters’e konuşan üç kaynağa göre, ABD Yönetimi Şam’a, iletişim sektöründe Çin teknolojisine bağımlı kalınmaması yönünde uyarıda bulundu.
Bu mesajın, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile Suriye İletişim Bakanı arasında San Francisco’da yapılan ve kamuoyuna açıklanmayan bir toplantıda iletildiği bildirildi.
ABD tarafı, Çin menşeli ekipmanların ulusal güvenlik riski oluşturduğunu belirtti.
Suriye iletişim altyapısının büyük ölçüde Çin teknolojisine dayandığı kaydediliyor.
Huawei ekipmanlarının, ülkedeki iki ana operatör olan Syriatel ve MTN altyapısının yüzde 50’sinden fazlasını oluşturduğu aktarıldı.
Suriye İletişim Bakanlığı, altyapı kararlarının teknik ve ulusal güvenlik kriterlerine göre alındığını bildirdi.
Tedarikçi çeşitliliğinin hedeflendiği ifade edildi.
ABD yaptırımlarının Amerikan teknolojilerinin Suriye pazarına girişini zorlaştırdığı da kaydedildi.
RİYAD’DAN HAMLE İletişim sektöründe dikkat çeken bir diğer gelişme, Suudi Arabistan merkezli STC’nin açıkladığı yatırım oldu.
Şirketin, Suriye’yi bölgesel ve küresel ağlara bağlayacak yaklaşık 4 bin 500 kilometrelik fiber optik hat için 800 milyon dolarlık yatırım planladığı duyuruldu.
Bu adım, savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde iletişim altyapısının stratejik önemini bir kez daha gündeme getirdi.