Haber Detayı

AB, ihalelerini Yeni Zelanda modeli ile 'kendine saklayacak
Ekonomi ekonomim.com
26/02/2026 00:00 (1 saat önce)

AB, ihalelerini Yeni Zelanda modeli ile 'kendine saklayacak

Yeni Zelanda Kamu İhale Yasası’nın 25 ve 26. Maddelerini daha da genişleterek uygulamaya almayı planlayan AB, kamu ihalelerine katılacak tedarikçi adaylarını 26. Madde gereğince ‘ulusal güvenlik’ kriteri çerçevesinde değerlendirmeyi öngördü. İhalelere katılacak tedarikçiler, subjektif değerlendirmelerin dışında, önceden hazırlanmış matrisler aracılığıyla sorulan sorulara verdikleri yanıtlara göre ‘otomatik olarak’ da değerlendirilerek ya ihalelere kabul edilecek ya da devre dışı bırakılacak.

LEVENT AKBAY Türkiye’nin kamu alımları sistemini rekabete açık bulmayan AB, Çin korkusu nedeniyle kendi kamu ihalelerini yabancı sermayeye kapamak için Yeni Zelanda modelini adapte ederek uygulamaya geçecek.

Yeni Zelanda Kamu İhale Yasası’nın 25 ve 26. maddelerini daha da genişletip daha da sertleştirerek uygulamaya almayı planlayan AB, kamu ihalelerine katılacak tedarikçi adaylarını ekonomik gerekçeler bir yana artık ‘ulusal güvenlik’ kriteri çerçevesinde değerlendirecek.

Bu kapsamda AB kamu ihalelerine katılacak tedarikçi adayları, yapılacak subjektif değerlendirmelerin dışında, daha önce hazırlanmış matrisler aracılığıyla sorulan sorulara verdikleri yanıtlara göre ‘otomatik olarak’ da değerlendirilerek ya ihalelere kabul edilecek ya da devre dışı bırakılacaklar.

İhalelere katılacak firmaların ‘gerçek kimliği’nin ortaya çıkarılması, yatırım fonu sahipliğindeki şirketlerin bile kime ait olduğunun belirlenmesine yönelik sistemler geliştirilmesi, AB’deki ‘Çin ortaklığı’ endişesinin büyüklüğünü ortaya koydu.

AB, Kasım 2025’te yayınladığı Türkiye Ülke Raporu’nda kamu alımları konusunda Türkiye’nin AB müktesebatıyla uyumsuz olan istisnaları kaldırması ve ayrımcı yerli fiyat avantajlarından ve ofset uygulamalarından kaçınması gerektiğini dile getirerek “2026’da kamu alımları mevzuatını değiştirin.” uyarısında bulunmuştu.

AB kamu alımlarına büyük bariyer getirecek Endüstriyel Dekarbonizasyon Hızlandırma Yasası kapsamında Çin rekabetine karşı başta ‘Made in Europe’ olmak üzere planladığı önlemler setini görüşmeyi sürdürerek mart ayına erteleyen AB organları, kamu alımlarından yabancı sermayeyi ‘çok seçici’ olarak yararlandırmak üzere harekete geçti.

Kamu alımlarına katılacak firmalarda Çin sızıntısı olmaması için hisse yapılarına kadar kontroller getirmeyi içeren AB mevzuatının yeni şeklinde tedarikçilerin kritik bilgilere erişip erişemeyecekleri kontrol altında tutulacak.

Polis denetimi de gündeme gelebilir AB Komisyonu yabancı sermayeye karşı kamu alımlarında oluşturulacak büyük bariyerin hukuki temelini Yeni Zelanda’nın kamu alımlarına ilişkin mevzuatından almaya karar verdi.

Bu amaçla kullanılacak Yeni Zelanda yasasının 25 ve 26. maddeleri kamu alımlarında ulusal güvenlik nedeniyle getirilen sert kısıtlamaları içeriyor.

Yapılan araştırma, soruşturma ve değerlendirmelerde ilgili otoritenin kamu alımlarına ilişkin ihalelerde bazı firmaları devre dışı bırakabilmelerine imkân tanınıyor.

Kamu ihalelerine girecek yabancı sermayeli şirketleri değerlendirmek üzere bir ucu polis kontrolüne kadar uzanan değerlendirmelerin yanı sıra logaritmik sorgulara benzeyen matrisler de kullanılıyor.

İhalelere katılacak olan ya da katılan firmalara sorulacak sorulara alınacak yanıtlara göre araştırmanın derinleştirilerek ihaleden çıkarmanın yanı sıra polis denetimine götürmeye kadar uzanan bir süreç içeriyor.

Yeni Zelanda İhale Yasası 26. maddesi ile ulusal güvenlik tehdidi değerlendirilecek İhaleye katılacak firmaların ulusal güvenliğe veya hassas hükümet bilgilerinin gizliliğine yönelik bir tehdit taşıyıp taşımadıkları değerlendirilecek.

Kamu kurumları tedarik planlamalarını yaparken ulusal güvenlik risklerini belirlemek için ‘hazırlanmış bir risk değerlendirme aracı’ kullanacak.

Bir tehdit elde edilirse tedarikçinin ihaleye katılımı önlenecek.

Risk değerlendirme aracı, kurumların tedarik süreçlerinde ulusal güvenlik risklerini belirlemelerine ve yönetmelerine yardımcı olacak.

Ulusal güvenliğe yönelik önemli bir riskin nerede olabileceğini ve bunu azaltmak veya yönetmek için neler yapılması gerektiğini bu ‘araç’ belirleyecek.

Bu kapsamda hazırlanan matriste yer alan sorulara ‘evet’ yanıtı verilmesi halinde kılavuzda yer alan sorular yanıtlanmaya devam edilerek, artan risk netleştirilecek.

