Haber Detayı
Yaşar Kemal’in ‘güzel insanları’ güzel miydi? Ağalığa yakılan ağıt
11 yıl önce aramızdan ayrılan Yaşar Kemal, ‘O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler.’ sözüyle anılıyor. Kemal’in güzel insanlarının kim olduğu ise hala tartışılıyor. Usta yazarın bir yandan kapitalizmin yarattığı sömürü ilişkilerini eleştirirken diğer yandan feodal beyleri savunması tezat.
Türk edebiyatının usta kalemi Yaşar Kemal 28 Şubat 2015’te 92 yaşında hayatını kaybetti.
İnce Memed, Çakırcalı Efe, Yılanı Öldürseler, Demirciler Çarşısı Cinayeti gibi pek çok eser bırakan Kemal, ova ve dağ çatışmasını konu edindi.
Nobel Ödülü’ne de aday gösterilen Kemal, Türk edebiyatındaki yerini korumaya devam ediyor.
Ömrü boyunca iyiyi güzeli anlatmaya çalışan Yaşar Kemal’in bu kavramlarla ne kast ettiği ise son dönemde edebiyatın başlıca tartışma konuları arasında.
YAŞAR KEMAL’İN FEODALİZM ÇELİŞKİSİ Yaşar Kemal’in Akçasazın Ağaları serisinin ilk kitabı olan Demirciler Çarşısı Cinayeti’nde geçen ve bugün hemen hemen herkesin dilinde dolaşan “O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler.” sözü, ardında büyük bir sınıfsal hüznü barındırıyor.
Aslında bu söz yitip giden insanlık erdemini simgelemekten çok uzak.
Metinlerin arka planı incelendiğinde Yaşar Kemal’in iyi insanlarının aşiret reislerinin ve toprak ağalarının olduğu anlaşılıyor.
Çukurova’daki makineleşmenin ardından ortaya çıkan sömürü ilişkilerini eleştiren usta yazarın bu tutumuyla feodal düzeni “mertlik” olarak nitelendirmesi arasında bir tezat oluşuyor.
Kemal’in Yılanı “Öldürseler” romanında Çukurova’yı tümden hedef alarak, “Çukurova insanları gittikçe zalim, kötü, sevgisiz oluyorlarmış.” tanımlamasını yapması da feodal düzene olan özlemin bir yansıması olarak gösteriliyor.
İNCE MEMED’İN NAMLUSUNDA CUMHURİYET VAR Kemal’in “eski dünya” özlemi, otuz iki yıla yayılan başyapıtı “İnce Memed” serisinde çarpıcı biçimde kendisini gösterir.
Romanın ilk ciltlerinde Abdi Ağa’nın şahsında köylüye uygulanan zulme karşı dağa çıkan İnce Memed’in namlusu, ilerleyen bölümlerde yapısal bir eksen kayması yaşar.
İsyanın yeni hedefi artık sadece yozlaşmış ağalar değil; traktör sahibi yeni kapitalist çiftçiler, kasaba eşrafı ve bizzat Ankara’yı temsil eden Cumhuriyet bürokratlarıdır.
Özellikle serinin üçüncü ve dördüncü ciltlerinde Ankara, feodaliteyi tasfiye eden kurumlarıyla açık bir hedefe dönüşür.
Romanda Cumhuriyet’in temsilcisi olan güçler ve yeni düzen, “Cumhuriyet kurulduğundan bu yana Anadolu’nun doğusunda, batısında, güneyinde, bütün yurdun üstünde kara bir fırtına gibi esmiş, bir yangın yeli gibi bu başkaldırıcı hain köylünün üstünden geçmiş.” sözleriyle betimlenerek, devletin modernleşme adımları bir zulüm makinesi gibi resmedilir.
Bu yeni düzende “at”, isyanın, yiğitliğin ve konar-göçer obaların o el değmemiş dünyasının sembolü olarak yüceltilirken; “araba” ve traktör, sömürünün, yozlaşmanın ve Cumhuriyet’in soğuk yüzü olarak gösterilir.
KISACA YAŞAR KEMAL Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli olan usta edebiyatçı, 1923 yılında Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite Köyü’nde dünyaya geldi.
Gençliğinde ırgat kâtipliği, pamuk işçiliği ve traktör sürücülüğü gibi ağır işlerde çalıştı. 1940’lı yılların başında Abidin Dino ve Pertev Naili Boratav gibi isimlerle sol siyaset ve edebiyat çevresinde yer aldı. 1952’de yayımlanan “Sarı Sıcak” öykü kitabı ve ardından kaleme aldığı “İnce Memed” ile dünya çapında tanındı.
Yaşamı boyunca sayısız ulusal ve uluslararası prestijli ödülün sahibi olan, aynı zamanda Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türk yazar unvanını taşıyan Yaşar Kemal, ardında devasa bir kültür mirası bırakarak 28 Şubat 2015’te aramızdan ayrıldı.