Haber Detayı
AB–Hindistan STA’sı için “ticaret sapması” uyarısı
EBSO Başkanı Ender Yorgancılar, AB ile Hindistan arasında hayata geçirilecek serbest ticaret anlaşmasının Türk sanayicisi için ciddi riskler barındırdığını belirterek, malların AB üzerinden gümrüksüz Türkiye’ye girmesinin “ticaret sapması” yaratacağını söyledi.
Özlem SARSINEge Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, şubat ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada Avrupa Birliği ile Hindistan arasında hayata geçirilmesi planlanan serbest ticaret anlaşmasının Türkiye açısından ciddi bir “ticaret sapması” riski doğurduğunu söyledi.
Yorgancılar, Hindistan menşeli ürünlerin önce AB’ye girip serbest dolaşıma dahil olduktan sonra Türkiye’ye gümrüksüz şekilde gönderilebileceğine dikkat çekerek, bunun yerli üretici üzerinde ağır bir baskı oluşturacağını ifade etti.Yorgancılar, sistemi somut bir örnekle anlatarak, Hindistan’dan 3 dolara AB’ye ihraç edilen bir ürünün, AB içinde gümrük vergisi sıfırlandıktan sonra nakliye eklenerek 4 dolara Türkiye’ye satılabileceğini söyledi. “Aynı ürün Hindistan’dan doğrudan ithal edilse gümrük vergisine tabi olacak.
Ancak AB üzerinden geldiğinde vergisiz giriş yapabilecek.
Bunun adı ticaret sapmasıdır ve en büyük zararı da Türkiye’deki sanayici görecektir” diyen Yorgancılar, bu risk karşısında mutlaka koruma mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini vurguladı.“Türkiye bu yapılanmanın dışında kalamaz”Hindistan’ın yılda ortalama yüzde 6,5 büyüyen, genç nüfusu yüksek ve güçlü iç pazara sahip bir ekonomi olarak dünya ticaretinde hızla yükseldiğini belirten Yorgancılar, ABD’nin Çin’e yönelik tarife politikaları ve AB’nin Hindistan’la geliştirdiği ticari ilişkilerin bu ülkenin rekabet gücünü daha da artırdığını söyledi.
Bir yıl önce aynı kürsüden bu gelişmelere dikkat çektiklerini hatırlatan Yorgancılar, gelinen noktada öngörülerinin gerçekleştiğini ifade etti.AB’nin ticaret rotasını ve küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğini belirten Yorgancılar, bu dönüşümün dışında kalmanın Türkiye için ciddi pazar kaybı anlamına geleceğini söyledi. “Bu yeni ticaret mimarisinin dışında kalma lüksümüz yok” diyen Yorgancılar, Türkiye’nin hem kendi serbest ticaret anlaşmalarını artırması hem de AB’nin imzaladığı anlaşmalara eş zamanlı dahil edilmesinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.Gümrük vergilerinde kademeli sıfırlamaAB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın kapsamının oldukça geniş olduğunu vurgulayan Yorgancılar, anlaşmanın yalnızca malların serbest dolaşımını değil; hizmetleri, işlenmiş ve işlenmemiş tarım ürünlerini, yatırımları ve teknoloji transferini de kapsadığını belirtti.
Yaklaşık iki milyar nüfusu ilgilendiren bu düzenlemenin iki taraf açısından da ekonomik güvenlik stratejisi niteliği taşıdığını ifade etti.Anlaşma kapsamında bazı ürünlerde beş ila on yıl içinde gümrük vergilerinin kademeli olarak kaldırılacağını, malların yaklaşık yüzde 90’ında vergilerin sıfırlanmasının öngörüldüğünü kaydeden Yorgancılar, bunun birçok sektörü doğrudan etkileyeceğini söyledi.
Tekstil, hazır giyim, otomotiv yan sanayi, çelik, kimya ve yazılım başta olmak üzere pek çok alanda rekabet baskısının artacağını dile getiren Yorgancılar, “Bu sadece birkaç sektörü değil, dolaylı olarak tüm üretim yapımızı ilgilendiren bir gelişme” dedi.AB’nin bugüne kadar 82 serbest ticaret anlaşması imzaladığını, Türkiye’nin ise 22 anlaşmada kaldığını hatırlatan Yorgancılar, ilgili bakanlıkların daha proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi çerçevesinde, Birliğin taraf olduğu anlaşmalara zamanında ve eş koşullarda dahil edilmesinin hayati önem taşıdığını belirten Yorgancılar, aksi halde hem pazar kaybı hem de rekabet gücünde aşınma yaşanabileceği uyarısında bulundu.Adnan Bali: Sanayici süreci iliklerine kadar hissediyorTürkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, EBSO Meclis toplantısında yaptığı değerlendirmede, ekonominin potansiyelinin altında büyüdüğü, enflasyonun dirençli seyrettiği ve finansman maliyetlerinin yüksek kaldığı bir konjonktürde reel sektörün ciddi baskı altında olduğunu söyledi.Kredilerin milli gelire oranının uzun dönemde yüzde 60’lar seviyesinden 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 36-37 bandına gerilediğini belirten Bali, bunun 2008 küresel kriz dönemindeki seviyelere işaret ettiğini ifade etti.
Ticari kredilerin milli gelir içindeki payının yüzde 54’ten yüzde 28’e düştüğünü, uzun vadeli yatırımların finansmanında kullanılan yabancı para kredilerin payının ise yüzde 28’den yüzde 14’e gerilediğini kaydetti.Bu tablo içinde özellikle kurumsal ve ticari segmentte faaliyet gösteren firmaların daha fazla zorlandığını dile getiren Bali, hem iç talepteki zayıflık hem de artan girdi ve iş gücü maliyetleri nedeniyle şirketlerin fiyatlama gücünün aşındığını vurguladı.
İhracat tarafında kur baskısı, iç pazarda ise talep yetersizliği nedeniyle maliyet artışlarının nihai fiyatlara yansıtılamadığını söyledi.2025 yılının yaklaşık yüzde 3,5 büyüme ile tamamlanacağını öngördüklerini, 2026’da ise yüzde 4 civarında bir büyüme beklendiğini belirten Bali, bu oranların enflasyonla mücadele süreci dikkate alındığında makul görünse de, genç nüfusu yüksek ve istihdam yaratma zorunluluğu bulunan bir ekonomi için yetersiz kaldığını ifade etti.Enflasyonda 2026 sonu için yüzde 23-25 aralığında bir tahmin paylaştıklarını belirten Bali, politika faizinin yıl sonunda yüzde 30 civarına, hatta altına gerileyebileceğini söyledi.
Ancak hem reel sektörde hem bankacılıkta marjların daraldığını, kârlılık üzerinde ciddi baskı oluştuğunu kaydetti.Bali, firmalara verimlilik artışı, sıkı gider yönetimi ve bilanço disiplini çağrısında bulunarak, cari gelir üretmeyen atıl varlıkların elden çıkarılmasının bu dönemde kritik önemde olduğunu vurguladı. “Borcunuz gider üretmeye devam ederken, gelir yaratmayan varlıklarla vedalaşmak zorundasınız” mesajı verdi.