AB Komisyonu 4 Kasım 2025 Raporu’nda uyarmıştı: 2026’da şeffaflığı artırın AB Türkiye Raporu’nda kamu alımları alanında Türkiye’nin orta düzeyde hazırlıklı olduğunu, raporlama döneminde bu alanda ilerleme kaydetmediğini belirterek “AB müktesebatıyla uyum konusunda hâlâ önemli eksiklikler bulunmaktadır.

Komisyonun geçen yılki tavsiyeleri yerine getirilmemiştir ve bu nedenle hâlâ geçerlidir.” değerlendirmesini yapmıştı.

Ayrıca 2026’da yerli tedarikçilerin azaltılması anlamına gelecek şu isteklerde bulunmuştu: Teşvikler de eleştirilmişti Raporda teşvik politikaları da eleştirilerek; “Kamu alımları uygulamalarının AB sanayi politikası ilkeleriyle uyumluluğuna, büyük yatırımlara yönelik devlet desteklerinde şeffaflık eksikliği ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğüne ilişkin endişeler devam etmektedir.

Komisyonun geçen yılki tavsiyelerinin yalnızca bir kısmı yerine getirilmiştir ve bu nedenle söz konusu tavsiyeler hâlâ geçerlidir.

AB’nin sanayi politikası ilkeleriyle bağdaşmayan kamu alımları fiyat primlerini kaldırması ve bunların yerine inovasyonu teşvik eden önlemler getirmesi gereklidir” denilmişti.

Yeni Zelanda İhale Yasası 25. maddesi: tedarikçi için ‘özenli’ durum tespiti… Sözleşmeyi müzakere etmeden veya vermeden önce tercih edilen tedarikçi veya sağlayıcı hakkında gerekli tüm incelemeler yapılarak öncelikle kimlikleri ve finansal geçmişleri doğrulanacak.

Benzer araştırmaların dışında şirketlerden; denetlenmiş hesapların analizi, kredi kontrolleri, geçerli sigorta belgesi, uyumluluk sertifikaları/akreditasyonları, polis kontrolü veya güvenlik izni, personel güvenlik kapasitesi gibi evraklar da istenebilecek.

Şirketin tedarikçilerinden, müşterilerinden, muhasebecisi ya da banka müdürlerinden de bilgi istenebilecek.

Ayrıca hazırlanan bir doğrulama matrisi kapsamında yer alan soruların yanıtlanması ve bir ‘doğrulama paneli’ne verilmesi yoluyla da sonuca ulaşılabilecek.

Yabancı sermaye endişesi kamu alımları ile sınırlı değil AB’nin yabancı sermaye yönelik önlemler kamu alımları ile de sınırlı değil.

AB kritik ve stratejik sektörlerde yapılacak yatırımlarda da kısıtlamalar getiriyor.

Bu amaçla AB ülkelerine yönelen belli büyüklük üzerindeki yabancı sermayenin yüzde 49 hisseyi aşamayacağına ilişkin kural getiriliyor.

Hazırlanan mevzuatta yabancı yatırımlar için hiçbir istisna tanınmaksızın; “Stratejik özerkliği korumak ve Birlik içindeki gelişmekte olan kilit stratejik sektörler için temel çıkarları güvence altına almak amacıyla, yabancı yatırımcıların Birlik işletmelerinde ve varlıklarında edinebilecekleri mülkiyet ve kontrolün kapsamına sınırlar olmalıdır.

Buna göre, yabancı yatırımcılar, doğrudan veya dolaylı olarak, herhangi bir Birlik hedefinde sermayenin yüzde kırk dokuzunu aşan mülkiyet hakları kuramaz, edinemez, elinde tutamaz veya kullanamaz; ayrıca eşdeğer mülkiyet, kiralama hakkı veya Birlik varlığı üzerinde kontrol sağlayan diğer hakları da kuramaz veya elde edemez.” ifadesi kullanılıyor. 26. madde uyarınca riski artıran hususlar İmzalanacak sözleşmenin tedarikçiye hassas mekânlara, büyük miktarda veya hassas veri içeren dosyalara, üniversiteler ve devlet kuruluşların bilişim teknolojisi verilerine, altyapı, vergi, savunma gibi hizmetlerin altyapılarına ulaşma izni içermesi halinde risk daha da artacak.

Tedarikçi şirketin yabancı bir devlete ait olup olmadığı veya onun kontrolünde olup olmadığı araştırılacak.

Aynı şekilde yabancı bir devletin varlık fonları da dahil olmak üzere, hisselerinin kime ait olduğuna bakılacak.

Tedarikçinin tedarikçilerinin de dijital ya da fiziksel varlıklarına erişip erişemeyeceğine bakılacak.

AB müktesebatıyla daha uyumlu hale getirilecek Kamu ihale mevzuatını, kamu hizmetleri, imtiyazlar ve kamu-özel sektör ortaklıklarını kapsayacak biçimde AB müktesebatıyla daha uyumlu hâle getirecek ve şeffaflığı artıracak şekilde tadil etmesi; Pazarlık usulünün aşırı düzeyde kullanımını azaltması ve sözleşme performansının değerlendirilmesine ve sözleşme yönetiminin ve kamu alım süreçlerinin etkililik bakımından incelenmesine yönelik araçlar geliştirmesi; AB müktesebatıyla uyumsuz olan istisnaları kaldırması ve ayrımcı yerli fiyat avantajlarından ve ofset uygulamalarından kaçınması gerekmektedir.

Kamu İhale Kurumundan ayrı olarak, tamamen bağımsız bir Kamu Alımları İnceleme Kurulu oluşturulması ve Kurul üyelerinin bağımsızlığının sağlanması hâlâ önceliklidir.

İlgili Sitenin Haberleri