Haber Detayı
Bahçeli'den önemli mesajlar: Kayyum, İmralı, şike, Ramazan Genelgesi...
MHP lideri Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan ayı genelgesi ile ilgili "Yaygara koparanlar yobaz değil mi?" dedi. Bakan Yusuf Tekin'e destek verdi. Bahçeli PKK elebaşı Öcalan'ın da 'statüsünün' tartışılması gerektiğini ileri sürdü. " Böyle bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacak" diye sordu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.- Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat 2026 tarihinde Ramazan ayı etkinlikleri konulu bir genelge yayınlamıştır.
Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır.
Takdir ve tebrik ediyoruz.
Yine bu günlerde dağa taşa Allah dedirten her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen Kabe'de Hacılar Hu der Allah isimli ilahi ve bu ilahi seslendiren kardeşlerimizi de gönülden alkışlıyoruz.- Bu genelgenin neresi yanlıştır?
Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz.
Türkiye'nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare en küçük bir delil göreniniz var mıdır?
Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir?
Maarifin kalbinde Ramazan şenliklerinin neresinde sakınca vardır?
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yönetici taifesi hele bir anlatsın da duyalım, öğrenelim."ÇÜRÜK AYDINLAR..."- Ruhunu iblisin emanetine veren çürük aydınlar ne istediklerini açın yüreklilikle hele bir söylesinler.
Kültürel mirasımızı güçlendiren paylaşma ve birlikte olma bilincini teşvik eden samimi faaliyetlerin neresinde pürüz?
Neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusudur?- Sözde uzman ve akademisyenlerden mürekkep 168 kişi bir araya gelerek laikliğe birlikte savunuyoruz başlığıyla imzaladıkları bir bildiriyi kamuoyuyla paylaşmışlar.
Bana sorarsanız bu 168 kişiyi yan yana üst üste koyup toplasanız bir insan bile etmezler ve demezler.
Diyorlar ki "laikliği savunmak suç değildir" Diyorlar ki "şeriatçı dayatmaları reddediyoruz".
Diyorlar ki "karanlığa teslim olmayacağız".
Alayınız kararlısınız, alayınız karanlıktasınız, haberiniz yok.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı Türkiye'de gerici şeriatçı bir kuşatma varmış.
Allah'a iman etmek gericilikse biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz.- Milli Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 12 Şubat 2026 2026 tarihinde yayınladığı Türkiye Yüzyılı Maarif modeli kapsamında Ramazan ayı etkinlikleri konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyorum."BUNDAN GERİYE DÖNÜŞ YOKTUR"- Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başkent Ankara'dan yönetilen üniter devlet yapısına Türk milleti gerçeği üzerine inşa edilen milli devlet yapısına inançlarımız ile yönetim ilişkilerinin belirlendiği laik devlet yapısına dayanmaktadır.
Bu yapı cumhuriyetimizin kurucu kahramanları ve kadroları tarafından çağın ve ötesinin dikkate alındığı mükemmel bir vizyon ile belirlenmiştir.
Bir devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde konulmuştur.
Başkentimizin Ankara dilimizin Türkçe bayrağımızın Ay Yıldızlı Al Bayrak milli barışımızın İstiklal Marşı olduğu belirlenmiş ve anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır.
Bundan geriye dönüş yoktur.
Taviz kapsama tereddüt veya tenakus söz konusu değildir.VATANDAŞLIK TANIMI- Eşitliğin öne çıkması veya çıkarılması özgürlüğün geri plana itildiği anlamına da gelmemelidir.
Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan her insanımız her kardeşimiz eşit ve özgür vatandaşlar olarak kabul görmüştür.- Hiçbir vatandaşımız ahlaken hukuken ve siyaseten bu ülkede ikinci sınıf insan muamelesi görmemiştir.
Tarih ve kültür vadimizin hangi köşesine bakarsanız bakınız bu topraklar üzerinde ayrımcılığın izini ötekileştirmenin iz düşümünü asla bulamazsınız.
Şu altı çizilmesi lazım gelen hususu da yabana atmıyor yok saymıyorum. 103 yıllık Cumhuriyet tarihinin farklı etaplarında iktidar mevkiinde bulunan bir kısım zevatın şahsi vehimli, ikircikli, önyargılı ve ideolojik tutumundan kaynaklanan dönemsel yanlışları olmuştur.
Ancak bu durum hiçbir zaman devlet ve toplum hayatını sabote edecek derecede ve düzeyde tırmanmamıştır.
Yani Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk neyse Kürt odur.
Kürt neyse Türk de aynısı olmuştur."ŞAŞKOLOZLAR BENİ DİNLEYİN"- Komisyon üyesi 50 milletvekilinden 47'sinin oyu ile ikmal edilen rapor kabul edilmiştir.
Evvela komisyonda görev yapan her milletvekili arkadaşıma huzurlarınızda gönül dolusu teşekkürlerimi iletiyorum.
Terörsüz Türkiye hedefi ile ilgili samimi gayret ve girişimlerin en önemli ayağı Komisyon raporuyla teşekkül etmiştir.
Bahse konu bu rapora sefalet manifestosu diyenlerin bizzat kendileri sefil ve sefildir.
Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabloları yürütmüş ezberleri bozmuştur.
Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır.- Devir Türk ve Türkiye yüzyılı devridir.
Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye'yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. 3. bir göz yabancı bir el dışarıdan bir arabulucu olmaksızın milli iradenin muhterem temsilcileri bir devlet politikası olan terörsüz Türkiye hedefine laiki ve veciği ile hizmet etmişlerdir.
Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır.
Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiş edilmiştir.- Bulanık suda balık avlayan şaşkolozlar iyi dinleyin.
Şu sözlerime tıkanmış kulağınızı verin.
Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini temel anayasal ilkelerini demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır.
Bu kapsamda Türkiye modeli tebarüz etmiştir.
Bölgesel ve küresel tansiyonun yükseldikçe yükseldiği sancılı bir dönemde tek yürek tek tek yürek Türkiye fotoğrafı netleşmiş ve bundan sonraki yol haritası şekillenmiştir.ÇÖZÜM SÜRECİ YASASI- Bölücü terörün kanlı döngüsünü kıran Türk Kürt kardeşliği ilelebet payidar kalacaktır.
Kardeşlik hukukumuz tek millet gerçeğimiz iyice kök salacaktır.
Silahların susmasıyla siyaset konuşacak, konuşacaktır.- Bölücü terör örgütünün münfesih olmasının yanında silah bırakılmasının güvenlik ve istihbarat kurumlarımızca takibi teyidi ve ölçülebilir kriterleri netleşir netleşmez hukuki düzenlemelerin süratle ve şeffaflıkla hayata geçmesi mümkün hale gelecektir.- Adalet duygusunu zedelemeden şehitlerimizin hatıralarını lekelemeden gazilerimizin mücadelelerine gölge düşürmeden silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleştirilecektir.TERÖRİSTBAŞININ STATÜSÜ- Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK'nın kurucu önderliğinin büyük bir dahli ve payı vardır.
Bu çağrı aynı şekilde KCK'ya da bağlamaktadır.
Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır.
Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bileşiktir.
O halde bundan sonrası da planlanan atılımların yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?
PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?
Böyle bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır?
Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?
Samimiyetle bu tartışma yapılmalı.KAYYUM ÇAĞRISINI YİNELEDİ- Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı ve çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli.
İki Ahmet'in makamlarına oturması da sağlanmalıdır.
Biz yeryüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız.